Kitap Künyesi

Yazar: Mahir Ünsal Eriş

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750517402

Sayfa Sayısı: 196

--reklam--

Dünya Bu Kadar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Radyonun sesi duyulmaz, bağ evinin ışığı görünmez olunca ara ara duyulan kesik inlemeler geldi kulaklarına. Fikret korktu. Bok vardı gecenin bu saatinde bu saçmasapan şeylere kalkışacak, hem de iki şişe büyüğü gözünün yaşına bakmadan bitirmişken. Sesi Hilmi de fark etti. "Hocam, bu hayvan inlemesi mi, birileri iş mi tutuyor yoksa bağlık arasını bulmuş da?" diye sordu. Hocam diyerek ikisini de ortalamaya çalışmıştı. "Baykuştur," dedi Koço. "Bazı baykuşlar böyle inler gibi ses çıkarır, korkmayın," Hilmi bozuldu, "Yok Üstat, korktuğumuzdan değil de, olmadık bir şeye denk gelmeyelim şimdi gece vakti. Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde ve Olduğu Kadar Güzeldik kitaplarıyla sevdiğimiz Mahir Ünsal Eriş, bu kez bir romanla, başka bir dil deniyor. Sesleri, hatıraları, tesadüfleri, yeşil ve alabildiğine geniş fındık bahçelerini, deniz kıyısını, ipince ipeksi dantelleri, pervaneleri, hasreti, haseti, heba edilmiş yılları… Kör kuyuları, bir nakkaş gibi birbirine teyelleyerek hikâyeleri, ay karanlığını, defineleri, haritaları işliyor; yavaş yavaş anlatıyor üstelik, gülerek kıkırdayarak, kıpır kıpır… Uzakta, bozkırın ortasında, bir kayısı bahçesinde birileri kafa çekip, tütün sarıyor… Dünya Bu Kadar, çarpa çarpa geceye ışıl ışıl hikâyeler bırakıyor. Yeni roman, işte gökyüzü…

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Dünya Bu Kadar Alıntıları - Sözleri

  • Birini sevmek, onunla mutlu olmak neden bu kadar imkânsız? Kendini dünyanın geri kalanından ayrı bir yere koyup birbirini seven iki insanın bir arada durabilmesi, neden bu iki insan dışındaki her şeye bağlı? Hayat ne güzel aşık olunca halbuki, her şey nasıl ışıl ışıl, nasıl rengârenk. İnsan, değil sevmenin, dünyanın sonu gelmeyecek sanıyor sevince. Aşk olup vuslat olmayınca ne zor, ne fena ama. Bir başına, damla damla eriyen bir kardan adam gibi eksilirken onun artık başka tepelere yağacağını bilmek ne büyük işkence.
  • Halk, halk değil koyun sürüsüydü. Bildikleri yanıldıklarına yetmezdi, cahildi, kimin kavalı hoşuna giderse onun peşine takılırdı.
  • Dünyada her güzel şey, renkli balonlar gibi neşeyle oradan oraya salınırken hayatın dikenlerinden birine değip yok olmak zorunda mı?
  • Hep tanıdıkları, hep sağlam bildikleri kainatın böyle paldır küldür dökülüverdiği o günde acı, varabileceği en geniş ölçekte anonimdi çünkü.
  • İnsan, değil sevmenin, dünyanın sonu gelmeyecek sanıyor sevince. Aşık olup vuslat olmayınca ne zor, ne fena ama. Bir başına, damla damla eriyen bir kardan adam gibi eksilirken onun arık başka tepelere yağacağını bilmek ne büyük işkence.
  • Çünkü televizyon, her şeyin olduğu gibi değil, görünmesi icap ettiği gibi göründüğü bir yerdi.
  • Memlekette sanayinin her türlüsü, müteşebbisin elinde, kendisine çevirdiği bir silahtı.
  • "İyi haber yerleşir kalır, kara haber dolaşır durur" derler.
  • İnsan tabuta girdimi pencere aramaz derler.
  • Malı veren veresiye, kuşu salar gelesiye.
  • Bizim millet böyle yeni heveslere, sahte cennetlere düşkündür.
  • Saniyeler sonra ne olacağını bilmeyen insanın yıllar sonrası için plan yapmasının ne manasız olduğunu bilmezlendi.
  • Her hayat, birdenbire bambaşka yöne akmasını sağlayacak kırılma anları saklar.
  • Her hayat, birdenbire bambaşka yöne akmasını sağlayacak kırılma anları saklar.
  • İnsan ömrünün, hayatını yaşamak denen şey için çok kısa olduğuna, acele etmesi gerektiğine inanan bir telaşlı hal takındı.

--reklam--

Dünya Bu Kadar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Dünya Bu Kadar. Mahir Ünsal Eriş'ten okuduğum 7. kitap. Mahir Ünsal Eriş'i Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde ile tanıdım. Geçen yaz; Kara Yarısı ve Sarıyaz'ı okumuştum. Geçenlerde ise Benim Adım Feridun, Öbürküler ve Olduğu Kadar Güzeldik'i okumuştum. Mahir Ünsal Eriş, son dönem yazarlar arasında "yolunu bulmuş" yazarlardan biri... Dünya Bu Kadar; bir, iki, üç ve son olmak üzere toplamda 4 bölümden ve 196 sayfadan oluşuyor. Bugüne kadar okuduğum en zor romanlardan biriydi. Karakterlerin fazlalığı (onlarca karakter var), uzun paragraflar ve bölümlerin çok sayfadan meydana gelmesi gibi unsurlar romanı oldukça güçleçtirmiş. Yazar, elinde bir kamerayla sokağa çıkmış ve karşılaştığı hemen herkesin hikâyesinden mütevellit bir roman yazmış gibi... Mahir Ünsal Eriş okurlarının fark edebileceği, yazarın üslubu ve hemen her cümlenin titizlikle tasarlanması gibi ayrıntılarla dolu bir roman olmuş. Yazar, kurgu konusunda da en az dili kullanmadaki kadar başarılı... Ayrıca yazarın söz varlığı da hemen her eserinde dikkat çekiyor. Kitapta deprem merkeze alınarak hikâyelerle örülmüş bir bütünle karşılaşıyorsunuz. Bu bütün diğer parçalarla daha da anlam kazanıyor. Bir ikindi kahvaltısına gitmeyen Güneş'in ve çevresindekilerin yaşadıklarıyla topluma, insana, aşka, sevgiye birçok gözlem, düşünce ve olayın aktarıldığı romanın arka planı oldukça dolu... Kitapta ilgimi çeken ve altını çizdiğim bazı satırlar; "Çünkü aşk, gözünde büyütmekti" (s. 43). "Her hayat, birdenbire bambaşka yöne akmasını sağlayacak kırılma anları saklar" (s. 48). "Birini sevmek, onunla mutlu olmak neden bu kadar imkânsız? Kendini dünyanın geri kalanından ayrı bir yere koyup birbirini seven iki insanın bir arada durabilmesi, neden bu iki insan dışındaki her şeye bağlı? Hayat ne güzel aşık olunca halbuki, her şey nasıl ışıl ışıl, nasıl rengârenk. İnsan, değil sevmenin, dünyanın sonu gelmeyecek sanıyor sevince. Aşk olup vuslat olmayınca ne zor, ne fena ama. Bir başına, damla damla eriyen bir kardan adam gibi eksilirken onun artık başka tepelere yağacağını bilmek ne büyük işkence" (s. 181). Okumalısınız. (Mahir)

* 3 bölüm ve 1 son ile yazılmış bir kitap. Ve bölümlerin hepsi şu cümle ile başlar “ bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmedi “ sonrası ise bölüme göre şekillenir :) * kurgu nedir ? Der ve köşeye çekilir Mahir bey. Olay örgüsü müthiş bağlanmış. İlk başta biraz zorlanıyorsunuz ama sonra tarzına alışmaya başlıyorsunuz. A kişisi anlatırlarken B kişinin adı geçiyor ve bir bakmışsınız onun kim olduğunu, ne olduğunu okumaya başlamışsınız. Karakter sayısı haylice fazla ve sonunda ucundan kıyısından herkesin birbiri ile bağlantısı bulunuyor. Uzun cümleler çoğunlukta bu kitapta. Ve her zaman ki Mahir beyin akıcı ve yormayan anlatımı ile baş başasınız. Çok seviyorum bu yazarı ve her yerde her şekilde övmekten asla da vazgeçmeyeceğim. * öneri kısmına gelirsek tabii ki seve seve öneririm. Ama bu yazarı ilk kez okuyacaksınız hikaye kitapları ile başlamanızı tavsiye ederim. * kitaba roman diyen de var hikaye diyende. Ama ben roman olduğunu düşünüyorum hatta marquez tadında bir roman. Ki Mahir beyde her söyleşi ya da podcast’te roman olduğunu belirtiyor. (bentuba)

Öncelikle, ilk lafım kitaba roman diyenlere. Kitap roman değil, kitap bir hikayeler bütünü. Yazar her farklı hikayede farklı bir yaşamı konu alıyor. Bir yaşamı anlatırken farklı bir hikayeye atlayıveriyor. Günün sonunda kendinizi birinin hikayesinin içinde başkasının hikayesine denk gelmiş buluyorsunuz. Aslında yazarın muhteşem bir anlatım gücü var. Hikaye okumayı seven bir kişiyseniz sizin için elinizden bırakamayacağınız bir eser olacağını söyleyebilirim ama yok ben bir roman okuyucusuyum, roman karakterlerine bağlanırım, onlardan kolay kolay ayrılamam diyorsanız bu kitap size göre olmayabilir; zira kendinizi bulduğunuz bir karakterin ömrü kitapta sadece 4 sayfa olabiliyor. Buna rağmen yazarın dili oldukça akıcı ve onca betimlemeye rağmen oldukça yalın diyebilirim. İyi okumalar. (Vildan Dirim)

--reklam--

Dünya Bu Kadar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş - Dünya Bu Kadar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünya Bu Kadar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mahir Ünsal Eriş Kimdir?

1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.

Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.

Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş Kitapları - Eserleri

  • Sarıyaz
  • Olduğu Kadar Güzeldik
  • Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
  • Kara Yarısı
  • Dünya Bu Kadar
  • Öbürküler
  • Benim Adım Feridun
  • Diğerleri
  • Gaip
  • İbranice Dil Hapı

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş Alıntıları - Sözleri

  • Bizim millet unutmaya meraklıdır. Dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
  • Torunlarıma bile yetecek kadar sıkılmıştım. (Benim Adım Feridun)
  • Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. (Benim Adım Feridun)
  • Cumhuriyet'in yegâne ülküsü nedir? Muasır medeniyetler seviyesinde müreffeh ve münevver bir hayat tesis etmek. (Öbürküler)
  • Yurtta faşistlere yem olsak daha mı iyi? (Diğerleri)
  • Öyleyse yaşamak, hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir. (Olduğu Kadar Güzeldik)
  • Kimi sevse Gülderen, hep onu beklemekle geçerdi bütün vakti. Mesela babasını. (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
  • İnsan mutluluğa ne kadar çok acıkıyormuş meğer.. (Benim Adım Feridun)
  • Güldü. O kadar güzeldi ki; tıpkı günün tepenin ardından kendini gösterişi gibi, ayın güneşle dünya arasından çekilip aydınlığı serbest bırakışı gibi. Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle. (Kara Yarısı)
  • Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım. (Sarıyaz)
  • bizim millet unutmaya meraklıdır. dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
  • Bir yoncanın dört yaprağı gibi dizilmiştik masanın etrafında. (Kara Yarısı)
  • Ama insan hayat dediği şeyin, olmasını bekledikleri değil de başa gelmesi hiç umulmayanların toplamı olduğunu böylelikle öğreniyordu. (Diğerleri)
  • “Ölmek ne bilmiyorum. Merak da etmedim hiç.” (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
  • “ İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur.” (Sarıyaz)
  • Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya ! (Sarıyaz)
  • “Allah’ından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse.” (Olduğu Kadar Güzeldik)
  • Ankara’yı sevmek ,şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir. (Kara Yarısı)
  • "Bir de mektubunuz var." Şaşırdım haliyle. Bir kere mektup yazmak mı kaldı şu devirde, ona şaşırdım evvela. (Sarıyaz)
  • "Her zaman derim, biraz sevgi, biraz şefkat, insana dair her meseleyi halleder!" (Diğerleri)