Kitap Künyesi

Yazar: Bertrand Russell

Çevirmen: Akşit Göktürk

Orijinal Adı: Religion and Science

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789753636629

Sayfa Sayısı: 154

--reklam--

Din ile Bilim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dünyanın pek çok bölgesinde din ve bilim savaşı geçmiş yüzyıllardaki gibi açıktan açığa sürmüyor mu? Pek çok insan, pek çok yönetici Engizisyon ve Karanlık Çağın dehlizlerinde iz sürmeye devam etmiyor mu? İnsanlar özgürlükleri ve mutlulukları konusunda hala büyük bir tedirginlik duymuyorlar mı?

20. yüzyıla damgasını vurmuş bir düşünür (aynı zamanda eylem adamı) olan Bertrand Russell'dan düşünce klasikleri arasına girmiş bir yapıt: "Din ile Bilim".

"Din ile Bilim"de Russell, kör inançla us, duygusal değerle gerçek değer arasındaki kesin ayrımın bilincine varılmadıkça gerçek anlamda bir ilerlemenin mümkün olamayacağını gösteriyor.

--reklam--

Din ile Bilim Alıntıları - Sözleri

  • "Ülkeleri yönetenler, kendi politik ya da ekonomik adaletsizliklerini, Tanrı'nın kendileriyle birlikte olduğunu söyleyerek savunuyor, yığınları böylece kandırmayı başarıyorlar da."
  • "Ben, milyonlarca yılın her şeye yeterli Tanrı'sı yerinde olsam, İnsan'ın kendisini bütün çabalarımın sonucu sayarak böbürlenmesine katlanamazdım doğrusu."
  • "Ruhbilim'e göre 'şimdi', akıp gitmekte olan bir an değildir yalnız; hem geçmiş hem gelecek vardır şimdide."
  • "Bilimsel doğru dokuz köyden kovulsa bile, bir gün on köyü birden aydınlatır."
  • "Savaş, dinle bilim arasındaydı, dinle bilim adamları arasında değil."
  • "... , dünya şu zaman ya da bu zaman yaratılmıştır diye tartışmanın hiçbir anlamı kalmaz. Hepimiz hazır anılarla, çoraplarımızda delikler, saçımız sakalımız uzamış bir halde beş dakika önce dünyaya gelmiş olabiliriz."
  • "St. Augustine Tanrı'nın sinekleri yaratmasındaki nedeni bilmediğini söylemek zorunda kalmıştı. Luther daha da ileri giderek, sineklerin, iyi kitaplar yazarken kendini rahatsız etsinler diye Şeytan tarafından yaratıldıklarını söylemiştir. Bu ikinci düşünce daha değerlidir şüphesiz."
  • "Bir adam ölüme yaklaştığını az çok kabullenince, korkuya kapılır, daha önce hiç umursamadığı şeyleri düşünmeye başlar. O zamana dek bu dünyada kötülük yapanların öbür dünyada cezalanacaklarını anlatan öykülere gülüp geçmiştir; ama ölüm kapıyı çalınca, olur ki o öyküler doğru çıkar diye kaygılanmaya başlar."
  • "Din, bir inançlar dizisi değil de bir duyuş biçimi oldukça, bilim dine dokunamaz."
  • "Özgür düşüncenin sözcüleri, kimi ülkelerin yönetimini ellerinde tutanlarca ezildiler, susturuldular, öldürüldüler."
  • "İleri bir toplum olma yolundaki savaşımızda, bu en önemli sorunun, dinsel inançla bilimsel düşünce karşıtlığının, derli toplu, soğukkanlı bir tartışması yapılmadı."
  • "III. Calixtus Türklerin İstanbul'u almasıyla sonsuz bir kedere kapılmış, bu uğursuzluğu büyük bir kuyrukluyıldızın görünmesine bağlamıştı, 'gelmesi beklenen felaket, yönünü değiştirsin de Hıristiyanlardan Türklere dönsün' diye dua günleri konulmasını emretmişti. Yeni hir ek yapılmıştı dualara: 'Türkler ile kuyrukluyıldızlardan, koru bizi ulu Tanrım.' "
  • "... , kadın yüreğininin yaradılıştan kötülüğe eğimli oluşundan dolayı kadınların büyücülüğe daha uygun düştüğünü ileri sürüyorlardı."
  • "Ay'da dağların, tepelerin bulunduğu görüldü, bu kimi yönlerden büyük bir sarsıntı oldu. Daha da korkuncu, güneşte lekeler vardı! Bunlar, Tanrı'nın yarattıklarında eksik bulma çabası olarak yorumlandı; bundan dolayı Katolik üniversitendeki öğretmenlerin güneş lekerinden söz etmeleri yasak edildi, ..."

--reklam--

Din ile Bilim İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bilimsel düşünce ölçülüdür, deneycidir; parçalara dayanır; bütün gerçeği bildiğinizi tasarlamaz, en iyi bildiği şeyin bile bütünüyle gerçek olduğunu ileri sürmez. Her öğretinin er geç düzeltilmeyi gerektireceğini, bu gerekli düzeltmenin de bir düzeltilmeyi gerektireceğini, bu gerekli düzeltmenin de bir araştırma, tartışma özgürlüğü istediğini bilir. Yeni gerçeklerin çoğu rahat,kaçırıcıdır, özellikle gücü ellerinde tutanlar için. Din ve bilimin ayrıldığı değil dinin bilimden ne kadar uzak bir ilişki yarattığını anlamak için okunması gereken kitaplardan biri. Din karşıtı bir kitap değil din açısından dine bakan algıya bir karşıtlığı olan bir kitap. Yakın çağımızın en büyük filozoflarından Bertrand Russell dan dini öğretinin aslında bilime olan bakışına göz atarken orta çağ felsefesini bölüm bölüm ele alıyor. (Furkan dolgun)

Din ile Bilim: Bertrand Russel, Din ile Bilim adlı eseriyle uçmuş, uçurmuş ingiliz filozof. Özellikle kitabın "cincilik ile tıp" bölümü dikkate şayan. Bu arada Say yayınlarından olan eski basımı ben de mevcut. Ondan okudum. Yeni baskı içinde hangi eklentiler mevcut bilgim yok. Okuyan arkadaşlarım bu konu da bilgilendirme yaparsa sevinirim. Tavsiyedir okuyunuz. kitap/din-ile-bilim--221757 yazar/bertrand-russell (Dogan Adsaz)

Russell, eserini din ile bilim arasındaki üç farklı yaklaşımdan bir tanesi olan çatışmacı yaklaşım üzerine bina etmiştir. Ona göre, iki disiplin arasındaki ilişki bir savaştan ibarettir. Hatta bu savaşım ilkesi, din ile bilim arasında değil; din ile bilim adamları arasındadır. Fakat, eserin bina edildiği on bölümlük iskelet genel itibarıyla din adamları ile bilim adamları arasındaki çatışmadan beslenmektedir. Dinin, üç ana ögesi olan kurum (kilise), kişi ve kişisel töreler ilkelerini tarihi anekdotlarla destekler ve psikolojik ve epistemolojik yaklaşımlarla beslemektedir de. Ana hatlarıyla oldukça başarılı bir eser ortaya koyduğunu kabul etmemek haksızlık olmakla birlikte yarattığı genel kabullerden de ayrılmayışı bazı mantık hatalarını doğurmaktadır. Eserin felsefesinde Russell mutlak surette Hume’un bilgi felsefesinden ziyadesiyle etkilenmiştir. Nitekim Hume, dinin kognitif (bilişsel) bir temelinin olmaması halinde kabulünü dile getirmiştir. Benzer bir ifadeyi Russell’da da görmekteyiz. O da dinin bir dizi değil; bir duygu bütünlüğü olması halinde bilim tarafından tanıtlanamayan ve çürütülemeyen bir yapıya evrilebileceğini eserinde beyan etmiştir. Ezcümle: Russell, Gödel’den habersiz bir Hilbert gibi oldukça katı çizgilerle kaliteli bir eser nakşetmiştir insanlığa ve çağlara... (Pisinoza)

--reklam--

Kitabın Yazarı Bertrand Russell Kimdir?

Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere'nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin "idealizme karşı isyanı" na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler'e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm'i eleştirmiş, Vietnam Savaşı'ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail'in Orta Doğu'daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.

İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bertrand_Russell

--reklam--

Bertrand Russell Kitapları - Eserleri

  • Mutlu Olma Sanatı
  • İnsanlığın Geleceği
  • Aylaklığa Övgü
  • Evlilik ve Ahlak
  • Neden Hıristiyan Değilim
  • Bolşevizm

--reklam--

  • Sorgulayan Denemeler
  • Russell'dan Seçme Yazılar
  • Rölativitenin A B C'si
  • Politik İdealler
  • Anlam ve Doğruluk Üzerine
  • Din ile Bilim
  • Mantıksal Atomculuk Felsefesi

--reklam--

  • Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
  • İktidar
  • Felsefe Yazıları
  • Neye İnanıyorum
  • Batı Felsefesi Tarihi 3 Cilt Takım
  • Eğitim Üzerine
  • Özgürlük Yolu

--reklam--

  • Etik, Toplum, Siyaset
  • Bilimsel Bakış
  • Eğitim ve Toplum Düzeni
  • Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri
  • Felsefe Yapma Sanatı
  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1
  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2

--reklam--

  • Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3
  • Sosyalizm
  • Varoluşçunun Bunalımı
  • Ana Hatlarıyla Felsefe
  • İkarus ya da Bilimin Geleceği
  • Dünya Görüşüm
  • Şeytan Banliyöde

--reklam--

  • Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları
  • Bolşevizmin Pratiği ve Teorisi
  • Cinsel İlişkilerin Tarihsel Evrimi
  • Vietnam'da Savaş Suçları
  • Felsefe Meseleleri
  • Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri
  • Düşünceler - Yetke ile Birey

--reklam--

  • Bilimden Beklediğimiz
  • Anılar
  • Yaşantım
  • Free Thought and Official Propaganda
  • Felsefe Sorunları
  • Mistisizm ve Mantık
  • Felsefede İlmi Metod

--reklam--

  • Hikayeler
  • The Basic Writings of Bertrand Russell
  • Bilimin Toplumsal İşlevi
  • Düşünceler
  • Bertrand Russel'dan Seçmeler
  • Denemeler
  • Human Knowledge: Its Scope and Limits

--reklam--

  • Felsefi Gelişimim
  • Dünyamızın Sorunları
  • Terbiyeye Dair
  • Yetke ve Birey
  • Endüstri Toplumunun Geleceği
  • An Outline Of Intellectual Rubbish
  • Mən Niyə Xristian Deyiləm

--reklam--

  • Human Society in Ethics and Politics

--reklam--

Bertrand Russell Alıntıları - Sözleri

  • We cannot enter into the minds of others to observe the thoughts and emotions which we infer from their behaviour. We must therefore accept analogy—in the sense in which it goes beyond experience—as an independent premiss of scientific knowledge, or else we must find some other equally effective principle. (Human Knowledge: Its Scope and Limits)
  • Ne kadar akıllıca olursa olsun, hiçbir kural, şefkatin ve düşünceli davranışın yerini tutamaz. (Aylaklığa Övgü)
  • Yemek yemeleri için zorlanan çocuklar yemekten tiksinir; öğrenmeleri için zorlanan çocuklar da bilgiden tiksinir. (Eğitim ve Toplum Düzeni)
  • "Kamuoyu, etkileyici nutuklarla ve basının etkisiyle büyük ölçüde devlet tarafından yaratılır. Zalim bir kamuoyu ise en az zalim yasalar kadar özgürlüğün düşmanıdır. Savaşmayı kabul etmeyen genç bir adam işten çıkarılırsa sokaklarda hakarete uğrar, dostları ona sırt çevirir ve önceleri ondan hoşlanan bir kadın tarafından küçümsenerek terk edilirse bunu ölüm cezası kadar katlanılmaz bulur." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
  • "...aslında en fazla eğitim görmüş olanlar çoğunlukla, zihinsel ve ruhsal yaşamları dumura uğramış, dürtüleri körelmiş ve yaşayan düşüncenin yerine sadece belirli mekanik beceriler edinmiş olanlardır." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
  • Başarı kazanan her devrim,otoriteyi sarsar ve toplumsal kohezyonu güçleştirir. (İktidar)

--reklam--

  • Tanrı’nın beni yarattığından ötürü neden övülmesi gerektiğini bir türlü anlayamıyorum. (Şeytan Banliyöde)
  • Gerçekten de, bir şeyin hep belirli bir yerde olması kavramı, yeryüzündeki büyük nesnelerin çoğunun bereket ki hareketsiz oluşlarından gelmektedir. "Yer" fikri, sadece kaba bir pratik yaklaşıklıktır: mantıksal gereklilik değildir ve kesinleştirilemez. (Rölativitenin A B C'si)
  • "Başarı mutluluğun sadece bir öğesidir, diğer öğelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse çok pahalıya mal olmuş demektir." (Anlam ve Doğruluk Üzerine)
  • Sadece fizikçilerin değil, ilahiyatçıların da modern fiziğin öne sürdüğü savlarda yeni bir şey bulmuş gibi görünmeleri de oldukça gariptir. Fizikçilerden ilahiyat tarihini bilmeleri belki de beklenemez ama ilahiyatçılar modern savların daha önceki zamanlarda da emsallerinin olduğunun farkında olmak zorundadır. Eddington'un özgür irade ve beyin ile ilgili savı, gördüğümüz üzere Descartes'ınkini andırmaktadır. Jeans'ın savı ise Platon ile Berkeley'inkinin bir bileşimidir ve fizik alanında adı geçen her iki filozofun da yaşadığı dönemde sahip olduğundan daha fazla geçerliliğe sahip değildir. (Bilimsel Bakış)
  • Tanıdığımız özellikte ya da nitelikte bir nesne olduğunu bildiğimizde, nesne üzerine betimsel bilgimiz vardır; başka bir deyişle sözkonusu özelliklerin ya da niteliklerin başkası değil, bir nesneye ilişkin olduğunu bildiğimizde, nesneyi tanıyalım tanımayalım, bu nesne üzerine betim ile bilgimiz vardır denilir. Fiziksel nesnelerle öteki akıl’lara ilişkin bilgimiz, salt betim ile bilgidir; ilgili betimler genellikle duyu verilerini ilgilendirenler türündedir. (Mistisizm ve Mantık)
  • Zihnin gelişmesi için de disipline ihtiyaç vardır; disiplinsiz zihin incelik kazanamaz. (Aylaklığa Övgü)
  • ''Sezgi sadece bir içgüdüden ibarettir.'' (Mistisizm ve Mantık)

--reklam--

  • Bir süre yabancı bir ülkede yaşamak kendi ülkemizin yoksun kaldığı kimi değerleri, üstünlükleri öğretir bize; ülkemiz hangi ülke olursa olsun bu bir gerçektir. (Düşünceler - Yetke ile Birey)
  • . Hayatın bir kısmı belki de en önemli kısmı bireysel dürtünün kendiliğinden eylemine bırakılmalıdır, çünkü her şeyin sistem olduğu yerde zihinsel ve ruhsal ölüm olacaktır. ... (Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri)
  • Yaşamla, şunsuz ya da bunsuz savaşamazsınız demek korkaklıktır. (Düşünceler)
  • İnsanoğlunu cinayetten, kundakçılıktan, yağmacılıktan ve dolandırıcılıktan ne alıkoyuyor sanıyorsun? Mantığın çelimsiz gücü bu derece büyük bir şeyi etkileyebilir mi zannediyorsun? Heyhat, korunaklı hayatında insan doğasının karanlık tarafını öğrenmedin. Nezaket ve iyiliğin insan yüreğinde doğal olarak geliştiğine inanıyorsun. (Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları)
  • Bizim doğru dürüst bir toplum düzenimiz yok. Çünkü, olsaydı, kadın erkek herkes yararlı yetilerini ortaya koyabilirdi. Günümüzün iyi okumuş kadınlar evlendikten sonra yetilerini geliştirmiyorlar. Ama bu, toplumsal düzenimizin bir sonucudur. (Düşünceler)
  • “Bırakın egemen sınıflar komünist devrimi korkusuyla tir tir titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Ama kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!” (Özgürlük Yolu)
  • Tanrı, diyor, adil değil, adalettir. (Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2)