Kitap Künyesi
Yazar: Rainer Maria Rilke
Çevirmen: Can Alkor
Orijinal Adı: Duineser Elegien
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789754587234
Sayfa Sayısı: 42
--reklam--
Duino Ağıtları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rainer Maria Rilke (1875-1926):
20. Yüzyılın ilk çeyreğinin hangi türde yazarsa yazsın en şair kalan yazarlarından biridir. malte Laurids Brigge'nin Notları'ndan Genç bir Şaire Mektuplar'a, Rodin'den Sancaktar'a pek çok yapıtı dilimize çevrilmiş olan Rilke'nin şiir başyapıtı sayılan Duino Ağıtları'ysa toplam on yıla yayılan bir sürede (1912-1922) yazılmıştı.
Can Alkor (1936); Şiirinin ve çevirisinin mükemmeliyetçi bekletme ustası. O yüzden de Rilke'nin Duino Ağıtları'ndan Nietzsche'nin Ecce Homo'suna, bugüne dek ondan okura ulaşanlar, yapmakta olduklarının yalnızca görünen yüzü.
(Arka Kapak)
--reklam--
Duino Ağıtları Alıntıları - Sözleri
- Her şey sonunda bir kitaba varmak içindir. S. Mallarmé
- Aşıyor bizi de kendi yüreğimiz
- Ey kızlar, işte bu: İçimizde seviyoruz biz.
- Gelecek de uzaktır çünkü insanlar için.
- “Ne çok isterdim gizlenmeyi özlemden.”
- Siz, yıldızlar, sizlerden doğmuyor mu sevenin isteği sevdiğinin yüzüne?
- Ve bizler, ki yükselen mutluluğu düşünürüz, İçimize dokunurdu o neredeyse bizi altüst eden şey, bir mutlunun düşüşünde. 10.Ağıt
- Yeryüzü, sevdiğim, istiyorum. İnan, tüm baharların gerekli değil beni kazanman için yalnız bir tanesi, bir tanesi kanıma çok bile artık. Ben, adsız, seni seçtim kendime, çok uzaktan. Her zaman haklıydın sen, senin kutsal buluşundur dostumuz ölüm. Bak, yaşıyorum işte. Nereden? Ne çocukluk, ne gelecek azalıyor… Artmışçasına varlık kaynıyor yüreğimden. 9.Ağıt
- “Öyle yaşıyoruz işte , Vedalaşıyoruz daima…”
- Hiçbir yerde olmaz dünya, sevdiklerim, içimizde olmazsa.
- Dünyanın her ışıksız dönüm yerinde vardır böyle kalıttan yoksun bırakılmışlar; ne önceki onlarındır, ne gelecek olan daha.
- ¶¶ Her şey sonunda bir kitaba varmak içindir. ¶¶
- Sevenler, bilebilselerdi, harikulade söyleşirlerdi serinliğinde gecenin, Zira her şey sanki bizi gizler gibi, Bak ağaçlar var, yaşadığımız evler hala ayakta. Sadece biz geçip gideriz her şeyin yanından hafif bir dokunuş gibi. Ve her şey birlik içinde bizi susmakta, biraz utançtan belki, biraz da kelimelere dökülemeyen umuttan…
- Büyümesine büyüdük; zorladık kimi zaman kendimizi büyümeye, biraz da onların, Büyümüşlükten başka şeyi olmayanların hatırı için.
--reklam--
Duino Ağıtları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Nereye, ey gülümseyiş?" Bu cümle bana ilk okuduğum andan itibaren yazar/cahit-zarifoglu'nun "içim, ey içim, bu yolculuk nereye?.." mısralarını hatırlattı. Genel anlamda baktığımızda her ikisi birer kayıba devredilmiş. Ama aslında her iki kayıbın da bir noktada yollarının buluştuğunu ve bunların aynı anlama geldiğini, mutluluk dışında bir hayatta hapsedilmekten bahsettiğini anlamak zor değil. kitap/duino-agitlari--7865, yazar/rainer-maria-rilke'nin on ağıtını kendinde barındırıyor. Peki şu "ağıt" kelimesiyle bağlantısını bir açıklayalım mı? Bunu internet üzerinden araştırdığımızda şöyle bir anlam ifâde ettiği belirtiliyor: "Ölen bir kimsenin değerini, iyiliklerini, ölümünden dolayı duyulan acıyı sayıp döken şiir, yazı ya da ezgili şiir." Kitapta da tamamen buna yer edinilmiş. Şöyle ki, lirik kitabın anlatıcısı yazar, ama hitap ettikleri hep değişiyor. Bu, anne, baba, melekler ya da direkt okuyucu olabiliyor. Belki de bu kadar çok kişiye hitap edilmesi ve her seferinde bu kişiyi bulmaya çalışmak, zaten anlaşılması kolay olmayan anlatımı kat kat zorlaştırıyordu. Hazır anlatımına değinmişken şunu da söyleyeyim, evet, olağanüstü zor bir dili var yazının, fakat aynı zamanda geri dönüp tekrar tekrar okuduğunuzda ve anlamı yakaladığınızda her seferinde "vaaay" dedirtmeyi de başaracak kadar aşırı hoş. gonderi/146994975 - mesela. Kitabın açıklama kısmı: "1912 kışında ruhsal durumu endişe verici bir hal alan Rilke, uzun bir psikanaliz sürecine girmeyi düşündüğü bir dönemde, Prenses Maria von Thurn ve Taxis'in davetlisi olarak, Triest Körfezi'nde, uçurumlar üzerine kurulmuş Duino Şatosu'na gider. Adriyatik'in derin mavi sularına bakan bu şatonun eteklerinde, kayalar üzerinde gezinirken, rüzgârın uğultuları arasında esrik bir ses işitir: "Haykırsam, kim duyardı sesimi melekler katından?" Aynı günün gecesinde, fırtınalı bir havada tavan arasındaki köhne bir odada ilk ağıdı yazıp çıkarır. Ardından da Gebsattel'e bir mektup yazarak tedaviye gerek kalmadığını bildirir. Birinci Dünya Savaşı'nda ağır hasar gören şatonun anısına eserine sonradan Duino Ağıtları adını verecek olan Rilke, eserini 1912 kışı ile 1922 Şubatı arasında, on yıllık sancılı bir dönemde tamamlar. Bu ilginç süreç pek çok eleştirmen tarafından Rilke'nin kişisel olgunlaşma süreciyle paralel görülmüştür. Duino Ağıtları ile şair, dünya yazısının büyük ustaları arasındaki yerini almıştır. Belirgin bir teolojik ve ideolojik yapıdan uzak bir dille yazılan ağıtlar, insanın varoluşsal kaygılarını ele alır." Bir kitabı daha gaza gelerek okudum.. :)) Değerli kaanataonder sen çok kitap oku olur mu, ve güzel kitaplar okumaya çalış, ki senden sonra başladığımda canım sıkılmasın :D Bu kitabı herkese önermiyorum. Anlayabilecek olanlara öneriyorum. Ve şunu da unutmayın; bazen çok normal bir cümlenin ötesinde tüm yaşamı özetleyebilecek kadar anormal bir anlam durabilir. Bulun o anlamı, ama asla melankoliye kapılmayın. :) (Rûhe)
~92° | Duino Ağıtları: Merhaba. Okuması kolay ama anlaması epey bir zor. Baştan sona bir kere okuduktan sonra daha detaylı bir şekilde analiz etmem gerektiğini fark ederek en baştan bir kere daha okumaya karar verdim. Almanca yazılmış ilahiler ya da ağıtlarda göze çarpan ilk özelliğin anlaşılması epey bir güç olan alt metin olduğunu düşünüyorum. Belki ovodsever de aynı fikirdedir. Daha önce yazar/novalis'in kitap/geceye-ovguler--7861'inde de benzer bir durumla karşı karşıya kalmıştım. yazar/rainer-maria-rilke'nın bu kitabında toplam 10 ağıt var. 1912 yılında, İtalya'nın kuzeydoğusundaki bir liman şehri olan Trieste'deki Duino Şatosu'na yerleşiyor ve buradayken ilk ağıdı yazıyor. Daha sonra da 10 yıl içerisinde geriye kalan 9 ağıdı tamamlıyor. Bu satırlarda insanın varoluş amacına yönelik derin sorgulamalar görüyoruz. Yazarımıza göre insanın bir bilinci vardır. İnsanın bilinci sadece kendi varoluşunu algılayabilir. İlkbaharda çiçek açmış bir ağacın ya da içtiği suyun varoluşunu algılamasında, sahip olduğu bilinci kontrollü bir şekilde onu engeller. Yani insan enginliğe ulaşamaz. Ancak ulaşmaya çalışabilir. Bunu nasıl yapar? Çevresindeki nesnelere insancıl anlamlar yükleyip onların varoluşlarını semboller şeklinde bilincine işleyerek. Bu, enginliğe ulaşmasını sağlamasa da enginliğe ulaşma yolunda bir çaba olarak görülecektir. Bu yüzden insan her zaman huzursuz bir yolda yürür ve varoluşsal kavramlar arasında (mesela hayat ve ölüm gibi) sıkışıp kalmıştır. Enginliğe ulaşma çabası da sadece bu karşıtlıkları anlamlandırmaya yarayacaktır. Ayrıca insan bu çabasını, öldükten sonraki hayatını düşünerek kendisini teselli etmektense, henüz dünya üzerindeyken göstermelidir. Çünkü insanların yürüdüğü bu huzursuz yolların her biri kaderin, hepsi sahte boyalı ve ucuz kışlık şapkalarını oluşturmaktan başka bir işleve sahip değildir. Yani kader insanın, içerisinde hareket edebildiği bir alandır ve insan enginliğe ulaşma çabası sonucunda kaderini değiştirebilir. gonderi/146889210 Ayrıca kitapta âşıklara bol bol değinilmiş. Yazarımıza göre âşıklar arasındaki aşk yukarıda açıkladığım bu sürecin gerçekleştirilmesinde yönlendirici bir etkidir. O da bunu açıklamaya çalışıyor. Bu şekilde anlayabildiklerimi açıklamak istedim. Yarın öbür gün bu kitabı okuyup pek bir anlam veremeyen biri bu satırları okuduktan sonra tekrar ama daha dikkatli bir okuma gerçekleştirerek biraz daha eksikleri tamamlayabilir diye düşünüyorum. Novalis'in Geceye Övgüler'i de güzeldir. Beni oldukça etkilemişti. Hatta ona yazdığım incelememde de belirttiğim üzere, ''...her yıl 25 Mart'ta, Novalis'in istediği üzere hayata gözlerini yumup Sophie von Kühn ile kavuşma günü olduğu için, bu şiir kitabını tekrar okuyacağım.'' gonderi/124250888 Keyifli okumalar! (Kaan Ata Önder)
Bu kitabı tek cümle ile açıklama zorunluluğu getirilse, bunu kesinlikle, alman sembolik gerçekçiliği ile fransız romantik gerçekçiliğinin lirik şiirde yeniden buluşması olarak açıklardım. Lirik şiir başlı başına şiire katılan bir ruh iken bunu hem insanın ilk fırsatta başvurduğu düşünce şekli olan sembolik tanımlama ve kodlama ile şiire düşünceyi aşılarken diğer taraftan imge ve semboller ile kişinin çoğu zaman tanımlamakta zorlandığı duygularını anlatmış Rilke. Bu, muazzam bir ustalık örneği. Kitabı okurken semboller ve imgelerle, anlatılmak istenirken anlatılamamış duygularla yeniden karşılaşırken onları yeniden yaşamak mı gerekir yoksa kendini geri çekip Rilke’nin kaleminin ustalığına hayran olmak mı? Bilemedim, ben iki türlüsünü de yaşadım bu kısacık kitapta. Kitap toplam on ağıttan oluşuyor. Birinci ağıttaki şu söz özeti gibidir kitabın; ‘’Bilinç bizi doğanın ritminden uzaklaştırıyor. Yorumladığımız bu dünyada rahat değiliz, güvende değiliz.’’ Logos gerçekten de huzursuzluk demekti ve insanı kendine yabancılaştıran, duygularına yabancılaştıran bir diktatör. Tezat da bu ya! Pozitivist ve realist bakış açısı her ne kadar insana* kurulmuş bir tuzak olsa da insanda vardır. Yaşamı anlamayı mı hedefliyorsunuz yoksa onu yaşamayı mı? Rilke siz bu kitapta yaşandığında olanları mantığınızla kavramanızı sağlıyor. Ancak siz de yaşamışsanız işte bu satırlarda göreceğiniz şey sizin ağıtlarınız olacaktır. Kitap her yönüyle muazzam, Rilke’yi okumadan öldü dedirtmeyin kendinize. Keyifli okumlar. (Uğur De Molinari)
--reklam--
Duino Ağıtları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rainer Maria Rilke - Duino Ağıtları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Duino Ağıtları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rainer Maria Rilke Kimdir?
Rainer Maria Rilke,Alman lirik şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Babası Josef Rilke Alman kökenli bir demiryolu memuru, annesi ise Praglı zengin bir aileye mensuptu. Çok hırslı ve kaprisli bir kadın olan annesi oğlunu kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmek istedi. Altı yaşına gelinceye kadar kız çocuğu gibi giydirilen Rilke, zayıf ve ince ruhu nedeniyle annesinin bu tutumundan etkilenerek başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kuramaz hale geldi. Şiirlerinde çocukluk yıllarını bir yandan içtenlikle bir yandan da korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük nedeni de budur.
Dokuz yaşına geldiğinde annesi ile babası boşandı ve Rilke annesinin yanında Viyana'ya gitmek zorunda kaldı. Babasının toplumda elde edemediği saygın yeri edinmek amacıyla 1886'dan sonra St. Pölten'e ve Bohemya'daki Maehrisch-Weisskirchen'de askeri okullara devam etti. Beş yıl sonra Linz Ticaret Akademisi'ne kaydını yaptırdı. Rilke'nin eğitimi bununla da bitmedi. Özel derslerin yanı sıra Prag'da edebiyat ve sanat tarihi de okudu. İlk şiirleri Yaşam ve Şiirler'in yayınlanması bu yıllarda oldu.
1896-99 yılları arasında öğrenimini Münih ve Berlin'de sürdüren Rilke, Münih'te yaşayan kadın şair Lou Andreas Salome ile tanıştı. Daha önceki yıllarda Nietzsche'nin aşık olduğu bu kadının Rilke'nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir. Salome ile birlikte 1897'de Berlin'e, 1898'de Floransa'ya bir yıl sonra da Rusya'ya giden yazar, Rusya'da Tolstoy tarafından karşılanıp dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışınca büyük mutluluk duydu. Kremlin'de tanık olduğu Ortodoks Paskalya Yortusu ve Rus halkının dindarlığı yazar üzerinde önemli etkiler bıraktı. İki yıl sonra yine Lou Andreas'la birlikte ikinci kez Rusya'ya giden Rilke, ülkenin güney bölümünü de dolaşarak yeniden Tolstoy'la buluştu. Bu geziden sonra ruh sağlığı bozulan yazarı terk edenler arasında Salome'de bulunuyordu.
Ressam Heinrich Vogeler'in çağrısına uyan Rilke, Worpswede'ye yerleşti ve 1901 yılında evlendi. Ancak bu evlilik sadece bir yıl devam etti. Boşanmasından bir süre sonra Rodin'in yaşamını yazmak amacıyla Paris'e gitti. Bir süre sonra da Rodin'in özel sekreterliğini yapmaya başladı. Hem Paris'teki yaşamı hem de Rodin'in kişiliği Rilke'nin yaşamında adeta dönüm noktasını oluşturdu. Rodin üzerinde araştırma yapmaktan çok onun sanatı ışığında Paris'teki yaşamını dile getirdiği Auguste Rodin, yazarın düzyazı türündeki ilk önemli yapıtıdır. Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanını tamamladıktan sonra bir yıl boyunca Kuzey Afrika'yı dolaşan yazar, 1912'de Kontes Marie von Thurn und Taxis adlı bir soylunun Trieste yakınlarındaki Duino Şatosu'na yerleşti. 1909'da Paris'te tanıştığı Kontes, Lou'dan sonra Rilke'nin sanatını belirleyen ikinci güçlü kadın oldu ve yazar bu tarihten sonra yeni bir yaratıcılık sürecine girdi. Duino Ağıtlarını da burada yazdı.
Birinci Dünya Savaşı yıllarını genellikle Münih'te geçirdi. Bir ara Viyana'daki savaş arşivinde çalışan yazar 1919'da İsviçre'ye, üç yıl sonra da Wallis Kontu'na ait olan ortaçağdan kalma Muzot Şatosu'na yerleşti. Orpheus'a Soneler'i burada yazdı. 1923 yılında Lösemiye yakalandı ve sağlığı giderek bozuldu. 51'inci doğum gününü kutladıktan birkaç hafta sonra 29 Aralık 1926'da Montreux yakınlarındaki Valmont'ta hayata gözlerini kapattı.
Sanatçı kişiliği: Şiirlerinin yanı sıra çağdaş Alman romanının öncüsü sayılan Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı eseriyle de ün kazanan Rilke, ekonomik bunalımların ve kapitalist gelişmelerin belirlediği sanattan uzak bir çağın içinde yetişmiş, gerek yaşamı gerek yapıtlarıyla hayatı mekanik, cansız bir hale getiren duygulardan yoksun modern çağa, insanların birbirine ve kendi kendisine yabancılaştıran, yalnızlığa iten yaşama biçimine karşı gelmeye çalışır. Yazarın yaşamını belirleyen olaylar, onun sanatında da büyük değişimlere yol açmıştır. İlk dönem şiirlerinde görülen gelişmede sevgilisi Lou'nun ve birlikte yaptıkları Rusya gezisinin payı büyüktür. Dilin duygulara seslenen ses özelliklerine büyük bir duyarlılıkla yaklaştığı Saatler Kitabı, Rilke'nin Rusya yaşantısını ve Paris yıllarının etkilerini yansıtır. Kitap üç bölümden oluşsa bile sanki uzayıp giden bir şiir havasını taşımaktadır. Rilke'nin nesnelere ve dış dünyaya bakış acısından kaynaklanan yeni bir Tanrı imgesi, özellikle ilk bölümün temelini oluşturur. Tanrı'yı bu dünyanın dışında değil, evrenin her zerresinde bulur; art arda sıraladığı imgelerde, Tanrı'nın varlığını yaşar. İlk baskısı Saatler Kitabı'ndan önceye rastlayan çağı ve konusu bakımından olduğu kadar yazarın sanatındaki gelişmeyi yansıtması açısından da geçiş niteliği taşır. Rilke'nin ikinci baskıya eklediği 37 şiirde Paris yaşantısının etkisi büyüktür. Güz Günü ve Akşam gibi tanınmış şiirler, bu baskıya eklenenler arasında olup yeni bir döneme geçişin izlerini yansıtır.
Sanatsal yaşamının ikinci döneminin başlıca iki yapıtından biri olan, Rodin ve Paris kentinin etkilerini taşıyan Yeni Şiirler adlı kitaptır. Burada artık Tanrı, aşk, ölüm gibi konulardan dış dünyaya nesnelerin dünyasına geçiş sözkonusudur. Panter ve Roma Çeşmesi adlı şiirlerinde nesnelerin kendisinden yola çıkan Rilke, kişisel duygularına ve izlenimlerine yer vermeksizin salt nesneyi tanımlar. Dış dünyaya bakışının değişmesindeki en büyük etkiyi ise yıllarca yanında yaşadığı Rodin sayesinde elde etmiştir. Yeni Şiirler ile Alman edebiyatında 'nesne şiiri' adı verilen yeni bir tür oluşturan Rilke'nin yaratımları, Rodin'in yapıtlarında olduğu gibi plastik nesneler olmayıp 'yazılı nesnelerdir'. Bu şiirlerinin temelinde yatan ve Rilke'nin 'görmeyi öğrenmek' olarak nitelendirdiği dış dünyaya bakış ilkesi, Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanı için de geçerlidir. Kişinin kendisine ve çevresine yabancılaşması, büyük kent insanının yalnızlığı, insanın varlığını oluşturan ölüm korkusu gibi konuları geleneksel roman kalıplarının dışına çıkarak işleyen bu yapıt, genç bir Danimarkalı şairin Paris yaşantısını anlatan bir günce biçimindedir. Romanda Rilke'nin Prag'la ilgili çocukluk anıları, Rusya ve İskandinavya yolculukları, özellikle de onu derinden etkileyen Paris yaşantısının etkileri görünmektedir.
--reklam--
Rainer Maria Rilke Kitapları - Eserleri
- Duino Ağıtları
- Bütün Şiirlerinden Seçmeler
- Malte Laurids Brigge'nin Notları
- Genç Bir Şaire Mektuplar
- Orpheus'a Soneler
- Çünkü Zordur Sevgi
- Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları
- Dua Saatleri Kitabı
- Sancaktar
- Genç Bir Kadına Mektuplar
- Beyaz Mutluluk
- Uzak Gece Rüzgârı
- Tanrı'dan Öyküler
- Auguste Rodin
- Bütün Öyküler
- Cezanne Üzerine Mektuplar
- İmgeler Kitabı
- Düşten Taç
- İyi Ruhlara Adak
- Advent
- Gece mi Tek Gerçeğimiz?
- Kalem ve Kılıç
- Sonuncular
- Bana Tören
- Beyaz Prenses - Sancaktar
- Keşiş Yaşamı Üzerine
- Yoksulluk Ve Ölüm Üzerine
- Hac Üzerine
- Bütün Hikayeleri
- Toplu Şiirleri
- Seçme Şiirler
- Floransa Günlüğü
- Sanat Üstüne
- Yeni Şiirler
- Toplu Şiirler 1
- İsa Çocuk
- Toplu Şiirler 2
- Poems
- Ji Şaireki Ciwan Re Name
- The Dark Interval: Letters on Loss, Grief, and Transformation
- Resimlerin Kitabı
- Ahead of All Parting
- Seçme Mektup ve Şiirler
- Keşiş Yaşamından Haçtan
- Hazreti Meryem’in Hayatı
- The Duino Elegies & The Sonnets to Orpheus
--reklam--
Rainer Maria Rilke Alıntıları - Sözleri
- Kendi kalbi önünde hiç kimse sınavı başaramaz. (Çünkü Zordur Sevgi)
- . Bir süredir görüyorum, her şey nasıl değişiyor. Bir şey yükselir ve hareket eder ve öldürür ve kedere neden olur. ... (Resimlerin Kitabı)
- Henüz soğumadın ve çok geç değildir, oluşmakta olan derinliklerine dalman için, orada yaşam usulca kendini ele verir. (Keşiş Yaşamı Üzerine)
- Çocukluk her şeyden bağımsız bir ülke. İçinde kralların yer aldığı tek ülke. Ne diye sürülüp atılalım buradan? Ne diye bu ülkede kalmayalım, bu ülkede yaşlanıp olgunlaşmayalım?... Ne diye 'başkalarının' inandıklarına inanmaya alıştıralım kendimizi? (Bütün Öyküler)
- ...önemsiz olanların bütün kaygı ve yoksulluğunu, bütün korkmuşluğunu ve jestlerini onun evine taşımakla, eline bırakmakla, kalbi üzerine yerleştirmekle dindar oluyordu insan. (Auguste Rodin)
- Nasıl tutayım ki ruhumu değmesin diye seninkine? Nasıl tutup da kaldırayım onu senin üzerinden başka şeylere? Ah karanlığın ortasında yitik bir şeylerin içine koyayım isterdim ruhumu yabancı, sessiz bir yere, senin derinliklerin titreşirken titreşmeyen. Lakin her şey, bize dokunan, sana ve bana İkimizi birden alıyor, iki telden çıkan tek ses çıkaran yayın çekişi gibi Hangi enstrümanın teliyiz? Hangi kemancı tutuyor elinde bizi? Ah, güzel şarkı. (Toplu Şiirleri)
- Dünyada adalet diye bir şey kalmadı. ;çünkü adalet adaletsizliğin sultası altına girdi. Bugün adalet zincire vurulmuş, acınacak bir durumda. Haksızlık gülüp eğleniyor kendisiyle.. (Tanrı'dan Öyküler)
- "Koyu saçları yumuşak..." (Sancaktar)
- Çünkü salt yalnız olana açıklanır ve aynı türden bir çok yalnıza hazır verilir dar birinden daha fazlası. Çünkü herkese Tanrı diye görünür bir başkası... (Toplu Şiirleri)
- . Gönül almayı hırsınız haline getirin. ... (Seçme Mektup ve Şiirler)
- Çevresindeki her şeyi ne çok sevdiğini duyumsadı ansızın. (Sonuncular)
- Kollarından boşluğu fırlat soluk aldığımız uzaya; belki kuşlar daha derin bir uçuşla duyar genişleyen havayı. (Kalem ve Kılıç)
- İKİMİZ oturuyorduk düşünceler içinde asma yapraklar alacağından-sen ve ben- ve kokulu saçmalıklar arasında üstümüzde vızıldıyordu bir yabanarısı bir yerden. (Toplu Şiirler 1)
- Sanki hiç yaşamamış gibi hissediyorum kendimi; çünkü o yolu asla bulamadım. (Bütün Hikayeleri)
- Düşün, hangi yaşam daha çok yaşantı içler düşündeki resimlerden? Ve seninledir daha? (Beyaz Prenses - Sancaktar)
- nasıl tutayım ruhumu ki, dokunmasın seninkine? (Toplu Şiirleri)
- "Bilgisinin bütün canlı ağırlığıyla dolu olarak, geleceği gören birisi gibi, etrafında yaşayanların yüzlerinin içini görüyordu." (Auguste Rodin)
- Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese? (Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları)
- Güneş, bizim memlekette yaz ortasında olduğu gibi, ağır. Fakat biz yaz mevsiminde vedalaşmadık. Kadınların elbiseleri yeşillikler arasında boylu boyuna parlıyordu. Ve şimdi atlarla hep gidiyoruz. Şu halde mevsim sonbahar olmalı; hiç değilse mahzun kadınların bizi düşündükleri yerde. (Sancaktar)
- Dünyanın her ışıksız dönüm yerinde vardır böyle kalıttan yoksun bırakılmışlar; ne önceki onlarındır, ne gelecek olan daha. (Duino Ağıtları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin