Kitap Künyesi
Yazar: Sezai Karakoç
Yayın Evi: Diriliş Yayınları
İSBN: 2880000001812
Sayfa Sayısı: 72
Düşünceler 2 - Kurumlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Haftalık Diriliş Dergisi’nde 17 Ekim 1988'den 27 Mart 1989'a kadar yayınlanan bir seri yazıdan oluşmuştur.
Düşünceler 2 - Kurumlar Alıntıları - Sözleri
- Bu düzen, çatır çatırdamaktadır. Yaşayamayacağı açıktır.
- Su içer gibi insanların öldürüldüğü seviyesiz dizilerin biri bitip biri başlıyor. Evli kadınların kocalarına ihanetleri alelâdeden olay gibi bu dizilerde. Giderek Televizyon, bir cinsel teşhir yeri haline geliyor.
- Üniversite mezunu deyince, aklımıza, bilgili, kültürlü, belli bir alanda uzman olmuş, hoşgörülü, topluma saygılı, tarih şuurunu taşıyan, toplumda belli bir yer edinerek olumlu katkılarda bulunan, dindar ve yurtsever bir aydın bir kişi gelmelidir.
- Heycan, yeni düşüncelerin doğması için zihinleri kamçılar
- Çaresi, Yeşilçam'ın ıslâhı değildir. Çünkü: bunca yoz bir sinema ıslâh edilemez. Yeşilçam'ı kendi haline bırakmak, yeni baştan sıfırdan başlayarak, sinemayı kurmak gerekir. Yok edilen Yeniçeri Ocağı belki ıslâh edilebilirdi. Ama, bu Yeşilçam, ıslâh edilemez.
- Hilâfet ve padişahlığı, milletimiz ihtilâl yapıp devirmedi. İstanbul işgal edildiği için fiilen sona erdi müessesenin hakimiyeti. Cumhuriyet rejimi, fiilî durumun kabulü, Batıya verilen ödün ve biraz da devrimci bir aydın grubunun emri vakisi olarak gerçekleşti.
- Üniversite mezunu deyince, aklımıza, bilgili, kültürlü, belli bir alanda uzman olmuş, hoşgörülü, topluma saygılı, tarih şuurunu taşıyan, toplumda belli bir yer edinerek olumlu katkılarda bulunan, dindar ve yurtsever bir aydın kişi gelmelidir.
- İhtisas yapıp özel sektör de ya da kamu sektöründe görev alacak olanlar, halen mevcut müesseseler (örneğin, hukuk fakülteleri ni Adalet, tip fakültelerini Sağlık Bakanlığı vb.) ile ilişkili yapmak icap eder. Hatta, devletin önceden planlamasıyla aşağı yukarı öğrenciler mezun olduklarında işleri hazır olmalı. Yoksa, bugünkü gibi giderse, ileride toplum için büyük bir problem olacaktır bu. Fakülte bitiren kişilerin işsiz kalma felâketi. Bunlar, yüzbinleri, milyonları bulursa, toplumu çok büyük bir kaos, felâket bekliyor demektir.
- "Fatih, yaptırdığı ve vakfettiği medreselerde kendisi için bir hücre ayırmak isteyince, hocalar "imtihan ederiz. Eğer başarırsan bir oda veririz" dediler. Fatih, imtihan oldu ve öyle bir hücre sahibi oldu. Hocalar, bu hücreyi istemeğe, Fatih'in ilim aşkının sebep olduğunu ve onun, bilgisiyle, çalışmasıyla buna lâyık bulunduğunu bilmez değillerdi elbet. Ama, kötü bir örnek olmasından korkup imtihansız bir hücre vermediler ona. Bir yol açılmasından korktular." Sünnet düğünündeki soytarıların yeniçeri ocağına alınması sonucu ocağın geldiği durum da bu bilincin kaybolmasıyla oluşacak sorunların bir göstergesi olarak tarihimizde bize ders mahiyetinde yer almaktadır.
- Oturup Mehdi beklemek inancı, İslâmın inancı değildir.
- Dinden tamamen soyutlanmış kültürün yaşaması mümkün değildir. Din, kültürün içinde gövde içindeki can gibidir. Can gidince, gövde de kuruyup gidecektir.
- Fazla yakınlık, fazla uzaklık gibi bir etki yapar.
- Site-devletlerinde zaman zaman cumhuriyet, demokrasi denemeleri oldu. Fakat bunlar uzun sürmedi. Anarşi ve terör getirdi genellikle özgürlük ve eşitlik iddiaları.
- Üniversite mezunu deyince, aklımıza, bilgili, kültürlü, belli bir alanda uzman olmuş, hoşgörülü, topluma saygılı, tarih şuurunu taşıyan, toplumda belli bir yer edinerek olumlu katkılarda bulunan, dindar ve yurtsever bir aydın kişi gelmelidir.
- Sinema, milletimizin eğitimi için çok önemli bir kurumken, bu, şimdiye kadar adeta bir anti-eğitim, irfanın ve kültürün yıkım vasıtası olmuştur demek mübalağa olmaz. Hatta, şimdi, buna bir de basın ve televizyon eklenerek, tamamen kendine yabancı bir millet ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Düşünceler 2 - Kurumlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazar/sezai-karakoc bu kitabında dört önemli başlık (devlet başkanlığı-üniversite-televizyon-sinema) altında yaptığı tespitleri ve kıymetli önerilerini bizimle paylaşmış. Kitapta devlet başkanlığını, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet sonrası dönem olarak ele alıyor aslında ve biz de bu farkı görünce bazı gerçekleri daha net anlayabiliyoruz. Üniversite bölümünde gerçekten çok önemli tavsiyeler var. Keşke bu tavsiyelere yıllardan beri biraz olsun kulak verilebilseydi. Böylece şuan ki sorunlar ortaya çıkmazdı belki. Öğrenciler toplumun büyük bir kısmını oluşturuyor ve bu büyük kesim yıllardan beri üniversiteyi araç olmaktan çok amaç edinmişler ve bunun sonucunda 2 tip öğrenci ortaya çıkmış. Birincisi; elini eteğini bütün her şeyden çekip adeta üç maymunu oynayarak ders çalışan bir tip ki bu insanlar ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar maalesef hayatlarından lezzet alamayarak yaşayan bir kesim. İkincisi ise daha tehlikeli bir kesim olup bu insanlar da üniversiteyi, adeta özgürlük olmaktan ibaret sanan bir tip. Ki bunlar da özgür olmayı yanlış anladıkları için üniversitenin diğer öğrencilerine karşı tehlike arz ediyorlar. Yazar televizyon ve sinema için de kullanılmayı bilinse ne kadar faydalı icatlar olmasına rağmen kumanda batının eline geçince aslında ne kadar korkunç bi metaya dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Genel olarak kitapta her başlıkta batının parmağı olabileceğine ve aslında olduğuna vurgu yapıyor yazar. Ve bu tehlikeye karşı toplumu geliştirmek, batının oyuncağı olmamak, kumandayı kendi elimize almamız için de kıymetli önerilerini bizimle paylaşmış bu kitapta. yazar/sezai-karakoc yıllar öncesinde bizi bu gelmekte olan tehlikelere karşı uyarıyor. Bakın şu şu yapılmazsa şöyle bir felakete doğru gider toplum diyor. Ve ne yazık ki bu tavsiyeleri dinlemedikçe gerçekten de bu sonuçların ortaya çıktığını görüyorsunuz kitabı okuduğunuzda. Toplumun her kesiminin okuması gereken bir kitap bence. Çünkü herkes kendi üstüne alınmalı ve yeni görevler edinmeli geleceğe karşı. Allah bu sorumluluklarımızın daima bilincinde olabilmeyi nasip etsin hepimize. İstifadeli okumalar.. (Büşra Batmaz)
Kitap devlet başkanlığı kısmında, liderlerden bahsederek kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra devlet başkanlarımızı çerçeve çizecek kadar inceliyor. Üniversiteler kısmında, kurumun kimler tarafından nasıl kullanıldığını anlatıyor. Televizyon ve sinema kısmında ise, bu cihazların nasıl bir araç olarak kullanıldığını anlatıyor. Bu kurum ve araçları nasıl yenilemeli ve vatanımıza, milletimize fayda sağlamalı sorusu üzerinden kaleme alınan bir kitap. Bir soluk da burdan bakmalı. Hayırlı kandiller... Allah hakkımızda hayırlı olanların en güzelini nasip etsin. (İğde Çiçeği)
Serinin ikinci kitabı,Üstad Sezai Karakoç'un yine medeniyet ufkumuzu çizen görüşleri.Televizyon nedir nasıl kullanabilirizden Sinema'nın bir toplumun tahrip edilmiş değerlerini nasıl onaracağına kadar kaleme alınmış bir kitabı Üstad'ın.Okuyun okutun bu kısa ve tek yudumluk eseri. (Fâtih)
Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.
İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.
Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.
Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
- İslam
- Yitik Cennet
- Gün Doğmadan
- Monna Rosa - Şiirler 1
- Samanyolunda Ziyafet
- Düşünceler 1 - Kavramlar
- Düşünceler 2 - Kurumlar
- Diriliş Muştusu
- Ruhun Dirilişi
- Diriliş Neslinin Amentüsü
- Mevlana
- Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
- Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler
- Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
- Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
- Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
- Ateş Dansı - Şiirler VIII
- İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
- Edebiyat Yazıları 1
- Edebiyat Yazıları 2
- Edebiyat Yazıları 3
- Çıkış Yolu 1
- Çıkış Yolu 2
- Çıkış Yolu 3
- Zamana Adanmış Sözler
- Yunus Emre
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
- Unutuş ve Hatırlayış
- Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
- Piyesler 1
- Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
- Mehmed Akif
- Makamda
- Kıyamet Aşısı
- İslamın Şiir Anıtlarından
- İnsanlığın Dirilişi
- Portreler - Hikayeler II
- Gündönümü
- Dirilişin Çevresinde
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
- Armağan
- Batı Şiirlerinden
- Çağ ve İlham 1
- Çağ ve İlham 2
- Çağ ve İlham 3
- Çağ ve İlham 4
- Alınyazısı Saati - Şiirler IX
- İslamın Dirilişi
- Çağdaş Batı Düşüncesinden
- Günlük Yazılar 2 - Sütun
- Ölümden Sonra Kalkış
- Varolma Savaşı 1
- Günlük Yazılar 1 - Farklar
- Günlük Yazılar 3 - Sûr
- Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
- Üç Kaside
- Körfez
- Mağara ve Işık
- Sesler
Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
- Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
- "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
- İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
- Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
- "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
- Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)
- Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
- Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
- Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
- Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
- Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez)
- Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
- Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)
- İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
- İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
- “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
- Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
- Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
- İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
- Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)
Yorumlar
1 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
harika adam üstad...