Kitap Künyesi
Yazar: Ilya Ehrenburg
Çevirmen: Mazlum Beyhan
Orijinal Adı: Devyati Val
Yayın Evi: Evrensel Basım Yayın
İSBN: 9789756865897
Sayfa Sayısı: 536
--reklam--
Dipten Gelen Dalga Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga'dan oluşan nehir roman, 20.yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir.
Üçlemenin bu son cildi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yeni dünyayı anlatıyor. 20.yüzyılın ortasında büyük bir yara açarak beliren dehşet bitmiştir ama, şimdi daha sinsi ve daha gizli bir savaş başlamıştır. Dolayısıyla, o önüne çıkan her şeyi yakıp kavuran fırtına dinmiş gibi görünse de küller arasında kalan kordan yeni fırtınalar körüklenmektedir. Yazar bu kitabında Soğuk Savaş'ın ilk yıllarına ayna tutuyor. Faşizmin yıkamadığı Sovyetler Birliği'ne karşı ABD'de yapılan planlar, Pentagon'dan Paris Hükümeti'ne kadar uzanan entrikalar ekseninde hayata geçirilirken, sosyalizm ve kapitalizm arasındaki savaşın yeni cephesinde yaşayan direniş güçleri de yeni durum için mevzilenmektedir.
Yüzyılın en büyük romanlarından sayılan ve sayısız dilde basılarak milyonlarca insan tarafından beğeniyle okunan bir klasik.
(Arka Kapak)
--reklam--
Dipten Gelen Dalga Alıntıları - Sözleri
- Güney çiçekleri vardır hani... Bizde havaların dona çalmasından önce birkaç günlüğüne açarlar, sen tıpkı onları anımsatıyorsan bana...
- Evet, Kızılların yanında çalışmak zorunda kaldım, ama onlar beni satın almadılar. Onların düzeninden nefret ediyorum. Çıplak kızların dans ettiği bir tek kabare bile yok, her yerde propaganda: Yapım, emperyalizmle savaş, barışın korunması... Her akşam toplantı... Oysa bir yeraltı geçidi ve on beş dakika sonra Kurfürstendam'da bir kahvedesin: Şarap vesikası, şık kadınlar, yabancılar...
- Daha çok acı çekmemiz, çok şeylere katlanmamız gerekiyor. Bu fırtınadan sonraki çırpıntı da olabilir, yeni bir tufanın başlangıcı da...
- Tanrıya inanabilirsin, ya da inanmayabilirsin ama şunu unutma: İnanmayanlar inananları, inananlar da İnanmayanları hep çarmıha germiştir.
- 'Muhakkak toplamak gerek imza. Herkese başvurmak gerek: mitinglere gitmeyen, hatta gazete okumayan insanlara... Onlara şunu söylemek gerek: Atom bombası ne bir tartışmacıdır, ne de bir eleştirmen, seçim yapmaz o, ayrım gözetmeden herkesi öldürür'
- "...bildiğim birşey varsa, Koreliler San Francisko'ya çıkartma yapmadılar,Washington'u ya da New York'u bombalamıyorlar. Çocuklarımız sakin sakin uyuyorlar. Oysa Koreli çocuklar ateşler içinde yanıyorlar ve onları Amerikalı pilotlar öldürüyor..."
- "Oysa şimdi gitgide daha çok rastlanıyor insanların bilginleri lanetlemelerine; Savaş denilen dehşetin suçlusu bilimmiş gibi geliyor onlara ve her yeni buluş yeni bir yıkımı getiriyor onlarca."
- Belki bir sürü ülkeyi ''Amerikanvari hayat tarzı''yla birbirine bağlayabilirlerdi,ama istemeden ağızlarındaki baklayı çıkardılar ve herkes kendinden istenenin Amerikanvari bir ölüm olduğunu anladı.
- 'Belki işgale kadar yaşarım ben,ama kurtuluşa kadar hiç kimse yaşamayacak.'
- O anlattı:''SS'ler profesörü copla dövdüler, ama o ağzını açmadı. Daha sonra bana şöyle dedi: ''Ben onlardan daha güçlüyüm, çünkü düşünen bir insanım.''Eğer ölüm kampından sağ çıktıysam, yalnızca bu sözlerden aldığım güç sayesinde olmuştur.
- Bir zamanlar ozanlar yalnızlığa şakımışlar,oysa bir çeşit ölüm bu ...
- Ötekilere bıraktık biz güneşi karşılamayı, Şarkı söyleyip içecekler sabahlara dek, Ve belki hiç akıllarına gelmeyecek, Nasıl, ama nasıl isterdik biz de yaşamayı.
- nasıl büyük bir hayranlıkla bakmıştı Parisliler gökyüzüne ilk uçağı izlerken!oysa şimdi gitgide daha çok rastlanıyor insanların bilginleri lanetlemelerine;Savaş denilen dehşetin suçlusu bilimmiş gibi geliyor onlara ve her yeni bilimsel buluş yeni bir yıkımı getiriyor onlarca.
- "Önemli olan çekirdek sözcüğü bulmaktır..ondan bir anda beş yüz sözcük üretebilirsiniz ."
- "Gönül benim değil mi , istediğim gibi avuturum ."
--reklam--
Dipten Gelen Dalga İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ilk kitaptan son kitaba kadar 2.Dünya Savaşı sonrasındaki dengeler, insanlar yaşamlar,duygular. .. ah Sergey! Yaktı acısı son sayfaya kadar. Her yaşamda bi acı , her açıdan çıkartılan mutluluklar. .. Çok güzel bir serinin çok güzel bir kitabiydi. Okuması gereken bir kitap çok iyi bir yazar. (FATOŞ OKULU)
Ah İlya.. Bu 3 seriyle öyle bir lezzet üstüne çıkarıyor ki uzun bir süre okuduğunuz diğer kitaplardan keyif alamayacaksınız. Üzgünüm yavan kalacak.. Bak şimdi yazınca bile canım çekti bulup tekrar okuyasım geldi. Dur ben bulayım şunları :) (Benay Küçükaksoy)
Büyük bir "Ohh!" çektim. Uzun soluklu bir okuma oldu. İlya Ehrenburg'un nehir romanının hepsini art arda okumak istedim, konuyu bölmeye gönlüm el vermedi. Ama bayağı yoruldum. Dipten Gelen Dalga 2'de de 1'de olduğu Amerika ile Rusya arasındaki soğuk savaşın arka planı, toplumsal boyutu bireyler üzerinden anlatılıyor. Amerikalıların ajanslar üzerinden casusluk faaliyetleri ile özellikle Avrupa ve Rusya'ya yönelik provakatif çalışmaları göz önüne serilmiş. Açıkçası Amerika'dan beklenir..de fazlaca Rusya övgüsü roman türüne biraz aşırı yüklenme olmuş gibi geldi bana. Yine de o dönemin sosyal boyutunu görmek için çok önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Amerikalılar bir yandan Avrupa'da Komünizm tehlikesi var diye üslerini artırırken diğer yandan kendi içinde sürekli bir Kızıl avına çıkmıştır ki toplum ve toplumlar çok gergindir. Yine romanların ana mekanlarından Fransa'da Kızıllar, Amerikan üslerine karşı çıkar ve ayaklanırlar. Bir taraftan da Almanlar tekrar ayağa kalkmaya çalışmaktadır. Mutlaka okuyun...Ancak unutmayın; çok yoğun bir şahıs kadrosu var ve birbirine her an giriyor. Hemen hemen 3.000 sayfalık bu nehir roman için sağlam bir 15 gün ayırın derim.. Biraz şiir okuyacağım sanırım... (Hüsamettin Çalışkan)
--reklam--
Dipten Gelen Dalga PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ilya Ehrenburg - Dipten Gelen Dalga kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dipten Gelen Dalga PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ilya Ehrenburg Kimdir?
İlya Ehrenburg 1891de Kievde doğdu. Çok genç yaşta Rusyadaki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Parise göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukraynadaydı. Daha sonra tekrar Avrupaya geçti ve Julio Jurenitoyu yazdı. 1924te Sovyetler Birliğine döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupaya gönderildi. 1941e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşına katıldı.
Pariste bulundu. Tekrar Sovyetler Birliğine döndüğünde Paris Düşerkeni yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalgadan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yanlızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.
--reklam--
Ilya Ehrenburg Kitapları - Eserleri
- Paris Düşerken
- Fırtına
- Fırtına
- Dipten Gelen Dalga
- Dipten Gelen Dalga
- On Üç Pipo
- Tröst
- Buzlar Çözülürken
- Faşizm Sonrası Avrupa
- Anılar
- Ve İnsan Otomobili Yarattı
- Fırtına
- Julio Jurenito
- Moskova'da Bir Sokak
- Otomobilli Yaşam
--reklam--
Ilya Ehrenburg Alıntıları - Sözleri
- Biteceğe benzemiyor bu savaş. Sağdan, sağ kıyıya geçemiyoruz;soldan Almanlar bizi sol kıyıya sürüp atamıyorlar;on metre ilerliyorlar, sonra biz bu on metreyi geri alıyoruz. Birkaç metre için bir sürü kurban veriliyor. (Fırtına)
- Günler gittikçe korkunçlaşıyordu. Sporcular son kargaları da yakalayıp yediler. Sanki haftanın yedi gününden İngiltere'nin payına yalnız pazar günü düşmüş gibi , limanlar her gün pazar ayini sessizliği yaşıyor ; yoksulluğa gömülen ülkenin sahillerine , Tanrının bir yelkenlisi olsun yanaşmıyordu. İnsanlar sık sık ölmekle birlikte ölürken bile onurlarını ayak altına düşürmüyorlardı. İnlemeleri sessiz , kıvranmaları ağırbaşlıydı. Fakat ölürlerken papaza gülümseseler de ölüm gene ölümdü ; ölümden kurtuluş yoktu. (Tröst)
- Uzak gelecekte kuşakların büyük saygı duyacakları iki ülke var : Üstadın yurdu Meksika ve yaşama gözlerini yumduğu Rusya. (Julio Jurenito)
- Gerçekten de, bir küçüğü Kızıldan ya da difteriden kurtarmak, politik çıkarlar uğruna milyonlarca çocuğu öldürmekten çok daha onurlu bir şey. (Dipten Gelen Dalga)
- "Yaşamak için yanlış bir çağ seçmişiz.” (Paris Düşerken)
- "Başka türlü bir müzikti.!" (Fırtına)
- Mutluluk, bir saat bile olsa, farklı bir dünyada yaşamak gibidir... (Fırtına)
- Yurtseverlik, kazanılan gelirle birlikte artmıyor. (Faşizm Sonrası Avrupa)
- Londra olağan günlerinden birini yaşıyordu o gün de. Kral muhafızları ak pak peruklarıyla sarayın önünde tur atıyorlar , işsizler ise makineli tüfeklerle ateş ederek zaman öldürüyorlardı. Aç insanlar sokak ortasında düşüp ölüyordu da kimse dönüp bakmıyordu. Karşılıklı iddiaya giren birtakım tuhaf adamlara sık sık rastlanır olmuştu : Sonuncu İngiliz ne zaman ölecekti ? Kötümserler ocakta , iyimserler ise mayısta diyorlardı. (Tröst)
- “Eşinizin yüz hatları çok yumuşak, onun resmini çizmek çok güç. Ama ben onun iç dünyasını vermeye çalıştım..” (Buzlar Çözülürken)
- "Gece ölürsen sırf rastlantı sonucudur .. (Fırtına)
- "Kılıç tutanların hepsi kılıçla ölecektir ." (Julio Jurenito)
- Sabah olduğunda düşünü unutuyor, hayat her şeyin üzerine çıkıyordu. (Fırtına)
- Faşizm her şeyden önce ulusal kin demek; ulusal gurur anlayışının çarpıtılması demek. Faşizme bulaşan insanlar başka halkların zengin kültüründen gurur duymaktan uzaktırlar, sadece kendi soy köklerinden gurur duyarlar. (Faşizm Sonrası Avrupa)
- İnsanlar zamanın acımasız olduğunu söylerler, gene de zaman insanlardan daha bağışlayıcıdır. (On Üç Pipo)
- Biz, mahvolduk. Zengin olduk. Artık yokuz. Öldük. Barikatlarda öldük. Biz Meksikalıyız. Biz Obregon'danız. Ve biz... biz ona karşıydık. Sizden yanaydık. Petrolden yana. Biz Arnavutluk'danız. İnsanları katlettik. Biz Riff'deniz. Orda da petrol var. Musul'danız. Clemence au anlamadı. Siz anladınız. Siz. (Ve İnsan Otomobili Yarattı)
- Bir şey görmüyor, yüreğini kupkuru sanıyordum; oysa her sözüyle alev alev yanıyorum. Kitaplarda aşk aramıştı; oysa aradığı yanı başındaydı. Ne garip, insanlar böyledir işte: En basit şeyi anlamaları için dünyanın acısını çekmeleri gerekir!.. (Fırtına)
- L.N Tolstoy bir gün fabrikamıza geldi ve babamdan nasıl bira yapıldığını göstermesini rica etti ...Babamla fabrikanın bütün atölyelerini dolaştı. .Peşlerinden bir adım bile ayrılmadım Büyük yazarın boyca babamdan kısa olmasına çok canım sıkıldı. .Tolstoya bir maşrapa ile sıcak bira ikram ettiler ..Lev Nikolayeviç şaşkın bakışlarımın arasında "çok lezzetli " dedi ve avucu ile sakalını sildi... Yazar bu arada bira'nın votka ile mücadelede bir yardımcı olabileceğini ileri sürdü .. Sonraları Tolstoyun bu sözleri üzerine uzun uzun düşündüm ve : Belkide Tolstoy herşeyi anlamıyordur,diye kuşkulanmaya başladım. Ben onun yalan yerine gerçeği getirmek istediğine inanmıştım. O ise votka yerine birayı getirmekten söz ediyordu .. (Anılar)
- Faşizm sadece kölelik değil, aynı zamanda ölümdür. (Faşizm Sonrası Avrupa)
- 1938 yılında bir çocuk yuvasını geziyordum. Burada ıspanya iç savaşı sırasında getirilmiş ıspanyol çocukları da vardı .... Yuvanın öğretmenlerinden biri ıspanyol çocuklarından yakındı .."bunlarla başa çıkamıyorum ,bunların hepsi anarşist" dedi .. Meğer çocuklar oynarken bir vazoyu kırmışlar Öğretmenin : "bunu kim yaptı? " sorusu üzerine "Hepimiz" Karşılığını vermişler ... (Anılar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin