Kitap Künyesi
Yazar: Jale Parla
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789750500411
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jale Parla, 19. yüzyıl başı romantiklerinin yarattığı Doğu mitosunun süreç içinde geçirdiği evrimi araştırıyor. Bu mitosun sömürgeci politikalara ve bu politikaların geliştirdiği kamuoyu tepkisine paralel olarak nasıl değiştiğini anlatan özgün bir çalışma. Byron, Goethe, Hugo, Musset, Flaubert ve Baudelaire’de “Doğu merakı” ve Doğu’ya bakış...
Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik Alıntıları - Sözleri
- Emperyalizm başlangıçta silah gücüyle gerçekleşmiş olsa da, ırkçılık gibi kolonyalizmin sürdürülmesi de ancak Doğu’yu nesneleştiren söylemlerle mümkün olabilirdi ve öyle de oldu. Kolonyalist söylemler, sömürge halklarını her zaman yok saydılar; sayamadıkları zamansa onları insan altı yaratıklar olarak gördüler. Sömürgeciliğin en geniş anlamıyla tabanını oluşturan süreç, yani “ötekileştirme” zayıf olanın önce “öteki” olarak tanımlanmasını öngörüyordu ki ezebilsin, horlanabilsin, rahat bir vicdanla sömürebilsin. Ötekileştirme kuvvetli olanın kendini “egemen özne” olarak yapılandırmasını (bunun için kaba kuvvetten şeytani retoriğe kadar her yol mübahtı), sonra da onu “nesne” durumuna indirgeyerek yönetmesini, kullanmasını, sömürmesini ve sürekli olarak onun “ötekiliğini” tarif edecek bir dil oluşturmasını gerektiriyordu. İşte işlerin karıştığı nokta da buydu. Çünkü dil, her zaman cazip, baştan çıkarıcı bir araçtır, dolayısıyla herhangi bir dille kurulan “öteki” yabancı olduğu kadar cazip, yadırgatıcı olduğu kadar gizemli ve baştan çıkarıcı da olabilir. Giderek bu dili kuran öznenin gizli arzu ve hayallerini de yansıtabilir.
- Bütün doğa canlı. Tüm doğa duyuyor ve düşünüyor. Bunu görmeyen hiçbir zaman yaratıcılığın derinliklerini anlamamış demektir. Doğa, Tanrı'ya tapınılacak bir yerdir: Tek Tanrı anlayışının... İnsan eliyle yapılmış tapınaklara ihtiyacı yoktur, tüm doğa O'na tapınan bir tapınaktır. Lamartine (Voyage en Orient, c. I, s. 114)
- Ötekileştirme bir öteki yaratıp onun yerine konuşmaksa eğer, her konuşabilen bir başkasını ötekileştiriyor demektir.
- Romantik mitkuruculuğun amacı ise bunun tam tersiydi; olağan, güncel ve açık olanı yadsımak, olağandışı, ilkel ve gizemli olanın peşinde koşmak; bunlar bulunduğu zaman bile orijinallik uğruna bunları bir kat daha yabancılaştırmak. İşte romantikler on sekizinci yüzyıl şarkiyatçılığını böyle bir uğraş içindeyken ele aldılar. Ve Doğu onların elinde olabildiğine yabancılaştırıldı, gizemlileştirildi, kişiselleştirildi. (…) Sonunda bütün bu Doğu'ları bir araya getirip romantiklerin yarattığı Doğu mitini şöyle tanımlayabiliriz: Ebedi ve değişmez bir Doğu vardır. Ve bu Doğu değişmezliğini bir ölçüde karşıtlıklarını çözümlememesine borçludur. Doğu her şeyden önce bir tezatlar ülkesidir. Orada en korkunç suçlarla en arı bir masumiyet, en affetmez tabularla en çıldırtıcı duyusallık ve yasak zevkler, efendilikle kölelik, kişiliklerde yoğun çelişkiler (çiftkişiliklilik) birlikte bulunur.
- Doğu her şeyden önce bir tezatlar ülkesidir. Orada en korkunç suçlarla en arı bir masumiyet, en affetmez tabularla en çıldırtıcı duyusallık ve yasak zevkler, efendilikle kölelik, kişiliklerde yoğun çelişkiler birlikte bulunur.
- Doğu hakkında Batı'nın ürettiği söylem egemen olduğu sürece Doğu'nun ancak bu söylem ve bu söylemin mitleriyle yansıtılacağı, irdelememiz gereken bir olgu olarak kalacaktır.
Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Batı’nın gözündeki Doğu imajının yıllar içindeki değişimini tarihsel arka planı da göz önünde bulundurarak inceleyen ve yazarların kullandığı dille ülkelerinin Doğu politikalarının nasıl örtüştüğünü gösteren ufuk açıcı bir kitap. Kitaba göre Batı, emperyalist düşüncesini kendi Doğu’sunu üreterek temellendirmiş. Doğu’yu tarafsız olarak incelemektense çıkarına uygun olarak nesneleştirmiş ve ötekileştirmiş. Parla, Türk mitinin dönüşümünü diğer Doğu mitlerinin dönüşümünün tipik örneği olarak gördüğünden incelemesini Osmanlı üzerine yazılan metinlere dayanarak yapmış. Titiz bir çalışmanın ürünü olduğu belli olan kitabı okumanızı tavsiye ederim. (İlke)
EFENDİLİK, ŞARKİYATÇILIK, KÖLELİK Jale Parla hocanın bu güzel doktora tezi, şarkiyatçılık (oryantalizm) denilen sömürge biçiminin, İngiliz ve Fransız edebiyatına yansıma biçimlerini inceliyor. On dokuzuncu asır başı romantiklerinin yarattığı 'Doğu miti'ni, sömürgeci politikalarla birlikte inceleyen bu eser; Raymond Schwab ("La Renaissance Orientale") ve Edward Said'in ("Orientalism") ses getiren çalışmalarına da yer veriyor. (Jale Hoca'nın tutumu, Said'inkine epey yakın.) "On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Fransa ve İngiltere'de Batı'nın mesafe ölçüsüyle 'Yakındoğu' ya da o zamanki deyişle 'Levant' hakkında yaratılan edebiyatı" (s.23) inceleyen bu faydalı eseri tavsiye ederim. (Kerem)
Batı yazarları tarafından Doğu'ya yolculukla birlikte bir kişisel gözlemden ziyade önyargılı tutumlar ve büyüleyici bir algı yaratılarak kendilerini bir efendi doğu toplumlarını ise ilkel bir toplum görme eğilimlerini taşımaktadır. Lord byron , lamartine, Victor Hugo, Gustavo flaubert gibi önemli yazarlar Batı karşısında doğuyu hem küçümsemiş hem de alaycı bir dille anlatmışlardır. Doğu'nun kendine yetmezliğini öngörerek batı tarafından yönetilmesi ve sömürülmesi sürecini göz önünde bulundurmuşlardır. (HOMO FABER...)
Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jale Parla - Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jale Parla Kimdir?
1945'te İstanbul'da doğdu. 1964'te Arnavutköy Amerikan Koleji'ni, 1968'de Robert Kolej'in Karşılaştırma Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. 1978'de Harvard Üniversitesi'nden anadalı İngiliz Edebiyatı, yandalları Fransız ve Alman Edebiyatları olmak üzere Karşılaştırmalı Edebiyat doktorası aldı. 1976-2000 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. Bilgi Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı edebiyat Bölümü'nde öğretim üyesidir.
--reklam--
Jale Parla Kitapları - Eserleri
- Babalar ve Oğullar
- Don Kişot'tan Bugüne Roman
- Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik
- Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram
- Kadınlar Dile Düşünce
- Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret
- Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım
--reklam--
Jale Parla Alıntıları - Sözleri
- Doğu hakkında Batı'nın ürettiği söylem egemen olduğu sürece Doğu'nun ancak bu söylem ve bu söylemin mitleriyle yansıtılacağı, irdelememiz gereken bir olgu olarak kalacaktır. (Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik)
- Gilbert ve Gubar'a göre "eger çağdaşımız kadın yazarlar, hiç çekinmeden kalemi ellerine alabiliyorlarsa bunu 18. ve 19. yüzyılda tekbaşlarına savaşmış annelerine borçlular," der. Öyle bir tek başınalık ki hastalık gibi, öyle bir yabancılaşma ki delilik gibi, öyle bir görmezlikten gelinme ki felç gibi gelmiştir onlara. (Kadınlar Dile Düşünce)
- Kitaplar aynı olsa da, her yeni okur ve yeniden okumayla yenileşirler. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Doğu her şeyden önce bir tezatlar ülkesidir. Orada en korkunç suçlarla en arı bir masumiyet, en affetmez tabularla en çıldırtıcı duyusallık ve yasak zevkler, efendilikle kölelik, kişiliklerde yoğun çelişkiler birlikte bulunur. (Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik)
- Sabah, daha şafak sökmeden Don Kişot handan ayrılır. Zayıfların ve ezilmişlerin imdadına yetişecektir ya, yolda uşağını kırbaçlayan bir çiftçiye rastlayınca, hiç tereddüt etmeden çiftçinin üzerine sürer atını ve çocuğu kurtarır. Ama hiç hesaplamadığı bir şey olur; o arkasını döner dönmez çiftçi çocuğu tekrar ağaca bağlayıp iki misli döver. Bu olay, Cervantes'in sorumsuz idealizme yönelttiği bir eleştiri olarak yorumlanmıştır. Nitekim, daha sonra Andres (dayak yiyen çocuk) tekrar Don Kişot'a rastladığında, onun kurtarıcılığı yüzünden yediği feci dayağı hatırlayarak bütün gezgin şövalyelere lanet okuyacaktır. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Öyleyse Turgut Özben’in önünde iki başkalaşım yolu vardır: Bir disconnectus erectusa dönüşmek ya da intihar etmek. Turgut, birinci yolu seçecektir. Ancak Selim Işık ile Hikmet Benol tercihlerini intihardan yana kullanacaktır. (Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım)
- Edebi değeri yüksek, gerçek sanat eseri olan bir metin, sanatsal nitelikleri ve iletmek istediği anlamla mükemmel bir bütündür; sessiz ama konuşmayı bekleyen sanat nesnesidir o; erişilmez değildir ama erişilmesi güçtür. (Don Kişot'tan Bugüne Roman)
- Romanın başlıca yazın türü haline geldiği on sekizinci yüzyılda romancı bilinmeyen okurla buluşmanın heyecanı içindedir. Bilinmeyen okur diyorum çünkü bu yüzyılda artık İngiltere'de başlayıp Fransa'ya ve oradan Avrupa'ya yayılan epistemolojik devrim tamamlanmış bilme biçimleri Newton, Hobbes, Locke, Hume'un yazılarında öne sürdükleri yepyeni bir dünya(bilme nesnesi) ve yepyeni bir insan(bilen özne) ile belirlenmeye başlamıştır. (Don Kişot'tan Bugüne Roman)
- Tanzimat romanında eğitici ve yorumlayıcı bir yazar sesi anlatıma sürekli müdahale eder. Bu müdahaleci anlatım bir taraftan meddah geleneğine dayanırken, diğer taraftan da Tanzimat yazarlarının nesnelliği amaçlamayan öznel dünya görüşleriyle beslenir. (Babalar ve Oğullar)
- Feminizmin en temel saptamalarından biri, kadınların erkekler tarafından yapılmış bir dil içinde yaşamak zorunda olduklarıydı. Bunun en azından bir anlamı, kadınların sessizliğinin, sürekli olarak onlar hakkında ve onlar üzerinden, onların dolayımıyla konuşan bir dil tarafından tanımlanması ve güvence altına alınmasıdır. (Kadınlar Dile Düşünce)
- Gerçeğin taklidi , bize o gerçek hakkında , bilimin sağlayamadığı türden bir bilgi sağlar : Sanatla ulaşılan varoluş bilgisi. (Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret)
- Tanzimat romanında ruh ve beden yalnızca birbirinden ayrı varlıklar değil, birbirine karşıt varlıklardır. (Babalar ve Oğullar)
- Bir kaygı ve kuşku dönemidir hızlı değişim dönemleri. İşte bu derin kuşku ve kaygılardan en çok sanat yararlanır; çünkü yaratıcılık bu tür kaygılı ve kuşkulu hesaplaşmalardan beslenir. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Yeldeğirmenleriyle savaş bölümü, edebiyat eleştirisinde Don Kişot'a geniş bir yer açmış Harry Levin'e göre, birbirine tümüyle zıt iki epistemolojinin, Ortaçağ mutlakçılığıyla Rönesans ampirizminin çarpıştığı ilk olaydır. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Müşahedat’a yazdığı önsözden de anlıyoruz ki, doğalcı yazarları, romanı ciddiye aldıkları, gözleme önem verdikleri, gerçeği yansıtmak istedikleri için beğeniyor, ama yaşamın sadece çirkinliklerini, toplumdaki ahlaksızlıkları, kötülükleri sergileyip iyi, güzel ve yüce olandan hiç söz etmemelerini doğru bulmuyor. Doğalcı romanlara bakılırsa, diyor Ahmet Mithat, Fransa'da erdem denen şey kalmamış, fuhuş, sefahat ve sefaletten başka bir şey yok. Gerçek bu değil oysa; yazar eğer gerçekliği yansıtacaksa yalnız kötüyü, çirkini değil iyiyi ve güzeli de anlatmalı. (Babalar ve Oğullar)
- "erkekler de feminist eleştirmen olabilirler, ama olmasınlar, kadınların kendi adına konuşma hakkına saygı göstererek kenara çekilsinler, kadın okur konumunu işgal etmesinler” türünden bir talepte bulunmanın da anlamsız olduğu kanısındayım. Hiçbir eleştiri yönteminin uygulanması herhangi bir topluluğun iznine bağlı olamaz. Kaldı ki insanlar kendi görüşlerini başkalarını ikna etmek, destek bulmak için açıklar ve savunurlar, başkalarının kendilerine katılmalarını engellemek için değil. (Kadınlar Dile Düşünce)
- İçgörüden yoksun öngörü yalnızca yanıltır , şaşırtır. (Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret)
- Bir ideale ne kadar yaklaşmak isterseniz, ondan o kadar uzaklaşır, hatta onu öldürürsünüz. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Tanzimat yazarlarının öğretici üslubu, benimsedikleri çok yönlü babalık rolüyle açıklanmalıdır. (Babalar ve Oğullar)
- Bundan başka hikâye yazmakta bir vazife daha vardır. O da yalnız muhatabı ıslah etmek veya eğlendirmek için münasebetli münasebetsiz, akla ne gelirse söylemek tarzı kudema* pesendanesi** terk ile tabiatı beşeriyenin tahliline çalışmaktır. *Eskiler. **Beğenecek yolda, beğenmek suretiyle. (Babalar ve Oğullar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin