Kitap Künyesi
Yazar: Yılmaz Şener
Tasarımcı: Hamdi Akçay
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9786257737999
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Elia Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zamanın geçtiği ama hayatın durduğu yakın bir gelecek. Tarihsel alışkanlıklarda asılı kalmış, kendi huzurunu inşa etmiş bir ada ve her günü birbirine benzeyen ada halkı. Ta ki iki yabancı adaya ayak basana dek... Ve o günden itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Alışkanlıklar suskunluğa, suskunluklar haksızlığa, haksızlıklar cezaya dönüşür ve bu cennet ada âdeta cehennem oluverir.
Yılmaz Şener, Elia’da yakın geleceğe çeviriyor yüzünü. Olması ihtimal değil, sadece zaman meselesi olan bir gerçeğe dokunuyor. Dili, kurgusu ve son âna kadar merak uyandıran konusuyla çarpıcı bir roman.
“Belki de kafamızda uzun süre taşıdığımız düşünceler, hiçbir zaman eyleme dökmeyeceğimiz şeylere aitti. Yaptığımızı düşünerek yapmaktan kurtuluyorduk.”
--reklam--
Elia Alıntıları - Sözleri
- Hepimiz bir şekilde başladığımız yere dönüyoruz.Bir anlamda hayatımız da bir ada gibi;dört tarafı hiçliklerle çevrili..
- Düşünen herkes, potansiyel bir suçluydu. Düşüncenin illa eyleme dökülmesi gerekmiyordu, düşünülmesi çocuğun rahme düşmesi demekti. Er geç doğacaktı. Bu sadece zaman meselesiydi.
- Ağır bir sessizlik çöktü içeriye, söylenmek istenen ama söylenmeyen şeylerin ağırlığıydı bu.
- Coğrafya insanı içinde doğduğu kaderle yürütüp kederle biçimlendiriyordu.
- Hepimiz bir şekilde başladığımız yere dönüyoruz. Bir anlamda hayatımız da bir ada gibi; dört tarafı hiçlikle çevrili.
- Her günün düne benzediği ve yarının da o güne benzeyeceği kuşkudan arınmış bir kesinlik içeren o dönemde, sanki zaman durmuş, yıllarsa hızla geçiyordu.
- Elbet buna da alışacağız, alışmayınca yaşanmaz. Her şeye alışır ama bir şeye alışamaz insan; o da kendi akılsızlığının sebep olduğu pişmanlıklardır.
- İnsanın kendini yalnız hissetmesiyle üşümesi arasında bir bağlantı olmalı.
- Hayatımı da yanıma almış derin bir boşluğa savrulmuştum.
- Yaşama ihtimalim olan bir dönem için, yaşamakta olduğum ânı öldürüyordum. Ama onu yaşayıp yaşayamayacağımdan asla emin değildim. Aslında kesinliğin içerisinde bir ihtimal inşa ediyordum.
- İstesek de kurtulamazdık. Bizi zihnen bir yere çoktan hapsetmişlerdi. Demir parmaklıkları yanımızda taşıyorduk. Zihnimize inşa ettikleri bu gerçeğe çoktan teslim olmuştuk.
- Kalıcı felâketler asla bir anda gelmezler; yavaş yavaş, adım adım gelirler. Ve farkına varıldığında iş işten geçmiştir. O zaman geriye dönüp bakıldığında, felaketi hazırlayan sebepler daha net görülür. Ama işte sadece görülür, müdahale etmek için fırsat çoktan kaçmıştır.
- İnsanın doğup büyüdüğü yeri yitirmesi, ailesini yitirmeye, belleğini yitirmeye benzer. Belki de yitirdiğim çocukluğumdu, giderek hızlanan orta yaşımın bana birer tekmesiydi bunların hepsi.
- Aklıma gelen ilk şey, tarih diye anlatılan şeylerin ne kadarının doğru olduğuydu. Bize ulaşana kadar dek hangi doğru kendisi olarak kalabilirdi ki?
- Düne dair benzerlikten uzak olan tek şey gri bulutlardı.
--reklam--
Elia İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kişisel kitaplığımın yeni üyesi: Elia Roman, bir ada hikâyesi aslında. Ada yaşantısı, ada sakinleri, adanın duygusal atmosferi üzerinden başkahramanımız Aydın’ın hayatıyla dirsek teması kuruyoruz. Aydın, kara parçasına günlük işler, geçim derdi gibi prangalarla bağlanmış ama tam da anakaraya ait olamamış biri. Bir gün iş yerinden kovulunca hep gönlünde ve aklında takılı olan adaya yani Elia’ya –sonraki adıyla Zeytince- dönüyor. Dönüyor dönmesine ama tüm ülkede ve haliyle ülkeye karayla olmasa da denizle bağlı Elia’da da işler tersine dönüyor. Yaşananlar, adanın atmosferinde zehirli gaz etkisi uyandırıp tüm ada yaşantısını temelden sarsıyor. Bu sarsıntının temelli mi yoksa kalıcı mı olduğunu merak ediyorsanız… okuyup öğrenmelisiniz. Bir roman veya öyküde anlatılanların günümüzden yankısını duyduğunuzda o roman veya öyküyü daha dikkatli okuyorsunuz. Elia, günümüz dünyasında yaşananların gölgesinde uyuklayan insanların hikâyesi biraz da. Romanı etkili kılan yönlerden biri de bu. “Hep daha fazlası olamaz diyorsunuz.” ama olunca da şaşırmıyorsunuz. İçerikle ilgili daha fazla ipucu vermeyeyim. Ben kişisel kitaplıkların sadece benzer yazarların değil farklı yazarların kitaplarıyla zenginleşeceğine inanıyorum. Bu yüzden hem yeni kitapları hem de yeni kalemleri okumaya gayret ediyorum. Yılmaz Şener de ilk kez okuduğum bir yazar. Anlatımı akıcı, betimlemeleri tadında ve olay örgüsü yerli yerinde bir kitap kaleme almış. Okurken sizi sıkmıyor, merak aynasını elinizden bırakmamanızı sağlıyor. Diğer kitaplarını henüz okumadım ama Elia için bunları söyleyebilirim. Okumanızı naçizane salık veririm. Keyifli okumalar... (Faruk Oruç)
Kitap çok güzeldi herkesin okuya bileceği bir dilde yazılmıştı ayrıca okuyanı büyüleyen bir konusu var bir ada haritanın üzerinde unutulduklarini düşünen insanlar bu insanların hayatı adaya iki yabancini gelmesiyle değişir ilk başta turizim bakanlığından geldiği sanılan bu insanların daha sonradan devlet tarafından düşünce suçlarını yakalamak için geldikleri anlaşılır ve cennet olarak adlandırılan ada bi anda cehenneme çevrilir (Elif)
Mart ayı bitmezden evvel bir kitap daha bitirmenin heyecanıyla geldim. yazardan ilk okuduğum kitap. anlatım dilini, kurgu şeklini çok beğendim. sade ve akıcı anlatımıyla sıkılmadan okudum. yeteri kadar detay ve olay anlatımıyla hep öykünün içindeydim. gayet verimli ve hoş bir okuma oldu. kitap, ana karakterin sıkıcı şehir hayatını geride bırakıp çocukluğunun geçtiği deniz kasabasına geri dönüşüyle başlıyor. kasabanın adı Elia. hem doğasıyla hem düzeniyle kendi halinde hayat yaşanan minik bir ütopya orası. ana karakterimiz karanlığı geride bırakıp aydınlığa doğru yol alırken bir anda kendisini bir çıkmazın içinde bulur. adeta bağımzıs bir cennet vatan olan topraklarda sarsıcı bir değişim yaşanır. ütopya, distopyaya dönüşür. okuduğum bir çok yorumda kitap zülfü livaneli'nin adasına benzetilmiş. onu okumadığım için kıyas yapamayacağım ama ben george orwel'in 1984 kitabını hatırladım hep. kalkıp büyük biradere selam vereceklerdi neredeyse... mesela neredeyse 'heil hitler' diye bağıracaklar zannettim. bana anımsatrıkları bu oldu. şunu söylemeden geçemeyeceğim; kendi halinde yaşam, korku algısı, bozuk yönetim, şartların değişimi, insanların tepkisizliği gibi gibi konular çok güzel işlenmişti. kitabı okurken bunları düşündüm. bittikten sonraysa bireysel anlamda da çıkarım yapılabileceğini düşündüm. insanın iç dünyası ve dış dünyası. iç sesleri ve dışardan gelen sesler. ve tüm bunlara karşı tavırlar ve tavırların karşılığı... açıkçası kısacık kitabın böyle güzel çıkarımlar yaptırması beni ziyadesiyle tatmin etti. yazarın emeğine sağlık. ilhamına bereket efenim. @advicebook moderatörlüğünde #ithakitürkçe den seçtiğimiz kitap #elia oldu. ben pek sevdim. zevkle okudum. şevkle tavsiye ederim. günleriniz ayağınızdaki prangaları çözmekle ve doya doya gökyüzüne bakmakla geçsin sevgili kitap kurtları. (Bediha Yılmaz)
--reklam--
Elia PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yılmaz Şener - Elia kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Elia PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yılmaz Şener Kimdir?
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü okudu. Kitapçı ve Tefrika dergilerinde öykü ve kitap eleştirileri yazdı. Yayın dünyasında çalışıp kedisi Bart’la beraber İstanbul’da yaşar.
--reklam--
Yılmaz Şener Kitapları - Eserleri
- Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi
- Kör Adım
- Elia
- Bilinmeyen
- Yazarı Bilinmeyen Roman
- Gölgenin Rüyası
- Son Hikaye
- İnsan Tutulması
--reklam--
Yılmaz Şener Alıntıları - Sözleri
- "Yaşlılık güzeldir, yaşlanan sen değilsen." (Gölgenin Rüyası)
- Aklımda hep bu gri gökyüzü kaldığından, anılarım da grileşmiş ve hatırladığım her şey bu yüzden rutubet kokardı. Geçmişin rutubeti insanın ruhunu, nemin bir duvarı çürüttüğü gibi çürütür. (Bilinmeyen)
- İnsanoğlunun dile getirmediği şeylerin çoğunu parmaklar dile getirir, ruhun içindeki fırtınayı en iyi parmaklar ifade eder, kalem tutmayı öğrenmeye görsün parmaklar feryadına dağlar bile dayanmaz (Gölgenin Rüyası)
- Hayal dünyasında küçük bir seyahate çıktığını ve bir an kendini yakalayıp gerçekliğe dönüp dönemeyeceğin zamanı bilmediğini düşün. İşte ben her gün bunu yaşıyorum. Böyle zamanlarda acıyı hissetmek istiyorum, çünkü hiç bir şey hissetmemekten daha iyi. (Bilinmeyen)
- "Kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir!" (Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
- "Kendi benliğimin çürümesini duydum." (Son Hikaye)
- ‘‘Yaşanmış olan henüz yaşanmamış olandan daha güven vericidir: işte bu yüzden kıçımız geçmişe, yüzümüz geleceğe dönüktür…” (Gölgenin Rüyası)
- Meğer özlemek, sevmekten de güzelmiş. (Kör Adım)
- İnsanın kendini yalnız hissetmesiyle üşümesi arasında bir bağlantı olmalı. (Elia)
- Hayat, nereye çıktığı belli olmayan yollar ve hangi yoldan gittiğini bilmeyen yolcularla doludur . (Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
- Düne dair benzerlikten uzak olan tek şey gri bulutlardı. (Elia)
- Eğer bir gün ölümden çok çok korkarsanız, doğmadan önceki halinizi düşünün. İşte ölüm böyle bir şeydir (Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
- "Engel olamadığım bir şeyler. Aynı zamanda tarif de edemiyordum." (Son Hikaye)
- Onunki sessizlik, benimki suskunluktu. Sessizlik ağzın kapanmasıyken, suskunluk kilitlenmesiydi. (Bilinmeyen)
- Kendini duyacak kadar cesur olduğun gün, görmeye başlarsın... Çünkü insan en çok kendine sağırdır. (Gölgenin Rüyası)
- Yaşama ihtimalim olan bir dönem için, yaşamakta olduğum ânı öldürüyordum. Ama onu yaşayıp yaşayamayacağımdan asla emin değildim. Aslında kesinliğin içerisinde bir ihtimal inşa ediyordum. (Elia)
- “Ruhum hayatımdan yoruldu!” (Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
- Kimseyle konuşmamam sanırım beni gizemli hale getirmişti. Aslında bu durumu sevmiştim, herkes olması gereken yerde duruyordu, böylece kimsenin çamuru diğerine sıçramıyordu. (Bilinmeyen)
- "Toplum olarak matematikte kötü olmamızdan mütevellit, kısa anları hesaplamayı pek beceremiyoruz ama iş çıkarlarımızı hesaplamaya geldiğinde Einstein zekasına sahip olabiliyoruz." (Yazarı Bilinmeyen Roman)
- İstesek de kurtulamazdık. Bizi zihnen bir yere çoktan hapsetmişlerdi. Demir parmaklıkları yanımızda taşıyorduk. Zihnimize inşa ettikleri bu gerçeğe çoktan teslim olmuştuk. (Elia)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin