Kitap Künyesi
Yazar: Zygmunt Bauman
Yazar: Riccardo Mazzeo
Çevirmen: Akın Emre Pilgir
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9786053143727
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Edebiyata Övgü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zygmunt Bauman ve Riccardo Mazzeo arasında gerçekleşen bu diyalog kitap, iki kız kardeş olarak edebiyat ve sosyoloji arasında mekik dokuyor, bu iki söylem alanının bağlantı noktalarına, ayrı düştükleri sınır bölgelerine eleştirel bir perspektiften hareketle derinlikli ve tartışmaya açık yorumlar getiriyor. Edebiyata Övgü hem edebiyatın hem de sosyolojinin çağdaş sorunlarını titiz bir bakışla masaya yatıyor...
Zygmunt Bauman: 1925'te Polonya'da doğan Bauman sırasıyla faşizmi, sosyalizmi ve kapitalizmi eleştirel bir mesafeyi koruyarak yaşamış ve hiçbir zaman bağımsız entelektüel kişiliğinden taviz vermemiştir. 1968'de Polonya'dan sınır dışı edilmesinin ardından İsrail'e, oradan da Leeds Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü'nün başına geçmek üzere Britanya'ya gitmiştir. Bu görevini 1971-1990 arası sürdüren Bauman, ilk yıllardan itibaren hemen her konuda sosyolojik bakışın çerçevesini genişleten eserler vermiştir. Bauman genellemeleri seven bir yazardır; ama yöntembilim ve kavram tartışmaları yerine doğrudan toplumla ilgilenir. Eserleri bir sorun ve teşhis etrafında döner. Bu anlamda Britanya geleneğinden kopar. Göçmenliği, öncelleri K. Mannheim, A. Löwe, N. Elias gibi ona da, ampirik ve pragmatik bir geleneğin şekillendirdiği ada kültürüne dışarıdan bakma imkânı vermiştir. Ayrıca onlar gibi, hakikat ve ahlakı sosyolojiye taşır. Bauman kültür ve iktidarın çözümlemesine özel önem vermiş ve bu çerçevede toplum, ideolojiler, milli kimlikler, devlet, ahlaki seçim, modernizm ve postmodernizm konularını ele alarak sosyolojiye yeni bir soluk getirmiştir. Uzun yaşamına pek çok değerli çalışmayı sığdıran Bauman, 9 Ocak 2017'de hayatını kaybetti.
--reklam--
Edebiyata Övgü Alıntıları - Sözleri
- "Tanrı evrenin sessizliğidir ve insan bu sessizliğe anlam veren çığlıktır."
- Yoğunlukları yok edildiğinde, sözcükler birer "işlem"e dönüşür ve hâkim olanın manipülasyonlarına terk edilir.
- Lasch, narsisizm "dünyayı oluruna terk etmiş insanların dünya görüşüdür" der.
- bugünlerde yabancılıktan daha aşina, olağandışılıktan daha olağan bir şey bulmak güçtür.
- bildiğiniz gibi, kötülük yapanların neden arttığını açıklayan toplumsal sebeplerden ziyade, kötülük yapanların psikolojik eğilimlerine odaklanmanın, bu savaşı etkin yürütme imkânımızı arttırmaktan çok kısıtlayacağından endişeleniyorum. Bu odaklanma ister istemez, kötülük yapanları birer mutant gibi kenara ayırırken, geri kalanlarımızın üzerindeki suçluluk hissini alıp bizi onun tarafından yaratıldığımız esnada onu yaratmakta olduğumuz dünyayla ilgili bir şeyler yapma sorumluluğundan kurtarma eğilimindedir.
- Yerkürenin bilinen bölümünü "bizler" ve "ötekiler" şeklinde ayırmak, çok daha eski olduğunu düşünsem de en az insan türüyle yaşıttır. Fakat kimin "biz", kimin "onlar" olduğu hep daha kısa bir ömre sahiptir; çünkü doğanın kalıcılığı içinde, zamana bağlı kültürel geri dönüşümün ürünü olarak ortaya çıkar.
- sunulan sonsuz sayıda kişisel tercihin ve "yeni başlangıçlar"a duyulan arzuyla "yeniden dünyaya gelme" hayalinin hiç doyurulamamasının, tüketim ekonomisinin esas çarkını meydana getirdiği dahi söylenebilir belki.
- Her şey ikinci eldir ve ikinci el bilgilerle imgelere (ama HD) öyle alışmış hâldeyiz ki, birinci elden tanık olduğumuz her şey yetersizmiş gibi görünmektedir.
- Eskiden sadece bir ayrıcalık olan tercih, şimdi bir zorunluluğa dönüşmüştür.
- Soru sorma sanatı, kendi döneminde Margaret Thatcher'ın özlü ve zeki bir şekilde özetlediği gibi, "Alternatif Yok" sözünün hegemonyacı ağırlığıyla tedavülden kalkmış ve itibarını kaybetmiş, güçten düşüp sönükleşmiştir.
- Akışkan modern dünyamızda sözcükler gitgide daha büyük bir baskının altına giriyorlar
- "El arabasından elektrikli testereye ve elektrikli süpürgeye kadar, bizler genelde nesnelerin (tabiri caizse) gözlerine bakmamaktayız. Oysa binlerce yıl önce erkek ve kadınların yüz yüze eşleşmeye başladıkları anda karşılıklı duygular beslemesinde olduğu gibi, günümüz insanları benzer bir şekilde ekranlı aygıtlarına karşı yakınlık olmasa bile bağımlılık duygusu beslemektedirler; çünkü onları kullanmak için illa ekranlarına bakmak zorundadırlar."
- "Sartre hatalı, Freud haklıydı: bazı 'ötekiler' çok etkin bir şekilde cehennemi bir azap yaşayabilir olsalar da, cehennem öteki insanlar değildir.Cehennem içimizde var olduğu müddetçe, cehennemin dışımızda bir yerlerde olduğuna inanmamızı sağlayacak, umutlu bir hâletiruhiye hep olacaktır. Ancak ötekilere açılarak, farklılığımızı ortak insanlığın meyveleri olarak görüp kabul ederek, kendimizi içimizdeki cehennem ateşlerinden kurtarabiliriz."
- Sınırlar farklılıklar olduğu için çizilmemektedir, sınırlar çekildiği için açgözlülükle farklılıklar aranmakta ve icat edilmektedir.
- 'Doğal 'olmanın anlamı şuydu: Ne akla ne de amaca sahip olmak. Sadece var olmak
--reklam--
Edebiyata Övgü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Edebiyata Övgü, Zygmunt Bauman ve Ricardo Mazzeo arasında geçen diyalog metin. Diyalog metinleri okumayı sevme nedenim iki farklı kişinin aynı konu üzerindeki fikirlerini, bu fikirleri sunma biçimlerindeki farklılığı kolayca görebiliyor olmam. Kitap özelinden bahsedecek olursam adından da anlaşılacağı üzere edebiyata övgüler dizen bir metne sahip Edebiyata Övgü. Genel itibariyle sosyoloji ve edebiyat ilişkisine, kardeşliğine odaklanan kitapta günümüz insanının sorunlarından bu sorunlardan edebiyat ve eğitim yoluyla kurtuluşun mümkün olup olmadığına ve tamamen tüketici bir toplum hâline gelmiş olmamızın dehşetine uzanan insan ve toplum temelli daha birçok konuya değiniliyor. Elbette eserde edebî metinlere, yazarlara ve akademik dokümanlara atıf da mevcut. Bu atıflardan biri de Jonathan Franzen’e idi. Okumaktan büyük zevk aldığım bu yazar ile rastlaşmak kitaba dair bana mutluluk veren diğer bir noktaydı. (Tuğba)
2017'de ölen ünlü filozofun son yıllarında 21yy'ın (Akışkan modern dünya!) yaşam sorgusuna verdiği felsefe tadında cevaplar ve en az bir o kadar ustaca hazırlanmış sorularla örülü harika bir söyleşi. Edebiyatın sosyolojiyle adeta iki kızkardeş misali benzerlikleri (yaratılma süreçleri aynı olmasa da) ve ortak insani hedeflerinde sorgulanışı, sorunlardan edebiyat ve eğitim yoluyla kurtuluşu, günümüzde silikleşen Baba figürünü ve yerine gelenleri, sistemler arası geçiş diye tanımlanan 19yy sonu ve 20yy başı iktidarsız dönemde edebiyat dahil sanatların aldığı konumu, hepimizin gelişen teknolojiyle gelen internet gibi türevlerinin bir zavallı tüketici olarak var olmak zorunda kalabildiğimiz (Kareoke'den avatarlığa) hatta sorgusuz durumumuzla otistikleştirildiğimiz gerçeğini öğrenebilirsiniz mesela. Yüzyılla birlikte değişen metafor örnekleri (Ekranlar, Alzheimer ve Zombi) ile meta metafor örnekleri (Pygmalion 'dan Narcisus'a geçiş ) de çok iyiydi doğrusu. Sosyal medya fenomeninde özgürlükler adına yaratılan twitter edebiyatı ve giderek antisosyalleşen insanın yaşayabileceği semptomlar da. Eser; narsistleşen toplumların edebiyat sanatı ve sosyoloji bilimi merceğinde gözlemlenerek kotarılmış bir felsefe lezzetinde. Ayrıca #robertwalser #jonathanfranzen gibi unuttuğum yazarları da hatırlatmasıyla büyük bir artı oldu benim için Kİ, yaptığı pek çok atıfla aynı değeri herkese katacaktır, eminim. (Hayat Bu)
Sosyoloji ve edebiyatın iç içe geçtiği bu eserle birlikte Bauman'la tanışmış oldum. Önsözü okurken ne yalan söyleyeyim kitabı bırakmayı düşündüm. Çünkü hiçbir şey anlamıyordum. Çeviriden mi emin değilim. Ama cümleler adeta dans etti beynimde. Karmakarışık geldi. Yine de pes etmedim. İyi ki etmemişim. Oldukça keyif alarak okudum kitabı. (Anlatım bazı yerlerde yine biraz sıkıntılı geldi.) Genel olarak işleniş dağınık bir hissiyat oluştursa da konuların ilgi çekiciliğinden olsa gerek çok sorun oluşturmadı. Meseleleri yorumlama tarzlarını sevdim. Kitapta birçok yazar ve kişiden bahsetmesi ise bir liste oluşturmak için idealdi doğrusu. Yazarı okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar. (Betül)
--reklam--
Edebiyata Övgü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Zygmunt Bauman - Edebiyata Övgü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Edebiyata Övgü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Zygmunt Bauman Kimdir?
Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır.
Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü.
Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır
1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır.
--reklam--
Zygmunt Bauman Kitapları - Eserleri
- Sosyolojik Düşünmek
- Yaşam Sanatı
- Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
- Küreselleşme
- Akışkan Aşk
- Özgürlük
- Kimlik
- Kapımızdaki Yabancılar
- Akışkan Gözetim
- Bireyselleşmiş Toplum
- Iskarta Hayatlar
- Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup
- Akışkan Modernite
- Eğitim Üzerine
- Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm
- Tanrı'ya ve İnsana Dair
- Retrotopya
- Yasa Koyucular ve Yorumcular
- Cemaatler
- Modernite ve Holocaust
- Modernlik ve Müphemlik
- Akışkan Hayat
- Postmodern Etik
- Ahlaki Körlük
- Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
- Sosyoloji Ne İşe Yarar?
- Siyaset Arayışı
- Parçalanmış Hayat
- Edebiyata Övgü
- Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
- Kuşatılmış Toplum
- Avrupa
- Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar
- Dünyaya ve Kendimize Dair
- Hermenötik ve Sosyal Bilimler
- Bu Bir Günlük Değildir
- Akışkan Modern Dünyada Kültür
- Sosyalizm - Aktif Ütopya
- Kriz Hali ve Devlet
- Akışkan Korku
- Borçlu Zamanlarda Yaşamak
- Zygmunt Bauman ile Söyleşiler
- Akışkan Doğanlar
- Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var mı?
- Kültür Teorisinde Eskizler
--reklam--
Zygmunt Bauman Alıntıları - Sözleri
- Büyük servet olan yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir kişinin çok zengin olabilmesi için en az beş yüz fakir gerekir! (Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?)
- Görünür olmak birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. Herkes gizliden gizliye var olmadığından korkar, çünkü başkaları farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. (Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri)
- "Dünya düşününenler için bir komedi, Hissedenler için bir trajadi." (Zygmunt Bauman ile Söyleşiler)
- Bütün aşklar insan - yiyici bir açlık çekerler. (Akışkan Aşk)
- müritlerinize verdiğiniz şey hakikat değil, sadece hakikatin suretidir. Birçok şeyin işiticileri olacaklar ama hiçbir şeyi öğrenmeyecekler. Her şeyi biliyormuş gibi görünecekler ama genel olarak hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Sinir bozucu, bezdirici insanlar olacaklar, gerçekliği olmayan bir bilgeliğin taşıyıcıları gibi davranacaklardır. (Tanrı'ya ve İnsana Dair)
- “Uzaklık coğrafi olmaktan çok zihinsel bir mesele olabilir.” . (Sosyolojik Düşünmek)
- Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde belirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır.. (Retrotopya)
- Robert Winder'in zekice belirttiği gibi, "İstediğimiz kadar sandalyemizi kumsala koyup, yaklaşmakta olan dalgalara bağıralım, ne gelgit dinleyecek ne de deniz geri çekilecektir." Göçmenleri "kendi arka bahçemiz'den uzak tutmak için duvarlar inşa etmek, gülünç şekilde antik filozof Diogenes'in eski Sinop'un sokaklarında içinde yaşadığı fıçıyı bir o yana bir bu yana yuvarlaması hikâyesine benziyor. Bu tuhaf davranışının nedeni sorulduğunda, Diogenes komşularının kapılarına barikat yapmak ve kılıçlarını keskinleştirmekle meşgul olduğunu gördüğünü ve Makedonyalı İskender'in yaklaşan askerleri tarafından işgal edilmesine karşı şehrin savunmasına katkı yapmak istediğini söyler. (Kapımızdaki Yabancılar)
- "hiçbir şey bahşedilmediği" için "her şey kazanılmalıydı." (Modernlik ve Müphemlik)
- "Cepteki ilişkiler" anlık olmanın ve fırlatılıp atılabilirliğin cisimleşmiş hâlleridir. (Akışkan Aşk)
- Tüketim toplumunda seri imalat artık kitlesel emek gücüne ihtiyaç duymuyor ve bir zamanlar "yedek sanayi ordusu" olan yoksullar şimdi "defolu tüketiciler"e dönüştürülmüştür. (Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar)
- "Geriye ya da yukarıya değil; becerinin, iradenin, gücün toplanması gereken yere, kendi içine bakmalı insan. Oradan başlamalı. Bir ‘savunma stratejisi’ olarak daima orada kalmalı." (Akışkan Modernite)
- Göçmenler (yerkürenin uzak köşelerinden "arka bahçemiz"e boca edilen atık insanlar) ile kendi imalatımız olan dayanılmaz korkularımız arasında bir seçici yakınlık mevcuttur. (Iskarta Hayatlar)
- Hayatının her günü kösteklenen ve hakir görülen birey kişisel narsisizmine “kolektif narsisizm” içinde barınak bulur. Bu ağır yara almış bireyselliğin kurtuluşu ne oranda aranıyorsa o derece aldatıcı olabilecek bir güvenlik vaadidir. Kefaret umudu hüsranla sona ermeye mahkumdur... (Akışkan Hayat)
- Gezegende her şey birbirine bağlı olduğundan, yerkürenin belli bir kısmında güvenlik, ancak güvenli bir insanlık içinde temin edilebilir. İnsanların aşağılanmasına her yerde karşı çıkan, artan fırsat eşitsizliğiyle büyüyen toplumsal adetsizlik ve insani aşağılanmaları hafifletecek, etik açıdan aydınlanmış bir küresel eylem, her açıdan ortak sağ kalımımızın en temel koşuludur. (Avrupa)
- Oxford Üniversitesi'nin saygın sosyologlarından John Goldthorpe yönetiminde on üç güçlü ekibin Ingiltere, Şili, Macaristan ve Hollanda'da yürüttüğü bir çalışmanın bulgularına göre, kültürel seçkinlerle, kültürel hiyerarşide daha altta olanların, günümüzde artık eskiden olduğu gibi bazı işaretlerle kolayca ayırt edilemediği görülmektedir. Bu eski işaretler, düzenli olarak opera ve tiyatroya gitmek, 'yüksek sanat' sayılan her şey karşısında her zaman duyulan coşku ve bir pop şarkısı ya da popüler bir televizyon dizisi gibi sıradan sayılan her şeye burun kıvırmak gibi unsurlardan oluşmaktadır. Elbette bu durum, dışarıdan kültürel seçkinler, gerçek sanatseverler, kültürün ne olduğu, nelerden oluştuğu ve bir kültür adamı ya da kadını için (comme il faut ya da comme il ne faut pas) -neyin uygun olup neyin olmadığı gibi konularda, pek de o kadar kültürlü olmayan akranlarından daha bilgili kabul edilen kişilerle artık karşılaşma yacağımız anlamına gelmez. (Akışkan Modern Dünyada Kültür)
- Tüketim toplumunun bir üyesi olmak göz korkutucu bir görev ve hiç bitmeyen Çetin bir mücadeledir. Ayak uyduramama korkusu yetersizlik korkusu tarafından kenara itilmiş ama rahatsız edici iliğinden bir şey kaybetmemiştir. (Akışkan Gözetim)
- Devlet her şeyden önce bir yeniden metalaştırma aracıdır. (Yasa Koyucular ve Yorumcular)
- "dış görünüş benim için hem gerçekleştiren hem de yaşayandır" diye yazdı Nietzsche. (Akışkan Doğanlar)
- "Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat yapıtıdır." (Yaşam Sanatı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin