Doyma Noktası - Sema Kaygusuz Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Doyma Noktası kimin eseri? Doyma Noktası kitabının yazarı kimdir? Doyma Noktası konusu ve anafikri nedir? Doyma Noktası kitabı ne anlatıyor? Doyma Noktası PDF indirme linki var mı? Doyma Noktası kitabının yazarı Sema Kaygusuz kimdir? İşte Doyma Noktası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Sema Kaygusuz
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9789753429948
Sayfa Sayısı: 104
Doyma Noktası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Uzattı elini, o koca meyveyi tuttu bıraktı, parmak uçları tekrar hissetmeye başladı. Tatlı bir koku yayıldı havaya, şekerli, ateş rengi bir şeftali kokusu. Onu avuçlarına alıp tarttı. Utanmamıştı şeftali, öptü kadının ortaparmağının ikinci eklemini. Bir gıdıklanma geldi kadına, bir istek, bir cesaret… arsızca ısırdı şeftaliyi sol yanağından. Söyleşmeler, fısıltılar dökülüverdi ardı ardına. Her ikisi de gevezeleşti birden. Biri koparıyor, ne kadar aldın diye bakıyordu öteki. Biraz duraladı kadın, ilk ısırığın karnında açtığı serin yolu duyumsadı, şeftalinin etini burnuna yaslayarak bir süre kokladı. Burnu kanatlanıp tekrar kondu yerine."
Doyma Noktası'nda açlık, avlanmak için ininden çıkmış vahşi bir hayvanın ruhu gibi geziniyor öyküler arasında. İnsan olarak ondan kurtulmanın sandığımız kadar kolay olmadığını anlıyoruz. Öc alma, düşmanlık ve kötülük, ama aynı zamanda şefkat, acıma, masumiyet ve iyilik öylesine içimizde ki, bu öyküler karşısında o irkiltici, tuhaf suçluluktan kaçınmak imkânsız.
(Tanıtım Bülteninden)
Doyma Noktası Alıntıları - Sözleri
- Herkesin kabuğu kendine göre...
- Sen gelince çok yalnız kaldım.
- ... hüzünle örtülü kısa bir vedadan ileri gitmedi.
- ... gidenler, döndükleri görülmeyenler.
- Neye dokunsa hep bir mucize uçuşurdu avuçlarında...
- ... yükünü içinde taşıyan bir yolcu kadar hâlsiz.
- Belki de bir içki kadehine düşen birkaç damlaydım şimdi. Yıldızları sayan sarhoşun gözüydüm.
- Birbirimizi sımsıkı tutarsak bir şey olmaz.
- Sen gelince çok yalnız kaldım.
- artık kara bir gövdeydi dünya
- Kalanlarınsa yüreği küçülmüştü,
- Sen gelince çok yalnız kaldım…
- ''Ya uyanacak, üstünde gittikçe kararan bulutu hemen terk edecek, ya da boğulana kadar yatacaktı."
- Kabuğum öyle sertti ki hangi taşa değsem, hayvanlar, bir avcının topuğundan sanmıştı sesimi.
- Emin ol bu hallerden hangisi olsaydım yine de memnun kalırdım yaşamımdan. Çünkü öteki olmanın düşüyle, yaşadığım o anın gerçekliği arasında bir seçim yapmam gerekirse, yine elimdekini seçerim. Bugünün dayatılmışlığına düş gücüyle karşı çıkarak yalnızca aklımı tazeler, yine kendimi seyrederdim.
Doyma Noktası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hikaye okumayı severim. Hayatımın zor zamanlarında bana eşlik eden bir hikaye kitabı mutlaka vardır. Okuduğum her hikaye tek senaryonun benimki olmadığını hatırlatır bana. Sema Kaygusuz ismini ‘Kelimeler ve Şeyler’ programında duyup kitabı almaya da böyle karar verdim. Zihnimi toparlamakta zorlandığım, odak problemi yaşadığım bir dönemde okuduğumdan mı bilmem yeterince zevk alamadım bu kitaptan. Kitap dokuz ayrı hikayeden oluşuyor. İlk hikaye en uzun olanı ve benim de okumakta en çok zorlandığım kısımdı. Dil bu hikayede bana biraz zorlama geldi. Alakasız kelime oyunları ve betimlemelerle doluydu. Yeni kalıplar duymak hoşuma gider ama sırf farklı olsun diye kurulan tamlamaların metni pürüzlü hale getirdiğini düşünüyorum. Bu sorun diğer hikayelerde daha az belirgin. Konu olarak başarılı buldum hikayeleri. Son okuduğum birkaç metnin aksine daha büyülü ve uzak bir dünyadan bahsediyordu. Ayrıca kitapta ilgimi çeken bir diğer kısım da karakterlerinin ölümüne çok çabuk kılıf bulunması. Yazar hikayelerin genişlemesini mi istememiş, ölümün hikayeleri daha etkileyici kılacağını mı düşünmüş bilemiyorum ama ilk hikayeden başlayarak en sık işlenen motif ölüm. Son olarak Metis bir sonraki baskıda kitabın kapak resmini değiştirse iyi olabilir :) (K)
Bu hafta okuduğum ikinci öykü kitabı. Aslında öykü okumayı çok sevmem. Murathan Mungan'a göre öykü sevmeyenler edebiyattan da anlamazmış. Gerçek edebiyat tutkunları öykü severlermiş. İyi ki edebiyat öğretmeni değilim :) . Öykü kitaplarını neden sevmem çünkü bir öyküde yakaladığım duygu yoğunluğunu diğer öyküde yakalayamıyor oluşum. Sevdiğim öykü ya da öykülerde yarım kalmış gibi bir his doğuyor içime. Konudan konuya atlar gibi hissediyorum. Hani arkadaşınızla sohbet ederken bir anda konuyu değiştirip diğerine geçmek gibi. Kitap okumak benim için yazar ve kahramanlarıyla sohbet etmek gibi olduğu için böyle bir duyguya kapılıyorum galiba. Her güne bir öykü okuyup diğerine ertesi gün geçsem, bu da kitap okuma açlığımı bastırmıyor. İşte bunlardan dolayı roman okumak benim için çok daha keyifli. Kendimden bahsetmekten kitaba sıra gelmedi. Gelelim kitabımıza bu defa spoiler yok. ‼️‼️ Kitap toplam 9 öyküden oluşuyor. En sevdiğim öyküler sırasıyla Sandık Lekesi, Kılçık ( sanırım bir numaralı öyküm bu), Çatlak Yerlerin Kuyusu, İnsan Dipleri ve Çalıntı Yürekler oldu. Eğer öykü seviyorsanız, kitabı kesinlikle öneririm. (Fatoş Kesici)
Bu kitabı ne zaman okuma listeme aldığımı hatırlamıyordum; ama “geçmiş zamandaki Semih’in bir bildiği vardır” diyerek siparişi verdim. Daha sonra kitabı okurken bazı cümleler “anımsadım” Sema Kaygusuz’a dair. (Sema Kaygusuz, “anımsamak” kelimesini çok seviyor bence. Birçok yerde severek kullanmış. Bu sebeple ben de tırnak işareti içerisine aldım. Okurken mutlaka siz de anımsayasınız diye…) Sonra kitaba ilişkin yapılan incelemeleri okudum ve AkakiAkakiyevic ‘in incelemesinden sonra okuma kararı aldığımı hatırladım. Kendisine teşekkür ederim. Doyma Noktası, Sema Kaygusuz isimli yazarımızın okuduğum ilk kitabı oldu. Kitabın içinde toplam 9 öykü bulunmakta. Öyküler arasında organik bir bağlantı yok; ama duygusal olarak birbirleriyle bağlantılı olduklarını söyleyebilirim. Yani her bir öykü diğerinden farklı; ama hepsinde de ortak bir gerilim, sıkıntı söz konusu. zikodima abimizin dediği gibi, öykünün olmazsa olmazı işte bu içimizi deşen, düşündüren, geren, bizi alt eden duygular. Bu duyguları barındıran bir öykünün iyi bir öykü olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Kitabın içerisinde en beğendiğim öykü, Sandık Lekesi isimli öykü oldu. Diğer öykülerini de oldukça başarılı buldum; ama yazarın dilinin bir hayli ağdalı olduğunu söylemekte fayda var. Günümüz yazarlarının yöneldiği gibi, duru ve kolay anlatımın aksine zorlayıcı ve farklı kelimeler kullanmayı tercih etmiş. Tek bir kitabını okuduğum için genelleme yapmaktan imtina ediyorum; fakat diğer eserlerinde de aynı dili kullandığına eminim. Anlatım tarzı, imgelemeleri kullanış biçimi çok farklıydı. Hatta bazı yerlerde dönüp sayfayı baştan okuma hissine kapıldım. Okudukça alışırım diye düşündüm; pek alışamadım. Yine de kaliteli bir yazar olduğunu açıkça ifade edebilirim. Özellikle öykü okumayı seven okurların mutlaka tanışması ve yazılarını derinlemesine incelemesi gereken bir yazar. Kitabın ismi de bir hayli ilgimi çekti. Öykülerle bir bağlantı kurmaya çalıştım; ama itiraf etmeliyim ki kuramadım. Önce doyumsuz insanlar aradım kitabın içerisinde, bulamadım. Neden Doyma Noktası olarak bir isim konulmuş bu öykü kitabına bir türlü mantıklı bir sonuca varamadım. Zira doyma noktası, bir şeyden zevk alamadığımız zaman “tamam bu kadar yeter daha fazla istemiyorum” dediğimiz noktaymış. Ayrıca bilindiği üzere, balıklarda doyma hissi yok. Kitabın kapağında yer alan kılçıkla ve kitabın içerisinde yer alan “Kılçık” öyküsüyle bağlantı kurabildim; ama hepsiyle bir bağlantı kuramadım. Neyse çok da önemli değil sanırım… Sema Kaygusuz, kullandığı ağdalı dil ve farklı kelimelerle iyi bir okuru büyüleyebilir. Okurken anadilde kitap okumak ne kadar da güzel bir şey diye düşünüyor insan. Çünkü yazar sizinle aynı coğrafyadan, sizinle aynı duygularla büyümüş. Aynı havayı solumuş ve uyurken aynı öyküleri dinleyerek rüya alemine dalmış... Bunun üzerine Sema Kaygusuz bir de nesnelerle ya da hayvanlarla ilginç bir ilişki kurmayı başarabilen bir yazar. Yeri geliyor bir meyve ya da hayvan onun elinde konuşma yetisine sahip bir varlığa dönüşüyor. Son dönemde bu tarz yazarlar bir hayli azınlıkta kaldı. Bu sebeple Sema Kaygusuz’u değerli bir yazar olarak gördüğümden sizlere tavsiye ediyorum. (Semih Doğan)
Doyma Noktası PDF indirme linki var mı?
Sema Kaygusuz - Doyma Noktası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doyma Noktası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sema Kaygusuz Kimdir?
Sema Kaygusuz (d. 1972, Samsun) Türk yazar.
Öykü ve roman türünde eserler vermiştir.
1972 yılında Samsun'da dünyaya geldi. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunu (1994) olan Kaygusuz, öğrencilik yıllarında, radyo oyunu, koreografi ve tiyatroalanlarla ilgilendi. İlk öyküleri Kitap-lık, Adam Öykü, Varlık, Düşler Öyküler dergilerinde yayımlandı. Hazırladığı ilk dosya, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne (1995), ikinci dosya ise 1996 Gençlik Kitabevi İkincilik Ödülüne değer bulundu. Ancak, ödül alan bu iki dosya, kitap olarak yayımlanmadı.
Ortadan Yarısından (1997), Sandık Lekesi (2000) ve Doyma Noktası (2002) adlı öykü kitapları yayımlandı. Sandık Lekesi adlı kitabıyla 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
İlk romanı Yere Düşen Dualar edebiyat çevrelerinden çok iyi eleştiriler almış, Fransa, İsveç ve Almanya'da da yayımlanmıştır.
Atlas dergisinde coğrafya yazıları yazmayı ve "yaratıcı okuma" üzerine atölye çalışmaları yapmayı sürdürmektedir.
Sema Kaygusuz Kitapları - Eserleri
- Barbarın Kahkahası
- Sandık Lekesi
- Yüzünde Bir Yer
- Doyma Noktası
- Yere Düşen Dualar
- Karaduygun
- Esir Sözler Kuyusu
- Aramızdaki Ağaç
- Sultan ve Şair
- Ortadan Yarısından
- Efsıri
Sema Kaygusuz Alıntıları - Sözleri
- Yalnız kalmanın en iyi yöntemi, meğer yolu uzatmakmış. (Esir Sözler Kuyusu)
- Özellikle susmuyorum, anlatacak bir şey yok. (Barbarın Kahkahası)
- Hayat şeylere yüklediğin anlamlarla sınırlıdır ne de olsa. (Yüzünde Bir Yer)
- Hala merak duyduğu bir rüya, çünkü şakaklarında. (Karaduygun)
- Yalnız kalmanın en iyi yöntemi, meğer yolu uzatmakmış. (Esir Sözler Kuyusu)
- İnsanı ne öldürür? .... Durduk yerde, kazasız ? Bir düşman. Üzüntünü iyi tanıyan biri. “ (Esir Sözler Kuyusu)
- Ağlamak çok yorucu. Gözlerim kanlanır, burnum tıkanır, damağımdan boğazıma doğru bir ağrı seğirmeye başlar, başım ağırlaşır, dudaklarım şişer, ıslak kirpiklerim gözlerime batar, kendimi kastığım için dişlerim sızlar; gözyaşlarım bir kibritin kısa ömürlü ateşi kadar sıcaktır, yanaklarımdan süzülünceye yakar beni. Yine de kendimi ağlamaktan alıkoyamıyorum. (Esir Sözler Kuyusu)
- En can yakıcı sözler alelade yerlerde ayaküstü söylenir... (Sultan ve Şair)
- Yalnız kalmanın en iyi yöntemi, meğer yolu uzatmakmış. (Esir Sözler Kuyusu)
- Sen gelince çok yalnız kaldım. (Doyma Noktası)
- Öç, sevmenin bir ölçüsü hatta; birini sevmemek demek, eskiden seviyor olmak demek. (Ortadan Yarısından)
- “Yine de dikkatli olmak lazım, en can yakıcı sözler alelade yerlerde ayaküstü söylenir.” (Sultan ve Şair)
- Halbuki gerçekten dinleyen kişiler kelimenin esasını anlatıcının gözlerinde bulurlar. (Barbarın Kahkahası)
- Dünyayla aramda aşılmaz bir duvar gibisin. (Yüzünde Bir Yer)
- Hiçbirimiz ayık değiliz burada. Aynı insanlar, aynı kuşlar, aynı tekneler... Birbirimizin başını döndürüyoruz. (Sultan ve Şair)
- İki dirhem terbiyen olsaydı şiirini altınla ölçmezdin. (Sultan ve Şair)
- İnsanları birbirine bağlayan çoğu duygular kimyası bozuk olanlardır. (Yere Düşen Dualar)
- Özellikle susmuyorum, anlatacak bir şey yok. (Barbarın Kahkahası)
- Bilmek ne fena bir şey. Olup bitenleri değiştirememenin azabı daha yıkıcı oluyor. Bildikçe elleri de değişiyor insanın, yüzü de. (Karaduygun)
- Gaibe karışan hayalettir çocukluğumuz. (Barbarın Kahkahası)