Kitap Künyesi

Yazar: Emile Zola

Çevirmen: Çiğdem Büyükataman

Orijinal Adı: Travail

Yayın Evi: İlya Yayınları

İSBN: 9789756070574

Sayfa Sayısı: 340

Emek 2. Cilt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Emeğin uzun serüveninin son aşaması olan ücret köleliği ve ondokuzuncu yüzyılda bunun çözüm yolu olan ütopyacı sosyalizm, Emile Zola'nın hemen başlıca ilgi alanıydı, insanlığın kurtuluşu emeğe bağlıydı. Onun çağında çeşitlenen ütopyacı sosyalist öğretiler içinde Fourier'ci görüşü benimsiyordu. İnsanlığın bu görüşler doğrultusunda bir çaba ve savaşımla kurtulacağını düşünüyordu. Fourier sosyalizmi, Marks'a göre, Manifesto'da belirttiği gibi, tutucu bir sosyalizmdir. Ama Zola'nın 'Emek' romanı, Fourier'ci sosyalizmi yaşama geçirerek işleyip insanlığın ileri yürüyüşünde örnek alınacak bir aşamayı betimliyor. Bu sosyalist denemeyi, romanı okurken içinde yaşar gibi izleyeceksiniz.

Emek 2. Cilt Alıntıları - Sözleri

  • Hakkı ödenmeyen,aşağılanan adaletsizce paylaştırılan emek,insanın asil,mutlu ve zinde yanı olması getekirken bir iskenceden,bir ayıptan ibaret kaliyorfu
  • Soyu devam ettirecek olan,yaşamın ezeli kaynağı,emeği verimli kılan sadece aşktı! Her şeyin hakimi kral oydu...
  • Taparcasına sevdiği ve yürekten hasret duyduğu o güzel ve narin kadın ansızın dişi bir kurt halini alıyor, kuduz bir öfkeyle güdülerinin vahşiliğine yenik düşüyordu.
  • artık onda uzun zamandır görmediği hainliğin, çevresinde her şeyi kokuşturan ahlaksızlığın, zevkini başkalarının gözyaşları ve kanıyla tatmin eden adi ve zalim bir ruhun doğduğunu görüyordu.
  • Hani sönmeden evvel etrafına son bir defa daha canlı ışık saçan kandil misali...
  • Zira konuşmamak, düşünmemek değildir...
  • bu kısa not onda yanından geçip gittiği, ama asla tanımadığı mutluluğu, kaybolan yaşamını, eski hatıralarını canlandırıyordu
  • sevdalı yüreği kimselerin bilmediği, kendisinin dahi hatırlamak istemediği bir aşk içinde ölmüştü.
  • Mutlu olan bir bireyin mutluluğu ancak bir başkasının felaketi ile eldr ediliyordu; zira mutlu olan diğerlerinin mutluluğunu kemiriyor, çalıyordu.
  • zira aşk eskimez, aşk alemlerin yaşam kaynağı olan ezeli alev, sönmeyen kordur.
  • "Aşk" diye haykırdılar. Soyu devam ettirecek olan, yaşamın ezeli kaynağı, emeği verimli kılan sadece aşktı! Her şeyin hakimi kralı oydu...
  • Birbirinizi tüm benliğinizle kalbinizle sevin... Öyle sevin ki, sizin çocuklarınız da sizin birbirinizi sevdiğiniz gibi birbirlerini sevsinler...
  • Benim yapmak istediklerimin yanında yaptıklarımın lafı bile olmaz...

Emek 2. Cilt İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yıllar önce okuduğum Emek, arkadaşına yardımcı olmak için geldiği kasabada kalarak orada örnek bir hayat düzeni kurmaya çalışan Luc’un, mücadelelerle dolu hikayesini anlatıyor. Kahramanımız, başına geçtiği fabrikada, herkesin insani koşullarda çalıştığı ve emeğinin hakkını aldığı, refah içinde yaşadığı, kimsenin kimseyi ezmediği, sınıf farkı gözetmeksizin adaletin hüküm sürdüğü, mutluluk, barış ve huzur dolu bir düzen kuruyor. Aslında herkesin yararına olan çalışmaları yüzünden dostlar kadar düşmanlar da ediniyor, hatta gün geliyor, uğruna savaştığı köylülerden bile büyük tepki görüyor. Ancak pes etmeden yoluna devam ediyor ve yaptıkları gelecek kuşaklara miras kalıyor. Çok severek, sıkça hüzünlenerek okuduğum bir roman oldu. Özellikle 1. Ciltte, işçilerin çalışma koşullarının zorluklarını, emeklerinin sömürülmesini, bunları ortadan kaldırmak için Luc’un kendini heba edercesine iyi bir şeyler yapmak için çırpınmasını Zola’nın dilinden okumak çok etkileyiciydi. Keşke gerçekte de böyle bir hayat mümkün olsaydı dememek elde değil. (zeliha akgündüz)

BİREYİN MUTLULUĞU, ANCAK TOPLUMUN MUTLU OLAMSINDAN SONRA GELİR: Nihayet; severek okuduğum Emile Zola'nın iki ciltten oluşan, ''Emek'' romanının sonuna gelmiş bulunmaktayım.(dün geceydi bu) Yazar, tarihsel sosyalizm örgüsü içerisinde; belki de tasvip etmiş olduğu, ütopik sosyalizmin kurucularından olan ''Charles Fourier'in''düşüncelerini ve ''nasıl bir sosyalizm''? isteğini ortaya koymaya çalıştığı görüşlerini bir roman halinde sayfalara sığdırmaya çalışmıştır. Nasıl bir sosyalizm, sorusuna cevabı bu romanda, roman baş karakteri ''Luc'' ve eşi, sevgilisi, arkadaşı ve yoldaşı ''Josine'' ile birlikte vereceklerdir. 1K'da sorulan bir soru vardı. ''Hayatınızı değiştiren kitap hangisi''? Bu soruya Luc bir gece uykuya dalmak için eline almış olduğu Fourier'in kitabı derdi sanırım. Kitabı okuyan Luc'un aklına bir soru yumağı takılır ve bu soruyu da kitapta şu şekilde sorar: ''Kölenin özgürlüğe kavuşacağı, harcadığı çaba karşısında takdir göreceği, nihayetinde zenginlik ve emeğin eşit dağıtılmasından içinde barışın doğduğu kardeşçe bir toplumun üyesi haline geleceği zaman artık gelmemiş miydi''? Evet gelmişti.''Emeğin yeniden düzenlenmesi yeni toplumun temelini oluşturacak ve bu toplum ancak servetin eşit pay edilmesi ile varolabilecektir.'' Kendine sorduğu soruya verdiği cevapla ve şu ilkeyle yola çıkar. ''Bireyin mutluluğu, ancak toplumun mutlulu olmasıyla sağlanır''(çok doğru bir düşünce) Kararlı bir ilkelilikle mutlu bir site, mutlu bir toplum ve akabinde mutlu bir ulus yaratacaktı.... NASIL OLABİLECEĞİNİ OKUYUP GÖRDÜM, SİZ DE OKUYUN VE NASILMIŞ GÖRÜN (Cumhur)

Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?

Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.

Emile Zola Kitapları - Eserleri

  • Paris Yıldızı
  • Nana
  • Meyhane
  • Yaşama Sevinci
  • Therese Raquin
  • Hulya

  • Suçluyorum
  • Bir Aşk Sayfası
  • Gerçek
  • Emek (1 Cilt)
  • Döl Bereketi - 1
  • Döl Bereketi - 2
  • Apartman

  • Germinal
  • İtiraf
  • Hayvanlaşan İnsan
  • Paris'in Karnı
  • Toprak 1
  • Rahip Mouret'nin Günahı
  • Sel

  • Bir Gecelik Aşk Uğruna
  • Doktor Paskal
  • Para
  • Plassans Papazı
  • Marsilya'nın Gizemleri
  • Medan Geceleri
  • Aşk Bitmesin

  • Toprak 2
  • Emek 2. Cilt
  • Deneysel Roman
  • Değirmene Hücum
  • Canlı Ölü
  • Başyapıt
  • Germinal

  • Nana
  • Captain Burle
  • Yıkılış
  • Döl Bereketi 3
  • Seçilmiş Əsərləri
  • Nasıl Ölünür
  • Meyhane (II. Cilt)

  • Rougon'ların Yükselişi
  • Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
  • Bir Aşk Sayfası 2
  • Aşkların En Güzeli
  • Bir Aşk Gecesi
  • Beşerdeki İfrit

Emile Zola Alıntıları - Sözleri

  • Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
  • Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri: "Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
  • Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
  • ''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
  • "Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
  • Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)

  • Gene hasta sandı kendini, sağlığının tama­men yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı: Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiy­di bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
  • Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
  • ... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
  • -İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
  • Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
  • Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
  • insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)

  • İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
  • Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
  • Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
  • İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
  • Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
  • "Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
  • Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)