Kitap Künyesi
Yazar: Julie Garwood
Çevirmen: Mine Atafırat
Orijinal Adı: The Wedding
Yayın Evi: Epsilon Yayınları
İSBN: 9789944820455
Sayfa Sayısı: 408
--reklam--
Düğün Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çocukken babası tuzağa düşürülerek öldürülen İskoç soylusu Connor MacAlister, içindeki intikam duygusunu hiç kaybetmemiş, babasının katilini bulmak hayatının amacı haline gelmiştir. Connor, babasının öldürülmesinde parmağı olduğunu düşündüğü, zalim McNare'e zarar vermek için, onunla evlenmek üzere yola çıkan İngiliz Baron Haynesworth'un kızı Brenna'yı kaçırır. Brenna sıradan bir İngiliz soylusu değildir. Kişilikli, adalet duygusu güçlü, kendine özgü bir kızdır. İngilizler'in vahşi kabul ettikleri dev gibi bir İskoçyalı olan Connor'la ciddi bir mücadeleye girişir ama sonunda boyun eğmek zorunda kalır.
Kitaplarının pek çoğu New York Times Bestseller listelerine giren Julie Garwood'un bu kitabını da soluk soluğa okuyacaksınız...
--reklam--
Düğün Alıntıları - Sözleri
- "Cehennem buz kesti."
- "... onun kalbi melek kadar temiz. Gülümsemesi de öyle. Ama beyni... ah o beyni yok mu! Bana güçlük çıkaran o. Leydinin beyninde bir sorun olduğu kanısındayım. Ortaya çıkıp bunu açıkça söyleyecek değilim. Hanımınız buralardaki kadınlara benzemiyor. Onun kafası akıllı bir erkek gibi çalışıyor. Ben bunu nereden bilecektim? Bana bir kez bile yalan söylemedi. Hayır efendimiz, söylemedi." "O zaman atımı almasına niçin izin verdin?" "Gülümsemesi." Quinlan, "Ne sorarsan sor cevap 'Hanımefendinin gülümsemesi,' olacak," dedi. "Bir de kalbi elbette. Ama, gülümsediği zaman onun bir melek kadar masum olduğunu anlıyorum..."
- Aşkım için savaşırım vatanım için ölürüm
- "Genç adam, çünkü artık kalbin ve sadakatin bana ait, diye düşündü."
- "Benim için önemli olan şeylerin senin için hiçbir önem taşımaması kalbimi kırıyor."
- "Yağmuru durdurmak senin karına söz geçirmekten daha kolaydır."
- "Biraz evvel ne oldu biliyor musun?" Brenna gülümseyerek bekledi, artık ona istediği kelimeleri söyleyeceğinden emindi. Bunun böyle olacağını bilmeliydi zaten. "Cehennem buz kesti."
- Brenna ferahladı.Babası onu aldatmamıştı ve Tanrı onu azarlamak için göklerden inmemişti.Elspeth'in dediği gibi , günahkar hayatını değiştirmek için henüz vakti vardı.
- “O sana kendi isteklerini yaptıracak kadar güçlü olduğuna inanmıyor. Sanırım istediğini elde etmenin yolunu bulacak kadar akıllı olduğunun farkında”
- Alıntı: Tanrının en güzel kiliselerinden birinde evlendik. Hiçbir masraftan kaçınılmadı. Her yer rengarenk çiçeklerle doluydu. Kiliseye yemyeşil yapraklarla bezeli bir kubbeden geçerek girdim. Yaprakların üstündeki çiğ taneleri kristal gibi kokuları içinde birbirimize bağlılık yemini ettik. Hem ben hem de Connor muhteşem giysiler içindeydik. Rahip bizi kutsadıktan sonra düğün şölenimize katıldık...
--reklam--
Düğün İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Düğün birçok açıdan Gelin'e benzemiyor mu? Bakınız: 1) Kibirli, kaba, olur olmadık her şeye kızan, dengesiz erkek karakter; iyimser, olumlu ve gören herkesi kendine hayran bıracak kadar güzel kadın karakter. 2) Mecburi kalınarak yapılan bir evlilik. (Evliliklerin sebebi farklı sadece.) 3) Kadın karaktere zorluk çıkartan yan karakter. (Spoi olur mu bilemesem de yine de spoi uyarısı vererek kim olduklarını söyleyeyim: Gelin'de Alec'e yanık bir kadın vardı ve Jamie'e sorun çıkartmıştı. Düğün'de de Connor'un annesi Brenna'ya sorun çıkarttı.) 4) Erkek karakterin, kadın karakteri seven ve koruyup kollayan iki askeri. Aklıma gelen benzerlikler bu kadar ama gerçekten iki kitap birbirine benziyordu. Fakat Düğün, Gelin'in çok daha başarısız bir versiyonuydu. Çünkü kitap sıkıcıydı, inanılmaz sıkıcıydı. Sonlara doğru birtakım olaylar oldu ama kalan kısımlar? Bir kitap, bu kadar mı olaysız, bu kadar mı heyecansız olur ve bu kadar heyecansız bir kitap, bu kadar mı uzatılır? Küçük bir örnek vereyim: Bizimkiler daha kitabın en başında Connor'un evine gelmek için yolculuğa çıktılar ve bu yolculuk yaklaşık 200 sayfa sürdü. Bu 200 sayfada ne oldu deseniz, anlatmam 1 dakikamı almaz. O kadar olaysız bir yolculuktu ama bu kısımları 200 sayfa boyunca uzun uzun okumak zorunda kaldık. Karakterler de beni çok yordu. Connor'un soğuk ve alaycı tavırları, Brenna'yı habire aşağılaması, kırıcı davrandığını farkedip pişman olduktan sonra bile tavrından vazgeçmemesi ve karısına hiçbir konuda hiçbir şey anlatmaması çok sinirimi bozdu. Brenna nispeten daha iyi bir karakterdi. Sadece kaynanası konusundaki tavrı biraz fazla iyimserdi. Sonra, bu ikilinin ilişkisi de başarılı işlenememişti. Kitabın büyük bir kısmında sanneleri yoktu zaten. Var olan sahnelerinde de habire atıştılar ve bunu kırıcı yollarla yaptılar. Birbirleriyle doğru dürüst konuşmadan ve bir şeyler paylaşmadan âşık olmaları hiç samimi değildi. Bir de Brenna'nın başına gelen talihsiz bir durum vardı. Bırakın kadınların sözünün hiçbir hükmünün olmadığı o yılları, günümüzde bile böyle bir durumla karşılaşmak çok zor, çok sıkıntılı. Brenna'nın da bu sıkıntı karşısında ne yapacağını bilememesi, tereddütte kalması ve esas kişi ile konuşmadan başkalarına bir şey söylemekten sakınması çok normaldi. Kaldı ki Brenna, bu sıkıntı için mantıklı tedbirler aldı ve kendini korumayı bildi. Bu kısımlardaki Brenna'yı okumak güzeldi. Fakat bu kısım ve düğün sahnesi haricinde, kitapta sevdim diyebileceğim doğru dürüst bir sahne olmadı ve bu durum beni biraz hâyâl kırıklığına uğrattı. Zira Gelin'in yorumunda da dediğim gibi, tarihi aşk türünde bu kadar tanınmış bir yazar olan Julie Garwood'dan beklentim çok fazlaydı. Yine de yazardan vazgeçmiş ya da umudu kesmiş değilim. Daha elimde yazarın birçok kitabı var ve onları da mutlaka okumayı düşünüyorum. (Baştankara)
Düğün, Lairds' Fiancées Serisi'nin ikinci ve son kitabı. Çocukken gözleri önünde babası öldürülen ve babası ölürken verdiği intikam sözüyle büyüyen İskoç soylusu Connor MacAlister. Zalim MacNare'den intikam alma vakti gelip çatar. İngiliz Baron Haynesworth'un yedi numaralı kızı Brenna, anlaşma üzerine MacNare ile evlenmesi için gönderilir. Yolda ne mi olur? İntikam almak isteyen Connor, Brenna'yı kaçırır ve onula evlenir. Baştan sona muhteşem bir kitaptı Düğün. Brenna'ya bayıldım. O kadar zeki o kadar akıllı olmasına rağmen çok saf bir leydi. Kişiliğiyle, adalet duygusuyla hayran kalınacak bir İngiliz leydisi Brenna. Connor'dan bahsetmeye gerek var mı sizce kızlar? Bildiğimiz, hayran kaldığımız bir İskoç erkeği. Unutmadan rahibi ve Connor'un adamlarını çok sevdim. Üvey anne ve oğlundan nefret ettim. Julie Garwood okumayı seviyorum. Yine tadında bir kitaptı. Tavsiye ederim (funda özbek)
Julie Garwood tarihi aşk romanlarında en bi sevdiğim.Hemen hemen bütün kitaplarını okudum sayılır.Bu kitabı da en sevdiklerimden.Içinde aşk,macera ve eğlence var.Biraz olsun kafamızı dağıtacak,hayal alemine sürükleyerek bizleri rahatlatıcak lezzette.Iyi okumalar:) (Hayriye Dev)
--reklam--
Düğün PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Julie Garwood - Düğün kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düğün PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Julie Garwood Kimdir?
Julie Garwood (d. 1946 Kansas City, Missouri) ABD'li aşk ve macera kitapları yazarı. En az on beş kitabı New York Times en çok satanlar listesine girmiştir.
1946 yılında Kansas City'de doğdu ve İrlanda asıllı kalabalık bir ailede büyüdü. Yedi kardeşi vardı. Altı yaşında bademcik ameliyatı geçirdiği için, okulda geri kaldı ve okumayı öğrenemedi. Annesi bu durumu on bir yaşındayken keşfettiğinde, onu yaz okuluna gönderdi. Burada sonradan arkadaşı ve akıl hocası olacak Rahibe Elizabeth ile tanıştı ve onun ısrarlı çabası ve sabrı sayesinde o yaz okumayı öğrendi ve kitaplarla tanıştı. Genç yaşta Gerry Garwood ile evlendi ve üç çocukları oldu. Gerry Jr., Bryan Michael ve çok sevdiği rahibenin ismini verdiği kızı Elizabeth. Yazım kariyerine, ailenin en küçüğü de okula girdikten sonra başladı. İlk kitabı, Emily Chase takma adı altında basılan bir çocuk kitabıydı. Bunu ilk aşk romanı Gentle Warrior takip etti. Türkçeye de çevrilen Gelin (The Bride) isimli romanı ile 1990 yılında RITA ödülü aldı.
--reklam--
Julie Garwood Kitapları - Eserleri
- Gelin
- Düğün
- Sır
- Fidye
- Yazgı
- Ödül
- Güllere Sor
- En Güzel Hediyem
- Aşk Seni de Vurur
- Sen De Yanarsın
- Ateş ve Buz
- Kadere İnanır Mısın?
- Güller ve Gelinler
- Baharı Beklerken
- Koruyucu Meleğim
- Benim Yerim Senin Yanın
- Sımsıcak
- Gölgede Dans
- Hiç Umudum Yokken
- Kalp Hırsızı
- Oyunbozan
--reklam--
Julie Garwood Alıntıları - Sözleri
- "... Bu tip çirkin bir olayı halka açıklananın tek yolu bu. Gazeteciler ancak böyle bir adamın başka bir insana açık saçık ve iğrenç şeyler yapabileceğini ve sadece bir çılgının masum insanları öldürmekten zevk alabileceğini gösteriyorlar. Bu insanların pek çoğu kaçık, ama bazıları öyle değil. Kötülük denen şey gerçek. ikimizde buna şahit olduk. ..." (Kalp Hırsızı)
- “Ben koşmaktan nefret ederim. Bunun dizler için kötü olduğunu bilirsin.” “Bense koşmayı zindelik verici buluyorum. Belki senin de hoşuna gider,” dedi Laurant. “Formda görünüyorsun. Üç buçuk mil koşabilirsin, değil mi?” “Elbette koşabilirim. Fakat onca zamanı boşa harcamış olacağım.” (Kalp Hırsızı)
- "Yağmuru durdurmak senin karına söz geçirmekten daha kolaydır." (Düğün)
- “İnsanlar konuşacaktır, ama bunu arkanızdan yapacaklardır.” (Kalp Hırsızı)
- Senin yaptığını biliyorum. Benden korkmana gerek yok. (Sır)
- + Herhangi bir değişiklik yapacak kadar önemli biri değilim. Ben, yalnızca bir kadınım... - Bu saçmalığa inandığın müddetçe hiçbir işi başaramazsın. Kendini aşacaksın. (Sır)
- Zamanını dedikodu yaparak harcayan insanlar, aşağılık ve ahmaktırlar. (Fidye)
- İnsan, sırf var olmadığını iddia ederek bir ugursuzluğu çağırmış olur muydu? (Oyunbozan)
- Ellerini aynı onun gibi ceplerine koydu ve büyük bir adam gibi yanında yürüdü. (Sır)
- Şeytan onurun ne olduğunu bilip ondan vazgeçen adamdır. (Yazgı)
- "Güç yozlaştırır." dedi Caine. "kesin güç daha çok yozlaştırır." (Koruyucu Meleğim)
- “Sen aklını kaçırmış olmalısın. Bunu biliyorsun, değil mi?” diye atıldı Nick. “Bu plan çok mantıklı,” diye üsteledi Laurant. “Ne planı?” dedi Nick, “Senin bir planın yok ki!” (Kalp Hırsızı)
- Haksızdım. Bir daha hiç kimseye bağımlı olmayacağım. Kendi ayaklarımın üzerinde duracak güce sahip olmalıyım. Güçlü olmak istiyorum. Kahretsin. (En Güzel Hediyem)
- Şeytan Onur ne olduğunu bilip ondan vazgeçen adamdır. (Yazgı)
- Bilgi özgürlüktür ve özgürlük anlayışı getirir. (Güllere Sor)
- Alıntı: Tanrının en güzel kiliselerinden birinde evlendik. Hiçbir masraftan kaçınılmadı. Her yer rengarenk çiçeklerle doluydu. Kiliseye yemyeşil yapraklarla bezeli bir kubbeden geçerek girdim. Yaprakların üstündeki çiğ taneleri kristal gibi kokuları içinde birbirimize bağlılık yemini ettik. Hem ben hem de Connor muhteşem giysiler içindeydik. Rahip bizi kutsadıktan sonra düğün şölenimize katıldık... (Düğün)
- Adam şeker sözü verilen bir çocuğun hafızasına sahipti. Hiçbir şeyi unutmuyordu. (Kadere İnanır Mısın?)
- “Caine? Sara’yı dışarı çıkar ve beni bekle. Richards, sen de onlarla git.” Üçü de Nathan’ a aynı anda hayır, dedi. Hepsinin farklı gerekçeleri vardı. Caine cesetten kurtulma karmaşasını yaşamak istemiyordu. Sara, Nathan’ın darağacına gitmesini istemiyordu. Sör Richards da evraklarla uğraşmak istemiyordu. (En Güzel Hediyem)
- Peki ne yapacaksın? "Oyunbozan olacağım." (Oyunbozan)
- " Köpekle dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak yeğdir; ben daima bunu bilir, bunu söylerim." (Gelin)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin