Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Anıl
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750714467
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Edep Ya Hu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Edep Ya Hû, tarihimizin gizemli, şaşırtıcı, rengârenk sayfalarından yola çıkılarak kurgulanmış, zengin hayal gücüyle yazılmış bir roman. Her satırı sonsuz bir merakla okunan Edep Ya Hûnun kahramanı, Yeniçeri Ocağının ünlü 65. Ortasına mensup bir acemi oğlan: Kız Ferhad. Bosna eyaleti Avliya nüfusundan kendi halinde bir ailenin çocuğu iken alınıp İstanbula getirilen, önce bir paşanın, sonra bir Yeniçeri ağasının kapatması olan, Atmeydanındaki gizli bir zevk ve fuhuş yuvasında, buranın müdavimi haline gelen askerlere ikram edilen, duygulu, zeki, esprili Kız Ferhad...
Mehmet Anıl, dikkatle kurgulanmış romanı için tarihsel bir fon belirlemiş. Kız Ferhadın ve ağasının başından geçenleri okurken, Osmanlıda baş gösteren Yeniçeri ayaklanmalarını, İstanbulun zaman zaman nasıl kaynayan bir kazana dönüştüğünü ve boğularak katledilen Hünkâr Osman Hanın öyküsünü de yaşıyoruz.
--reklam--
Edep Ya Hu Alıntıları - Sözleri
- Dil çok şey konuşur ama hayat nereye gideceğine bize sormadan karar verirmiş.
- Ben var mıyım? Allahım, ben var mıyım?.. Elim, ayağım, gözüm, kulağım, saçım, sakalım var mı?. Öylesine derin bir karanlığın içindeyim ki varlığımdan sık sık (tövbe) şüpheye düşer oldum. Hiç uyanmadığım bir rüyada yaşıyor gibiyim. Oysa ki asırlardır bir an olsun gözümü kırpmadım. Dur durak bilmeden düşünüyorum Allahım. Başka hiçbir şey yapmıyorum. Uyumuyorum, ara vermiyorum, dinlenmiyorum. Hep düşünüyorum. Öyle ki kimi zaman, ben yalnızca düşüncelerden ibaret miyim, diye sormaktan kendimi alıkoyamıyorum. Üstelik bu düşüncelerin bana ait olduğundan bile kuşkuluyum. Çünkü çok karanlık. Hiçbir şey görmüyorum. Gözlerimin (varsa) açık olup olmadığının bile farkında değilim. Kendimi yoklayacağım fakat elim hem var hem yok gibi. Yıllar önce cenk meydanında bıraktığı kolunu geceleri uykusunda kaşımaya çalışan çolak nefer gibi aldanıyor muyum yoksa? Gözümün önüne getirdiğimi sandığım hatıralar görüntülerden değil düşüncelerden oluşabilir. Tuhaf bir his bu Allahım. Gözünde canlandıramadan düşünmek nasıl bir şeyse öyle... (...) Ve sessizlik ... Karanlık ve sessizlik zavallı ruhumu bir zar gibi sarıp kör ve sağır bir boşluğa mahkum ediyorlar. Görmüyorum, duymuyorum, dokunamıyorum. Geride kalan yalnızca başıboş düşünceler. Düzene sokmaya çalıştıkça daha da uçuşup giden düşünceleri, eh işte, elimden geldiğince yakalamaya çalışıyorum. Ne olur söyle Allahım, ben var mıyım?
- "Yükseklerde esen fırtınalar, eteklerden ziyade zirvedekileri üşütür."
- "Araf'ta tek başına beklemek amansız ve korkutucu. Kapkara bir zar, ruhumu sarıp içine hspsetmiş. Zifiri karanlığın şöyle de bir faydası var: Hiçbir görüntü, anılarımın ve düşüncelerimin önüne geçmiyor. Evet, bazı şeyleri unutuyor veya yanlış hatırlıyor olabilirim. Ama bunların tamamı bana ait. Düşüncelerimle arama hiçbir şey girmiyor. An geliyor, suretler uzanıp elimle tutacak kadar yakınımda duruyormuş gibi."
- "Gerçekler zamanla (ve istekle) hayallerle yer değiştirebilir. Çok tekrarlanan yalanlar, yalan olmaktan çıkıp hakikate dönüşebilir."
- Heyecan bitince hakikat başlar.
- "Küçücük bir ceza bile yıllar sürerse dayanılmaz hale gelebilir. Ama en ağır cezaya dayanma gücünü veren yalnızca ümittir."
- "Gelmiş geçmiş bütün günahlar üzerime olsun, yeter ki sen beni cezalandır ama sonunda ne olur affet!.."
- "... yoldaşlar, burada biliniz ki yalana dolana yer yoktur. Burada aklıselim hakimdir. Burada ne fazla ne de eksik vardır. Burada bizi kurtaracak yegane şey, dürüstlük ve samimiyettir. Burada zaman, her türlü duygunun çapağını törpüleyip yumuşatmaktadır."
--reklam--
Edep Ya Hu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Genç Osman döneminde yaşanan isyan ve oğlancılık kavramını farklı bir şekilde işlemiş. Baş karakterimizin devşirilmesi ve devamında ismin Ferhad'a en sonunda da kız Ferhad'a nasıl dönüştüğünü görüyoruz. Onunla birlikte acı çekip, o zamanlara gidiyoruz. Kitabı 80. anlatımında yazmayı uygun görmüş fakat sürekli yaşadıklarını unutmaya başladığını 81. anlatımında görüyoruz. (Melda Öztürk)
osmanlıdaki yeniçeri kokuşmuşluğunu ve iktidar uğruna öldürülen genç osman'ın vahşice katledilmesini hüzünle okuyacaksınız. (Erhan K.)
Bu kitabı yazın Can Yayınları’nın D&R’daki 5 liralık kitap kampanyasından almıştım. Kitabın zaten ilgi çekici bir kapağı var ama eğer İnstagram’da bir takipçim tavsiye etmeseydi belki de kitabı almazdım. Kitap Genç Osman dönemindeki yeniçerileri ve onların yozlaşmalarını anlatıyor. Aslında kitapla ilgili ne söyleyebileceğimi tam olarak bilmiyorum çünkü çok anlatılabilecek bir kitap değil. Ancak okuyunca nasıl olduğunu anlayabilirsiniz. Ben şimdiye kadar hiçbir Türk yazarın bu kadar erotik yazdığını görmemiştim. Eğer eşcinsel erotizmi okumak istemiyorsanız bu kitaptan uzak durmanızı öneririm. Muhteşem Yüzyıl’a bile tarihimizi lekeliyor diyenler bu kitabı nasıl ıskalamışlar anlamadım. (şule uzundere)
--reklam--
Edep Ya Hu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmet Anıl - Edep Ya Hu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Edep Ya Hu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmet Anıl Kimdir?
1962 yılında İzmirde doğdu. İstanbul Saint Joseph mezunu
Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi. AIESEC bursuyla İtalyada Credito İtaliano Bankasında staj yaptıktan sonra Türkiyeye döndü. 1989 yılında kendi şirketini kurdu. 2001 yılından bu yana yalnızca edebiyatla ilgileniyor. Pembe Otobüs romanıyla 2008 Yunus Nadi Roman Ödülünü kazanan yazarın, yine Can Yayınlarından çıkmış, Geri Gelmemek Üzere (2003), Bitik (2005), Forbes Cinayetleri (2009) kitapları var. İzmirde yaşıyor.
--reklam--
Mehmet Anıl Kitapları - Eserleri
- Bitik
- Edep Ya Hu
- Pembe Otobüs
- Kediler, İnfazlar ve Hayaletler Üzerine
- Afet
- Forbes Cinayetleri
- Bir Perişanlık Hali
- Geri Gelmemek Üzere
--reklam--
Mehmet Anıl Alıntıları - Sözleri
- Sonunda mantıklı bir insan olarak, mutsuz olmanın tek yolunun hedef küçültmek olduğunu kabullendim. (Bitik)
- Biten bir şeyin sıcaklığında yaşandığı üzere, en acı ölümlerde bile, bir süre hiçbir şey değişmemiş gelir insana. (Pembe Otobüs)
- Şiddete şiddetle karşı olmama karşın bana ve insanlığa kötülük eden insan bozuntularını evire çevire, Allah yarattı demeden eşek sudan gelinceye kadar dövmek istiyorum. (Kediler, İnfazlar ve Hayaletler Üzerine)
- Yalnız işlenmiş değil akla gelebilecek en rezil günahlar bütününün bedeli dahi sonsuza dek ateşlerde yanmayı gerektirmemeli. Uzun ya da kısa bir "süre" olmalı. Sonsuzluk her şeyin karşılığından çok daha uzun değil mi? (Bitik)
- Örneğin ben çok uyurum Hâkim. Uyku, dokuları onarır, yaşlanan ve ölen hücreleri yeniler, bağışıklık sistemi için gerekli kimyasalları salgılar. Ama ben keyfim için uyurum. Meslek hayatıma son verdikten sonra, ki dava konusu olay üzerinedir, günümün yarıdan fazlasını uyuyarak geçirir oldum. Bunu, sıradan bir tembellik olarak düşünmeyiniz rica ederim, ben hayatımın her döneminde yaptığım işi ciddiye aldım. Tersine, uyku benim için hakkıyla ifa edilmesi gereken bir, nasıl diyeyim, bir iş, hayatımı anlamlı kılmak amacıyla ulaşmaya çalıştığım ciddi bir hedef. Nasıl ki bir iş adamı işini büyütüp refah içinde yaşamak ister, nasıl bir akademisyen önüne gurur verici ve ciddi hedefler koyar, işte aynen öyle. Uykunun tadına varabilmek için özel bir disiplin geliştirdim. İdeal aralıklarda beni uyandıracak düzeni oluşturmak uzun zamanımı almadı. Çocukken bile yaz-kış pencerem açık uyurdum. Sıcağa dayanıksız olmam bir yana, sokak satıcısının uykumu bölmesi işime gelir. Uyanır gibi olup, kendimi uykunun o karşı konulmaz çekimine bırakıvermek; uyumak değil uykuya dalmaktır işin özü... Derin uyuduğum için, sokaktan geçen muslukçunun sesine uyanmazsam diye çalar saati her uyanışımdan 45 dakika sonrasına kurarım. Bu, uzun denemeler sonucu ulaştığım uygun bir aralık... Çalar saatin herkesin keyfini kaçıran o ısrarcı zili, tekrar uykuya dalacak olmamı anımsattığı için tersine bana haz verir. Uzanıp, komodinin üzerinde duran saatin düğmesine büyük bir keyifle bastıktan sonra güzelce gerinip diğer tarafıma dönerim. Amaçlanan en zevkli an budur, uyandırılıp, uyanmak zorunda olmadığını anladığın an. (Forbes Cinayetleri)
- İki aşığın ayışığı altında plajda çıplak ayaklarla koşmasından daha sarhoş edici ne olabilir? (Bitik)
- Babam, kışın giyilen yünlü çamaşır gibiymiş Hâkim, hayatımdaki önemini ancak yokluğunda anladım. Ve hep üşüdüm... (Forbes Cinayetleri)
- İnsanın taşıdığı öz nedeniyle Tanrı 'yı yansıttığını, kendinde ilahi nitelikler barındırdığını, dolayısıyla emanete hiyanet etmeden ve yalnızca bu yüzden içindeki kutsal varlığa yaraşır davranması gerektiğini bir kez düşünseniz ne çıkar? (Pembe Otobüs)
- Ne yıllanmış, mayalanmış arkadaşlıklarım vardır ki ayağım takılıp yere her kapaklanışımda için için gülüp keyifli sohbetlerin en lezzetli mezesi yaparlar başarısızlıklarımı. (Bitik)
- Gerçek ruh yüceliği başkalarının felaketine üzülmek değil başarısına sevinmektir. (Afet)
- Huzursuzdum, çünkü alıştığım düzenin bozulmasının başıma belirsiz kötülükler getirmesinden korkuyor, kendimi bir türlü rahat bırakamıyordum. (Forbes Cinayetleri)
- Yaşamın amacı mutlu olmaksa eğer, patlak bir top ya da havuzlu bir ev arasında ne fark var? (Bitik)
- Nedir bu edebiyatseverlerin derdi? Özgün yazar!... (Kediler, İnfazlar ve Hayaletler Üzerine)
- "Küçücük bir ceza bile yıllar sürerse dayanılmaz hale gelebilir. Ama en ağır cezaya dayanma gücünü veren yalnızca ümittir." (Edep Ya Hu)
- "Ben seni, hiç kimsenin, hiç kimseyi sevemeyeceği kadar büyük bir tutkuyla sevdim. Bu sevgi, günler geçtikçe azalacağı yerde büyüdü, büyüdü, büyüdü ve bütün benliğimi kapladı, adeta 'ben' oldu." (Geri Gelmemek Üzere)
- "İnsanın sevdiklerini sevmesi onun iyi biri olduğunu göstermez teyze! Kediyi köpeği, taşı toprağı, yoldan geçeni de seveceksin." (Afet)
- Ağaçların suçu yok, onları kışkırtan rüzgar (Pembe Otobüs)
- Sokrates'in doğru düşünmek ilkesini aklımızdan çıkarmayalım. İyi davranmak, doğru düşünmekle mümkündür. (Pembe Otobüs)
- ... hayata anlam kazandıracak şiddetli fırtınaların gönüllü kurbanlarıyız. (Bitik)
- "Ben artık kendimin tanrısıyım ve doğru olduğuna inandığım ya da inanmadığım her şeyi yapacağım!" (Geri Gelmemek Üzere)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin