Kitap Künyesi
Yazar: Metin Özbek
Yayın Evi: İmge Kitabevi
İSBN: 9755333029
Sayfa Sayısı: 426
--reklam--
Dünden Bugüne İnsan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Elinizdeki kitap, biyokültürel bir varlık olarak insanın canlılar dünyasındaki yeri, geçmişten günümüze uzanan değişim süreci ve yeryüzünde yaşayan çeşitli insan toplulukları konusunda okura derli toplu bir fikir verebilmek amacıyla hazırlandı.
"Günümüzde antropologlar ırkların kendisinden çok ırkçılık düşüncesinin neden ve nasıl filizlendiğiyle ilgilenmektedir." diyor Michael C. Howard. Gerçekten de antrpoloji, insanın sergilediği olağanüstü biyolojik ve kültürel çeşitliliğin, farklı ortamlara uyum gösterme hususundaki sonsuz kapasitesinin bir ürünü olduğunu göstermiştir.
Antrpolojinin bu ülkenin genç insanları arasında artan bir merak ve ilgiye konu olduğunu gözlemliyoruz. Bu kitap, bu gözlemin verdiği cesaretin ürünüdür ve bu alandaki kaynak sıkıntısını büyük ölçüde gidermeyi amaçlıyor. Okur, bu kitapta kendisini uzak atalarından günümüz topluluklarına kadar uzanan bir "yazgı ortaklığı"nın sıcak ve sevecen kucağında bulacaktır. Unutmamalı: "Anlatılan, senin hikayendir"...
--reklam--
Dünden Bugüne İnsan Alıntıları - Sözleri
- 20. yüzyılda hiçbir keşif, ailemizin en eski cinsi sayılan australopitekusların bulunuş haberi kadar yankı uyandırmamıştır. Böylece yeryüzündeki serüvenimizin eksik olan bir halkası daha tamamlanmış oluyordu. 4 milyar yıllık canlılar tarihini göz önünde bulunduracak olursak, kendi tarihimiz bunun içinde okyanusta bir damla gibi kalmaktadır.
- İnsan sınırsız bir bilme, öğrenme ve araştırma gereksinimi duyar. Doyuma ulaşmasının ve kendini güven içinde hissetmesinin temel kaynağı bilgidir. İnsan, biyolojik örüntüsüyle kendini aşan bir canlıdır. Onun varoluşu ne üreyip çoğalmasıyla gerçekleşmiştir, ne de ölmekle noktalanmıştır. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan bir yönü, geçmişten geleceğe bir devamlılığa sahip olduğunun bilincinde bulunmasıdır.
- İnsanlık kültür tarihinde ilk büyük sanat hareketi orinyasiyen çağdan magdalanyen çağı sonuna kadar uzanan 20-25 bin yıllık süre içinde yeşerdi ve gelişti. Üst yontma taş çağı insanı, doğal mağaraların dehlizlerinde en kuytu ve karanlık köşelerindeki duvarlara resimler yaptı.
- İnsan; duyan, düşünen, olaylar karşısında kafa yoran, bilimi ve sanatı yaratan, kendine özgü iyilik ve kötülük kavramlarına sahip, kanunlar yapan, bunları uygulayan bir yaratıktır (Güvenç, 1991)
- unutmamalı "anlatılan, senin hikâyendir"..
- Bugün dünyanın en büyük süper gücü, ne acıdır ki, geçmişi tarihöncesine kadar uzanan zengin ve çeşitli Kızılderili uygarlıklarının yıkıntıları üzerine kurulmuştur. Tarihte, topraklan ellerinden alınan Kızılderililer isyan ettikçe üzerlerine Zenciler salıverilmiştir.
- Dünyaca ünlü Paris metrosu 1900'lü yılların başında inşa edilirken Afrika'dan getirilen yüzlerce siyah derili karın tokluğuna yerin onlarca metre derinliğinde çalıştırılmıştır. Avrupa endüstri devrimi, Afrika'nın sömürülen insan gücü ve doğal kaynaklarının üstünde yükselmiştir. İktisatçılar, XIX. yy' da İngiltere'de başlayan sanayi devrimine Liverpool'da kurulan köle alım-satım merkezilerinin önemli katkıda bulunduğuna işaret ederler. Çağdaş sanayinin çarkları ilk kez siyah derilinin kan ve alın teriyle dönmeye başladı, dersek bir ölçüde gerçeği dile getirmiş oluruz.
- Kanunların ruhu adlı kitabında Zencilerden, tepeden tırnağa siyah yaratıklar diye söz eden ve burunlarının sanki bir yere çarpmış gibi yassılaşmış olduğunu belirten, onlara bu görünümlerinden ötürü acıma hissi duymamanın olanaksız olduğunu söyleyen Montesquieu, bu düşünceleriyle de sınırlı kalmamakta ve Siyahlar hakkındaki önyargılarını şu ifadelerle dile getirmektedir: "Erdemli bir varlık olan Tanrı'nın, iyi bir ruhu simsiyah bir bedene yerleştirebileceğini sanmıyorum." Tüm bu alaylı ifadeler, doğrusu bu ünlü kişiye pek yakışmamaktadır. XVIII. yy düşünürlerinden Kant, Afrikalı Siyahların doğuştan bir zekâ eksikliğine sahip olduklarını savunurken, hiç kimse tanımıyorum ki çıkıp da Zencilerin yeteneğinden söz etsin, diye gülünç ve aynı zamanda gerçeklere aykırı iddialarda bulunmaktan geri kalmamıştır.
- Kimi araştırıcılar gerçek anlamda tanrı kavramının besin üretimine geçiş öncesi Neolitik çağda karşımıza çıktığını belirtir. Bu da en çarpıcı kültürel mutasyondur. Yeni din anlayışı, bir bakıma toprağın işlenmesi ve besin üretimiyle bağlantılı olarak gelişti. İnsan, toprağı sadece bir besin kaynağı olarak değil, aynı zamanda tüm yaşamını yönlendiren gizemli bir güç olarak algılamaya başladı. Neolitik çağ insanının gözünde o, bir toprak ana olmuştu.
- Anadolu'da bilinen en eski ölü yakma geleneği Aşıklı'da karşımıza çıkar; evlerin taban altlarında bulunan gömülerin bazılarında (kadın, erkek ve çocuk ayırt etmeksizin) hafif ya da orta derecede görülen yanma izleri, bu köyde ölen bazı kişilerin yakılarak gömüldüğünü akla getirmektedir. Bu uygulamanın gerekçesini bilemiyoruz. Neden sadece bazı ölülerin yakıldığına ise doğrusu geçerli bir yanıt bulmak çok zor.
--reklam--
Dünden Bugüne İnsan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap, Primatlardan günümüze insanın biyo-kültürel evrimini son derece yalın, anlaşılır ve bilimsel bir yöntemle anlatmış. Tarih boyunca insanın yarattığı kültürün ve biyolojisinin karşılıklı etkileşimine ve Neandertal ‘den homo sapiens’e nasıl böylesine büyük bir gelişim gösterdiğine tanık oluyorsunuz. Evrimin, arkeolojinin, antropolojinin ve genetiğin ışığında doğa karşısında aslında fiziksel olarak nispeten zayıf bir yaratık olan homo sapiens’in atalarının, gelişen beyni sayesinde yarattığı kültür ile tabiatı dönüştürmesinin hikayesi. Tavsiye ederim. (Aykut Karabay)
Evrende insanin varolmasi, pirimatlardan gunumuze insanin evrimi ve biyokulturel evrim. Kitap Turkce yazilmis su ana kadar karsilastigim en iyi kitap. Cokca ceviri kitap mevcut ama bir Turk yazardan boyle derinlikli bir kitap kolay rastlanmiyor. Bir baska kitapta kaynak gosterilmis ve oradan referansla listeme eklemistim, okudugum icin memnun oldum. (Murat Gür)
Bu kitabı cep telefonumda epub formatında okuyorum.evrimi ve bilim sevdiğim için bana iyi geldi bu kitap.sizlere de tavsiye ederim kitap yoldaşları.iyi okumalar. (NİKO İVAN)
--reklam--
Dünden Bugüne İnsan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Metin Özbek - Dünden Bugüne İnsan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünden Bugüne İnsan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Metin Özbek Kimdir?
1948 yılında Mecitözü’nde (Çorum) dünyaya geldi. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1970 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla doktora yapmak üzere Paris’e gitti. 1971 yılında Paris’te Institut de Paleontologie Humaine’e araştırıcı olarak girdi. Bu arada Paris VII Üniversitei’nin doktora programına kaydoldu. 1972 yılında D.E.A (Diplome d’Etudes Approfondies en Sciences Biologiques) sertifikası aldı. 1974 yılında “Deformation cranienne artificielle chez les Chalcolithiquez de Byblos.Modification consecutive le crane” adlı teziyle Doktorat de 3 eme cycle unvanını aldı. 1976 yılında Bordeaux I Üniversitesi (Bordeaux) Biyolojik Antropoloji Bölümü’nde “ Hommes de Byblos Etude comprative des anciens habitants de lage des Metaux au Prıche Orient” adlı teziyle Devlet Doktorasını (Docteur es Sciences) unvanını aldı. 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde Dr.Asistan olarak göreve başladı. 1978 yılında Öğretim Görevlisi oldu. 1981 yılında hazırladığı “ Orta Doğu Tarih Öncesi Toplumlarında Dişlerin Antropolojik Yönden İncelenmesi” adlı teziyle Doçent unvanını aldı. 1988 yılında Profesörlüğe yükseltildi.
--reklam--
Metin Özbek Kitapları - Eserleri
- 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi
- Dünden Bugüne İnsan
- Irklara Veda
- Beslenme Kültürü ve İnsan
- Çayönü'nde İnsan
- Sapiens’ten Önce İnsan Vardı
- Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk
- İnsan ve Irk
--reklam--
Metin Özbek Alıntıları - Sözleri
- Çiğneme sistemimizin temel anatomisini anne ve babamızdan atalarımızdan kalıtım yoluyla almamızdır. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
- Eski Mısırlılar Dünya'da 4 ırkın varlığına inanıyorlardı. (İnsan ve Irk)
- Erişkinlerin ortalama ölüm yaşı 35'tir. Erkeklerde ortalama ölüm yaşı 37,kadınlarda 33'tür.Demek ki, ortalama insan ömrü o çağlarda günümüze oranla çok düşüktü. Anadolu'da bugün ortalama insan ömrü 65 yılı geçti.İlk köy hayatına başlayıp,çiftçilik ve hayvancılığa dayalı geçim ekonomisine geçtiğimizde, ömrümüz oldukça kısa imiş;örneğin Çatal Höyük toplumunda 32, Aşıklı'da 36, Yunanistan'da 30, Kıbrıs'ta 34 ve lran'da 25 idi.Son 10.000 yıl içinde ortalama insan ömrü iki kat arttı. Cilalı Taş Devri'nden sonra asıl önemli artış Orta Çağ'dan itibaren oldu. (Çayönü'nde İnsan)
- Zamanımızdan aşağı yukarı 2000 yıl öncesinde yaşamış Yunanlılar, kendilerini seçkin ve yetenekli bir topluluk olarak görmekte; diğer bütün toplumları hangi renkten ve kültürden olursa olsun "barbar" diye tanımlamaktadır. Hatta, Yunanlılar, daha da ileri giderek, bazı toplumların doğuştan hür, diğer bazılarının ise köle olarak dünyaya geldiklerini söyleyecek kadar ırk ayrımı yapıyorlardı. (İnsan ve Irk)
- Dünyaca ünlü Paris metrosu 1900'lü yılların başında inşa edilirken Afrika'dan getirilen yüzlerce siyah derili karın tokluğuna yerin onlarca metre derinliğinde çalıştırılmıştır. Avrupa endüstri devrimi, Afrika'nın sömürülen insan gücü ve doğal kaynaklarının üstünde yükselmiştir. İktisatçılar, XIX. yy' da İngiltere'de başlayan sanayi devrimine Liverpool'da kurulan köle alım-satım merkezilerinin önemli katkıda bulunduğuna işaret ederler. Çağdaş sanayinin çarkları ilk kez siyah derilinin kan ve alın teriyle dönmeye başladı, dersek bir ölçüde gerçeği dile getirmiş oluruz. (Dünden Bugüne İnsan)
- İnsan sınırsız bir bilme, öğrenme ve araştırma gereksinimi duyar. Doyuma ulaşmasının ve kendini güven içinde hissetmesinin temel kaynağı bilgidir. İnsan, biyolojik örüntüsüyle kendini aşan bir canlıdır. Onun varoluşu ne üreyip çoğalmasıyla gerçekleşmiştir, ne de ölmekle noktalanmıştır. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan bir yönü, geçmişten geleceğe bir devamlılığa sahip olduğunun bilincinde bulunmasıdır. (Dünden Bugüne İnsan)
- Eski insan topluluklarının akrabalık ilişkilerini belirlerken ve bugünkü topluluklar arasında yakınlık derecelerini saptarken diş sistemine başvurulur. Bu nedenle adli tıpta önemli bir başvuru kaynağı olarak kullanılmakta hatta başlı başına bir adli diş alanı gelişmiştir. Diş taçları ve kökleri boyutsal açıdan değerlendirilip bu konuda çeşitli diş ölçümlerinden endisler geliştirilmiştir. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
- unutmamalı "anlatılan, senin hikâyendir".. (Dünden Bugüne İnsan)
- Mademki yeryüzünde değişik iklimler görülüyor o halde, değişik fiziksel özelliklere sahip ırkların da bulunması doğaldır. (İnsan ve Irk)
- Evrim kuramı bir türün başka bir tür içinden türediği şeklinde yorumlanmamalı. Fosil kayıtlardan ve moleküler genetik alanındaki bulgulardan anlaşılacağı üzere, evrimde kesinti olmadığına göre, Darwin'in de haklı olarak vurguladığı gibi evrim sürecinin, önceden var olan herhangi bir türden doğal ayıklanma(seçilim) yoluyla yeni yan türlerin(alttürlerin) ortaya çıkması şeklinde işlediği düşünülmeli. Bu arda eski türler yaşamlarına devam etmiş ya da yok olmuş olabilir. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
- Dişlerin iriliği, biçimi ve çiğneme yüzeyinin görüntüsü temelde genlerimiz tarafından belirlenir. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
- İnsan ve şempanze hiçbir zaman aynı evrim çizgisi içinde olmadı ve insan şempanzeden evrimleşmedi. Bir başka deyişle spesifik anlamda 'şempanze insanın ata türü olmadı.' Şempanzenin ve insanın dahil olduğu aileler aşağı yukarı 7 milyon yıldan bu yana bağımsız ve ayrışık evrim süreçleri izledi. Ortak atayı temsil eden türlerden bazıları evrim geçirerek şempanzeyi, diğer bazıları da insan ailesinin ilk cinslerini meydana getirdi. Ortaklığımız sadece üst aile düzeyinde, üçüncü zamanın miyosen zaman dilimi içinde sınırlı kaldı. Sonuç olarak şempanze insanın atası değil, kuzenidir. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
- Fransız hükümeti son yıllarda bebeklerine vegan diyeti uygulayan ailelere ceza vermektedir. Vegan tarzı bir beslenme alışkanlığı insan türüne hiç uygun sayılmaz. Vegan diye bir diyet yoktur; bu tarz beslenme sadece kişisel bir tercihtir. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
- avcılar öldürdükleri gorillerin ellerini kesip kül tablası olarak, başlarını ise koparıp hatıra eşyası olarak turistlere satar. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
- Bir yabani bitkinin evcilleştirilmesi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak söz konusu bitkinin genetik yapısının değiştirilmesiyle ilgili evrimsel bir süreçtir. Bu sürecin sonunda tarıma alınmış olan bitki artık doğal ortamda üreme yeteneklerini ve çevreye tohumlarını yayma stratejilerini kaybederler. Kendileriyle beslenen hayvanlara karşı fiziksel ve kimyasal savunma güçleri büyük ölçüde zayıflar. İyiden iyiye insana bağımlı hale gelirler. İnsan olmadan, üremelerini devam ettirmeleri mümkün değildir. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
- 20. yüzyılda hiçbir keşif, ailemizin en eski cinsi sayılan australopitekusların bulunuş haberi kadar yankı uyandırmamıştır. Böylece yeryüzündeki serüvenimizin eksik olan bir halkası daha tamamlanmış oluyordu. 4 milyar yıllık canlılar tarihini göz önünde bulunduracak olursak, kendi tarihimiz bunun içinde okyanusta bir damla gibi kalmaktadır. (Dünden Bugüne İnsan)
- İnsan; duyan, düşünen, olaylar karşısında kafa yoran, bilimi ve sanatı yaratan, kendine özgü iyilik ve kötülük kavramlarına sahip, kanunlar yapan, bunları uygulayan bir yaratıktır (Güvenç, 1991) (Dünden Bugüne İnsan)
- Evcil hayvanların sütleri bağırsaklarımız için hiç de uygun değildir. İnek sütünün içinde insana alerji yapan proteinler bulunur. İneğin sütü, birkaç ay içinde yaklaşık 100 kiloya çıkan dananın beslenmesine yöneliktir. Yoğun biçimde büyüme hormonları içerir. İnek sütünde yer alan moleküllerin erişkinlere, çok içilmesi halinde, yarardan ziyade zararları dokunur. Ayrıca, bu besin maddesi süt şekeri dediğimiz laktoz içerir. Bunun ince bağırsaklarımızda parçalanıp glikoz ve galaktoza dönüşerek sindirilebilir hale gelmesi için de laktaz enzimine ihtiyaç vardır. Oysa, bu enzim bebeklikten itibaren azalmaktadır. Genetik kökenli olan (bu kişilerde laktaz enzimi doğuştan yoktur) süt hazımsızlığı ayrı tutulmakla birlikte, birçok insanın süte alerjisi bulunur. İçtiğinde hazmedemez, karnı şişer, sancılanır, hatta ishal olur ya da kusar. Okul çağında böyle sorunlar yaşayan çocuklarımıza ısrarla süt vermeyelim. Onun içerdiği birçok yararlı madde, hazmı daha kolay olan yoğurttan yapılan ayranda da bulunmaktadır. Üstelik mide ve bağırsaklarımız yoğurt, ayran, kefir gibi fermante olmuş ürünleri çok sever. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
- Eskiden bol oksijenli sularda üreyen balıkların lezzetine doyum olmazdı. Son zamanlarda lezzetsizliğini bir yana bırakalım, yağ dokularında biriken civa başta olmak çeşitli ağır metallerden dolayı kanser yapıcı bir özellik de kazanmışlar. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
- İnsanoğlu bugünkü beyin iriliğine 200 binyıl önce ulaşmıştı. O tarihlerden bu yana beynimizde daha fazla irileşme olmadı. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin