Domuzu Kırmak - Etgar Keret Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Domuzu Kırmak kimin eseri? Domuzu Kırmak kitabının yazarı kimdir? Domuzu Kırmak konusu ve anafikri nedir? Domuzu Kırmak kitabı ne anlatıyor? Domuzu Kırmak PDF indirme linki var mı? Domuzu Kırmak kitabının yazarı Etgar Keret kimdir? İşte Domuzu Kırmak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Etgar Keret
Çevirmen: Avi Pardo
Yayın Evi: Siren Yayınları
İSBN: 9786055903619
Sayfa Sayısı: 80
Domuzu Kırmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gerçeklik ve fantezi arasında ustalıkla patinaj yapan bir yazardan özel bir seçki: Domuzu Kırmak. Etgar Keret, kendine özgü sihrini yine ortaya koyuyor ve kırık kalplere şu zalim dünyada ilaç gibi gelecek incelikler ile dokunmuş öyküler anlatıyor: Düş tacirleri köşeyi dönme hayallerini yüzlerine gözlerine bulaştırıyor, eski sevgililerin geride bıraktığı tortular zamanla yok olup gidiyor ve Ortadoğu’ya, bir ihtimal, barış geliyor.
Bu olağanüstü seçki, yazarın Türkçede yayımlanmış hiçbir kitabında yer almayan öykülerini, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü’nün kült öyküsü ‘Domuzu Kırmak’ ile bir araya getiriyor. Beşir’le Vals’in yaratıcılarından David Polonsky’nin hayranlık uyandıran çizimleriyle yeniden yorumlanan ‘Domuzu Kırmak,’ aynı zamanda kitaba adını veriyor.
Büyüyünce ne olacağına bir türlü karar veremeyenlerle büyü ile ne yapacağını kestiremeyenleri aynı sahnede buluşturan Domuzu Kırmak, yaşama her daim amatör kalanları içtenlikle kucaklıyor.
“Belki, her şeye rağmen, hâlâ umut vardır.”
Domuzu Kırmak Alıntıları - Sözleri
- Belki, her şeye rağmen, hâlâ umut vardır.
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor.
- Domuz kumbarası odamın rafında uzun bir yaşam sürdü.Yıllar zarfında,onu eline alıp sallayan herkes içinde sadece tek bir bozukluğun sesini duydu:tanıştığımız gün içine atılan paranın sesini.Ben,büyümeye ve gözyaşlarımı yutmaya devam ettim.Bugün bile,aradan geçen kırk beş yıla rağmen,hala nasıl ağlandığını bilmiyorum,fakat biri beni havaya kaldırıp da sallama zahmetine katlanacak olsa,tek bir hüzün parasının bile sesinin duyulmayacağını garanti ederim.Çünkü genç yaşta,birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim:Buna ,yazmak deniyor.
- Gözyaşlarım, daha önce de pek çok kez olduğu gibi, boğazımda birikti ve gözlerime asla ulaşmadı.
- Genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor.
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor.
- Böylece acılarla dolu Ortadoğu gerçekliğimizde tanımı tartışmaya açık olan başka bir kavrama geliriz: barış kavramına.Bu kavramın da anlamı değişebilir mi ? Romantik ,coşkun bir uyum ve kardeşlik arayışı,yerini,karşılıklı sevgiden yoksun olsa da pragmatik,hele de savaştan kaçınma söz konusu olduğunda fevkalade pratik bir uzlaşıya bırakabilir mi? Kağıt üzerinde çok düşük bir olasılık ,fakat güneş sisteminde milyonlarca yıldır gezinmekte olan bir gezegenin gezegenliğini bir gecede yitirme olasılığından daha yüksek.O halde,kim bilir? Belki,her şeye rağmen ,hala umut vardır.
- "Masum domuzun sonunda kırılması gerekeceğini kavradığım anı hatırlıyorum. Gözyaşlarım, daha önce de pek çok kez olduğı gibi, boğazımda birikti ve gözlerime asla ulaşmadı. Dünyanın, yuva öğretmenimin vaat ettiği gibi adil bir yer olmadığını acıyla kavradığımı hatırlıyorum. Bir şey daha hatırlıyorum: domuzun kocaman gözlerine baktığımı ve kendimi ona çok yakın hissettiğimi. Bu, o zaman açıklayamadığım türden bir yakınlıktı. Fakat bugün açıklayabileceğimi düşünüyorum: bütün ailesini Soykırım'da yitirmiş bir annenin ve savaştan, altı yüz gün boyunca yerin içinde bir delikte gizlenerek sağ çıkmış bir babanın oğlu olarak annem ile babamın hayatlarında yeterince acı çektiğini ve onlara daha fazla acı çektirmemem gerektiğini henüz çok küçük yaştayken biliyordum. Bu yüzden, ne zaman kalbime bir acı ya da üzüntü parası atacak olsam, içgüdüsel olarak bunu onlardan gizlemem gerektiğini hissediyordum. İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım."
- "Bazen bir nesneye verilen ad, o şeyin dünyadaki esas varlığı kadar önemli hale gelir."
- "Domuz sevimli aslında; burnu, dokunca soğuk. Sırtından şekelleri yuvarlarken gülümsüyor, yarım şekel atsam bile, ama en iyi yanı atmadığımda da gülümsemesi. Ona bir isim koydum: Margolis. Bir zamanlar posta kutumuzda adı yazan adama atfen, babam o adı oradan sökmek için çok uğraşmıştı. Diğer oyuncaklarıma benzemiyor Margolis. Bir kere çok daha sakin. Işıkları yok, yayları yok, akan pilleri yok. Masadan sıçramamasına dikkat edeceksin, başka sorunu yok. 'Margolis, dikkat et! Porselensin sen,' diye hatırlatıyorum, onu masadan aşağı eğilmiş, yere bakarken yakaladığımda. Gülümsüyor ve sabırla onu oradan almamı bekliyor."
- "Çok seviyorum gülümsemesini; sabahları kabuk bağlamış kakaoyu onun için içiyorum aslında, şekeli sırtından içeri attığımda gülümsemesinin değişmediğini görmek için. 'Seni seviyorum, Margolis,' diyorum sonra. 'Gerçekten. Annemden babamdan bile çok seviyorum seni. Ve her zaman seveceğim, ne olursa olsun, bir şekerci dükkânını soyacak olsan bile. Şu masadan aşağı atlamayı aklından bile geçirme sakın!' "
- "Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: buna yazmak deniyor."
- "Bazen bir nesneye verilen ad, o şeyin dünyadaki esas varlığı kadar önemli hale gelir."
- İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım."
- “Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna yazmak deniyor.”
Domuzu Kırmak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Daha önce Tanrı Olmak Isteyen Otobüs Şoförü kitabını okuduğumda galiba favori yazarlarımdan biri olacak biri ile tanıştım diye düşünmüştüm ve galiba yavaş yavaş haklı çıkıyorum. Domuzu Kırmak öykü kitabı önceki kitaba nazaran çok daha kısa ve daha az hikayesi olan bir kitap. Yine keyifle okuduğum, bazı öykülerinde uzun uzun düşündüren bir kitap oldu. Genellikle anlattığı şeyleri öykülerinde ilk elden yaşamışçasına anlatıyor Etgar Keret. Bazen gerçeküstü öğeleri o kadar doğal şekilde yerleştiriyor ki gerçek olduğundan şüphe etmiyorsunuz bile. Domuzu Kırmak öyküsü ise daha önce okuduğum kitabında da vardı ama bu kitapta ekstra çizimler ile desteklenmiş ve en beğendiğim öykü oldu bu kitap içinde. Yer yer kullandığı absürt mizah veya kara mizah öğeleri gerçekten çok hoşuma giden bir diğer faktör. Daha önce dediğim gibi bütün kitapları aldım, yani baskısı olan. Bir de çocuk kitabı yazmış onu aldım ama henüz okumadım ilk fırsatta onu da okuyacağım çünkü harika duruyordu. (Zek)
Etgar Keret merak ettiğim bir yazardı. Kitaplarına bakıp en yüksek puanlı olanlardan biriyle başlamak istemiştim. Öykü okuyan biri değilimdir ve ilk okumamı böyle bir kitapla yapmış olmanın pişmanlığını yaşıyorum. Tek güzel bulduğum öyküsü sondaki kitaba ismini veren öykü oldu. Güzel bulmuş olmam da yokluktan muhtemelen. Yıllar yıllar önce Hayko Cepkin in sunduğu kısa filmler gösteren 'Acayip Hikayeler' adında bir program vardı. Hikayeler bir şeyler anlatırdı evet ama sonuca bağlanmaz öyle havada kalırdı. Aynı yazarın kitabındaki hikayeler gibi. Kalemi bana hitap etmedi. Kitap içinde yazarın yahudi olduğunu fark ettim ve kitap içinde okuyunca rahatsız olduğum cümleler oldu. İsrail'e dair cümleler, elinde silah tutan Filistin' li birinin çevresinde gördüğü kişilere numaradan vurmuş olması. Silah siz işgalcilerin ellerine yakışır. Filistin li kardeşlerimin ellerine değil. Kütüphanem de bile bulunmasını istemediğim bir yazar oldu kendisi. (Merve Erkoç)
Kitaplarımı düzenlerken aylar sonra yine kendini bana okutturan kitap. Domuzları çok sevdiğim için aldığım bir kitaptı. Her gördüğümde ya da birine bu kitabı önerdiğimde istemsizce gülümserken buluyorum kendimi. "Martı," "Küçük Prens" gibi kitapları sevenlerin kitaplığında olması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Tabi ki Martı ve Küçük Prens'te olduğu kadar umut ve güzelliklerin açık olduğu bir kitap olmadığını belirtmeliyim. O güzellikleri sizin bulmanız gerekiyor. Bu kitabın yeri benim için çok özel. Belki sizin için de -aynı sebeplerden olmasa da- özel olabilir. Margolis! "Ve her zaman seveceğim, ne olursa olsun, bir şekerci dükkânını soyacak olsan bile." (Filiz GÜNGÖR)
Domuzu Kırmak PDF indirme linki var mı?
Etgar Keret - Domuzu Kırmak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Domuzu Kırmak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Etgar Keret Kimdir?
Etgar Keret, İsrail'de genç nesil arasında çok tanınan ve uluslararası düzeyde de fazlasıyla beğeni toplayan bir yazardır.
Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope'ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü'ne layık görülmüştür.Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009'da birçok uluslararası ödüle layık görülmüştür.
Etgar Keret, şimdilerde ise Ben-Gurion Üniversitesi'nde ders vermektedir. Birçok kez Kitap Yayıncıları Birliği Platinyum Ödülü'ne, Başbakanlık Ödülü'ne, Sinema Kültürü Ödülü'ne, The Jewish Quarterly Wingate Ödülü'ne (BM, 2008) ve St.Petersburg Halk Kütüphanesi En İyi Yabancı Kitap Ödülü'ne layık görülen Keret, aynı zamanda 2007 Frank O 'Connor Kısa Öyküler Dizisi Ödülü'nün de sahibidir. 2007'de Keret ve Shira Gefen imzalı Jellyfish ile Cannes Film Festivali Altın Kamera Ödülü'nü ve French Artists and Writers Guild En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazandı.
2010 yılında Fransa'da Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ile onurlandırıldı. Kitapları ise yurtdışında otuz beş ülkede otuz bir dile çevrildi ve yayımlandı.
Etgar Keret Kitapları - Eserleri
- Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü
- Buzdolabının Üstündeki Kız
- Kapı Birden Vuruldu
- Domuzu Kırmak
- Yedi Güzel Yıl
- Bilek Kesenler
- Uç Artık
- Nimrod Çıldırışları
- Gazze Blues
- Uzun Yeleli Kedi Çocuk
Etgar Keret Alıntıları - Sözleri
- Yazar ne bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber; biraz daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gerçekliğini tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir başka günahkar sadece. (Yedi Güzel Yıl)
- Bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. Sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz. (Kapı Birden Vuruldu)
- Birşey olacağından değil, göz banyosu. (Nimrod Çıldırışları)
- "Bu öykü müthiş," dedi abim. "İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı? Diye sordu" Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük kardeşiyle gurur duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım. Farkında olmasa da, abim bana bir şey öğretmişti : Yazdığım öykü sokaktaki çöp bidonunun dibinde bulunan boklu bir kağıt parçasından ibaret değildi şimdi. O sayfa duygularımı zihnimden ona aktarabildiğim bir boru hattıydı sadece... (Yedi Güzel Yıl)
- Hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- "Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: buna yazmak deniyor." (Domuzu Kırmak)
- Birbirlerine sarılmış yatarken onu bırakırsa tavana doğru havalanacağı duygusuna kapıldı. (Nimrod Çıldırışları)
- Kendinle temasa geçmelisin.... Ters yüz olmuşsun. (Nimrod Çıldırışları)
- Çünkü hiç birşeyden bir şey yaratmak tamamen uydurmak demektir ve değeri yoktur. (Kapı Birden Vuruldu)
- Bir şeyi bütün bedenini sızlatacak kadar çok isteme duygusunu bilir misin? (Uç Artık)
- Muğlak bir bakış vardı gözlerinde, kısmen hayal kırıklığı, kısmen ne fark eder. Yanlışlıkla yağsız süt satın almış fakat gidip değiştirmeye gücü olmayan biri gibi. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. Dünya hayli kasvetli bir hal aldı. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Nə olursa olsun, tez keçəcək. Yaşayacağımız istənilən dəhşətli hadisə, sadəcə bizə ayrılmış ömürdən bir gündür. (Yedi Güzel Yıl)
- Mutlu olmak için pek çok nedeninin olduğunu Tanrı biliyor - “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi. “Biliyorum,” dedi Raphael, alt dudağını ısırarak. (Uç Artık)
- Evin qapısını açıb içəri keçdik, bizi xoş, tanış ətir, yüzlərlə çalarlı kirəmit plitələr və yeganə ümid qarşıladı. Kim bilir? Bəlkə, bu dəfə də həyat və atam bizi qeyri-adi sazişlə heyrətləndirəcək. (Yedi Güzel Yıl)
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor. (Domuzu Kırmak)
- Geçirdiği travmanın birden beyninde tekrar belirdiği görüşünde, sifonu çektikten çok sonra suyun yüzeyine çıkan bok parçası gibi. (Nimrod Çıldırışları)
- Bir çocuğun memnuniyetinde hiç bir şeyle kıyaslanamayacak bir mükemmeliyet vardır. (Nimrod Çıldırışları)
- "Dünyanın işleyişi böyle. Dünyayı yazar yaratmadı; fakan söylenmesi gerekeni söylemek için burada. Böcek öldür. kurbağa öldürmekten ayıran bir çizgi var ve yazar hayatında çizgiyi aşmış olsa bile buna dikkat çekmek zorunda. Yazar bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber: bira daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gercegi ni tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir baska günahkar sadece. Tek bir his ya da düşünce icat etme-hepsi önceden mevcuttur. Zerre kadar daha iyi değildir okurlarından -bazen çok daha kötüdür hatta- ve öyle olması gerekir. Ya zar bir melek olsaydı onu bizden ayıran uçurum o denli büyük olurdu ki yazıları bize dokunacak denli yaklaşamazdı. Fakat o burada, yanımızda, gırtlağına kadar çamura ve pisliğe batmış bizimle aklının aydınlık alanlarında ve özellikle karanlık oyuk- larında olup bitenleri paylaşabilecek kişi, herkesten çok, o. Bizi vaat edilmiş topraklara götürmeyecek, dünyaya barış getirme yiyecek, hastaları iyileştirmeyecek. Fakat işini doğru yaparsa, birkaç sanal kurbağanın hayatı kurtulabilir. Böcekler ise, bunu söylemekten üzüntü duyuyorum, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar." (Yedi Güzel Yıl)
- İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım." (Domuzu Kırmak)