Kitap Künyesi
Yazar: İskender Pala
Tasarımcı: Utku Lomlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9789758950027
Sayfa Sayısı: 395
Düşte Kalan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yıllardan 1258 idi. Hülagu Bağdat'a girmiş, insanlığın beşik edindiği ve o zamana kadar süzegeldiği tecrübesini harmanladığı topraklarda, dünyanın Nuh Tufanı'ndan sonra gördüğü en büyük yıkımı yapmıştı. Bu talan, o çağa göre dünyanın gözdesi olan bir medeniyet merkezinin yok edilmesi demekti ve Hülagu'nun askerleri, Bağdat'ın eşsiz koleksiyonlarıyla ünlü kütüphanelerindeki yüz bini aşkın elyazması kitabı Dicle'ye boşaltmış ve Dicle günlerce mürekkep renginde akmıştı. Eğer o zaman Bağdat kütüphanelerinin başına böyle bir talan gelmeseydi, belki de dünyanın daha sonraki yüzyılları çok farklı olur, Rönesans ve Reform hareketlerinin adresi değişir, modernleşmenin göstergeleri farklı boyutlarda ortaya çıkar, hatta Amerika, şimdiki Amerika olmayabilirdi. Gelin görün ki Amerika şimdi Bağdat'tadır."
(Tanıtım Bülteninden)
Düşte Kalan Alıntıları - Sözleri
- Galiba vergilerin artması işlerin kötüye gittiğine işaret ediyor, ne dersiniz?
- Hazret-i Mevlâ, ney'i niye yarattı diye kafanı yorma hiç . Besbelli ki Mevlânâ hazretlerini duyurmak için yarattı onu.
- "İnsanları,zarif şakalar veya hicivlerle edeplendirmek yerine, küfrederek sindirmeyi yeğleyen bir ahlak yapısı topluma hakim oldu galiba en kötüsü de bu tavrın şiddeti beraberinde getirmesiydi.Zira şiddetin hakim olduğu toplumda kimsenin mizah yapmaya gücü de mizaha karşı hoşgörüsü de kalmaz"
- Dünyanın en eski mesleklerinden biridir zorbalık. Kabil'in Habil'i öldürmesiyle başlamış aşağılık bir uygulama. Kaba kuvvet ve gizli yöntemlerle başkalarının hakkını gasp etme usulü. Tarihin her devrinde sağlıklı toplumları ifsat eden bir hastalık bu.
- "İnsanları,zarif şakalar veya hicivlerle edeplendirmek yerine, küfrederek sindirmeyi yeğleyen bir ahlak yapısı topluma hakim oldu galiba en kötüsü de bu tavrın şiddeti beraberinde getirmesiydi.Zira şiddetin hakim olduğu toplumda kimsenin mizah yapmaya gücü de mizaha karşı hoşgörüsü de kalmaz";-)
- Ense kökünde çıban yoksa,neden insan,başını kaldırıp da mehtaba bakmıyor ki?
- "İnsanları,zarif şakalar veya hicivlerle edeplendirmek yerine, küfrederek sindirmeyi yeğleyen bir ahlak yapısı topluma hakim oldu galiba en kötüsü de bu tavrın şiddeti beraberinde getirmesiydi.Zira şiddetin hakim olduğu toplumda kimsenin mizah yapmaya gücü de mizaha karşı hoşgörüsü de kalmaz"
- Günümüzün saman altından su yürüten zorbaları artık Tapınak Şövalyeleri'ne benzetiliyorlar. Onların en şık giysiler içinde ve önlerinde ceket iliklenen insanlardan oluştuğunu da bilmeyen kalmadı.
- Ancak ortada hiç ihtiyaç bulunmazken, belki sırf kültürlü(!) görünmek hevesiyle yabancı dilden bir sözcüğü ulu orta telaffuz etmenin, daha da kötüsü, dilde aynı anlama gelecek bir sözcük zaten var iken,üstelik de dallanıp budaklanmış, deyimler ve kalıplar oluşturmuş iken o sözcüğü değiştirip yerine yabancı bir sözcük koymaya kalkışmanın elbette büyük sakıncaları olur.
- Gülüşü tebessümden ibaretti. Kahkaha ile gülmekten haya ederdi. Eğer kahkaha ile gülecek olsa Arş'ı A'la titrerdi. Bu sebeple ömrü boyunca hiç kahkaha ile gülmedi. Hakani Mehmet Bey (Hilye-i Saadet)Efendiler Efendisi*
- İşbu mana-yı bedihi görünen gün gibidir Ömr bin yıl dahi olsa yine bir gün gibidir (Şu açık söz, görünen gün kadar aşikardır; "Unutma, ömrün bin yıl bile olsa sonunda yine sana bir gün gibi gelecektir.)
- Fatih'i Fatih yapan bütün bu özellikler galiba atası Osman Bey'in hani misafir kaldığı odada, Kur'an var diye ayağını uzatamadan sabahladığı gecenin ilhamını taşıyordu ve yirmi üç yaşındaki bu delikanlı bir hayal değil bilakis muhteşem bir hakikatti.
- Gelince vakt-i hâcet geçmedim hatırlarından hiç Onunçün bende şimdi hâtır-ı ahbâbdan geçtim ~İhtiyacım olduğu zaman hatırlarından hiç geçmemiştim; onun için ben de şimdi ahbap hatırından (vaz)geçtim.
Düşte Kalan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nerde o eski ramazanlar... "Düşte!" Eskiye duyulan özlem hoş ama eskiye ve eskide kalana hayıflanmak garip geliyor. Eskiyi yeniye eviren ve yenide eskinin izlerini silen bizleriz. Bir de sanki dünyadan hariç varlıklar gelip bozmuş gibi şikayet ederiz çok şeyden. Eski ramazanlar, eski bayramlar, eski muhabbetlee, eski oturmalar vesaire. Düşte Kalan, düşte kalanları belki de bir daha kolay kolay yaşamayacak anekdotları, yaşantıları anlatıyor. Bize yabancı olmayan ama bizim yabancılaştığımız kavramları, hayatları, olayları, sözleri, güzellikleri hatırlatıyor. Geçmiş, geçmiş ve gitmiş. Elbette yeni şeyler söylemek lazım ancak bu neden geçmişin güzelliklerinin gölgesinde olmasın ki? Düşte kalmasın; zihnimizde, kalbimizde ve yaşantımızda kalsın bazı şeyler. Neler mi? (Öğretmenden Notlar)
Eskilerden dilimize yerleşmiş, söylediğimiz ama hikayelerini bilmediğimiz kelimelerden tutun, önemli şahsiyetlerin hayatlarında ki kıssalara kadar zaman zaman bilgi veren, zaman zaman kıyaslayan ve şu an ki duruma hayıflanan ama ümidini de yitirmeyen İskender Bey'in yine kendimizi pek çok bilgiyle donatacağımız kitaplarından biri. Okumanız ve Sevmeniz dileğiyle .) (Elif (Dilhûn))
Prof. Dr. İskender PALA'nın kaleme aldığı Düşte Kalan deneme türünün nadide eserleri arasına girebilecek keyfiyette bir kitap olmuş. İnsan okurken sıkılmadığı gibi değişik konularda gezinmekten doğan hazzı da doyasıya yaşıyor. Şanlı geçmişimizin irdelendiği doksan altı adet deneme okuyucuya geçmişten sahneler sunması yanında bunların günümüze olan etkilerinden de dem vurması ile güncelliğini koruyor. Divan şiirini Türk insanına sevdiren kişi olarak ün yapan yazar konuların içerisinde ve hemen akabinde yer verdiği beyitler ile de bu özelliğinden vazgeçemeyeceğini göstermiş. Kitaptaki ilginç konulardan şöyle bir seçme yapacak olursak : Cristof Colomb'un Amerika kıtasını Osmanlı Bahriyesi mensubu Müslüman tayfası Rodrigez sayesinde bulduğunu tuttuğu notların içerisinde itiraf etmesi; ayrıca II. Bayezid'den keşif için gemi istemeye İstanbul'a gelmesi, polonun bir Türk sporu olduğu, kabadayı ve külhanbeylerinin sınıflandırılması, Osmanlı'da yitik mala karşı olan davranış. Kitabın sonundaki yazılar ise arka kapakta anlatılan ve benim kitabı almama vesile olan Hülagü'nün Bağdat'ı yağmalaması ile başlayan ve Irak'ı konu alan yazılardan oluşuyor. Bu yazılarda Irak'ın nasıl bir kültür merkezi olduğundan başlanarak Amerika'nın saldırmak için niçin Irak'ı seçtiğine kadar derinlemesine bilgi ve analizler yer alıyor. Özellikle bu yazıları herkese tavsiye ederim. (Sefa Akgül)
Kitabın Yazarı İskender Pala Kimdir?
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.
1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.
1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.
1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.
1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.
1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.
1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.
1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.
1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.
İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.
Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü
İskender Pala Kitapları - Eserleri
- Şah ve Sultan
- Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
- Od
- Kitab-ı Aşk
- Aşkname
- Aşina Güzeller
- Ah Mine'l-Aşk
- ... Ve Gazel Yeniden
- Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
- Atasözleri
- Ayine
- Katre-i Matem
- Boğaziçi'ndeki Mücevher
- Divan Edebiyatı
- Divane Güzeller
- Dört Güzeller - Toprak, Su, Hava, Ateş
- Düşte Kalan
- Efsane Güzeller
- Gözgü
- Gül Şiirleri
- Güldeste
- İki Darbe Arasında
- Hayriyye
- İki Dirhem Bir Çekirdek
- Kadılar Kitabı
- Kahve Molası
- Kırk Ambar
- Kırk Güzeller Çeşmesi
- Kırkıncı Kapı
- Kudemanın Kırk Atlısı
- Leyla ile Mecnun
- Mir'at
- Muhteşem Şair Muhibbi
- Müstesna Güzeller
- Perişan Gazeller
- Perî-şan Güzeller
- Su Kasidesi
- Şair Fatih: Avni
- Şairlerin Dilinden
- Şiirler Şairler Meclisler
- Şir-i Kadim
- Tavan Arası
- Akademik Divan Şiiri Araştırmaları
- Kronolojik Divan Şiiri Antolojisi
- Aşka Dair
- Mevlana
- Efsane
- Hoş Sadâ
- Kırklar Meclisi
- Lale Devri
- Mihmandar
- İstanbulcunun Sandığı
- Bülbülün Kırk Şarkısı
- Şahane Gazeller 1
- Üstatlar konuşuyor
- Fetih ve Fatih
- Nurundandır Bütün Nurlar
- Mesela
- İstanbul Bir Rüya
- Karun ve Anarşist
- Şahane Gazeller 2
- Şahane Gazeller 3
- Uzmanlar Konuşuyor
- Barbarossa
- Tarihimiz Konuşuyor
- Türk Dili ve Kompozisyon
- Yunus Emre
- Şahane Gazeller 1- Fuzuli
- Nabi
- Naili
- Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri
- Necati
- Nedim
- Nef'i
- Şeyh Galip
- Aşkî
- Baki
- Fatih Sultan Mehmet
- Fatih'in Şiirleri
- Abum Rabum
- İtiraf
- Kalp
- Akşam Yıldızı
- Şiirin Sultanları
- Ortaöğretim için Divan Şiiri
- Ahmed Paşa
- Jennifer’ın Düğünü
- Darbe: Kan ve Sultan
- Aşk Bir Zamanlar
- Neyzen Tevfik
- Vali Hanım
- Süleyman
- Leyla ile Mecnun
- Nizamülmülk
- Kılıçarslan
- Kervan
- Düşte Kalan
- Güldeste
- Mevlanâ Celaleddin
- Ah Mine'l Aşk
- A-71
- Şehir ve Kültür İstanbul
İskender Pala Alıntıları - Sözleri
- Aşk da, âşıklık da en güzel meslektir bize. Ve Sevgili'nin yüzü yoksa eğer gözümüzde, aşk da haramdır bize, âşıklık da. (Mevlana)
- "Sevgilinin Mahallesinde âşık kavgası hiç eksik olmaz,hatta sevgilinin Mahallesinin köpekleri onların kanları ile beslenir." (Şir-i Kadim)
- Hak kulundan intikamın yine abdiyle alır Bilmeyen ilm-i ledünni anı kul yaptı sanır (Şiirler Şairler Meclisler)
- İlk aşk günahı cennette işlenmiş, onun için aşk cennet duygusudur. Aşk cennetten çıkarıldığı için insana bu kadar fedakarlık yaptırır. (Ortaöğretim için Divan Şiiri)
- Mutluluğun zevki paylaşılarak çıkar küçüğüm, lakin üzüntü tek başına yaşanır. (Abum Rabum)
- Mezarlık bir ibrethanedir. İnsanı duaya sevk eden esrarlı sessizliklerin en muhteşem mabedidir o. (Tavan Arası)
- Âşıkın ciğeri yandıkça, gözü yaş (su) döker. (Ah Mine'l Aşk)
- Göz... Savaşı başlatan haberci. Bakış... Elde olmayan kader; ilahi kaza. Ve Aşk... Kalple göz arasında kutlu bir hadise... (Kitab-ı Aşk)
- Dilberin eziyeti, rakibin düşmanlığı, ayrılığın ateşi ve gönlün zafiyeti... Meğer Allah beni bunca türlü dert için yaratmış. (Şiirin Sultanları)
- 21. Derecelenme ve zıtlıklar olmayınca âlem yıkılır. Nitekim cahil de âlimin yerini tutamaz. 22. Su, ateşin yaptığı işi yapamadığı gibi; toprak da rüzgarın görevini yere getiremez. 23. Demirin işini altın beceremez; tuzun tadını ve çeşnisini de mücevher veremez. 24. Elin yaptığını ayak başaramaz; kalem de kılıcın çıktığı makama ulaşamaz. 25. Gözün yaptığını kulak yapamadığı gibi fare, akıl edip de zehiri düşünemez. 26. Çiftçinin yerini kuyumcu tutamaz, dülger de ayakabıcının işinden anlamaz. 27. Efendinin işini nasıl köle bilmezse, sultan da halkın işini bilemez. 28. Sıcak soğuğun yaptığını yapamazken; kuru hiç yaşın sonunu bilebilir mi? 29. Gölge güneşin eserini ne anlasın? İçki de Cemşit'in neşesini anlamaz ki zaten.. 30. İşte her şeyin bir zıddı vardır. Artık yaratılışındaki kabiliyet ölçüsünde bunu anlayıp hisseni al. (Hayriyye)
- Mihr-ü mah ister cemalinden zekat Failatün Failatün Failat.. (Ey sevgili! Güneş ile ay (bile, sana hayranlıklarından dolayı) güzelliğinin zekatını isterler.) (Hoş Sadâ)
- Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâdır bu Nazargâh-ı ilâhidir Makâm-ı Mustafa’dır bu NÂ Bî (Nabi)
- Dahi mecâz u hakîkat ne olduğunu bilmez Hevâ-yı aşk sanır bir dil-i harâbım var |Nailî Benim, aşka tutulduğunu zanneden harabeye dönmüş bir kalbim var ki henüz neyin mecaz, neyin gerçek aşk olduğunu bile bilmiyor. (Şahane Gazeller 2)
- Kişi kalbinde olanı Allah'tan başkasına bildirmeye mecbur değildir. (Kervan)
- Geçmiş zamanın puslu hatıralarıdır kimlikler giydiren ruhlarımıza ve geçmiş zamanlar neşeli ve sevinçleriyle, hüzünleri ve acılarıyla en çok tavan arasında saklanırlar. (Tavan Arası)
- Hamdım, piştim, yandım... (Mevlana)
- Yıkılıptır şu cihân sanma ki bizde düzele Devleti çerh-i deni verdi kamu mübtezele Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hezele İşimiz kaldı heman merhamet-i Lemyezele İkbali / Cihangir (Şiirin Sultanları)
- Ölüm... Acı olduğu kadar mecbur, ürkütücü olduğu kadar alışılmış, aykırı görüldüğü denli doğal ve kovulmak istendiğince kucaklanmış. Hayatla birlikte var; insanla birlikte yok. (Mir'at)
- gel, yine gel, ne olursan ol yine gel (Mevlanâ Celaleddin)
- Sevmek, tanımakla başlar. (Müstesna Güzeller)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin