Kitap Künyesi

Yazar: Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu)

Yayın Evi: Ölçü Yayınları

İSBN: 3002790100019

Sayfa Sayısı: 1145

--reklam--

Emanet Ve Ehliyet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İnsanların bütün imkanlarını birleştirip; hakikati bulabileceklerini kabul etsek dahi (ki bu mümkün değildir), Allahû Teâla (cc)'nın peygamberler göndererek hakikati tebliğ ettirmesinin, bir lütûf olduğunu kabul etmek zorundayız. Kur'an-ı Kerim'de; "Andolsun size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür. Mü'minleri cidden esirgeyici ve bağışlayıcıdır o" hükmü beyan buyurulmuştur. (Önsöz'den)

--reklam--

Emanet Ve Ehliyet Alıntıları - Sözleri

  • Şer'i deliller hususunda kat'i bir ilme sahip olmayan iki Müslümanın, mücerred akla dayanarak yaptıkları ihtilâf rahmet eseri değildir.
  • Bütün muteber kaynaklarda; Imam- Azam Ebù Hanife'nin (rha) fikih ilminin keyfiyetini ve temel hedefini şöyle ifade ettiği kayıtlıdır: "Fıkıh ilmi kişinin leh ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir. İlim ancak amel etmek içindir. illim ile amel etmek; ahiret saadeti için dünya meşguliyetlerini terkedip, gönülden çıkarmaktır.” İnsanin lehindeki ve aleyhindeki haklarına sahip olabilmesine "Ehliyet" denilmiştir. Allahû Teâlà (cc)'nın teklifleri bu ehliyete dayanır. Ehliyet sahibi olan her mükellefin, Peygamberimiz Efendimizin (sav) şu müjdesini unutmaması gerekir: "Bir kimse bildikleriyle amel ederse, Allahû Teâlà (cc) o kimseye bilmediklerini öğretir." Her mükellef; içinde bulunduğu hal ile ilgili ilimleri öğrenmek ve öğrendikleriyle amel etmek durumundadır. Zira bu her mükellefin üzerine "farz"dır. "Zerre miktar iyiliğin de, zerre miktarı kötülüğün de" karşılığının verileceği hesap gününe hazırlanan her mü'minin, islâm'ı öğrenmesi ve salih amellerle meşgul olmasi zaruridir.
  • Mukaddes emaneti yüklenen ve ilahi tekliflerin muhatabı olan her mükellefin, cüz’i iradesini kullanması ve şu iki yoldan birisini tercih etmesi mümkündür. Birincisi: Allahû Teâlâ’ya (cc) imân etmek ve hayatını İslâm’a göre düzenlemektir. Bu tercih, ruhlar aleminde gerçekleşen manevi mukavelenin (misakın) tabii bir sonucudur. İkincisi: Hevâsını ilâh edinmek, şahsi kanaatlerine ve nefs-i emmaresinin ihtiraslarına göre yaşamaktır. Bu tercihi yapan kimselere delâlet ehli denilir.
  • Hevalarını ilah edinen tağuti güçleri reddetmeden, sahih bir imana sahip olmak imkansızdır.
  • "Bir kimse bildikleriyle amel ederse, Allahû Teâla(cc) o kimseye bilmediklerini öğretir."
  • İslam uleması ihtilafı; “Hakkı tespit ve batılı iptal niyet ve gayreti ile iki muarızın delil getirmesi” olarak tarif ediyor.
  • "Din;Allah c. c. tarafından vahiy yolu ile indirilen, peygamberler tarafından tebliğ edilen, İnsanların dünyada ve ahirette kurtuluşuna vesile olan itikadi ve ameli nizama denir. "
  • İslâm uleması: “Ruhlar aleminde gerçekleşen ‘Misak’ olayında iki önemli unsur mevcuddur. Birincisi: Allahû Teâlâ (cc)’nın; ‘-Ben sizin rabbiniz değil miyim’ şeklindeki suali ve teklifi. İkincisi: İnsanların kendi nefislerine şahid tutulup; ‘-Evet Rabbimizsin, şahid olduk’ şeklindeki tasdikidir. Bu hadisede ‘İcap ve Kabul’ teşekkül etmiştir. Bunun tabii sonucu insanların yerine getirmesi gereken vazifeler ortaya çıkmıştır. Buna ‘Emanet’ denir hükmünde ittifak etmiştir. Bu “Ahd-ü Misak” hadisesinden sonra insan, başta “akıl” olmak üzere; hürriyet, mülkiyet ve diğer nimetlere kavuşmuştur.
  • Hadisi şerif; Bir kimse bildikleriyle amel ederse, Allah o kimseye bilmediklerini öğretir..."
  • " İlim ve amel etmek; Ahiret saadeti için dünya meşguliyetlerini terkedip, gönülden çıkarmaktır. "
  • Allahu Teâlâ'nın indirdiği hükümleri reddeden, hafife alan veya zamana (çağa) uymadığını söyleyenler; kendi hevalarını ilah edinmişlerdir...
  • Allahû Teâlà (cc) insanların küfrüne razı değildir. Ancak cüz'i irade neticesinde insan "İmânı" veya "Küfrü" seçme durumundadır. Sonuç olarak; dünyada hem Allahû Teâlâ (cc)’ ya imân eden "mü'minler", hem de Tâgut'a kulluk eden "kâfirler" bulunacaktır. Bu noktada şu suale cevap bulmak durumundayız; "Yeryüzünde Allahû Teâlâ (cc)'ın indirdiği hükümlerle mi, yoksa insanların heva ve heveslerinden kaynaklanan kanunlarla mı hükmedilecektir?" İşte Hz. Adem (as)'dan itibaren devam eden "Tevhid Mücadelesi"; bu sualin içerisinde gizlidir.
  • Nitekim Ehli Sünnet’in müçtehid imamları; delâlet-i ve subuti kat’i olan “Naslar”da katiyen ihtilafa düşmemişlerdir. Ancak “Zanni” olan meselelerde yani içtihada konu olan meselelerde sırf Allah Tealanın rızası için delil bulma gayretine girmişlerdir.
  • Şer’i deliller hususunda kat’i bir ilme sahip olmayan iki Müslümanın, mücerred akla dayanarak yaptıkları ihtilaf rahmet eseri değildir. Aksine “din” hususunda kat’i bir ilme sahip olmadan mücerred akıllı hüküm verdikleri için bid’ate düşmüş olurlar
  • Şer’i şerifin mübah kıldığı bir ihtilafdan söz edebilmek için her iki muhalifin de müçtehit olması ve ihtilafa konu olan meselenin kat’i Naslarla sabit olmaması lazımdır. Ayrıca “Hakkı tespit ve batılı iptal” niyeti ve gayreti esas olmalıdır.

--reklam--

Emanet Ve Ehliyet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

ben okudum: "Din;Allah c. c. tarafından vahiy yolu ile indirilen, peygamberler tarafından tebliğ edilen, İnsanların dünyada ve ahirette kurtuluşuna vesile olan itikadi ve ameli nizama denir. "okumak için direnin (Alparslan bey)

--reklam--

Emanet Ve Ehliyet PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) - Emanet Ve Ehliyet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Emanet Ve Ehliyet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) Kimdir?

1950 yılında Burdur'un Askeriye köyünde doğdu. Temyiz yaşında iken Kur'an okumaya ve Arapça öğrenmeye başladı. İlk öğrenimi köyünde, orta öğrenimini Burdur'da ve Lise öğrenimini Antalya'da tamamladı.

Ankara Ü. DTCF Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde bir süre okudu (1968). AÜİF' nden mezun oldu (69-73). Ankara DİB’nda memurluk, Giresun müftülüğünde şeflik, Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğünde Daire Başkanlığı, Adapazarı Akademisinde Kütüphane Müdürlüğü yaptı. 1981 de istifa etti. resmi eğitim okulları yanısıra özel öğretim gördü (69-73). Yazı hayatına lise öğrenciliği döneminde çeşitli dergi ve gazetelerle başladı. 1969 da "İmanlı Büyük Türkiye" gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

Daha sonra haftalık "Hüryol" gazetesinde deneme ve incelemeleri yayınlandı. 1974 de bir grup arkadaşıyla beraber "Yeni Ölçü" dergisini çıkardı, genel yayın müdürlüğünü yaptı (74-79). Aynı yıllarda Türkiye Din Görevlileri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi olarak yurt içinde ve Orta Doğu'da incelemelerde bulundu. TYB kurucularından oldu. 1979 dan itibaren haftalık "Şura, Hicret, Tevhid" gazetelerinde, sonra "Milli Gazetete"de müstear isimlerle köşe yazarlığı ve "Fıkıh Köşesi"nde yıllarca Fıkıh uzmanı olarak hizmet verdi. Bu hizmetlerinden ve bazı incelemelerinden dolayı mahkemeye verildiği için müstear isimler kullanmak zorunda kaldı. 1980 den itibaren Milli Gazete'de günlük makale ve müstear adla fıkhi konularda mükemmel incelemeler yaptı. Daha sonra "Vahdet", "Akit" gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

"Kelimeler ve Kavramlar" kitabıyla TYB 1983 fikir dalında ödüle layık görüldü. 1984 de Medrese-i Yusufiye'ye girdi. Bir yıldan fazla hapis yattı. 1985 de cezaevinden çıktıktan sonra çıkardığı Vahdet Gazetesinde 3 yıl yazdı. Daha sonra ‘Vahdet, Eğitim, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı’nı kurdu. (1989) İbrahim Koca, M.Emin Bostancı, Ahmet Töret, Yusuf Akmaz ile.

Akit gazetesinde yazdı (1993- 2002). 1990 da Misak mecmuasını çıkardı. 1997 Mayıs’ında Eskişehir Cezaevindeki Aczimendilere 6 aydır yardım etme suçundan tutuklandı. Ulucanlar Hapishanesine girdi. Halen "Misak" mecmuasını çıkarmaya ve "Vahdet Vakfı" YKB gibi görevleri yürütmeye devam etmektedir.

Ehl-i Sünnet ulemanın miras bıraktığı kaynaklardan istifade ederek, ( ki bu kaynaklara ve İlm-i usüle olan müthiş vukufiyetiyle) aynı çizgide mücadele vererek çok ihlaslı çalışmalar yapmıştır. Bunun yanında İslam'ı içten yıkmaya çalışan her türlü yıkıcı, bölücü Ehl-i Bid'a görüşlere "Ehl-i Sünnet ve'l Cemaa" inancını neşretmekte azimli ve kararlı görünen, İslam fıkhında muhakkik fakih olan Hoca efendi, çok net bir çizgi çizmiştir.

--reklam--

Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) Kitapları - Eserleri

  • Kelimeler Kavramlar
  • İsyan Çiçekleri
  • Emanet Ve Ehliyet
  • Medeni Vahşet
  • Medeni Vahşet Davası
  • Şen Olasın Laiklik - Hikayeler
  • Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar
  • Medeni Vahşet
  • Fedailer
  • Cenazeler Çağı
  • İslami Hareketin Mahiyeti,
  • Mazlumlarla Sohbet
  • Türkiye'nin Siyasi ve İktisadi Manzarası
  • Kelimeler Kavramlar
  • Şeytanın Düzeni
  • Sorulunca Söylenenler
  • Kelimeler Kavramlar

--reklam--

Hüsnü Aktaş (Yusuf Kerimoğlu) Alıntıları - Sözleri

  • Ümmetim dünyayı (ve dünya metaını) gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslam'ın heybeti çekilip alınır. (Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar)
  • Ehl-i sünnetin müctehid imamları; imanın amelden bir cüz olmadığı hususunda müteffiktir. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.a) el-Vasiye isimli eserinde: "Sonra amel imandan, iman da amelden başkadır. Çünkü çoğu zaman mü'minden amel yapma mükellefiyeti kalkabilir. 'Amel kalktığı zaman, iman da kalkar' denilmesi, caiz değildir. Zira hayız hâlindeki bir kadın; o hâl içerisinde iken, namaz kalkar. Böyle bir kadın için iman da kendisinden kalkar, diyemeyiz. Veya kendisine imanı da terketmesi emredilir, denilemez. Yine 'fakire zekat yoktur' denilir, fakat fakire iman gerekli değildir, denilemez. Eğer iman amelden bir parça (cüz) olsaydı, amelin düştüğü hallerde, imanın da düşmesi gerekirdi. Halbuki durum böyle değildir." (Kelimeler Kavramlar)
  • Kur'an-ı Kerimde, İnsanlığın ilk ailesinin Hz. Adem ile Hz. Havvadan meydana geldiği haber verilmiştir. Hz. Adem'in iki oğlu (Kabil Habil) arasında cereyan eden ihtilafın, temelde aile sistemine dayandığı dikkate alınırsa, "Nesil Emniyeti'nin" önemi kavranır. Hz. Habile nikahlanması gereken İklimaya göz koyan Kabil: aile sistemini hevasına ve keyfine göre değiştirmeye kalkmıştır Kardeşi Habili öldürerek, hedefine varmaya kalkan Kabil, sadece insanin hevasana dayanan ideolojik sistemlerin kurucusu olarak kalmamış, ilk katliamı da gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla yeryüzünde dökülen her kandan Kabil'e bir pay ayrılır. Çünkü yeryüzünde kan dökmeyi ilk defa gerçekleştiren zalim odur! (İslami Hareketin Mahiyeti,)
  • Liderlik ihtirasına kapılan insanların siyasî kanaatlerini 'mutlak hakikat' zannetmeleriyle başlayan ve zaman içerisinde değişik tevillerle akaidi bir problem haline gelen bu durum Müslümanları birbirinin kurdu haline getirmiştir. (Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar)
  • Peykeler,duvara mıhlı peykeler: Duvarda,başlardan, yağlı lekeler, Gömülmüş duvara, baş başa gölgeler... (Medeni Vahşet Davası)
  • Ruhum, içimdeki taş yüklü ağırlığın altında ezilip büzülüp duruyor. Saçakları simsiyah is içinde. Bu islerin sebebi de, içimde yanan ümit ışığının siyah oluşundan ileri geliyor. Bu siyah ışıklarda, ruhumda delinmez, parçalanmaz ve kırılmaz sütunlaşmış karanlıklar meydana getiriyor. (İsyan Çiçekleri)
  • İslâmi hareket;hevalarının ihtiraslarını bir kenara bırakan,ihlâslaAllah'a (cc) teslim olan ve hakikate uygun amellerde bulunan insanların teşkilatlı mücadelesidir. (Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar)
  • Öğretmen...öğretmen... Sen zulmün maşası olamazsın. Zulmedemezsin bu insana... Ey İnsanlık uyan!!! (Cenazeler Çağı)
  • Son yıllarda 'cumhuriyetin nitelikleri' veya 'kurucu felsefe' gibi kavramların arkasına sığınan ve laiklik adına Bizantizm'i savunan aydınlar,lâiklik kavramının 5 Şubat 1937 tarihinde,Başbakan İsmet İnönü tarafından ne 'nisab miktarları' dikkate alınmadan Anayasa'ya konulduğunu gizlemektedirler. (Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar)
  • "Kelam ve münazara ilmini ihtiyaçtan fazla öğrenmek ise mekruhtur. Rivayet edildiğine göre, İmam-ı Azam Ebû Hanife, oğlu Hammad'ı bundan sakındırmıştır. Bunun üzerine oğlu Hammad: "Babacığım! Bana yasakladığın şeyi, senin yaptığını görüyorum" dedi. İmam-ı Azam buyurdu ki: "Evlâdım! Bizler münazarada biri ile konuşurken, arkadaşımızın ayağının hak yoldan kayması endişesiyle herbirimizin başı üstünde uçmasından korktuğumuz bir kuş varmış gibi davranırdık, ona göre hesaplı konuşurduk. Halbuki sizler konuşurken, münazara ederken, herbiriniz arkadaşınızın ayağının kaymasını (sapmasını) istyorsunuz. Bu, arkadaşının kâfir olmasını istemek gibidir. Kim arkadaşının kâfir olmasını isterse, arkadaşı kâfir olmadan, kendisi kâfir olur. Mantık ve benzeri ilimlerle meşgul olmaktaki ölçü de böyledir." (Kelimeler Kavramlar)
  • Eğer bir beldede; hadd-i sirkat uygulanmıyorsa, orada "mal emniyetinden" söz etmek mümkün değildir... (Kelimeler Kavramlar)
  • Nitekim Yahudiler; "Anan ben David" adlı bir kimsenin, dinlerini bozmak için faaliyetlerde bulunduğunu beyanla "Halife'ye" müracaat ederler. Bunun üzerine "Anan ben David" yahudiliği tahrif suçundan hapse atılır. Görüldüğü gibi din emniyeti sadece müminlere ait bir hak değil; aynı zamanda gayri müslimler'in itikadi taarruzlardan muhafazasını da içine alan bir faaliyettir. (Kelimeler Kavramlar)
  • " Tevhid mücadelesi ; zinde bir iman,dinç bir kafa ve uyanık bir şuurla sürdürülebilir." (Medeni Vahşet Davası)
  • Medeni Vahşet'i okumak bize neler katar? Hüsnü Aktaş’ın, uzunca bir dönem ‘yasaklı kitap’ kategorisinde bulunan Medeni Vahşet’ini okumamış olmak bizim kuşağın okumuş yazmışları için ilginç gelebilir.. (Medeni Vahşet)
  • " Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım.Karanlığa o kadar alışmışsınız ki,yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi !.. Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede,düşünce adamı nasıl çıkar ? " (Medeni Vahşet Davası)
  • Sünnet ile Bid'at arasında «Uzlaşma ortamı meydana getirmeye gayret eden «Bel'am Kılıklı» herifler: «Efendim başta uçak ve otobüs olmak üzere, birçok nakil vasıtaları Resûl-ü Ekrem (aleyhisselam) zamanında yoktu. Bunlar da Bid'attır, bunlar da mı reddedilecek?» gibi demogojilerle, saf zihinleri bozmuşlardır. Bu mantığın ne kadar sefih olduğu şuradan bellidir ki; ilim ve teknik, Kur'ân, Sünnet ve İcma ile övülmüş iki alandır. Mü'minlerin yerde ve gökte rızık aramaları, Allah (celle celaluhu)'nun dinine düşman olan kâfirlere karşı hafif ve ağır bütün silâhları hazırlamaları «Farz-ı Kifâye» olan bir ibadettir. (Kelimeler Kavramlar)
  • "Allah, akıldan daha yüce bir mahlûk yaratmamıştır." (İslami Hareketin Mahiyeti,)
  • Susmamın tek sebebi; imtihan vesilesi bildiğim musibetler karşısında sızlanmamak ve sabretmektir. (Medeni Vahşet Davası)
  • “Bu gün dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Din olarak sizin için islamı seçtim ve ondan razı oldum.” Maide 3 (Mazlumlarla Sohbet)
  • " Mükellef bir ameli eda etmeden önce,o amelle ilgili bilgileri öğrenmek ve kat'i bir niyete sahip olmak mecburiyetindedir. " (İslami Hareketin Mahiyeti,)