Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786052954164
Sayfa Sayısı: 84
--reklam--
Efsuncu Baba Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Efsuncu Baba büyüyle, simyayla, tılsımla uğraşan; define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek gibi heveslere kapılmış bir zat-ı muhteremdir. Onun dünyasını batıl inançları şekillendirir, her adımını bu hurafelere göre atar. Eline yeni bir kitap geçer, İstanbul’un bütün defineleri şifreli halde bildirilmiştir bu kitapta. Defineye ulaşmak için tılsımı kaldırması gerekir, bu da Binbirdirek’teki anahtarı ve kendisine yardımcı olacak insan suretinde iki meleği bulmasına bağlıdır. Böylece Kirkor ve Agop’la tanışırız. Karın tokluğuna çalışan, ortaoyunundan fırlama bu iki komik tip Efsuncu Baba’nın karısı ve kızıyla yaşadığı konağa taşınır. Entrika giderek tüm aileyi sarar.
Hüseyin Rahmi sofu görünümlü budala karakterlerinden birini daha insanlığın en büyük derdi olarak, gülmeceyle süslü serüvenli bir dille canlandırıyor.
--reklam--
Efsuncu Baba Alıntıları - Sözleri
- Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar.
- Bütün dünyaca fikren o kadar tehlikeli bir devirdeyiz ki çirkefi üstüme sıçratmamak için konuyu derinleştirmekten kaçıyorum.
- "Şimdicek bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı..."
- Fakat ne bestede usul var, ne güftede anlam...
- 'Eşk' gözyaşı, 'ışk' ise aşk demektir.
- "Biri sana budala derse: 'Eyvallah' de geç. Bırak ki o adam kendini senden daha akıllı sanarak övünsün..."
- "... bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı..."
- Alimler hep böyledir. Bir incir yerlerse çekirdeklerini hesap ederler...
- “Henüz çoğumuz hayatın özünü anlamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.”
- Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
- Ahlak, âdet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır. Dolayısıyla ilim ve irfan çoraklığı içinde kavrulan memleketlerde değil, fen ve bilgide en ileri giden milletler arasında bile bugün bakıcılık, büyücülük, efsunculuk pozitif bilimlerden daha fazla revaçtadır. Bugün diyelim ki bir milyon insan arasında ürkmeden hakikati gören ve cesaretle onu bağırabilen kaç düşünür vardır? İşte bu sayı, itirafından sıkılacağımız derecede azın da azıdır. Bu azınlık bu koca kitleyi nasıl uyandıracak?
- "Şimdicek bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı..."
- "Şimdicik bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelere kaldı..."
- "Haksızlık edenleri Asfas(Allah) böyle birer birer çarpmadıktan sonram bu dünya düzelmez."
--reklam--
Efsuncu Baba İncelemesi - Şahsi Yorumlar
NOT : Düşünün ki Master Chef'e katılıyorsunuz ve yemek olarak bu kitap var. Kaşık atmamaları mümkün değil :) Normalde başında iken bu kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum ama size şöyle tarif edeyim : Cornetto yersiniz dibine yaklaştıkça sanki tadı artar belki de bitirmenin hüznünden dolayıdır bu zevk, dibine gelince daha çok seversiniz. Bu kitapta bana o tadı verdi. Çok beğendim... Hemen kitaba dönelim, Agop ve Kirkor karakterlerinin kırma Türkçesi ve samimi konuşmaları sizleri tebessüm ettirecek kadar karşılıyor. Atışmaları harika. Daha sonra Enver karakteriyle karşılaşıyorlar. Enveri eski kitaplar yazan, hayatın bilgeliğini arayan hatta bunun altınlarla sağlanacağını düşünüp hazine arayan bir divane. Enverinin körü körüne inandığı bir çok değer var ki biz bunlara batıl inanç diyoruz günümüzde. Kendisini bilge sanıp hazinesini arıyor, kendi imal etmeye çalışıyor altını ve daha bir sürü şey. Agop ve Kirkor ile karşılaşınca onları sorguluyor ve melek olduğuna inanıyor, bu meleklerin onu hazineye ( tılsımlara) götüreceğine dair teorisi var ve bunu zamanı gelince hayata geçiriyor. Sonu sürpriz olarak kalsın ancak kitabın son kısımlarında verilmek istenen mesaj harikalar ötesi... Enver Paşa'ya bile giydiriyor yazarımız... Teşekkürler Hüseyin Rahmi Gürpınar teşekkürler... Tavsiye edilir kesinlikle okuyun derim :) (Banksy)
"En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar.." Önce kitap/gulyabani--153896, sonra sırasıyla kitap/seytan-isi--56929 ve kitap/cadi--95562 kitaplarından sonra yine fantastik bir yazar/huseyin-rahmi-gurpinar kitabı. Bu kitabın diğerlerinden farkı, daha zor bir anlatıma sahip olması. Birçok yerde "acaba ben mi anlamıyorum yoksa başka bir dilde mi konuşuluyor?.." dediğim dahi oldu. "İşte hep tebşirat-ı min-taraf-ür-rahman zuhur ediyor."-mesela yani.. Kitap Agop ve Kirkor isimli iki gencin konuşmasıyla başlıyor ve hemen hemen sonrasında da süjet bu diyaloglarla kaplı. Kitaba ismini veren Efsuncu Baba biraz sonra karşımıza çıkacak. Bu üç kişiyi de define arayışı bir araya getiriyor. Konusu zaten kitabı kapladığı için sadece kitabı yorumlayacağım. Hüseyin Rahmi Günpınar'ın gulyabaniler, cinler, şeytanlar, cadılar hakkında yazdığı kitaplardan sonra efsuncularla ilgili yazısını okumazsam olmazdı.:) Pişman olmadım ama diğerleri kadar da sevdiğimi söyleyemem. Belki de dili benim için biraz anlaşılmaz olduğu için de olabilir bilemiyorum ama Gulyabani ve Cadı halen favorilerim. Sayfa sayısı az olmasına rağmen konuyu yakalamak için dikkatlice ve tarayarak okunması gerek, bu işi zorlaştırabiliyor bazen fakat okuma sürecimin güzelliği de belki bunda saklıydı. Öneriyor muyum? Yukarıda adını çektiğim kitaplardan en az birini okuduysanız evet. Çünkü ilk kez Hüseyin Bey'in kalemiyle tanışan biri için belki hayal kırıklığı olabilir, yazarın kendinin hep böyle yazdığını sanarlar ama dediğim gibi bu sadece kitap/efsuncu-baba--4519'da bilerekten yapılmış bir şey. Okuyacak olanlara ise gönül rahatlığıyla öneririm. Keyifli okumalar dilerim.. (Rûhe)
Akıcı, düşündürücü ve mizahsal anlatıma sahip güzel bir eserdir. Olaylar Agop ile Kirkor adlı iki ermeni ve ebülfazl enveri (efsuncu baba) arasında geçmektedir. Hüseyin Rahmi birçok eserinde olduğu gibi bunda da mekan olarak İstanbul'u ele almıştır. Yazar bu eserinde halkın çeşit çeşit hurafelere inandığını, bilim ve mantık dışında hareket ettiğini mizahsal anlatımla eleştirmiştir. Kitabın yazılmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala ülkemizde; yatır, büyü, peri ve melek gibi hurafelere inanan insan sayısı oldukça fazladır. Özellikle bu hurafelere inanan insanlara okutulması gereken bir eserdir. (FATİH)
--reklam--
Efsuncu Baba PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Efsuncu Baba kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Efsuncu Baba PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin