Kitap Künyesi
Yazar: Javier Marias
Çevirmen: Ayşe Ayhan
Orijinal Adı: El Hombre Sentimental
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755704128
Sayfa Sayısı: 142
--reklam--
Duygusal Adam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaşamını Avrupa'nın farklı kentlerinde konserler vererek geçiren, kısa bir zaman önce üne kavuşmuş genç bir opera şarkıcısı, sık sık yaptığı tren yolculuklarından birinde gözlerini tam karşısındaki koltukta uyuyan kadından alamaz. Kadın, yanındaki iki adamla birlikte tuhaf bir üçlü oluşturur.
Opera şarkıcısı kaldığı otelde bu adamlardan biri olan Dato'yla barbar karşılaşınca üçlünün gizemini çözer: Kadının adı Natalia Manur'dur ve çok meşgul bir işadamı olan Sinyor Manur'la evlidir. Dato'nun görevi ise kocası sürekli çalıştığı için Natalia Manur'a eşlik etmek, onunla birlikte bulundukları kenti gezmek, onu eğlendirmektir. Bardaki bu karşılaşmadan sonra Natalia'nın iki refakatçisi olur: Dato ve opera şarkıcısı. Ancak opera şarkıcısı refakatçilik rolüyle yetinmez, Natalia'ya âşık olur. Kuşkusuz Sinyor Manur bu aşkı fark edecek ve engellemek için elinden geleni yapacaktır.
Proust'u çağrıştıran bir anlatımın egemen olduğu Duygusal Adam, yazarın da Sonsöz'de belirttiği gibi "aşkın kendisinin ne görüldüğü ne de yaşandığı ancak ilan edildiği ve hatırlandığı bir aşk hikayesidir."
(Arka Kapak)
--reklam--
Duygusal Adam Alıntıları - Sözleri
- ... Çünkü ömrümde en çok nefret ettiğim, hep göz ardı edip yadsımaya çabaladığım şey anılardır, eski zamanlar ve onlara karışıp gitmektir.
- "Öyle ya, hiç değilse sırtında ütülü giysilerle ölmeli insan."
- "İnsan bildiği şeyleri bir kez öğrendikten sonra, bunları bilmenin aslında ilgisini çekip çekmeyeceğini bilmenin yolu yoktur."
- “Düşünmek, düşünmek, düşünmek.”
- Sen benim yaşamımsın, yaşamımın anlamısın ve sen benim yaşamım olduğun için öldüğümde yanımda senden başkası olsun istemiyorum.
- İnsan bildiği şeyleri bir kez öğrendikten sonra,bunları bilmenin aslında ilgisini çekip çekmeyeceğini bilmenin yolu yoktur.
- Sonuçta yaşamlarımız uzun bir misafirlikten ibarettir.
- İnsanların tam bir doğallıkla ve başkalarının vicdanları tümüyle rahat olarak upuzun, güvenilmez saatlere terk edilişleri dehşet verici bir şeydir.
--reklam--
Duygusal Adam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İspanya ve Güney Amerika'nın yazarları, şairleri, sinemacıları bence ortalama üstü güzellikte eserler çıkarıyor. Javier Marías'nın Duygusal Adam isimli kısa romanını da bunu düşünerek edindim. Daha öncesinde kazandığı hiçbir kurumsal ödülü kabul etmediğini de okumuştum bir yerde. Belli bir duruşa sahip ve ilgi çekici geldi bana. İlk sayfasından son sayfasına kadar gizemli buldum kitabı. Kitapta henüz meşhur olmaya başlamış ve bu anlamda önü açık bir opera şarkıcısının tren yolculuğu esnasında karşılaştığı evli bir çiftle sonrasında kalacağı otelde denk gelmelerine uzanan aşk üçgenini anlatıyor. Ama sıradan bir aşk kitabı değil, yaşananlar yazarın düşlerinden ibaret mi yoksa gerçekte yaşanıyor mu bir türlü ayırdına varamıyoruz. Okuduğum ilk Javier Marías kitabı ama yazarın, okuyucuğu böyle bir muallakta bırakmayı istemesi kasıtlıymış gibi geldi bana. Sürekli bu şimdi gerçek mi yoksa opera sanatçısının rüyasının içinde miyiz diye düşündüm durdum. Gerçek ya da hayal olduğuna kanaat getireceğimiz noktada yazar yeniden kafamızı karıştıracak bir cümleyle giriyor araya. Yani okuması oldukça zor oldu benim için. Hikayede bir dört yıl öncesinin bir dört yıl sonrasının bir anda anlatılması da zaman karmaşını arttırdığından takibi zorluyordu epey. Yazarın modern insan ve onun yalnızlığıyla ilgili tespitleri güzeldi. Opera sanatçısının dünyayı gezmesi, istediği her şeye sahip olması, gittiği yerlerdeki şatafat ve lüksü yalnız yaşaması gibi dışarıdan bakıldığında imrenilecek dünyanın kişide sebep olduğu ruhsal buhranların anlatımı kitabın beğendiğim bölümleriydi. Okuması, odaklanması kolay olmayan, yarıda bırakılması da kuvvetle muhtemel bir kitap. Avantajı sayfa sayısı, belki yazarın diğer kitaplarını okumak bu düşüncemi, en azından yazarla ilgili, değiştirebilir. (Ekin)
Herkese merhaba,Javier Marias’ın Duygusal Adam isimli kitabından bahsetmek istiyorum. Javier Marias, ‘Duygusal Adam’da kendine has uzun cümleler ve bitmeyen paragraflarla bildik bir konuyu, aşk üçgeni öyküsünü bize sonuna kadar okutmayı sağlıyor. Genç bir tenorla kendinden yaşça büyük bir bankerle evli, olgunluğun ilk yıllarındaki bir kadın arasındaki aşkın öyküsü bu.. Gerçek ve hayal arasındaki ayrım, metnin biçimine de sirayet eder. Dil, içeriği destekler biçimde, bir reel dünyada, bir hayal aleminde salınır. Cümleler bir fotoğraf karesinden ziyade, zihinde koşuşturan bulanık düşüncelere hizmet eder. Neresi gerçek, neresi hayal artık anlaşılmaz. Yazar, ilk kelimesinden itibaren okuru atmosferin sahiciliğine, dünyanın her iki alemi de kapsadığına koşulsuz bir şekilde inandırır: Birbirinden ayrı iki dünya vardır; biri düş, öbürü uyanıklar dünyası. Anlatım tarzıyla bana farklı bir deneyim yaşattığı için kitabı sevdim. Sınırlarınızın dışına çıkıp kendinizi biraz zorlamak ve farklı bir şeyler okumak istiyorsanız 142 sayfadan oluşan bu kısa romanı listenize ekleyebilirsiniz. (Dark Reader)
Marias 1951 doğumlu İspanyol yazar, çevirmen ve dil ustası. Çevirmen dedik. Bunu ülkesinde büyük çoğunlukla Shakespeare çevirileriyle yapıyor. Ülkemizde gereken değeri göremiyor şu an için. Oysa Roza Hakmen çevirisi üç ciltlik kitap/kitap--11331, Seda Ersavcı çevirisi kitap/kitap--107422 ve kitap/kitap--70112, Neyyire Gül Işık çevirisi diğer dört eseriyle değerli kitapları yayımlandı, yayımlanıyor. • Duygusal Adam, 1986’da yayımlanan; fakat dilimize bu yıl çevrilen eseri. Bazı yazarlarda özellikle odaklandığımız ‘nasıl’ anlattığı kısmında Javier Marias çıkıyor karşımıza. Dili kullanışı konusunda çokça etkileyici. • Başarılı bir opera şarkıcısı karşılıyor bizleri bu eserinde. Dört yıl öncesine götürecek. Düşlerine belki de. “Bilmem neden, düşlerin seçici belleği duyularımız uyanıkkenki belleğimizden öylesine farklıdır ...” (s.26) • Bay-Bayan Manur ve onların refakatçisi Dato. Yıllar önce bir tren yolculuğunda rastlantı ile başlayan ve aynı otelde devam durumun bir ‘tutku ve takıntıya’ evrildiğini okuyacaksınız satırlar arasında. • Kısa gibi görünen fazlasıyla etkili bir eser. Marias’a başlamak için yerinde bir tercih olabilir. Buyurun. (Adem Kara)
--reklam--
Duygusal Adam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Javier Marias - Duygusal Adam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Duygusal Adam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Javier Marias Kimdir?
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).
--reklam--
Javier Marias Kitapları - Eserleri
- Karasevdalılar
- Beyaz Kalp
- Yarın Savaşta Beni Düşün
- Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak
- Duygusal Adam
- Acı Bir Başlangıç Bu
- Yazınsal Yaşamlar
- Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya
- Tüm Ruhlar
- Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda
- Berta Isla
- Kötü Niyet Öyküleri
- Ufkun Öte Yanı
- Zamanın Karanlık Yüzü
--reklam--
Javier Marias Alıntıları - Sözleri
- Ortak bir dili tek paylaşmayalar, canlılarla ölülerdir Jacobo (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
- "Unutma kapasitemiz için yeterli bir süre geçmemişti, ayrıca her şey fazlasıyla uzun süre açık bir yara gibiydi, rejim öyle olmasını sağlıyordu. Hiçbir zaman zihin temizliği yapılmadı, ruhları yatıştırmak için de birşey yapmadılar; rejimin yardım etme konusundaki ihmali sürekliydi ve diğer her şey gibi totaliterdi, çünkü hayatın bütün alanlarında ve aşamalarında geçerliydi, elle tutulmayan konularda bile." (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Her kariyer aslen yitirdiklerimizi, heder ettiklerimizi, noksanlarımızı, tamamlanmamış arzularımızı, bir kenara bıraktıklarımızı, seçmediklerimizi, başaramadıklarımızı, çoğu gerçekleşmeyen sayısız imkanı, tereddütlerimizi, hayallerimizi, hayal kırıklığıyla sonuçlanan projelerimizi, yanlış yahut ilgisiz hasretlerimizi, kaskatı kesilmemize neden olan korkularımızı, geride bıraktıklarımızı ve bizi geride bırakanları da içinde barındırır. Kısacası biz insanların mayasını olduklarımız kadar olmadıklarımız; kanıtlanabilir, sayılabilir, hatırlanabilir olanlar kadar asılsız, belirsiz ve bulanık olanlar da oluşturur; belki olanlarla eşit oranda olabilecek olanlardır özümüzü oluşturan. (Yarın Savaşta Beni Düşün)
- "Öyle ya, hiç değilse sırtında ütülü giysilerle ölmeli insan." (Duygusal Adam)
- Dünya piç oldukları bilinmeyen ve onları pehdahlamış olmayan kimselerin servetlerini ya da sefaletlerini devralan piçlerle doludur. (Tüm Ruhlar)
- Ve kendimden nefret ettim. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Anlatmak en çok öldüren ve en fazla defneden, yüzümüzü profilimizi ya da ensemizi sabitleştiren ve dondurup öylece bırakan şeydir. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Bizim için yaşamsal önemde ne çok insan bizi yarı yolda bırakmıştır. (Karasevdalılar)
- Hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal bir yeni rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar, böylece gecelerin ve günlerin en azından özünde birbirinin tıpkısı olmaları gerekir, vazgeçişler de özveriler de, onları isteyen de güçbela tahammül eden de olmasın diye. (Kötü Niyet Öyküleri)
- ...hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal yeni bir rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar... (Kötü Niyet Öyküleri)
- Dedim ki gerçekten son noktayı koyan şey son değildir, o sonun ve önceki gelişimin anlatısıdır. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Herkesin kendi hayatı vardır, bir tanecik hayatı, kimse onun arzularına göre gerçekleştiğini görmekten vazgeçmeye razı olmaz, arzuları olmayanlar dışında ki onlar aslında çoğunlukta. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Eğer insan ne pahasına olursa olsun vicdanını rahatlatmak istiyorsa ya da buna ihtiyaç duyuyorsa, kendi vicdanına kendini bağışlatmak çoğunlukla zor değildir; hele vicdanı daha büyük, kolektif bir vicdanın, hatta yığınların vicdanının bir parçasıysa, işi daha kolaydır: "Bir tek ben değildim, ben canavar değildim, başkalarından farklı değildim, göze batmadım; hayatta kalmak zorundaydım, neredeyse herkes aynı şeyi yaptı, o sırada hayatta olsa herkes yapardı." Belki dindar olanların işi herkesten daha kolaydır, özellikle de Katoliklerin; rahipler en yüce ve mahrem konularda onları temize çıkarmaya hazırdır. (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Yalanı iş edinmiş çok sayıda insan müthiş bir güçtür, etkisiz hale getirilmesi imkansızdır. Her savaşta çok sayıda yalan vardır, yalanlar savaşın temel unsurlarından biri, bazen başlıca unsurudur. İşin kötüsü, hiçbir şey asla kesin olarak yalanlanamaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, aldatmacayı sürdürmeye hazır insanlar vardır her zaman; herhangi bir aldatmacayı, en gerçeğe aykırı, en çılgınca olanları bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Gül ey saf çelişki bütün gözkapaklarının altında hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci. Rilke (Yazınsal Yaşamlar)
- Onunki iktidarsız ve sonuç vermeyecek, engellenmiş bir nefretti, panik ya da korkuyla karışıktı; belki de çocuklarınki gibi bir nefretti, çocuklar fazlasıyla uzun süre aykırı çocuk bedenlerinde kalmaya, kendilerini zıvanadan çıkaran fuzuli bir bekleyişe mahkum olduklarını bilirler, oysa nihayet büyüdüklerinde o nefreti hatırlamayacaklardır bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Sen benim yaşamımsın, yaşamımın anlamısın ve sen benim yaşamım olduğun için öldüğümde yanımda senden başkası olsun istemiyorum. (Duygusal Adam)
- Mutlak kesinlikle yaşamanın sıkıcı olduğunu, bunun insanı bir tek yaşam sürmeye ya da aynı yaşamı hem gerçek hem hayali olmaya mahkum ettiğini keşfetmişti ve hiç kimse bu sonuncusundan tümüyle kaçınamaz. (Berta Isla)
- İnsanı aşırı utançtan fazla lekeleyen şey yoktur. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Ama insanlar tek yönlü değildir dedim. Koşullara, karşılarına çıkan durumlara bağımlıdırlar, ayrıca değişirler, bozulur, düzelirler ya da sağlamlaşırlar. (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin