Kitap Künyesi
Yazar: Terry Eagleton
Çevirmen: Başak Yüce
Orijinal Adı: The Event Of Literature
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755705842
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Edebiyat Olayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Edebiyat" diye bir kategoriden bahsedebilir miyiz? Gerçeklik ile kurmaca nerede birbirinden ayrılır? Çeşitli edebiyat kuramları metnin ne demek olduğu ve ne işe yaradığı konusunda bize ne söylüyor? Kavram ile "şeyler", söz ile eylem arasındaki ilişki nedir? Kültür kuramları ile politik durumun bir ilgisi var mı? Edebiyat bir strateji midir? Terry Eagleton daha önceki kitaplarında da öne sürdüğü soruları yeni bir perspektifle ele alırken, edebiyatın kültür içindeki yerine, geçerliliğine, işlevine ve sınırlarına dair net bir bakış açısı sağlıyor. "Edebiyat Olayı", yalnızca bir edebiyat olayı değil. Edebiyatın doğasına, yapısına, dünya ile ilişkisine dair temel soruları ve çeşitli edebiyat teorilerinin bu konularda verdiği yanıtların ne anlama geldiğini incelerken; dil, kavramlar, gerçeklik, kültür ve ideoloji gibi konularda temel yaklaşımları da sorguluyor ve tatmin edici cevaplar sağlıyor. Edebiyat kuramı, eleştirel teori ve analitik felsefeyi alışılmadık biçimde bir araya getiren Eagleton, ona haklı bir ün sağlayan birikimini ironik bir dille, hiç olmadığı kadar özlü ve bütünlüklü biçimde okuyucularına sunuyor. "Görgüsüzlük edecek olsam, diyebilirdim ki bu kitap, edebiyatın (en azından bugün için) gerçekte ne anlama geldiğinin makul bir açıklamasını sunuyor ve aynı zamanda hemen hemen tüm edebi kuramların ortak bir yönüne ilk kez dikkati çekiyor. Ama dediğim gibi görgüsüzlük edip bunu dile getirmeyeceğim."
--reklam--
Edebiyat Olayı Alıntıları - Sözleri
- Derrida'ya göre belirsizlik şeylerin gevşekleştiği noktadır; Wittgeinstein'a göre ise şeyleri yoluna koyan belirsizliktir. Soruşturmalar'da sorguladığı gibi, birinin belirsiz bir fotoğrafı yine de onun fotoğrafı değil midir? Güneşten uzaklığımızı milimetresine kadar ölçme ihtiyacı duyuyor muyuz? "Orada bir yerde dur" dediğimizde ne dediğimiz anlaşılmıyor mu? Kesin bir sınırı olmayan bir tarla yine de bir tarla değil midir? Kavramsal bir belirsizlik bazen tam da ihtiyacımız olan şey değil midir?
- Öte yandan, irade çok güçlü hale geldiğinde, mantık bir ahlaki özellik olmayı bırakır ve kendini tamamen araçsal bir durum haline indirger.
- Nasıl konuşulacağını öğrenmek aynı zamanda nasıl hayal kurulacağını da öğrenmektir.
- Edebiyat insan davranışlarındaki nüanslar üzerine ince hassasiyet, değer konusundaki gayretli ayrımlar, nasıl zengin bir şekilde ve kendi üzerine düşünerek yaşanabileceği üzerine tasavvurlar noktasında, ahlaki pratiğin mükemmel bir örneğidir.
- “Tanrı’dan özerkliğini çekip alan insanlık, karşılığında tahtından Söylem ile indirilecektir.”
- Onun için beden, insan kimliğinin kaidesiydi. Eğer Michael Jackson'ın gövdesinden ayrılmış bir ruhu varsa, bu ruh Aquinas'ın görüşüne göre Michael Jackson olmayacaktır. Öyleyse, Michael Jackson aslında hiçbir yerde değildir. Bunlar dinin sağladığı tesellilerdir.
- Eğer bir insanın özü birinin onda sevdiği şeylerden ibaret olsaydı?
- Kavramlar, toplumsal deneyimlerimizin pürüzlü zemini üzerine kurulduğu için, köşelerinin keskin olmaması şaşırtıcı değildir.
- Haecceitas bir şeyi, doğası aynı olan diğer bir şeyden ayırır (birbirinin aynısı olan iki kar tanesi, iki kaş yoktur) ve bu şekilde bir varlığın tam olarak sadece Tanrı tarafından bilinen nihai gerçekliğini temsil eder.
- Thomas Aquinas gibi gerçekçi bir filozof için bir şeyin yapısı, varoluşunun esasıdır ve ancak varoluşuyla Tanrı'nın hayatına katılır. Gerçekçi dinbilimi için Tanrı'nın imzası varlıkların özünde bulunabilir.
- Edebiyatın kesin tanımı diye bir şey yoktur.
- Yalnızca hepsinin üstünde yer alan modern bir olayın bu soyutlamaya direndiğine inanılır ve bu olayın adı da sanattır.
- Kuram başka, sanat ve hayat başkadır.
- Hayal gücü, var olmayan şeyleri var ettiği için bir gelecek algımız var, ki bu olmasa hareket bile edemeyiz. İçindekilerin boğazınızdan geçeceğine ilişkin belli belirsiz bir önseziniz olmazsa, bira şişesini dudağınıza götürmenin de hiçbir anlamı olmaz.
- "Bulvar" ya da "kayın ağacı" diyebiliyoruz diye, bu terimlere karşılık gelen tanınabilir bir töz olduğunu varsayma eğilimine gireriz. Bu görüşe göre gerçekçilik şeyleştirmenin bir türüdür.
--reklam--
Edebiyat Olayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı tam olarak anlayabilmek için felsefeden ve edebiyat kuramlardan haberdar olmak gerekiyor. Edebiyat kuramlarıyla ilgili ilk okunacak kitaplardan kesinlikle değil; ancak biraz felsefe ve edebiyat eleştirisi ilginiz varsa ilgiyle okunabilecek bir kitap. (Mustafa Kerem)
Kitabın bu sitede çok az okunmasına şaşırdım açıkçası. Özellikle modern edebiyatın getirisi olarak kuramsal düşüncenin ve felsefî kurgunun derinine inilmeden önce okunması gereken kitaplardan biridir diye düşünüyorum. Buna rağmen basit bir kitap olduğunu söyleyemeyiz kesinlikle. Terry Eagleton, yanılmıyorsam hâlâ Manchester Üniversitesi'nde akademisyenlik yapmakta. Edebiyat kuramları ve kurmacalar alanında çok özgün fikirleri vardır kendisinin. Bu kitabına da, "gerçek"in ne olduğunu -sanki daha çok ne olmadığını- anlatmakla başlıyor ve gittikçe edebiyat ve kurmacanın içine girip bazı yerlerde okuyucunun zihnini fazlasıyla zorlayarak bizleri düşüncelerine ikna etmeye çalışıyor. Bu ikna çabasını kitabın çoğu yerinde görebilmekteyiz. Yazarla ortak fikirde olmadığım pek çok kısım var fakat savlarına antitez ile yaklaşmak bile zihni geliştiriyor. Bunların yanında çok değerli ve şimdiye kadar üzerinde yeterince düşünülmediğinden midir nedir, insanın ufkunu genişleten yorumlar, okuyucuyu konunun üzerine eğilmeye yönlendiren fikirlerle sıkça karşılaşmaktayız. Özellikle "gerçek" ile "kurmaca" arasındaki farkı yansıtması, basitçe gerçeğin yorumlanmasının olamayacağı, gerçeğin zaten yorumlardan çıktığı düşüncesini geniş çaplı anlatışı için bile okunabilecek bir kitaptır. 2 bölümden oluşan edebiyatın ne olduğunu açıkladığı kısımların da içeriği gerek fikir gerek yazar, düşünür tanımak açısından çok zengindir. Şöyle bir sıkıntı var ki -bunu çoğu yerde duyabilirsiniz- kitabın çevirisi pek kötüdür. Edebiyat Olayı, zaten kolay okunabilecek bir kitap değilken çevirinin karmaşıklığı anlamayı daha da zorlaştırıyor. Sırf bu nedenle kitaba dair en sevdiğim şey, "yani" ile başlayan açıklayıcı cümleleri oldu diyebilirim. Fakat bu kesinlikle bir engel değil, tekrarlayayım, yeni edebiyat dünyasına atılmadan önce okunması gereken kitaplardan biridir. (Gökçen)
Kitabı okuyabilmek için çok iyi felsefe bilmek gerekiyor. Yarıya kadar okudum ama anlamadığımı görünce ilerleyen dönemlerde belki tekrar okurum diye rafa kaldırdım. Felsefe ile ilginiz yoksa elinizi bile sürmeyin. Çok yoğun ve detaylı bilgiler var. (Ayrıkotu)
--reklam--
Edebiyat Olayı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Terry Eagleton - Edebiyat Olayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Edebiyat Olayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Terry Eagleton Kimdir?
Terence "Terry" Eagleton (d. 22 Şubat 1943, İngiltere), İrlanda asıllı İngiliz akademisyen ve yazar. Edebiyat ve kültür teorileri uzmanı. Özellikle Marksist edebiyat kuramı üzerine çalışmaları ile tanınır. Şu anda Manchester Üniversitesi'nde görevlidir.
Eagleton'ı özgün bir edebiyat kuramcısı olarak düşünmek mümkündür. Marksizm'e dayalı materyalist bir eleştiri teorisi oluşturmaya çalışmıştır. Kurduğu Marksist teori birçok eleştirmenin çalışmalarının kuvvetli ve etkili yönlerinin sentezinden oluşmaktadır. Genelde modernite ve modernizm üzerine eğilmektedir. Postmodernizme temel olarak itiraz etse de, yine de tümden yadsımamaktadır.
Eagleton doktorasını Cambridge Üniversitesi, Trinity Koleji'nde yaptı. Marksist edebiyat eleştirmeni Raymond Williams'ın öğrencisiydi. Kariyerine 19. ve 20. yy edebiyatları üzerine çalışarak başladı. Sonradan Williams'ın Marxist edebiyat kuramına yöneldi. Oxford Üniversitesi'nin Wadham, Linacre ve St. Catherine's Kolejleri'nde görev aldı. 1960'larda Slant etrafında toplanan sol eğilimli bir Katolik gruba katıldı ve birkaç teolojik makale ve bir de kitap yazdı, Towards a New Left Theology (Yeni Bir Sol Teolojiye Doğru). Bu eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.
Daha yakın bir zamanda Eagleton kültürel çalışmaları daha geleneksel edebiyat teorisiyle birleştirdi. Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor. Eagleton üzerindeki önemli bir diğer etki de psikanaliz oldu ve İngiltere'de Slavoj Zizek çalışmalarının önemli bir savunucusudur.
Halen New Statesman, Red Pepper ve The Guardian gibi önde gelen İngiliz yayınlarında politik olaylar üzerine yorum yazıları yayınlanmaktadır.
--reklam--
Terry Eagleton Kitapları - Eserleri
- Azizler ve Alimler
- William Shakespeare
- İngiliz Romanı
- Hayatın Anlamı
- İdeoloji
- Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru
- Edebiyat Olayı
- Marksizm ve Edebiyat Eleştirisi
- Tatlı Şiddet
- Kötülük Üzerine Bir Deneme
- Şiir Nasıl Okunur
- Marx Neden Haklıydı?
- Kültür Yorumları
- Kuramdan Sonra
- Estetiğin İdeolojisi
- Postmodernizmin Yanılsamaları
- Edebiyat Kuramı
- Tanrı'nın Ölümü ve Kültür
- Edebiyat Nasıl Okunur
- Aykırı Simalar
- İyimser Olmayan Umut
- Kapı Bekçisi
- Milliyetçilik Sömürgecilik ve Yazın
- Güç Mitleri
- Radikal Kurban
- Eleştiri ve İdeoloji
- Kültür
- Eleştirmenin Görevi
- Mizah
- Akıl, İnanç ve Devrim
- Trajedi
--reklam--
Terry Eagleton Alıntıları - Sözleri
- Belki de hayatın anlamı nefes alıp vermek kadar basit ve farkında olmaksızın şu an yapmakta olduğum bir şeydir. (Hayatın Anlamı)
- Bilgi, alışkanlık ve töre ürünüydü. Ahlak da, benzer şekilde, hiçbir metafizik temeli olmayan bir insan icadıydı. (Tanrı'nın Ölümü ve Kültür)
- Sanat, güncel toplumsal sorunlardan ne kadar uzaklaşırsa o kadar siyasileşir. (Kültür)
- Kısaca kültür, diğer insanlardır. (Kültür Yorumları)
- Nasıl bilimde bir doz mitoloji varsa mitte de Aydınlanmacı bir öğe vardır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- Karnaval keşmekeşi, tersyüz etme küstahlığı, putkırıcılığın kıkırdayışı: Bunlar tarihsel materyalizm için çelişkinin şakası ve onun haz verici salımı olan derin komedinin alternatifleri değil, uğraklarıdır. (Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru)
- Kafayı çekiyorlardı. Yattıkları yerden aşağılanmanın acısını çekmektense, bu acıyı sırtlanmış oluyorlardı böylece. (Azizler ve Alimler)
- kendilerini kendi sırtlarında günlük bir yük gibi taşıyorlardı. (Azizler ve Alimler)
- Egoistlik doğal halimizdir; iyi olmak ise hayata dair bir dizi karmaşık beceri öğrenmemizi gerektirir. (Kötülük Üzerine Bir Deneme)
- "Birinin acısını paylaşmakla (sempati) hislerini hissetmek (empati) farklı şeylerdir." (Edebiyat Nasıl Okunur)
- İnsani kudretlerin modern çağdaki kadar serbest bırakıldığı başka tarihsel bir dönem yoktur; bunun sonucu olarak zincirlerinden boşaldığı o kudretlerce böylesi hükmedilme riski altında olduğu bir başka dönem de yoktur. Max Weber’in öne sürdüğü gibi, “Antik dönem tanrıları akın akın, büyübozumuna uğramış ve böylece gayrişahsi güçler haline gelmiş olarak mezarlarından çıkıyor, hayatlarımız üzerinde egemenlik kurma mücadelesi veriyor ve birbirlerine karşı ezelden beri devam eden savaşlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.” (Trajedi)
- Gelişmiş kapitalist sistem doğası gereği tanrıtanımazdır. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- İyimserlik midemi bulandırıyor. Tam bir sapkınlık. Cennetten düştüğü günden beri insanın evrendeki işi bihakkın ıstırap çekmek olmuştur (İyimser Olmayan Umut)
- Tanrı ve evren toplanınca iki etmez. (Akıl, İnanç ve Devrim)
- “Tanrı’dan özerkliğini çekip alan insanlık, karşılığında tahtından Söylem ile indirilecektir.” (Edebiyat Olayı)
- Amerikan gençliginin konuşması- garip, iğrenç, acayip, ürkünç:- gerçekten de, modernizm ortaya çıkmadan önce edebi gerçekliliğini bulabileceğimiz en yetenekli hasmı olan Gotigin söylemidir. Kötü niyetli baronlar, şehvet düşkünü papazlar, kurban edilmiş bakireler, ürkütücü harabeler, küf kokan zindanlar: Bu abartılı tiyatro eserleri büyük edebiyat türleri olarak- özellikle akıl çağında baskı altındakileri temsil eden kadınların bakış açısından görülmüyor olsalar bile -aydınlanma anlayışının radikal eleştirisini dile getirmişlerdir.. Gotik, grotekstin merhametsiz ışıltısının yarattıgi ucube bir gölge, endişelerini ve bir türlü vazgeçemedikleri hayallerini kurguya emanet etmiş olan bir orta sınıf toplumunun politik bilinçsizliğidir. (Aykırı Simalar)
- Edebiyatta yaşanan yeni bir işbölümüyle roman, şimdi fikirler ve kurumlarla ilgilenen bir toplumsal form olarak görülmeye, şiirin ise kişisel hisleri muhafaza ettiği düşünülmeye başlanmıştı. Sanki lirik şiir bütün şiir türünü tanımlıyor gibiydi. (Şiir Nasıl Okunur)
- Hegel konusunda fazla bir şey bilmese de, Henry'nin de kendine göre bir felsefesi vardı. Kimi zamanlar, 'Burada bir tek biz yokuz,' diyerek kendi görüşünü bildirirdi. 'Burada' sözcüğüyle, çalıştığı mağazayı değil, evreni kastediyordu. Onda ayrıca, depoda çalışan ve kendisinden daha pragmatik olan iş arkadaşlarını rahatsız eden, yaslı ve metafizik bir taraf da vardı. Böylesine geniş kozmik yorumlarında, pezevenkçe bir şey vardı. Cinselliğe ve kadınlara o kadar düşkün değildi, ama cebinde, 'yetmiş altı santimlik kontrol edilemez bir alete' sahip Korsikalı bir balıkçı hakkında yazılan bir gazete haberinin küpürünü saklardı. Depodaki erkekler, bu uzunluğun gevşekken mi yoksa sertken mi ölçüldüğü konusunda ateşli tartışmalara girerlerdi. Fakat Henry'nin bu canavarımsı organa duyduğu ilginin, cinsellikle değil, bilimsellikle ilgili olduğunu hissediyordum. Bu, onun evrene duyduğu ilginin bir parçasıydı. Aynı zamanda, iş arkadaşları tarafından tartışılan çok kültürlü biriydi. Bana bir defa, etnik gruplara karşı olmadığını söylemişti. 'Lehler, İskoçlar, Amerikanlar, Hintliler, Yunanlılar ve hepsi.' Sonra bir süre düşünmüş ve eklemişti: 'Engelleyici İtalyanlar.' Liberal bir çoğulcuydu, fakat eleştiriden de uzak durmazdı. Bu da ortak yanlarımızdan biriydi. (Kapı Bekçisi)
- Kanserin tedavisini muhtemelen bulacağız ama cinayetin değil. (İyimser Olmayan Umut)
- İçinde yaşadığımız, Beckett'ın oyunlarını andıran evrendi, hem özenli hem de saçmaydı. Her şey hem açık seçik hem de silikti, tuhaf bir gizem ve saydamlık karışımından oluşuyordu. (Kapı Bekçisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin