Kitap Künyesi

Yazar: Mustafa İslamoğlu

Yayın Evi: Düşün Yayıncılık

İSBN: 9755500997

Sayfa Sayısı: 120

Efendim(s.a.v) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yokluğunda seni özledik. Sana değen rüzgarı, seni örten bu­lutu özledik. Özlemeyi, özlenilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik Efendim. Aşkı, gözyaşını, müsamahayı, ah­lakı, adabı, ihsanı, irfanı, iz'anı, fe­raseti, basireti, şecaati, celadeti, adaleti, meveddeti, muhabbeti özle­dik. İzzeti, hikmeti, fıtratı, şefkati, hür­meti, devleti özledik. Senden sonra tefrika meşrebimiz, taklit mezhebimiz, cehalet mektebimiz, atalet fıtratımız, hamakat şöhretimiz, ihanet sıfatımız, küffar velinimetimiz oldu. Efendim, Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazı­ları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.

Efendim(s.a.v) Alıntıları - Sözleri

  • " Kişi aklıyla değil, kalbiyle sever."
  • Aslında, insanoğlunun temel bir zaafıydı bu. Herkes, kendisinin olan her şeyin "en iyisini" "en üstününü", "en güzelini" istiyordu. Bu bazı hususlarda anlaşılabilir, bazı hususlarda da lüzumlu bir şeydi. Ancak, bu duygunun meşru sınırı nasıl çizilecekti? "En iyisine sahip olma" isteği bazen "en iyi" olma, "tek olma" duygusunu davet ediyordu.
  • Yazı, 'sızı'nın çocuğudur.
  • Biz bu cihana sahip olmak için değil şahit olmak için geldik. Şahit ol ya Rab!
  • Hepimiz hakikatin merkezine kendimizi oturtup “hak benim” dedik.
  • Sevgi, hayatın en soylu, en mübarek tohumudur. Bire sonsuz verir.
  • “Ben şüphe etmeye İbrahim’den daha müstahakım.” Hz Muhammed - Buhari, Enbiya/11
  • Hayatı bir okula çevirelim: 'la' silgimiz olsun 'illa' kalemimiz olsun! diyecektim. " La ile silip, illa ile yazalım, 'La ilahe' deyip temizleyelim enkazı, 'illallah' deyip yerine inşa edelim yepyeni bir hayatı diyecektim.
  • Kişi aklıyla değil kalbiyle sever. Onu hissetmeden onu anlamak ne mümkün? Onu sevmeden onu hissetmek ne mümkün?
  • “Mü’min, seven ve sevilen dost olan ve dostluk kurulandır, sevmeyen ve sevilmeyende, dost olmayan ve dostluk kurulmayanda hayır yoktur!”
  • "Vallahi böylesine bir bağlılık ve sevgiyi dünyanın hiçbir tarafında görmedim".
  • “Aklı olup da okumasını bilen her insana her yaşadığı bir mesajdır.”
  • "Öyle ya; bir çiçekle bahar gelir miydi? Eğer o çiçek baharı doğuracak bir bedeli ödemeyi göze alırsa,evet. Bir çiçekle bahar gelirdi."
  • "Hz.İsa zehirli sevgi sonucu ilahlaştırılınca,Peygamber İsa buharlaşıyor. Teslisçi kilise İsa'yı model gösteremiyor.Kendini takip edenlere 'İsa gibi olun' diyemiyor.Nasıl desin ki? Bunu demek 'Tanrı olun' demekle eş anlamlı. Bu sefer kilise uyanıklık yapıp Hz.İsa'dan boşalttığı peygamberlik makamına kendisi kuruluyor. İsa'yı İsa aşkına öldüren kurucu baba Tarsuslu Pavlus'un dilinde somutlaşıyor bu uyanıklık: 'kilise kurtuluştur."
  • "Biz insan peygambere inanmakla,sapkın kavimlerin düştüğü tuzağa düşmediğimizi gösteririz."O insansa"deriz,"insan olmak iyi bir şeydir". Ve biz de insan olmaya çabalarız. Allah'ın onu neden "güzel örnek" olarak tanıttığının sırrına böylece ereriz.Şahadet getirirken,neden "O'nun kulu ve elçisi" dediğimizin gerekçesini de..."

Efendim(s.a.v) İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Merhabalar, Daha önce yazarın " Adayış Risalesi" adlı eserini okudum ve açıkçası çokta beğendim. Fakat bu eser için aynı şeyleri söyleyemeyecem... Birincisi eserde bir bütünlük göremedim ben. Konular kopuk ve bazı yerlerde tekrarlamaya gitmiş yazar. Sanki tekrarladığınin farkında değil gibi. İkincisi dil ağır geldi bana. Başlıkları bile anlamakta zorlandım diyebilirim. Tabi bunu noktada yazara atıp siyrilamam işin içinden. çünkü benim alandaki eksikliğinden kaynaklı bir durumda olabilir. Yeteri kadar bu tarz kelimelere maruz kalmadim ama yazarın bir noktada bunu da düşünmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Üçüncü nokta içerik çok fazla devatkar geldi bana. Benim bu tarz eserlerden beklentim bir şeyleri kavratmaktan öte, kişiyi herhangi bir konuda düşünceye itmek. Ama eserde sanki Kur'an okuyorsunuz gibi net sınırlar çiziliyor. Sizin düşünmenize pek izin verilmiyor gibi. Her şeye rağmen yazarın kalemine sağlık. Ben çok beğenmedim ama siz okuyun. Umarım beğenirsiniz ve tartışma ihtimaliniz olur eser üzerine. İyi okumalar dilerim... (Mustafa BARDAKÇI)

Sözlerime başlamadan önce bu yazıyı her türlü önyargıyı, 'ben öyle duydum' ları bir kenara bırakarak,kitabı kimin yazdığından çok ne yazdığına odaklanarak okumanızı rica ediyorum. İnceleme sırasında kitaptan bahsetmekten çok kitabın bana ne hissettirdiğine değinmişim farkında olmadan,yıldızlar arası kısımları atlayabilirsiniz. :) ... Kitap Hz.Muhammed (s.a.v.)'in yaşantısı nasıl örnek alabilir ve kendi yaşantımızı O'nunkine nasıl benzetebiliriz üzerine. O'nun yaşantısı da ahlakı da zaten Kuran üzerine olduğu için kitapta ayetler ve onları yaşayarak temsil eden bir Peygamber anlatılmakta. Hz.Muhammed'in (s.a.v.) hayatını konu alan herhangi bir kitabı herkes hayatında bir kez olsun okumuştur ya da kulağına çalınmıştır bir şeyler... Bu tip kitaplarda benim rastladığım ortak özellik hep biyografik bir tarzda yazılmış olmalarıdır.Olaylar anlatılır,kronolojik sıralama vardır,anlatılan kişinin hayatındaki önemli olaylara değinilir varsa sözleri eklenir vs. Bunu önemli bir yazar,bir bilim adamı için yapabilirsiniz belki ancak konu Peygamber olunca,konu Allah'ın Râsulu olunca izlenmesi gereken yolun biraz daha farklı olması gerektiğine inanıyorum. Hz.Muhammed (s.a.v.) 'in hayatı yaşanmış bitmiş bir hayat değil bir defa.Bedenen bu dünyadan gitmiş olsa da O'nun getirdiği mesaj hala nefes alıyor ve nefes aldırıyor ruhlara. İsmet Özel'in deyimiyle 'canlı kalmayı' sürdüren bir hayat O'nun ki. Ancak canlı kalabilmesi ve bizlere nefes aldırabilmesi için iş bize düşüyor artık. O tebliğini yaptı,tebliğ yaptığına Rabb'ini de şahit tuttu ve gitti. Sıra bizde artık,sorumluluk bizim artık.Peki bu nasıl olacak? *Yıllarca o yukarıda bahsettiğim biyografik kitapları okuduktan sonra ben de bunu sordum kendime:"iyi güzel anlatıyorsun kardeş de dedim yazara benim bu rivayetten payıma düşen ne? Peygamberin bu olaydaki tavrı bana nasıl örnek olmalı? Bunca anlatılan şeyin benim hayatıma yansıması ne olacak?" Maalesef yazar bu sorularımı cevaplamadan kitabı bitirmiş olurdu hep.Bana da illa bir şeyin açık açık söylenmesi gerek ya,o pencerenin açılması gerek ya,bakıp bakmamak bana kalmalı sadece,öyle bir okurum ben de işte,biraz hazıra konan belki... Okumak güzel şey,O'nun hayatını okumak çok güzel şey ama bir şey eksik kalıyordu bu sebeplerden ve ben tatmin olamıyordum. Duygulanıyordum,etkileniyordum belki ama yaşım büyüdükçe zihnen boşlukta kalıyordum. Ve bu bir zaman sonra benim bugünüm ile O'nun dünde yaşanmış olsa da bugüne kadar yeten yetişen hayatı arasında mesafelere sebep oldu. Sonrasında başka başka yazarlarla tanıştım ve farklı bakış açılarıyla ele alınmış kitaplarla.Bu kitap da onlardan biri. Kafamda Hz.Muhammed (s.a.v.) deyince bir model oluşabiliyor artık,ısrarla kendisinin de vurguladığı ve vurgulaması emredilen 'insan haliyle',bizden,bizim içimizden birini hayal edebiliyorum sonunda. O'nun hayatıyla kendi hayatım arasında bağlantı kurabiliyorum artık. Çocuk haliyle mesela, bana umut aşılayan ve en büyük acılarla başa çıkabilmeyi öğreten benden küçük kardeşim gibi; büyüdükçe çalışkanlığıyla,güvenilirliği ve ahlakıyla bana örnek olan bir abi;sevgi dolu bir eş,sadık bir dost,şefkat dolu bir baba, sevimli bir dede,cesur bir asker,zeki bir lider...Bizden biri ama bizden çok daha iyi...* Kitapta Hz.Muhammed'in hayatında yer edinen çoğu olaya,kişilere,varlıklara değinilmiş -ancak köşe yazılarının bir derlemesi olduğundan bir miktar sınırlı kalmış- varlığa da dedim çünkü O "Biz Uhud’u severiz, Uhud da bizi sever!" buyurmuş,dağı sevmeye kadar örnek olmuş bizlere... Sadece ne yaşandı,olup bitti anlatılıp bırakılmıyor kitapta,asıl mevzu da o zaten,vahiyden günümüze bir pencere açıyor yazar. Kitapta cümleler çoğunlukla “peki şimdi?..” diye başlıyor ve hemen ardından açıklıyor “o zaman bu yapıldıysa bu zamanda bize yüklenen sorumluluk da bizim üstümüze alacağımız üstümüzde taşıyacağımız şey de budur” diyor. Buyrun bir örnek efendim: gonderi/35030063 Kitabın birkaç bölümü de karşılaştırmalı dinler tarihi tadında. Çoğunlukla Hristiyanlığın bozulmasından dem vurmuş yazar,Yahudileşme temayülleri,cahiliyedeki yalancı peygamberler ve günümüzdeki yansımalarından da bahsedilmiş.İslam’la karşılaştırmalı gidilmiş,bazı endişelerden bahsedilmiş İslam adına,çözümler sunulmuş.Sizin anlayışınıza uyar uymaz belki ama sorulan sorular hep cevaplanmış,havada bırakılmamış. Günümüze hitap eden,dünden bugüne yeni silinmiş tertemiz bir pencere açan, O’ndan bize ayetlerle,hadislerle köprü kuran o köprüde sizi yürüten bir kitap olmuş uzun lafın kısası. Köprünün manzarası da bir güzel bir güzel... :) Ne derlerse desinler yazarın kalemine sağlık! :) Bir fikrin veya şahsın taraftarı değil de Hakk’ın tarafında birlik olduğumuz güzel günlere ulaşmak duasıyla,sözlerimi Malcolm X’in bir sözüyle noktalıyorum: “Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.” Selametle. Kitabın tamamını bazı sebeplerden dolayı okumak istemeyen veya vakit ayıramayacak olan ama göz gezdirme fırsatı eline geçen arkadaşlar için şiddetle okumalarını tavsiye ettiğim 2-3 sayfalık bölümleri de şuraya bırakıyorum: Bir Gül İle Bahar Gelir Mi? Gül Kokusunu Çağa Taşımak Peygamberimizi Sevmek (1,2,3) Uhud Savaşı’nın Yıldönümünde Akla Düşenler (Şerife)

İslam akademileri ve medreseler yüzlerce yıldır yalnızca şerh ve tedvin ile uğraştı/uğraşmaktalar. İmam-ı Azam ve İmam Şafi’den sonra ne bir sistem hukukçusu yetişti ne de Gazzali’den sonra özgün bir kelamcı. Varsa yoksa tekfir, varsa yoksa otorite savaşı. Bu noktada her ne kadar dini anlama ve yorumlama hususunda usulen Mustafa İslamoğlu ile farklı düşünsekte; kendisine ve emeklerine saygı duyuyoruz. Neticede özgün olmaya çalışması dahi bizim için ziyadesiyle taktiri hak eden bir çaba. Esere gelince; Eserde, Hz Muhammed’in dava bilinci ortaya konmaya çalışılmış. Farklı misaller ile Hz Muhammed’in inançalarının arkasında nasıl iradeli bir duruş sergilediği gösterilmeye çalışılmış ve bu duruşun yirmi birinci yüzyıla taşınmasının öneminden bahsedilmiş. Müslümanların birlik anlayışından da misaller getirilerek ümmet bilinci üzerinde durulmuş. Üstelik üzerinde durulan bu meseleler, ebedi bir dil ile süslenmiş. Dolayısıyla tüm bu yönleriyle eser, taktire şayan bir donanım ve emekle vücuda getirilmiş. Lakin; İlk olarak okuması kolay, akıcı ve üslubu hafif bir eser olmadığını ifade edelim. Her ne kadar özgün olsa da, gereksiz tekrar ile boğucu hale getirilmiş olduğunu da belirtmemiz gerekir. Diğer taraftan tüm eser boyunca din, ziyadesiyle ideolojik bir bakış açısı ile algılanıp sunulmuş. Bu, müslümanı harekete geçirmek için zorunlu bir yöntem olabilir ancak biz bu yöntemin dinin evrenselliğini ve evrensel sevgi anlayışını öldürdüğünü düşünmekteyiz. Diğer yandan bu anlayış, her ne kadar din içinde birlikteliği tahsis edebilecek bir anlayış olsa da insanı merkeze alan bütünsel bir anlayışa engel olduğunu düşünmekteyiz. Öyle ki bu algılayışın insan için gayri meşru bazı durumları müslüman için meşru hale getirdiğini düşünmekteyiz. Öyle ki insanı insandan, müslüman olması hasebiyle üstün tutan bu anlayış, elbette müslümana ayrıcalık tanıyacaktır ve adalet ve muhabbet; müslüman ve gayrimüslimler arasında aynı ölçüde tecelli ettirmeyecektir. Ya da en azından bu zamana kadar bu anlayışa sahip müslümanların davranış tiplemesi hep böyle sonuçlanmıştır. Dolayısıyla eserin bu yönüne katılmadığımızı ifade ediyoruz. Lakin eserin içerisinde ziyadesiyle üst seviye tespitler bulunduğunu ve bu yönüyle çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Üstelik edebi ve içerik yönünden yetkin bulduğunu da belirtmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bütün kitap severlere muhakkak öneriyoruz. (Muhammet İkbal)

Kitabın Yazarı Mustafa İslamoğlu Kimdir?

Mustafa İslamoğlu, (d. 28 Ekim 1960, Develi, Kayseri) Türk ilâhiyatçı, şâir. Edebiyat, İslam hukuku, İslam tarihi, tefsir gibi alanlarda çalışmalar yapmış, çeşitli eserler vermiştir.

Yaşamı

Mustafa İslamoğlu, 28 Ekim 1960 senesinde Kayseri'nin bir ilçesi olan Develi'de dünyaya geldi. İlk ve orta eğitimini doğduğu ilçede yaptı. Kendisi ilk hocasının babası olduğunu, ilk Arapça ve temel İslami ilimlerini ondan aldığını söyler. Yüksek öğrenimine, ilk önce Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nde başlamış, akâbinde İlâhiyat Fakültesi'nde, daha sonra da Kahire'de, El-Ezher Üniversitesi'nde İslam Hukuku Fakültesi'nde sürdürmüştür.

Yazı hayatına edebiyatla başlamış, ilk makalelerini 1980'de Milli Gazete'de, daha sonra 1982-83 yılları arasında Yeni Devir gazetesinde yayınlamıştır. Edebi ürünlerini ise Mavera, Aylık Dergi ve Dergâh gibi yayın organlarında yayımlamış ve üniversiteler arası şiir yarışması birincilik ve ikincilik ödülleri almıştır.

Mustafa İslamoğlu'nun şiirlerinden oluşan ilk kitabı Heyelan, 1987 yılında Aylık Dergi Yayınları tarafından yayınlandı. 1989 yılında ise İslami hareket önderleriyle yaptığı söyleşiler Öncülerle Konuşmalar adı altında kitaplaştırıldı.

Kahire'de eğitim için bulunduğu yıllarda bir yandan İslami araştırmalarda bulunmuş, bir yandan da dersler vermiştir. Burada, 1990 yılında İmamlar ve Sultanlar adlı İslam tarihinin ilk 150 yılını ele alan eleştirel tarih niteliğindeki ve kendisinin ilk araştırma ürünü olan eserini vermiştir. Aynı yıl, Yürek Devleti adıyla İslami Hareket Eleştirisi'ni de içinde barındıran ilk denemesini kaleme aldı ve aynı dönem Mısırlı yazar Safinaz Kazım'ın fi Mez'eleti's-Sufur vel Hicab adlı eserini, Kadının Özgürlüğü adıyla tercüme ederek ilk çevirisini de yayımlamış oldu. İlk cildini Kahire'de diğer ciltlerini Türkiye'de kaleme aldığı Anadolu İslami Hareketleri (şimdiki adıyla:İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi) serisini 1991-93 yılları arasında peşi peşine yayımlamıştır. Bu serinin ilk cildini Hasan Ali el-Beyyumi ile birlikte Arapça'ya çevirmiştir.

1993'de İman adlı eserini ve 1994 yılında geniş kapsamlı bir eleştiri niteliğindeki araştırma eseri olan Yahudileşme Temayülü adlı eserini verdi. Seminer notlarından oluşan Tavsiyeler I ve Tavsiyeler II de bu tarihlerde yayınlandı(1995-1998).

Kahire-Mekke hattında yazdığı şiirlerini Yasin adlı kitabında 1991 yılında toplamış, 1996 yılında ise tüm şiirlerini Divan adlı eserinde bir araya getirmiştir. Kahire'de verdiği tefsir derslerini bir konulu tefsir örneği olan Adayış Risalesi başlığı altında kitaplaştırmıştır.

1992 yılının Ekim ayından beri başlattığı tefsir dersleri, 15 yıldır devam etmekte ve bu dersler adlı siteden canlı olarak izlenebilmektedir.Tefsir Dersi Yine 1998'de başlayan Tefsiru-l-Kur'an Te'vilu'l-furkan adlı görüntülü ve sesli tefsir projesinde bugüne kadar 170'den fazla ders yayımlamıştır. Proje, Kur'an'ın tamamının görüntülü olarak tefsirini hedeflemiş ve 2008 yılında tamamlanmıştır.

Görüntülü tefsir ile birlikte başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kuran'ın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürütülmüş ve aynı tarihte tamamlanmıştır.

Mustafa İslamoğlu, kimilerinde halen yazmaya devam ettiği Anadolu'da Vakit, Selam, Ribat, Yeni Şafak, Meydan, Aylık Dergi, Özgün Duruş gibi gazete ve dergilerde yayınlanan makaleleriniMakalat, Şafak Yazıları, Dağarcık, Yokluğunda Düşülmüş Notlar, Savaş Kesmeyen Sözler, Sözün Gücü mü, Gücün Sözü mü, Yerliler ve Yersizler, Ayetlerin Işığında isimleriyle kitaplaştırmıştır. Ayrıca kendisiyle yapılan söyleşiler, Söyleşiler I ve Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi adlarıyla yayımlandı.

Mustafa İslamoğlu, bir gazetede yazdığı makale nedeniyle 1 yıl ve Ankara'da kapalı bir forumda sunduğu Kürt Sorununa Islami Çözüm başlıklı tebliğinden dolayı 1,5 yıl olmak üzere toplam 2,5 yıllık Gölcük Cezaevi'nde başlayan mahkumiyetini, Ankara Yarıaçık Cezaevi'nde tamamlamıştır. Cezaevinde çok zor şartlar altında Macar Oryantalist Ignaz Goldziher'in De Richtungen der İslamichen Koranauslegung adlı eserini, Arapça tercümesinden Türkçeye çevirdi. 1997 yılında Human Rights Watch Helmann-Hammet 1997 ödülünü aldı.

Yazarın bunlardan başka II. Uluslararası Fetih Sempozyumu'nda sunduğu tebliğ, 1997 yılında Yürek Fethi adıyla kitaplaştı. Mekke'de kaleme aldığı Hac Risalesi 1998'de yayımlandı. Aralık 2000 tarihinde dini çevrelerde hayli ses getiren eseri Üç Muhammed'i yayımladı. Amerika/Atlanta'da verdiği seminerler, 2001'de Hayatın Yeniden İnşası İçin adıyla yayımlandı.Bunu 2000 yılında yayımladığı Ne Yapmalı-Nasıl Yapmalı-Kiminle Yapmalı adlı eseri takip etti. Yazar, 1983 yılında kaleme aldığı Seyrani adlı ilk edebi kitap çalışmasını 2002'de yayımladı. Allah: Tanımak-Bilmek-Anlamak adlı eser, yazarın yayımlanmış son kitabıdır. Yazar, İslami İlimler Akademisi'nde tefsir usulü dersleri vermekte ve Anadolu'da Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazarın konferans, seminer, hutbe ve konuşmalarından oluşan onlarca görüntülü eseri bulunmaktadır.

Yazar, evli ve beş çocuk babasıdır.

Mustafa İslamoğlu Kitapları - Eserleri

  • Yürek Devleti
  • Üç Muhammed
  • Pasif İyiden Aktif İyiye
  • Adayış Risalesi
  • Yürek Fethi
  • İmamlar ve Sultanlar

  • Yahudileşme Temayülü
  • Tavsiyeler - 1
  • İslam Nedir?
  • Alemlerin Rabbi Allah (cc) -bilmek -tanımak -anlamak
  • Yaratılış ve Evrim
  • Hasan El-Basri'nin Kader Risalesi ve Şerhi
  • Nüzul Sırasına Göre Hayat Kitabı Kur’an

  • Kur'an Surelerinin Kimliği
  • Efendim(s.a.v)
  • İman
  • Tavsiyeler - 2
  • Hayatın Yeniden İnşası İçin Ne Yapmalı Nasıl Yapmalı Kiminle Yapmalı 2
  • Hac Risalesi
  • Hayatın Yeniden İnşası İçin 1

  • İman Bilinci
  • Kur'an'ı Anlama Yöntemi
  • Divan
  • Esma-i Hüsna 1. Cilt
  • Özlü Sözler
  • Tesettür Yazıları
  • Ahlak Yazıları

  • Kalemle Öğreten Adına
  • Ayetlerin Işığında
  • Sözün Gücü mü? Gücün Sözü mü?
  • İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi I-II
  • İslami Diriliş Hareketleri
  • Hayatı İnşa Eden Kur'an Kavramları
  • Ramazan Yazıları

  • Kelimeler
  • Esma-i Hüsna 2. Cilt
  • Berceste Ayetler
  • Kur'an Peygamberi Hz. Muhammed
  • Yokluğunda Düşülmüş Notlar
  • Eğitim Yazıları
  • Dağarcık

  • Bahtımca
  • 99 Esma Dua
  • Yerliler ve Yersizler
  • Yaşayan Yazılar
  • Hac ve Umre Yazıları
  • Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi
  • Savaş Kesmeyen Sözler

  • Esma-i Hüsna 3. Cilt
  • Şafak Yazıları
  • İman Yazıları
  • Şahsiyet Yazıları
  • Kur'an Yazıları
  • Din Yazıları
  • Ümmet Yazıları

  • Siyaset Yazıları
  • Seyrânî
  • Fıkıh ve İbadet Yazıları
  • Peygamber Yazıları
  • Kurban ve Bayram Yazıları
  • Vahdet Yazıları
  • Serdengeçtiler Hareketi ( 1730 ) Bir Halk Kıyamının Anatomisi

  • Hutbeler
  • Seyahat Yazıları
  • Kur'anî Hayat Yazıları
  • Makalat
  • Medeniyet Yazıları
  • Tenkit Yazıları
  • İman Risalesi

  • Kur'an'a Göre Esmaul Hüsna
  • Toplumu İnşa Eden Kur'an Kavramları
  • Kur’an’a Göre Esmai Hüsna
  • Söyleşiler 1
  • Anadolu Halk İsyanları (1919-1921)
  • Tarih Yazıları
  • Heyelan

  • Ya-Sin
  • Öncülerle Konuşmalar

Mustafa İslamoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Eyvah fukaranın beli büküldü Medet ticaretin gücüne kaldık İyiler alemden göçtü çekildi Bizler zamanenin piçine kaldık Rüşvet ile yarar hakim hücceti Hüccet ile alır kadı rüşveti Halk bilmez oldu sözü sohbeti Bozuldu sikkenin tuncuna kaldık Zaman gelip insanoğlu azacak İngiliz okuyup frenk yazacak Evlat babasına mezar kazacak İnanın insanın acına kaldık Sene bin iki yüz altmış beş tamam Okunur ezanlar boş bekler imam Seyrani bu nutkun sonu vesselam İnanın dünyanın ucuna kaldık Seyrani bu işin sonu n'olacak Haklılar haksızdan hakkın alacak Herkes ettiğin er geç bulacak Darılman zalimin hıncına kaldık (Seyrânî)
  • Din sadece sıralarda öğrenilen, kitaplarda okunan soyut ve teorik bir şey değil ki. Din özü itibariyle pratiktir, hayata mütealliktir. Hayata müteallik olmayan dinin yeri müzelerdir. (Eğitim Yazıları)
  • Tamamını bulamadığımız için kitaba alamadığımız bir şiirinde "Mini mini yavrular üzerimde gezecek" der. İlginç bir tevafuktur ki ,mezarının üzerine okul binası yapıldığı için Seyrani uzun yıllar mezarsız kalmıştır. (Seyrânî)
  • Nemrud'un ateşe attığı İbrahim değil imandı. Fakat Nemrud ne bilecekti îmanın yanmayacağını... (İman)
  • "Adamak, sahip olduğunun bilincinde olmaktır." (Adayış Risalesi)
  • Altı ay- üç yıl arasında sürdüğü rivayet edilen “fetret-i vahiy” aslında gerçek anlamda bir vahiy kesintisi değil, bir risalet hazırlığı dönemidir. (Kur'an Peygamberi Hz. Muhammed)

  • Fakat fitne nerede? Havada fitne olmaz. Güneşin ışığında, bilginin aydınlığında fitne olmaz. Olsa olsa fitne erkeklerin gözlerinde, kalplerinde, yahut fillerinde bulunur. Ille de tedbir almak gerekiyorsa, erkeklerin gözlerine nikâb, kalplerine âdâb, dillerine ceza lâzım gelir. Musa Carullah (Tesettür Yazıları)
  • Allah'ın kulunu anmasının şartı, kulun Allah'ı anmasıdır. (Kur'an'a Göre Esmaul Hüsna)
  • Şuursuz Taklit, adamın boynuna geçmiş bir yular gibidir. Onu insan olmaktan çıkarır. İradesini, aklını, fikrini, duygu ve düşüncesini iptal eder. Kişiliksizleştirir, şahsiyetini yok eder. Taklidin bu türü ''içgüdüsel''dir, insanı insanlıktan çıkarıp, hayvanlaştırır. Şuursuz taklit insanın boynuna geçmiş bir ''yular'' gibidir. (Yahudileşme Temayülü)
  • “Hanne iyi bilmekteydi gerçek hürriyetin Allah’a tam teslimiyet olduğunu. Kendisinden sonra gelen insanlara gerçek hürriyeti öğretmek için; önce tüm nefsâni, şeytani, bireysel, toplumsal geleneksel kayıt ve zincirlerini kırıp Allah’a teslim olarak hürleşti. Sonra da evladını O’nun terbiyesine, koruyuculuğuna vererek hürleştirdi. O biliyordu ki Allah’tan gayrıya kulluk edenler hür olamazlar. Hür olanlar ise sadece Allah’a kul olurlar.” (Adayış Risalesi)
  • Mekke hüzünlenirse, İstanbul ağlar: Siz duymuyor musunuz hıçkırık seslerini? (Savaş Kesmeyen Sözler)
  • Tevhîdin inşası, şirkin imhası ile mümkündür. La süpürgesi ile kalbi şirkten temizlemeden, tevhîd sultanı kalbe konuk olmaz. (Kur'an'a Göre Esmaul Hüsna)
  • Rey düşmanlığı kötü bir reydir. Bunun akletmeyi ve tedebbürü emreden bir vahyin tebliğcisi olan bir Nebi'nin ağzından yapılması daha da kötüdür. Kötü olan bir şey daha vardır: O da, Kur'an'ın söylemediğini ona söyletmektir. Bunun reyle bir alakası yoktur. Bu olsa olsa kişinin ilahi vahiy yerine heva ve arzusuna uymasıdır. (Kur'an'ı Anlama Yöntemi)

  • Saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada Bana alevlerden kostümlerle dans etmek düşüyor. (Divan)
  • Ümmet, geçmişte yetimlerden âlimler, fatihler, arifler çıkarmış. Peki, biz şimdilerde ne çıkarıyoruz? Tinerciler, köprü altı çocukları, uyuşturucu müptelaları, kapkaççılar, suç makineleri ... Dahası organ mafyasına hammadde beyaz kadın ticaretine sermaye, seks köleliğine katkı. Bu, vebal olarak bize yeter !!! (Kalemle Öğreten Adına)
  • "Şapka giymemek için, nesi varsa satıp savarak Suriye'ye hicret edenler oldu... Feci ... Köylü şapkayı hala giymediler. Sinop'ta, şehre bir saatlik köyde bile, adi bezden üç-dört şapka yapmışlar, şehre gelen giyiyor. Dönüşünde misafir odasına asıp fesini ve sarığını başına geçiriyordu." (İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi I-II)
  • Bir yanda Rasulullah'a iftira olduğunu bile bile önce uydurulup ardından "din budur" diye sarılınan nakli hurafeler, ötede selim bir kalbin (aklın) ürünü olmayan ve birbirini nakzeden aklî hurafeler. (İmamlar ve Sultanlar)
  • “Biz ona benzemekle değil, onu örnek edinmekle emrolunduk.” Gazzalî, Hz. Peygamber’e benzemenin ona saygı göstermekle bir alakası olmadığını ifade etmiş, bir hükümdara saygı göstermenin onun oturup kalktığı gibi oturup kalkmak değil, onun buyruk ve ilkelerine uymak olduğunu söylemiştir. (Kur'an Peygamberi Hz. Muhammed)
  • - cemre Gün gelir şairlerin de dili tutulur sözler seçilir sözlerden gerisi unutulur Kitab'ı eline alır bir şair şiirinden utanır zamanın keskin gözleri vardır ölümsüz olanı iyi tanır o dem başaklar kelleye kavuşur kelleler başaklanır kitaba, silaha ve tesbihe üleştirilen insan üç boyutlu bir sıratta buluşur Göz kayar, gönül kayar ve can kayar insan aldandığı kadar insandır böyle bulunur ince ve keskin yollu yâr geçitler servisten. bu bir heyelândir Gün gelir şairlerin de dili tutulur sözler seçilir sözlerden gerisi unutulur 1987 (Heyelan)
  • Biliyorlar, 'rabb' bir, 'ilâh' bir olursa imtiyazları ellerinden alınır. Çırpınışları hep bu yüzden. (İmamlar ve Sultanlar)