Kitap Künyesi
Yazar: Ulus Baker
Yayın Evi: Birikim Yayınları
İSBN: 9789755160474
Sayfa Sayısı: 488
--reklam--
Dolaylı Eylem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Uzakdoğu uygarlığında 'şiddet' fikri çok farklıdır; 'doğrudan eylem' dışlanır 'dolaylı eylem' övülür. En iyi tahsildar Çin'de en iyi vergi toplayan değil, vergi toplarken en az can yakandır; en iyi komutan en iyi savaşan değil, döneminde pek mesele çıkmayacak kadar talihli olandır... Bu Batı'nın erdem sorunsalıyla karşıt bir durum: Aristo'da erdem kendi alanında başarıyla ölçülürdü ama başarı tanımlanmış bulunan işini iyi yapmaktı... Doğrudan eylem; Batı uygarlıklarında kuru tarım, topyekûn hasat; dolaylı eylem, Çin tarımı, entansif; musonları bekler, tek tek bütün pirinç saplarıyla ve taneleriyle uğraşır... Batı tıbbı; kesme, dikme ve delme; Çin tıbbı, uzaktan, yakma ve akupunktur... Batı'da kürek, Uzakdoğu'da yelken... Batı'da sürü-kitle çobanlığı, Uzakdoğu'da çobanlık yok -daha doğrusu manda çobanı çocuklar- genellikle sürünün kaplan tarafından kapılmalarını engeller..."
Ulus Baker "Yazı"sını, akışları, kazaları, olayları biriktiren, gösteren, kaydeden bir "Dolaylı Eylem" makinesi olarak kuruyor: "Yazmak iletişim kurmak değil direnmektir." Aralıklı ve süreksiz figürlerin makinemsi düzenekleriyle kesilen sürekli içerik ve ifade akışları sistemi olarak yazı... F-Tipi'nden, ölüm oruçlarına, 11 Eylül'den muhafazakârlığa, dilin totaliterliğinden aileye. yazı makinesini çalıştırıyor.
Dolaylı Eylem, üç bölümden oluşuyor:
Eylem Felsefesi [Akışlar],
Arıza Felsefesi [Kazalar],
Olay Felsefesi [Olaylar].
--reklam--
Dolaylı Eylem Alıntıları - Sözleri
- ''Neden, diye sormuştu Deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? ''Neden bütün olaylar hep bir salgın, savaş, yaralanma ya da ölüm türünden?''
- Düşünmek ve felsefe yapmak insana aittir ve asla bir lüks ya da fazlalık olamaz.
- Yoksa içinde yaşadığımız toplumun iyi bir tarafı yok.Dünyanın iyi bir tarafı yok
- "Neden, diye sormuştu Deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? “
- Hiçbir şeyi tuhaf karşılamıyorum artık... Şaşılacak hiçbir şey yok ve bizi afallatması gereken daha ufak tefek meselelere dönmemizin vakti geldi...
- "Televizyon yerine bulutları seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton ancak oldukça realist. "
- Güven" ya birisine mutlak duyulacak bir duygudur ya da her an tuzla buz olmaya açık bir gerilim hâlidir...
- Ölüp gidiyorlar hep, ama ölmeyi hiç beceremiyorlar.
- Primo Levi toplama kampları konusunda konuştu deniliyor... aslında konuşmadı ve geçmiş konusunda susmanın erdemi onun edebiyatının ta kendisidir... ve... bazılarını geçmiş çeker, bazılarını ise gelecek... gençleri ve yaşlıları hep geçmiş çeker, dünyayı yönetmekte olan kuşaklan ise belirsiz bir gelecek... günümüzde yaşlılar bile isteye susarlar o yüzden; gençlere ise çok ender olarak konuşma hakkı verilir... dünyayı yöneten kuşaklar ise konuşurlar... hep konuşurlar...
- "Televizyon yerine bulutları seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton ancak oldukça realist. "
--reklam--
Dolaylı Eylem İncelemesi - Şahsi Yorumlar
''Ben birini yada bir Şeyi severken,onun sevmiş olduğunu bildiğim şeyi de seveceğim onunda sevdiği şeyi de seveceğim .. Ulus baker okurken bir çok şeyi anlıyor insan ama aynı zamanda anlamak zorunda olmadığımız da .. (Mehmet Sarı)
Uzun zamandır uzaktan izledigim Ulus Baker kitabını sonunda okudum. Ordan burdan kitaplarindan kesitler okuyup konuşmalardan parçalar dinleyerek òncelikle Ulus Hoca hakkinda önbilgi edindim. Kitapları karakterini düşünce yapısını zaten aşikar etmiş. Spinoza ve Foucault'ı özellikle çok iyi öğrenmiş ve içselleştirmiş, onlarla birlikte bir çok isim ve fikri entelektuel birikiminde harmanlamış. Sessiz bir fikir adamı değilmiş, kendini topluma ve sorunlarina angaje edebilmeyi başarmiş diye düşünüyorum. (Mamoste Aysel)
--reklam--
Dolaylı Eylem PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ulus Baker - Dolaylı Eylem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dolaylı Eylem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ulus Baker Kimdir?
Kıbrıs Türk'ü bir ailenin çocuğu olarak Ankara'da doğdu. Babası Sedat Baker ruh hastalıkları hekimi, annesi Pembe Marmara ise Kıbrıs Türkü bir şair ve öğretmendi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldu. Gilles Deleuze ve Baruch Spinoza çevirileri yaptı, makaleler yazdı. ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora yaptı. Çeşitli yayınevlerine katıda bulundu. Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi’ni (İletişim, 1988) hazırlayan kadroda yer aldı. Toplum ve Bilim dergisi yayın kurulu üyeliği yaptı. Başka dergilerin yanı sıra Birikim’de yazıları yayımlandı. Birçok platformda dersleriyle, konferanslarıyla, “serbest” konuşmalarıyla, sanal ortamda yazışmalarıyla, hep insanlarla sohbet halinde oldu ODTÜ, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Özgür Üniversite'de sinema tarihi ve sosyoloji dersleri verdi. Siyâsî teori, kitle iletişim araçları, sinema alanlarında çalıştı. Dziga Vertov üzerine sinema eleştirileri yaptı. Birikim, Toplum ve Bilim, Virgül, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi'nde yazılar yazdı.
12 Temmuz 2007 tarihinde, böbrek ve kalp yetmezliğinden öldü.
--reklam--
Ulus Baker Kitapları - Eserleri
- Sanat ve Arzu
- Aşındırma Denemeleri
- Yüzeybilim Fragmanlar
- Dolaylı Eylem
- Kanaatlerden İmajlara - Duygular Sosyolojisine Doğru
- Beyin Ekran
- Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme
- Siyasal Dilde Huzur Söylemi
- Yüzeybilim Fragmanlar
--reklam--
Ulus Baker Alıntıları - Sözleri
- "Hakikat şudur ki insan, insanda bile hiçbir zaman insani olana hayranlık duymadı, hep insan-üstüne duydu..." (Yüzeybilim Fragmanlar)
- Herakleitos hekimler konusunda şöyle diyordu: “Hekimler kesip biçtikleri, yakıp dağladıkları zaman hastalıkların yaptığından farklı hiçbir şey yapmadıkları halde bir de gelip para istiyorlar.” (Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme)
- Ölüm konusundaki en ilginç felsefi tutumu spinoza'da buluyoruz: canlı bireyin özünun değil varoluşunun sonlanışı olarak ölüm onun için bir hiçtir ve onun bilincine hiç bir kavram sunamaz. Başka bir deyişle bir hiçlik olan ölümü düşünmek bir hiçten ibarettir. (Yüzeybilim Fragmanlar)
- Acaba neden Dostoyevski edebiyatın en yüksek noktasında yer alıyor? Ve bir asır sonra Tarkovski başka bir alanda sinemada, en yüksek filmleri yapabiliyor? (Beyin Ekran)
- Formalizmin tersine yapısalcılık, somut ile soyutu zıtlaştırmayı reddeder çünkü soyutu ayrıcalıklı kılmak ister. (Siyasal Dilde Huzur Söylemi)
- Aşk “organizma” ile “ruh” u birbirinden ayırmadan bedenlerin safi bir karışımıdır. (Siyasal Dilde Huzur Söylemi)
- Düşünce dünyasının bugün artık bir zamanlar Marx'ın Ruge'ye yazdığı mektupta dile getirdiği gibi, acımasız bir eleştiriye, " kutsal" sayılan her şeyi tepeden tırnağa eleştirmeye, kısacası bir " fikirler terörüne" ihtiyacı var... (Aşındırma Denemeleri)
- Doğa uluslar, milletler, kabileler yaratmaz, yalnızca bireyler yaratır. (Sanat ve Arzu)
- Aşka yapılan en büyük hakaret karşındakini belli şartlar dahilinde sevmektir - yani aşka koşullar dayatmak. (Yüzeybilim Fragmanlar)
- "Aşıklar da genelde deli gibi olurlar," diyor Spinoza, "gülünç duruma düşerler," diyor. (Sanat ve Arzu)
- Güven" ya birisine mutlak duyulacak bir duygudur ya da her an tuzla buz olmaya açık bir gerilim hâlidir... (Dolaylı Eylem)
- Kederli ruhların desteklemek ve propagandasını yapmak için bir despota ihtiyaçları olduğu gibi, despotunda amacına ulaşmak için ruhların kederlenmesine ihtiyacı vardır. (Yüzeybilim Fragmanlar)
- "Devlet, dinin devam etmesinin bir aracıdır." (Siyasal Dilde Huzur Söylemi)
- Kişinin sahip olduğu haklar daha ziyade henüz döl iken sabitleniyor. (Siyasal Dilde Huzur Söylemi)
- Şu giderek genel kültür haline geliyor: gittikçe daha az okuyor, daha çok seyrediyoruz... (Beyin Ekran)
- ''Neden, diye sormuştu Deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? ''Neden bütün olaylar hep bir salgın, savaş, yaralanma ya da ölüm türünden?'' (Dolaylı Eylem)
- Muhafazakar fikriyat, toplumsal yaşantı içinde sosyal ve politik bir tavır haline gelince, bu "dram" traji-komik bir hâle bürünür. Geçmişin "değerlerini" korumak, "ataların mirasını" savunmak çok kolay ırkçılığa ve faşizme yol açan tutkulara dönüşebildiyse, bunun nedeni, bir muhafazakarın kafasındaki "geleneğin" büyük bir kısmının devlet, aile, vatan, ülke, millet, halk gibi göreli terkiplerden oluşmasıdır. "Yerlilik" fikri de bu terkiplerden pek bağışık değildir (Aşındırma Denemeleri)
- Metaforlar dünyanın biricikliğini şiirsel olarak meydana getiren araçlardır. (Kanaatlerden İmajlara - Duygular Sosyolojisine Doğru)
- Tarih, bir anlatıdan, "bildiren bir dil''den başka bir şey değildir (Faye, 1972: 3). (Siyasal Dilde Huzur Söylemi)
- Sinematografi metin değildir, bilâkis toplumsal fenomenleri çözümleme (Vertov), görünmeyeni görünür kılma(Jean-Luc Godard) yoludur. (Kanaatlerden İmajlara - Duygular Sosyolojisine Doğru)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin