Kitap Künyesi
Yazar: Ramis Çınar
Yayın Evi: Parafiks Yayınevi
İSBN: 6058533844
Sayfa Sayısı: 312
--reklam--
Elveda Rumeli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Balkan Savaşları'nın 100. yılı içerisindeyiz… İyi bir 'elveda Rumeli' romanından söz etmeli, adı 'Savaş ve Ayrılık'. Osmanlı İmparatorluğu için tam anlamıyla sonun başlangıcı, Balkan Savaşları ile olmuştu. Çağın getirdiği düşünce sistemlerinden 'milliyetçilik' Osmanlı İmparatorluğu'nun temel yapısıyla tamamen ters olunca her şey tepetaklak oluvermişti. Aynı zamanda 'halk' için de...
Asırlardır Osmanlı tebaası olan insanlar, bir sabah Bulgaristan, Yunanistan sınırı içinde olduklarını öğrenmişlerdi. Sonra göç etmek zorunda kalıp, eski vatanlarında muhacir olarak adlandırıldılar...
Akrabalarının yarısı yolda hayata veda etmişti, kalanın durumu içler acısı. Savaşlar ayrılıkları doğurmuş ve onanmayacak yaralar açmıştı. Ramis Çınar, tüm bunları ve daha fazlasını kahramanı Hasan üzerinden 'Savaş ve Ayrılık' romanında anlatıyor. İstanbul'da medrese eğitimi aldıktan sonra memleketine dönen Hasan, bir süre sonra bir ömre sığmayacak şeye şahit olur...
Balkan Savaşları, esir kampları, I. Dünya Savaşı, salgın hastalıklar, göç yolları, ölümler ve bunlar arasında yaşanmaya çalışılan, yeniden kurulmaya çalışılan hayatlar. Gerçeklerden hareket eden, iyi yazılmış bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
Elveda Rumeli Alıntıları - Sözleri
- "Bu toprakta uzun yıllardır kan hiç durmadı."
- "Şu dünyada savaş kadar kötü bir şey yok."
- "Hiçbir yer insanın memleketi gibi olamaz.."
- "Şu hayatta her şeyin bir sebebi var .."
- Yine de bu dünyada ebedi bir acı yok. İnsan unutmasa bile zamanla alışıyor.
- Bir fırtına tuttu bizi,deryaya kardı. O bizim kavuşmalarımız a yârim,mahşere kaldı Selanik yöresi türküsü
Elveda Rumeli İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aslen bir Bulgaristan Türk'ü olduğumdan dolayı, kitapta anlatılan hikayenin benzerini çok uzun süre dinledim ailemden.. Kitap Silistre'de Çeyrekçi Köyü'nde, Balkan Savaşları'nın yaşandığı dönemde geçiyor. Çekilen zorluklar, verilen kayıplar, yaşanan acılar, kaybolan hayatlar... 110 yıl önce yaşanmış üzücü olayların çok benzerlerinin yarım asır önce ve devamında tekrar etmiş olması ne kadar üzücü.. Tarihi bilgiler ile boğulmadan, bir insanın gözünden; köyünde ve yaşadığı coğrafyada, Balkanlar'da yaşananları bir büyükten dinler gibi okumak daha verimli oluyor.. Savaş, ayrımcılık kötü abiler... Toprağından koparılmak, elvedaya mecbur bırakılmak kelimelerin ifade etmek istemeyeceği yaşantılar.. (Özgür Şencan)
"Silistre yolcusu kalmasın": Çok keyif alarak okudum sanki o yıllara götürüyor insanı benim ailemde Balkanlar'dan gelmiş sanki hiç görmediğim dedelerim ile sohbet ettim. Genelde dünya klasikleri okurum ama günümüz romanları da hiç fena değilmiş meğer. Ben herkese tavsiye ediyorum mutlaka okuyun bu romanı. (Oğuzhan Korkmaz)
ELVEDA RUMELİ (2012) / Ramis Çınar: Hayatta en sevdiğim ve en çok değer verdiğim, kendi ailesinin geçmişinde de göç hatıralarının olduğu, bu mecranın yazarlarından olan o insanın tavsiyesi üzerine okuduğum etkileyici roman. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur." der Arthur Koestler. “Gün Ortasında Karanlık” romanında. Roman bittiğinde bendeki hâkim his buydu. Keşke hiç çile çekilmese ama insan ile çile bir madalyonun iki yüzü gibi sanki. Balkanlar -malumumuz- kadimden beri hep çok-dinli ve çok-etnisiteli topraklar olagelmiş. Farklılıkların olduğu bölgelerde sürtüşmelerin, çatışmaların ve savaşların olması ise neredeyse kaçınılmaz. Nietzsche’nin de üzerinde ısrarla durduğu gibi, insan sürgit bir “güç istenci”yle malul. Balkanlar veya Rumeli de bundan azade değil maalesef. Hep huzura ve barışa hasret topraklar olmuş buralar. Bu sebeple Balkanlar denince benim aklıma hep acı, hüzün, gözyaşı trajedi ve göç gelir. Bosna Savaşı da bendeki bu çağrışımı kuvvetlendirdi sanırım. Çok fazla tarih okumamın etkisiyle galiba gözümde hep Balkanların sözü açıldığında Rumeli’den Anadolu’ya göç eden insanların imgesi belirir. Romanda olaylar, sırasıyla Osmanlı, Bulgaristan ve Romanya’nın kontrolüne giren Silistre vilayetinin Akkadınlar ilçesine bağlı Çeyrekçi köyünde yaşayan Hasan adlı bir mollanın etrafında gelişiyor. Hasan, İstanbul’da medrese eğitimi alıp on sekiz sene sonra memleketine döner. Zengin bir aileye mensuptur. Evlenir, çoluk çocuğa karışır. Önce köy camiine imam olur. Sonra Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı esnasında Rumenlere esir düşer ve savaş bittikten sonra döndüğü memleketinde Silistre Müftüsü olur. Romanı okurken döneme ait pek çok tarihsel bilgiyi de ediniyorsunuz. Farklı milletlerden insanların nasıl bir arada yaşadıkları, Osmanlı’nın son dönemi ve çözülüşü, savaşlar, değişen sınırlar vb. meselelerle roman didaktik bir kimliğe de bürünüyor yer yer. Kitabın başlığından yola çıkarak hikâyenin bir göç hikayesi olmasını beklemiştim fakat yanıldım. Balkan Savaşları sırasında Müslüman/Türk toplumundan bir kısmı Rumeli’nden göç ederken bir kısmı ise kalıyor. Kalanlar arasında romanın başkahramanı Hasan ve ailesi de var. Bu bakımdan romanın ismi ile romanın konusunun çok da uyumlu olduğunu söyleyemeyeceğim. Roman boyunca hem Hasan hem de Rumeli'deki Türkler çok çile çekti ama roman güzel bir sonla bitti. Bütün çilelerin mutlu sonlarla bitmesini diliyorum. (ali doğan)
Elveda Rumeli PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ramis Çınar - Elveda Rumeli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Elveda Rumeli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ramis Çınar Kimdir?
Ramis Çınar, 1983 yılında Silistre’de doğdu. 1989 yılında gerçekleşen zorunlu göç esnasında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk, orta ve lise öğrenimini Tekirdağ’da tamamladı. Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nü bitirdi (2004). Özel sektörde satın alma, kamuda basın-yayın alanlarında çalıştı.
Üniversite yıllarında yazınsal çalışmalarına başlayan Çınar, buruk bir aşk hikâyesini konu alan Söylenmemiş Sözler adlı romanıyla 2009 yılında edebiyat dünyasına adım attı. Ekim 2012’de, Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Rumelili kalabalık bir ailenin hikâyesini, dönemin atmosferiyle birlikte anlattığı Savaş ve Ayrılık & Elveda Rumeli adlı romanını yayımlayan Çınar, daha geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bu eserin güncellenmiş 2. baskısı Parafiks Yayınevi tarafından Nisan 2014'te yeniden yayımlandı. Çınar'ın uzun yıllar üzerinde çalıştığı Aşk, Hayat ve Arayış adlı romanı Haziran 2014'te kitapseverlerle buluştu.
--reklam--
Ramis Çınar Kitapları - Eserleri
- Elveda Rumeli
- Ömrümün Dört Mevsimi
- Kanadı Kırık Kelebekler
- Aşk, Hayat ve Arayış
- Savaş ve Ayrılık
- Söylenmemiş Sözler
--reklam--
Ramis Çınar Alıntıları - Sözleri
- "Şu dünyada savaş kadar kötü bir şey yok." (Elveda Rumeli)
- "Hiçbir yer insanın memleketi gibi olamaz.." (Elveda Rumeli)
- Şimdi, ergenlik çağındaki haliyle hatırladığı Kübra'nın ölümünü düşünüyordu. Savcıdan haberi aldığında inanılması zor bir şaka gibi gelmişti. Gerçeği kavradıkça acısı daha da artıyordu. "Ah be Kübra bu duruma mı düşecektin?" diye söylendi. Gerçekten de üzülmüştü ama üzüntüsünün nedeni ömrünün baharındaki bir insanın, rüzgardaki bir mum misali sönmesi değil, onunla cinsel birlikteliğinin yalnızca bir kereyle sınırlı kalmış olmasıydı. Saplantılı bir tutkuyla arzuladığı genç bedenin toprak altında böceklere, solucanlara ve çıyanlara yem olacağını aklından geçirince içinde isyan duygusu kabardı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- "Şu hayatta her şeyin bir sebebi var .." (Elveda Rumeli)
- Belki o benim kaderimdi.Ve aynı zamanda kadersizliğimdi. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Yine de bu dünyada ebedi bir acı yok. İnsan unutmasa bile zamanla alışıyor. (Elveda Rumeli)
- Yaşadığım acı hiçbir zaman azalmadı. Sadece zamanla saba katlanılabilir hale geldi. Böylelikle günlerimi daha dingin bir ruh haliyle geçirmeye başladım. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- “ İyi ve güzel şeylerin olabilmesi için ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Bunu bilse bile kaderine yön verecek gücü bulamazdı kendinde.Doğduğu yeri, ailesini ve ne şartlarda yaşayacaklarını kendisi seçmemişti. Ama kendi rızası dışında yaşanan gelişmelerden fazlasıyla etkilenmişti..” (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Hasret öyle bir şey ki, insanın sıradanlığın içinde bile ayrı kaldığı her şeye özel ve sıra dışı anlamlar yüklemesine neden oluyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Annesiz ve babasız oluşum çocukluğumun en acı hatıralarını yaşamama neden olacaktı. Sokakta, mahallede veya okulda bir araya geldiğim çocuklarla aramızda ne zaman bir anlaşmazlık çıksa çok ağır ifadelerle geçmişimi yüzüme vurdular. Bana en hassas olduğum konu üzerinden saldırdıkları için onlara her defasında en ağır şekilde karşılık verdim. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Genetik özellikler, gelenekler ve alışkanlıklar gibi mutsuzluklar da sonraki nesillere geçiyordu sanki. Ne gariptir ki, bu kitabı kısır döngüyü değiştirmek kolayca mümkün olmuyordu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Bu toprakta uzun yıllardır kan hiç durmadı." (Elveda Rumeli)
- "Onların gözü yükseklerde de; benim ki alçaklarda mı sanki? Düşmez kalkmaz bir Allah. Nereden biliyorlar ileride kimin ne durumda olacağını?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Abisinden ödünç aldığı arabayla amaçsızca gezerken, en damar şarkıların çalındığı bir radyo kanalını açtı ve baharat kıvamındaki arabesk nağmeleri acısına sos yaptı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Pek çok insanın birbirini tanıdığı, mahrem konuların kolayca dedikodu malzemesi olabildiği, çevredeki mahalle baskısı ve değer yargılarını daha çok küçük yaşlarda içselleştirmiş olmasının etkisiyle annesi ve babası boşanmış bir kız durumuna düşmenin utancını yaşadı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Akşam hareketliliğinin yaşandığı caddelerde ilerlerken, ön yolcu koltuğunda oturan Mehtap, hayatlarında kırılma noktası olan olaylara sahne olan bu şehrin hızla değiştiğini aklından geçirdi. Hee zamanki alışkanlıklarını sürsüren insanların rahatlığıyla dinginliğini, yaşamın ne denli adaletsiz ve acımasız olduğunu düşündü. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Çünkü aşk gençlik, umut, yaşama tutkusu ve mutluluktu. (Ömrümün Dört Mevsimi)
- "Seninle karşılaştıktan sonra yaşadıklarımızı düşündüm. Sana haksızlık ettiğimin farkına vardım. Bu yüzden de üzgünüm?" (Ömrümün Dört Mevsimi)
- Oturdukları mahallenin varsıl sakinlerine imrenmesiyle oluşmaya başlayan hayalleri, sonradan daha şatafatlı semtlere çıktıkça iyice şahlandı. (Kanadı Kırık Kelebekler)
- Göç, coğrafyayı değiştirmiş olsa da yaşam koşulları aynı kalmıştı. Hele yoksulluklarından hiçbir şey eksilmemişti. (Kanadı Kırık Kelebekler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin