Kitap Künyesi
Yazar: Turan Dursun
Yayın Evi: Kaynak Yayıncılık
İSBN: 9789753434706
Sayfa Sayısı: 414
--reklam--
Din Bu-2: Hz.Muhammed Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
En eski "kutsal kitap" hangisidir? "Kutsal kitaplar" birbirlerinden nasıl etkilenmişlerdir? "Kutsal Kitaplar", kendi dışından neler almışlardır? Gözleri "göğe çevrik" insanlar nasıl insanlardır? Muhammed'e göre, Muhammed'in "iman"ı nereli? "Tanrı"lar "erkek" olunca "kadın" hangi noktada kalmıştır. Önce: "Kur'an'ın kaynakları", sonra da öbürleri. Yeryüzünde "kutsal kitaplar"ı önce kendi içlerinde incelemeye çalıştım. Ardından bunları birbirleriyle karşılaştırdım. Hangisinde hangisinden ne ölçüde etkiler, alıntılar var; belirtmeye çalıştım. "Kutsal kitaplar" diye bilinenlerin, kendilerinden önceki yasalardan, örneğin bir Hammurabi yasalarından, ayrıca "söylence"lerden (efsanelerden), örneğin Sümer söylencelerinden ve ötekilerden neler almışlarsa araştırmam ölçüsünde belirtmeye çalıştım.
--reklam--
Din Bu-2: Hz.Muhammed Alıntıları - Sözleri
- İslamcılara bakarsanız şöyle açıklanabilir: - Peygamber, kimi kadınlara "acımıştı" da o nedenle almıştı onları. Önce bunun hiç olamayacağını, gerçeklerle hiçbir biçimde bağdaşmadığını belirtelim. Yoksul, çaresiz kadın mı toplamıştı Muhammed? Hangisi bu durum daydı? O çağda, o yörelerde sayılamayacak kadar yoksul, çaresiz kadın vardı. Muhammed onların hangi birini alacaktı? Bu amaca yönelseydi başa çıkabilir miydi? Sonra "yoksuf'un, "çaresiz"in sorunu çözme yolu; onunla Muhammed'in evlenmesi miydi? Peygamber, kimileriyle de "siyasi sebepler"le evlenmişti. Muhammed bir Bunu diyen İslamcdara şunu sormak gerekir: Muhammed bir Peygamber idiyse, böyle "siyasi sebepler"e neden gerek duyuyordu? "Tanrı"sınm yardımı yeterli değil miydi? Bu yardım yeterli değil miydi de, bir sürü kadın topladı? Hem de bir kesimi genç, körpe... Ve bu kadınları, kimseyle evlenmeleri müm kün olmayan birer "ebedî dul" olarak bıraktı kendisinden sonra. Bu kadınlar on dan sonra kimseyle evlenememeye hükümlüydüler. Çünkü hepsi de "müminlerin anaları" olarak Kur'an'a geçirilmişti. (Bkz. Ahzâb Suresi, 6. ayet.) Bunlardan ki mi, Âişe, Cüveyriyye gibi 18-19 yaşında "dul" kalmışlardı. "Çocuk yaşta dullar." İleri sürülen "siyasi sebepler" bunu da mı gerektirmişti? Muhammed'in çok karı ve cariye almasında, o dönemlerde, Araplarda geçer li olan neydiyse oydu etken: Cinsel istek ve onun gereği. En azından, başta bu geliyordu. "Bir taşla birkaç kuş vurmalar" da oluyordu kuşkusuz. Ama temel et keni gözden kaçırmamak gerekir. İslamcılar, "Peygamberimiz nefsani arzularına göre davranmıyordu, hanımla rı da nefsani arzularla alınmamıştı" diye dursunlar; ayetler, hadisler ve de gerçek ler ortada.
- - Müslümanlıkta namaz abdestiyle, boy abdestiyle "taharet" var. - Sâbiîlikte de bu var. - Müslümanlıkta "vakit"leriyle "namaz" var. "Beş vakit." - Sâbiîlikte de bu var. Aynı saatlerde, "üçü farz" altı vakit. - Müslümanlıktaki "namazlar", cenaze namazının dışında, "rüku'lu, "secde"lidir, "rekât"lar vardır. - Sâbiîlikteki "namazlar" da böyledir. - Müslümanlıktaki namazlardan "cenaze namazı", dua sayıldığı için "rükusuz "secde"sizdir. - Sâbiîlikte de cenaze namazı böyledir . - Müslümanlıkta oruç vardır. - Sâbiîlikte de vardır. - Müslümanlıkta "farz" oruçlar "bir ay"dır. Bu ay da kimi zaman 29, kimi za man 30 gün çeker. - Sâbiîlikte de böyledir. - Müslümanlıkta "farz oruç"larınm yanında, isteğe bağlı ve "nafile" adı veri len oruçlar vardır. - Sâbiîlikte de böyledir. - Müslümanlıkta "fıtr bayramı" adı verilen "ramazan bayramı" vardır. - Sâbiîlikte de bu ad ve nitelikte bayram vardır. - Müslümanlıkta "kurban" vardır. - Sâbiîlikte de vardır. - Müslümanlıkta "hac" vardır. - Sâbiîlikte de vardır. - Müslümanlıkta Kâbe, "Tann'mn evi"dir ve "kutsak'dır. - Sâbiîlikte de böyledir. - Müslümanlıkta ibadet için "tapınak"lar (camiler, mescidler) vardır. - Sâbiîlikte de... - Müslümanlıkta "kutsal kitap" vardır. - Sâbiîlikte de... - Müslümanlıkta "peygamber", peygamberler vardır. - Sâbiîlikte de...
- Kur'an, başka toplumları değil, 'Araplar'ı 'muhatap' almıştır. Türk toplumuna, İslam Şeriatı'nı kaldırıp atarak uygarlık yolunu gösteren Atatürk, 'İslam' için boşuna 'Arap Dini' demez.
- "Bir adam karısını yatağına (cinsel ilişki için) çağırsa da, kadın yanaşmazsa, o sırada cinsel ilişkide bulunmazsa ve bu yüzden kocası geceyi öfkeli-sinirli olarak geçirse, melekler o kadına, sabaha değin lanet ederler."
- Allah’ın yardımı olmadan hiçbir şey olmaz.
- Güneş bir yere geldiğinde bir namaz, başka bir yere geldiğinde bir başka namaz, doğması yaklaştığında bir namaz, battığında bir başka namaz kılınır. Oruç da, güneş ışınları yokken (tanyeri ağarmadan önce) tutulur, güneş batınca bozulur.
- Aişe’nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir: "Bakıyorum da, senin Efendi Tanrı'n (Rabb), yalnızca senin şeyinin keyfini (hevâm) yerine getirmek için koşuyor.
- Bilgim var, yüreğim var ve insanlara, insanımıza yararlı olmaya çalışmak gibi bir huyum ve tutkum var. Varlığım, ölümlüdür kuşkusuz. Ama ölümsüz katkılarım olsun istiyorum.
- "Namaza çağrıldığında (ezan), ŞEYTAN geri geri gidip uzaklaşır. Ve ZART diye sesli yellenerek gider. Ezan sesini işitemeyeceği yere değin uzaklaşır."
- Tanrı Uğrunda Silahlı Savaş"
- Atatürk'ün getirip yerleştirmeye çalıştığı ilkeleri, 'Cumhuriyet ilkeleri'ni benimsiyorum. Hem de olanca gücümle ve bağlılığımla.
- Ruh da, cisim de Allah’ın eseridir.
- 25 yaşına kadar bekar; 25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı; 50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı; 60 yaşından sonra hiç evlenmedi.
--reklam--
Din Bu-2: Hz.Muhammed İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Net olarak söyleyeyim bu kitap açık bir şekilde kitap olmaktan ziyade İslam’a karşı art niyetle yazılmış bir yazılar topluluğudur. İlk kitaba yazdığım incelemedeki gibi maalesef Turan Dursun gerçekleri söylemekten çok karalamaya, yermeye ve bir dini çökertmeye çalışıyor; çünkü maalesef işine gelenleri yazıp, işine gelenleri kabul ettirmeye, empoze ettirmeye uğraşıp işine gelmeyenlerden ise hiç bahsetmiyor, eğer ki bunları gerçekten yapıyor olsa Turan Dursun’un iyi niyetine, samimiyetine hak vereceğim, yani kitapların önsözlerindeki gibi veya sağda solda yazanlar gibi mükemmel bir kişilik veya insana, insanlığa ülkeye büyük bir faydası olan biri değil. Değerlere saygısı yok en başta. Bir de anlamadığım bir nokta var ki benim Turan Dursun için harika kişilik, bilgi dehası veya cumhuriyet devriminden sonraki en önemli olay gibi abartılı övgülerin söylendiğini okuyorum. Bu adam bunları hak etmek için ne yapmış? Tamam konuştukları, yazdıkları o dönemlerde dile getirmek söylemek çok zordu, büyük bir cesaret göstergesi ama bunları yapmak, dile getirmek bu kadar mı büyük olay? İnsanların değerlerine, inanışlarına hakaret etmek bu kadar mı yüce davranış? Hakaret diyorum evet çünkü kitap içinde açık bir şekilde hakaretler, laf atmalar var. Bir insan bir değeri, bir dini veya bir kültürü tabii ki eleştirebilir, kendince veya dünya gerçeklerine dayanarak yanlışlarını tabii ki söyleyebilir ama bu “Muhammed’in şeyinin keyfi” diyerek, “Muhammed’in karıları” diyerek veya “Âişe, Muhammed’in şeyinin keyfine karşılık Muhammed’ten intikam almış olabilir mi?” diyerek olmaz. Kimse kimsenin değerlerine, savunduklarına bu şekilde dil uzatarak eleştiremez, bakın kimse diyorum hani diyorsunuz ya iyilik, saygı ve ahlak için dine gerek yoktur diyorsunuz ya işte tam da burada, bu kısımda bu dediğinizi uygulama zamanı, Dursun’un yanlışına yanlış deme zamanı. Arkadaşlar biz futbol maçları için, tuttuğumuz takım için kavga eden yaratıklarız (ben dahil) kimse öyle kolay bir şekilde dinine, kitabına, peygamberine laf söyletmez, her bir insan bir değildir. Biri sözlü eleştirir biri ise fiziksel müdahale ile tepkisini gösterir. Dursun’un öldürülmesini her ne kadar doğru bulmuyor olsam da dünyanın neresinde olursanız olun, hangi değeri eleştirirseniz eleştirin üslubunuz bu olduğu sürece başınıza bir bela açılması en büyük olasılıktır. Turan Dursun’un “Din yalan, Allah yoktur” şeklinde sunduğu argümanların hemen hemen hepsi ya çok zorlama, ya çok tutarsız ya da aksi iddia edilebilen türden ama bakın dedikleri bu saydığım üç sebep dışında olsa son derece de haklı olduğu argümanlar olacak. Bu kitabın içeriğinde genel olarak hadisler üzerinden tezini sunuyor Dursun, haklı çünkü bunu yapabileceği en kolay ve en etkili yol hadis kaynaklarında yazan hadisler; ama bunda da maalesef ilk başta dediğim gibi işine göre hareket ediyor. Hadisleri inkar edemezsiniz dinden çıkarsınız diyor, çok bilgili ya, din tarihine çok hâkim ya ama hiçbir şekilde de bu hadis kaynaklarının peygamber ölümünden ortalama 200 – 300 sene sonra yazıldığını, rivayet edenlerden değil de bilmem kaç kuşak altındaki kişilerden toplanıp kaynaklara bu şekilde geçirildiği söylemiyor, söyleyemez çünkü kendi tezini kendisi çürütmüş olacak bu sefer. Bir hadisten örnek veriyor ama Kur’an’da bunun tam tersi ayet var iken bunu dile getirmiyor, bu hadisi kabul etmek zorundasınız yoksa dinden çıkarsınız diyerek aklı sıra kendi savını kuvvetlendiriyor. Demem o ki Turan Dursun, Allah’ın dinini Allah’ın kitabından çok kendisi gibi çıkıp kitaplar yazan kişiler üzerinden eleştiriyor ve dini de Allah’ı da yıktığını sanıyor. Okuyanlar, sevenler ise kendilerini büyük bir bilgi yumağının içinde görüp geliştiklerini, ileri gittiklerini sanıyorlar. (mithrandir21 / Uğur)
Din Bu serisinin ardından Turan Dursun'u nasıl katletmemişler, hayret! Zira Şeriatçilerin tahammül edebileceği konular değil bunlar. Bense yazarın her düşüncesine katılmıyorum. Bazı iddiaları çok öznel. Sadece yorum. Ancak bilgi verdiği kısımlar doğru, teyit edilebilir bilgiler. Tabii benim katılmadığım nokta ise bu herkesin kabul ettiği bilgiler değiştirilmiş bilgiler bence. Yani her ne kadar güvenilir olduğu iddia edilen kaynaklar, peygamber Ayşe'yi 6 yaşında aldı ve 9 yaşında cinsel ilişkiye girdi dense de, bunun uydurma olduğunu düşünüyorum. Bunun gibi bir sürü uydurma islam camiasında kabul görüp kılıf uydurulmuş. Ben ise peygamberimizin asla böyle bir ahlaksızlık yapmayacağından yüzde yüz eminim. Turan Dursun bunu olmuş kabul ediyor, şeriatçılar da oldu ama sebepleri vardı diyor. Safsata. (Kalemistik)
--reklam--
Din Bu-2: Hz.Muhammed PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Turan Dursun - Din Bu-2: Hz.Muhammed kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Din Bu-2: Hz.Muhammed PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Turan Dursun Kimdir?
Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), Türk yazar, düşünür, eski imam ve müftü. İbnü'r Râvendî'nin tâkipçilerindendir. Yapmış olduğu araştırmalarında İslâmiyeti ve peygamberi Hz. Muhammed'i ağır bir şekilde eleştirmiştir. Monoteistik dinler tarihi eğitimi görmüştür. Ateist olmadan önce imam ve müftü olarak çalışmıştır. Daha sonra 1966 yılında TRT'de işe başlamış ve 10 sene boyunca dini içerikli programlar yapmıştır. Emekli olduktan sonra, 1989 yılında, 2000'e Doğru dergisinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. İslâm dinini açıkça eleştirdiği için köktendinci İslamcılar tarafından ölümle tehdit edilmiştir. 4 Eylül 1990'da evinin önünde köktendinciler tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.
1934'te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Annesi Kürt, babası Türktür.[4] Beş yaşındayken bütün ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesine dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek maksadıyla göç ettiler.
Ailesi ve eğitimi
Babası, aileyi geçindirmek üzere köylerde imâmlık yapmaya başladı. Kıt kanâat geçinen babasının tek arzusu, oğlunun Basra ve Kûfe’deki din alimleri gibi, çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Bu amaca yönelik olarak babası oğlunu yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına ve birçok ünlü hocanın yanına eğitim alması için gönderdi. Bu hocalardan dinî eğitim alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç bütün hocalarından bedava ders gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek amacıyla kendisinden istenilen, o zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftülüğü'ne atandı.
Diyânet İşleri Başkanlığı’nın İlâhiyat Fakülteleri’nde sürdürdüğü Sünnî-Hanefî-Mâtûridîyye İ'tikadî mezhebi ana ilkelerine dayalı olarak Monoteistik dinler tarihi eğitimi almaya karar verdi. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe, Çerkezce ve Arapça öğrendi.
Müftülük yılları
Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışarıdan bitirdi.
İlk imâmlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yapmaya başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yılında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu.
Müftü iken İslâmiyeti, Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırarak kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü. Yürüttüğü bu yoğun çalışmaların yanında efsaneleri ve hikâyeleri de okudu. Sürdürdüğü bu yoğun çalışmalar esnasında okuduğu efsane ve hikâyeleri kutsal metinlerdekiler ile kıyaslayan Dursun'nun dinî inancında büyük sarsıntılar meydana geldi. Neticede, dinî inancında tezâhür eden bu dilemmanın etkisi altında kalarak müftülük görevinden istifâ etti.
Prodüktörlük ve yazarlık yılları
Bir arkadaşının önerisiyle Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalıştı. Ardından prodüktör sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Bundan sonra TRT Kültür Müdürlüğü'nde dinî yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalıştı ve birçok yapıma imzasını attı. Bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: Tarihte Türkler, Başlangıcından Bu Yana İnsanlık ve Akşama Doğru. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi ve Sonrası adlı bir projesi vardı. TRT'deki 16 yıllık görevinden 1982 yılında emekliye ayrıldı.
1987 yılında Doğu Perinçek'le tanıştı ve onun yardımıyla 2000'e Doğru adlı dergide Din Bilgisi adında bir sayfada yazmaya başladı. Daha sonra Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazdı. Bunun yanı sıra birçok kitabı yayına hazırladı. İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserini Türkçeye çevirdi. Hazırlamakta olduğu kapsamlı Kur'an Ansiklopedisi'nin ancak ilk 8 cildini tamamlayabildi.
Ölümü
Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:
“ Mesut (kod adlı İrfan Çağrıcı), yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benimle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benimle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık. „
Bu cinayetle ilgili yakalanan İslamî Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.
Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.
Uzmanlık alanları
Fıkıhçı, İslam Hukukçusu
Kelamcı, İslam Kelamcısı
Hadis Bilimcisi
Doğu Bilimcisi
Din Etnoloğu
Eserleri
Kulleteyn
Turan Dursun'un çocukluk dönemlerine ilişkin otobiyografik romanıdır. Kitabın sonraki ciltlerinin, yazarın vurulduğu 4 Eylül 1990'da evinden sivil polisler tarafından alındığı öne sürülmüştür.
Kitap, yazarın 11 yaşına kadar aldığı din eğitimi dönemini anlatır. Pek çok baskısı yapılan kitap, çizgi roman olarak da yayımlanmıştır.
Diğer
Allah
Din Bu-1 (Tanrı ve Kur'an)
Din Bu-2 (Hz. Muhammed)
Din Bu-3 (İslamda Toplum ve Laiklik)
Din ve Cinsellik
Dua
Evren Bir Şaka mı?
Kur'an
Kur'an Ansiklopedisi (8 cilt)
Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)
Müslümanlık ve Nurculuk (1971)
Şeriat Böyle
Ünlülere Mektuplar
Çevirileri
İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)
Hakkında yazılan kitaplar
Abit Dursun, Babam Turan Dursun
Abit Dursun, Turan Dursun ve Aydınlanma
Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
--reklam--
Turan Dursun Kitapları - Eserleri
- Din Bu-1: Tanrı ve Kur'an
- Din Bu-2: Hz.Muhammed
- Kulleteyn
- Din ve Seks
- Din Bu-3
- Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor
- Allah
- Kutsal Kitapların Kaynakları 1
- Evren Bir Şaka mı?
- Kutsal Kitapların Kaynakları I-II-III
- Turan Dursun Hayatını Anlatıyor
- Müslümanlık ve Nurculuk
- Kur'an
- Kutsal Kitapların Kaynakları 2
- Kutsal Kitapların Kaynakları 3
- Dua
- İlhan Arsel'e Mektuplar
- Şeriat Böyle
- Başlangıcından Bu Yana İnsanlık
- Ünlülere Mektuplar
- Allah, Kur'an, Dua, İman
- Kuran Ansiklopedisi
- İbn Haldun'da Uygarlıkların Yükselişi ve Çöküşü
--reklam--
Turan Dursun Alıntıları - Sözleri
- Hangi müslüman ülkeye giderseniz gidiniz, göreceğiniz şey, insanların her alanda geri kalmışlığı, akılcılıktan ve özgürlük denen nimetlerden yoksunluğu, müptezel yaşama alışmışlığı olacaktır. (Şeriat Böyle)
- Ebû Hureyre'den bir aktarılışa göre de Peygamber anlatırken arkadaşlarıyla arasında şu konuşma geçer: -Bir kul günah olan ya da akrabalık bağını koparmaya götürecek şeyi istemedikçe onun duası sürekli olarak kabul edilir. Elverir ki ivedilik göstermesin. (Dua)
- Kur'an'da kimi ayetlerde, Muhammed'in ve Kur'an'ın "nâs"a, yoruma göre insanlığa gönderildiği bildirilirken, En'am Suresinin 92. ve şura Suresinin 7. ayetlerine göre, yalnızca "Ümmü’l-Kura" yani Mekke ve çevresine gönderildiği bildiriliyor. Hiçbir tanrı inancında rastlanamaz ki, "Eksiksiz", "Bilgisi Sonsuz" diye nitelenen bir Tanrı, birini önce bir yere, dar bir çevreye Peygamber olarak göndersin, sonra da "şimdi seni tüm insanlığa Peygamber yaptım!" desin. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
- İnanç karanlıktır ,aydınlık kesimdeyse "Bilgi" var. Bilginin ışığı önünde, karanlık pek dayanmaz.Bir mum ışığı bile , kocaman bir odadaki karanlığı yırtıp yenebiliyor. (İlhan Arsel'e Mektuplar)
- "Biz varolan bilimin bilginleriyiz..." demiş Montaigne. (Evren Bir Şaka mı?)
- Tek bir insan bile toplumun büyük bir ihtiyacına yanıt verdiği zaman, büyük bir ışık oluyor. (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor)
- Ölüm korkusu, en berbat korkulardan. Epikür de bu görüşte. Ama şu görüş de onun: "Kimileri, eski mitolojilerde olduğu gibi, sonsuza dek talihsiz ve felaketli geçecek bir gelecekten korkarlar. Ya da hiç olmazsa, ölümün meydana getirdiği her çeşit duygudan yoksunluğu, insan için büyük bir acı gibi alırlar. Ve ruhun, bu hissizlik içinde bile acı duyacağını sanırlar. Oysa bizim yaşadığımız, bulunduğumuz yerde ölüm yoktur. Ölümün bulunduğu yerde de biz yokuz." (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Dürüstlük, açıklıktadır. (Şeriat Böyle)
- İsteklerimin en başında da din-şeriat hastalarının iyileşmesinde ve yeni hastaların doğmasını önlemede biraz katkı sağlamak. (Şeriat Böyle)
- En'am Suresi'nin 39. ayetinde, "Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar" denir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Din ve çıkar çevreleri, Kur'an üstüne bir "kuşku" kondurmak istemiyorlar. Ama bu kuşkuyu önlemeye güçleri yetmez. Bu kuşkuyu yok etmek için ellerinde "kanıt" yoktur. Her şeyden önce, "Kur'an'ın orijinalleri'ni göstermeleri gerekir. Bunu hiçbir yerde bulamazlar. Çünkü hiçbir yerde yoktur. Çünkü yakılıp yok edilmiştir. (Din Bu 4: Tabu Can Çekişiyor)
- Montaigne de der ki: " İnsan, en az bildiği şeye en çok inanır. " (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
- “‘Yer’, ‘gök’ ya da ‘gökler’ gibi ‘birden-bire’ yaratış, ‘yoktan var ediş’ de efsanelere ve dinsel inançlara özgü deyimlerdir. Bilime göreyse ‘hiçbir şey yoktan var olmaz’ ve birdenbire oluşup meydana gelmez. Her şeyin bir öncesi, bir geçmişi vardır. Ve her şey bir süreç içinde giderek ve değişerek olur. Yıldızlar, gezegenler, bu arada dünyamız ve dünyamızdaki yaratıklar da böyle oluşmuştur. Bir süreç içinde, gelişerek, değişerek…” (Başlangıcından Bu Yana İnsanlık)
- İncelemeleriyle ilgi çeken bir yazanmız: "Arkeolojik araştırmalar, dinsel tasarımların, ancak elli bin yıldan beri var olduklannı tanıtlamıştır. Demek ki, insan, yirmi milyon yıl, din düşüncesinden uzak yaşamıştır" (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Ruh da, cisim de Allah’ın eseridir. (Din Bu-2: Hz.Muhammed)
- Çok rahat düşünülebilir ki, İbrahim'in kendisi de aynı dinsel inançtaydı. Yani "yıldıza tapar"dı. Kur'an'da onun "hanif' diye nitelenmesi de bunu anlatır. Çünkü "hanif" sözcüğü, "Arami-Süryani" dilindeki "hanefo" ya da "hanifu" biçimindeki sözcüğün "Arapçalaşmış"ıdır ve "putatapar", "Sabiî=yıldızlara tapar" anlamlarına gelir. (Kutsal Kitapların Kaynakları 1)
- Savaş sırasında "barış"a yönelen ve barış önerenlerle "barış antlaşması" yapılabilir. Bu antlaşma yürürlükte olduğu sürece, saldırı "caiz" olmaz. Saldırı, barışa ve antlaşmaya yanaşmayanlara karşı söz konusudur. İslam inanırları arasında da her zaman "barış" oluşturmak için gereken çaba harcanmalı. (Kuran Ansiklopedisi)
- İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını işleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazarı öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? (Allah)
- Beş duyu ile bilinemeyen, duyulardan gizlenen ruhi varlıkların bütünüdür. Bu anlamda melek ve şeytanlar da CIN sözünün kapsamına girer. Her melek cindir ama, her cin melek değildir. (Evren Bir Şaka mı?)
- -"Yüce Tanrı'mız ('Rabbunâ') her gece, gecenin sonunda üçte biri kaldığında birinci kat göğe iner ve şöyle der: -Kim bana dua eder? Duasını hemen kabul edeyim. Kim benden ister? Hemen istediğini vereyim. Kim benden bağışlanmasını diler. Hemen bağışlayayım." (Dua)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin