Kitap Künyesi
Yazar: André Gide
Çevirmen: Tahsin Yücel
Tasarımcı: Ayşe Çelem
Orijinal Adı: Les Nourritures Terrestres: suivi de Les Nouvelles Nourritures
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755100883
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünya Nimetlerinin daha ilk satırlarında, Andre Gide: Utanmadan, hiçbir yapmacığa kaçmadan kendimi koydum bu kitaba der.
Böylece, bir yandan sınırsız içtenliğini kesinlerken, bir yandan da başlıca konusunun kendi benliği, kendi deneyimleri, kendi düşleri olduğunu belirtir.
Dünya Nimetlerinden yaklaşık kırk yıl sonra yazdığı Yeni Nimetlerinde ortaya koyduğu temel yönelimleri yansıtır.
--reklam--
Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler Alıntıları - Sözleri
- Küçücük kentler vardır, küçücük kentlerin çok güzel bahçeleri vardır; insan kenti unutur; bahçeyi bir daha görmek ister; ama geri dönemez artık.
- Mutlu olmak üzere doğdu insan, bütün doğa bunu öğretiyor. Bitkiyi yeşerten, kovanı balla, insan yüreğini iyilikle dolduran şey, hazza yönelik çabadır.
- Her kafa yalnız ve yalnız başkalarından ayrılan yanıyla ilgilendiriyordu beni.
- Ah! Arzumun kavradığı zenginlikten ötesini ne yapayım? Çünkü ben öyle şehvetler tanıdım ki, azıcık daha artsalar, tatlarını duyamazdım.
- İçe kapanma dedikleri şey, benim için olanaksız bir zorlama; yalnızlık sözcüğünü anlamıyorum artık; benliğimde yalnız olmak, artık hiçbir şey olmamaktır; ben kalabalığım. Çoğalmışım ben.
- "Ne kadar süreceksiniz, bekleyişler? Siz bitince yaşayacak kadar bir şey kalacak mı bize?"
- En büyük sevinçleri duyularımın Dinmiş susuzluklarımdı.
- Kusursuz bir sahip oluş ancak verişle kanıtlar kendini. Vermesini bilmediğin her şey senin efendin olur.
- Önem bakışında olsun, bakılan şeyde değil.
- " Ben bütün varımı içimde taşıdım, solgun Doğu'nun kadınlarının bütün servetlerini üzerlerinde taşıdıkları gibi."
- -Yürümek istemiyorum artık, sıçramak istiyorum; geçmişimi itmek, yadsımak istiyorum; tutulacak sözüm kalmadı artık; çok tuttum, fazlasıyla tuttum. Gelecek, sadık olmasaydın ne çok severdim seni! -
- "Her coşkunluk senin için bir sarhoşluk olabilmeli. Her yediğin seni sarhoş etmiyorsa yeterince acıkmadın demektir."
- Bir kimseyi, bir kadını, ya da bir erkeği hiç mi hiç sevmemek, dostluğu, sevgiyi ya da aşkı sevmek savındaydım. Onu birine verip de başka birinden almak istemezdim, bunun için ancak ödünç verirdim kendimi.
- "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini."
- -Kitabım kendisinden çok kendi kendinle ilgilenmeyi öğretsin sana - sonra kendi kendinden çok, kendi dışında kalanlarla ilgilenmeyi.-
--reklam--
Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Çok ilginç,çok garip ve çok farklı bir kitap.Başka bir örneğinin olduğunu sanmıyorum böyle bir kitabın. Neden diye sorarsanız,her yönüyle çok çok farklı diyeceğim. Öncelikle kitap aslında iki farklı zamanda(38 yıl arayla) yazılmış,iki ayrı kitaptan oluşmakta.''Dünya nimetleri'',yazarın 20 li yaşlarında yazdığı ve 1897 yılında yayınladığı bir kitap,''Yeni Nimetler'' ise yazarın 1935 yılında 60 lı yaşlarda yazdığı aynı konuyla ilgili diğer kitap.Yaklaşık 40 yıl arayla aynı konu üzerine iki ayrı bakış açısı. Kitabın yazılım şekli daha da ilginç.Hem şiirsel,hem nesirsel,hem ikisi birarada içiçe geçmiş olarak, hatta bazen nesir gibi gözüken şiir özelliği taşıyan şekliyle de okuyucuya sunuluyor. Konu, aslında yazarın,hayat hakkındaki düşüncelerini anlatması.Bu anlatım da çok ilginç ve farklı bir şekilde yapılmış.Yazar ,kitabı,sanki sadece Nathanael isminde bir dostuna mektup değilde bir kitap yazmış gibi gösteriyor ve ona okuduktan sonra,kitabı atmasını ve her şeyi unutmasını tavsiye ediyor. Kitapta yazılanlar, yazarın,yaşam hakkındaki, düşüncelerini, lirik,mistik,bilgelik içinde bazen birbirine bağlantılı olarak, bazen ise hiç alakası olmayan arka arkaya gelen cümlelerle, adeta birer bilmece gibi, anlatmak istediğini bize çözdürecek şekilde, yazıp anlatmasıdır. Yazılanlardaki ana tema ise insanların mutlu olması için her şeyi ama gerçekten her şeyi özgürce yaşamalarının gerektiğinin savunulmasıdır. Ayrıca doğadaki hayvanların,bitkilerin,tüm doğa olaylarının,tüm coğrafya şekillerinın hepsinin bir güzellik taşımakta olduğu ifade edilerek; bunlar, bazen gerçek bir gezi yazısı şeklinde yerinde olarak,bazen ise hayali olarak, muhteşem bir şekilde tasvirlerle anlatılmaktadır.Tüm bunların ise Tanrı'nın eseri olduğu hatırlatılmaktadır. Kitabı okumak kolay değil.Bunun üzerine basa basa söylemek isterim..Ayrıca yoruma çok açık bir şekilde yazıldığından dolayı, anlatılmak istenenleri her okuyucu farklı farklı algılayabilir.Kitabı okuyanların beğenileri ve puanlamaları da çok farklı olabilir.Ben bu kitaba 10 puan verenlerin olabileceği gibi sıfır puan vereceklerinde olabileceğinden eminim.Bundan dolayı kimseye okuyun veya okumayın gibi bir tavsiye de bulunamam.Ama muhteşem nitelikteki sözler ve doğa tasvirleri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. (mehmet temiz)
… beni okuduğun zaman, bu kitabı at — ve çık,” der yazar. Sonra da şunları ekler: “Kitabım çıkmak arzusu versin isterdim sana, nereden olursa olsun çıkmak; kentinden, ailenden, odandan, düşüncenden. Yanına alma kitabımı.” (s.13) Beklentisiz çıkılan yollar vardır, fazlasıyla karşılar beklentiyi. Bazılarına da beklentiyle çıkarsınız, karşılamaz - yeterli gelmez. . Andre Gide edebiyatın ‘farklı’ çocuklarından. Ona yabancı değilim; ama burada beklentim yüksek olmasından kaynaklı bir nebze mutsuz ayrılma durumumuz oldu sanırım. • İlk sayfadan son sayfaya ‘dağınık’ bir kitap imajı veriyor Dünya Nimetleri. Bunu bile isteye yapıp yapmadığı size bağlı. Notlar, günlükler, geziler - anılar, şiirler - aforizmalar derken eseri sonlandırıyorsunuz. Farklı bir kıtap okumk isteyenler için buyurun (Hande gunkut)
Kitaptan bu kadar etkileneceğimi ve üzerine saatlerce konuşacağımı hiç tahmin etmiyordum. Bana yeni bir dünya verdi desem yeridir. Çok gezenin çok bildiğine, çok tecrübe edenin yetkinleştiğine, yaşayanın yaşattığına, inancın ayakta tuttuğuna, soru sormanın nereye ulaştırdığına şahit oldum. Kitabı okumakla kendime iyilik ettiğimi hissettim. Bir çok kişiye de tavsiye ettim. Altını çizmediğim sayfalar toplasan 30/40 eder. Muazzam doyurucu, düşündürücü ve aydınlatıcı bir eser. Bu kadar coşkunluktan sonra biraz da içerikten haber vereyim. Kitap yaşamın güzelliği ve bunun farkına varmanın insanın mutluluğuna ve onu çoğalttığına değiniyor. Hazdan, düşünceden, geziden, tanrıdan, psikolojiden bahsederek aslında dünyada yaşamanın ne büyük nimet, hayatın ne büyük mucize oluşundan bahsediyor. Kitabın ilk bölümü daha çok gezi notları ama içerisinde gözlem ve tefekkürü de var. Kitabın ikinci kısmı da deneyimlerindeki çıkarımlarından söz ediyor. Tasavvufi ve materyalist yönü de var yazarın. Ama müthiş derece bir inancı okuyorsunuz. Çok büyük keyif aldım. Tavsiye ediyorum. (Andelib)
--reklam--
Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.
1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.
1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.
1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.
1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.
I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.
1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.
Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.
II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.
Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.
--reklam--
André Gide Kitapları - Eserleri
- Kalpazanlar
- Isabelle
- Dar Kapı
- Theseus
- Kadınlar Okulu
- Chopin Üzerine Notlar
--reklam--
- Tohum Ölmezse
- Ayrı Yol
- Vatikan'ın Zindanları
- Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
- Pastoral Senfoni
- Günlük
- Sapık Sevgi
--reklam--
- Batak
- Henri Michaux'yu Tanımak
- Seçme Yazılar
- Dostoyevski
- Pastoral Senfoni - Dar Kapı
- Denemeler
- SSCB'den Dönüş
--reklam--
- Dünya Nimetleri
- Cinayet Mahkemesi Anıları
- Two Legends: Oedipus and Theseus
- Yeni Nimetler
- Autumn Leaves
- Prometheus ve Theseus
- Bataklık
--reklam--
- Dostoyevski
--reklam--
André Gide Alıntıları - Sözleri
- "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
- "İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
- . Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim. Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın. ... (Seçme Yazılar)
- Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
- "Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
- Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)
--reklam--
- Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
- "..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
- Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
- "Kurtulduğumu sanırken gittikçe daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
- Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
- Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
- Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bahşet bana. (Yeni Nimetler)
--reklam--
- İş mesut olmakta değil --- mesut olduğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
- Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
- Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
- "Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
- Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
- Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
- -Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar. -Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez. -"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin