Kitap Künyesi

Yazar: Emrah Serbes

Editör: Levent Cantek

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750506765

Sayfa Sayısı: 143

Erken Kaybedenler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...

Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...

İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... 

Kolay ağlayan sert adamlar... 

Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... 

Kıskanç, gururlu, saf ergenler... 

Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... 

Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."

Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Erken Kaybedenler Alıntıları - Sözleri

  • • her kızın hayalidir evlenmek.
  • Yoldaki elektrik direklerini saydım, 1494 tane
  • “Ben mutsuzluğa karşıyım,” dedim. “Neden?” “Çok fazla mutsuz insan var.”
  • Okudukların yaşadıklarını degiştirir, degiştirmese bile farklı bir gözle görmeni sağlar.
  • Büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
  • Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. Yani birini er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
  • “Okudukların yaşadıklarını değiştirir. Değiştirmese bile farklı bir gözle görmeni sağlar.”
  • Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır.
  • her kızın hayalidir evlenmek
  • • Bu hain, aşagılık dünyanın gemisi batar ken gururla gülümseyebilenlere ne mutlu
  • Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.
  • • benim kusurum da buydu, özü sö­zü bir olmak.
  • “Okudukların yaşadıklarını değiştirir, değiştirmese bile farklı bir gözle görmeni sağlar.”
  • • Ne kadar igrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.

Erken Kaybedenler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sitede her gün karşıma çıkan, herkesin okudum okuyorum dediği bu kitabı, şu an okumakta olduğum kanlı, ağır psikopat içerikli cinayet kitabına biraz ara verip okumak istedim. Pişman oldum. Bu nasıl hikayeler böyle şaşırdım. Bizim ülkemizin 13 yaşındaki erkekleri böyle mi gerçekten. Hangi 13 yaşındaki çocuk gece yarısı bara gidip sabahlara kadar içki içip abisinin sevgilisini elliyor onu zorla öpmeye kalkışıyor. En fazla okulun alımlı öğretmenine platonik aşıktır. Ortaokul bitince platonik aşkı da biter. Çoğu hikaye böyleydi. Küçücük çocuklar ve sapıklıkları. Umarım o yaşlarda bir çocuğun eline bu kitap geçmez de yazılanları denemeye hatta düşünmeye kalkışmaz. (DUA)

Emrah Serbes'in okuduğum ilk kitabı. İlk hikayeyi okuduktan sonra kitabı bırakmak istedim ama sırf yarım kalmasın diye bitirdim. Küçücük yaştaki erkek çocuklarının sapıklıklarını okumak beni çok rahatsız etti. Diğer kitaplarını okur muyum bilmiyorum ama basit ve zaman kaybı olarak nitelendirebileceğim bir kitap oldu. Kimseye de tavsiye etmem. (Irem Usta)

Erken kaybedenler edebiyatın arka odasında yazılmış gibi hissettirdi bana. Emrah Serbes bu kitapta o kadar güzel yaktı ki canımı, kendimi kitaptan alamadım. Kesinlikle herkese tavsiye edebileceğim bir kitap, yer yer eminim güldürecek, tebessüm ettirecektir. Kitap, 7 bölümden oluşuyor. 7 bölüm, 7 etkileyici hikaye. Hepsini ayrı ayrı derinlerde hissettim, kitap bitince de kalbime gömüp kapattım. Kitap edebiyatın arka odasında yazılmış sanki derken demek istediğim, çoğu göremediğimiz gerçeklerden bahsetmesi, emin olduğumuz çoğu şeyin arkasında bambaşka bir gerçek, amaç olmasıydı. Emrah Serbes, bu kitapta bana bunu öğretti, hepinize de öğretmesi dileğiyle. -Bu kısımda bölümlerin içeriklerinden bahsedeceğim, spoiler istemeyenler için bildirmek istedim.- İlk bölümde Serbes bizi toplumun algılarını umursamayan, kendi hâlinde, farklı bir anneanne ve torunu karşılıyor. Anne babası ölmüş, küçüklüğünden beri anneannesiyle yaşayan ve onu bir nevi 'hayatındaki tek insan' olarak tanımlayan çocuk, anneannesinin aniden hastaneye kaldırılmasıyla hiç sevmediği teyzesi ve onun ailesiyle kalmaya başlıyor. Olaylar çok etkileyici bir dille yazılmıştı, okurken hiç sıkılmadım. İkinci bölüm benim zirveye çıktığım bir bölümdü açıkçası. Hayatında abisi yüzünden hiçbir şey olamayan, olsa bile kendini asla yeterli bulamayan ve topluma da bulduramayan bir çocuktan bahsediliyor. Kendine göre birtakım erkeklik kalıpları var, "erkek şu işi yapmalı, erkek kendini şöyle göstermeli, kadına şöyle davranmalı" gibi. Şahsi olarak katılmadığım çok yer oldu ama Serbes yine beni şaşırtmayı başardı. gonderi/136816499 Üçüncü bölümde yine bir erkek çocuğunun sevdiği kızdan ve onun mahallenin büyüğü sayılan ve genel olarak herkesin korktuğu 'koray abi' sinden bahsediliyor. Olay başrolün en yakın arkadaşından ve onun başına açtığı kötü şeylerden oluşuyor. Dördüncü bölüm çok tatlı bir bölümdü, en tatlısı diyebilirim. Ama bu tatlılıkta bile can yakıcı şeyler vardı maalesef. Serbes yine beni avucunun içine aldı ve harfi harfine kalbime işledi cümleleri. Beşinci bölümde bizi küçük yaşta abisini şehit veren hükümetle ilgili her şeyden haberdar olan bir çocuk karşılıyor, üst katlarına taşınan kişiyi terörist zannetmesiyle işler epey heyecanlaşıyor. Fakat ileriki dönemdeki dostlukları göz yaşartacak derecede... Altıncı bölümde, yine küçük yaşta bir erkek öğrencinin ingilizce nefreti ve bu nedenle ailesinin eve çağırdığı üniversiteli bir İngilizce öğretmeninden bahsediliyor. Bir kısımdan sonra ben bile, 'vay be, ne Gizem' miş! ' dedim. (Gizem, İngilizce dersi veren üniversiteli kız.) Son bölümde ise, ismi Nurullah Bülent Berke Kamiloğlu olan bir gencin hayatı karşılıyor bizi. Çevresindeki herkes kendince bir isim koymuş neredeyse. Olayları burada anlatmak istemedim, heyecanı kaçmasın diye.. fakat bir tüpçünün hayatı ve çevresi ne kadar entrika ve aksiyon dolu olabilirse, Nurullah'ınki de öyleydi diyeyim. Keyifli okumalar dilerim”) (déniz)

Kitabın Yazarı Emrah Serbes Kimdir?

Emrah Serbes, (d. 27 Ocak 1981, Yalova, Türkiye), Türk yazar ve senarist. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı Bölümü mezunudur.

Zaman zaman Birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. Hayvan dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bu dergide Ahmet İnam ve Cengiz Güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "Şen Profesörler: Metaforla Saadet Olmaz" (Say Yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı. "Her Temas İz Bırakır" adlı ilk romanı İletişim yayınlarından çıktı. "Son Hafriyat" isimli ikinci romanı Şubat 2008 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ayrıca Her Temas İz Bırakır romanı Almancaya çevrildi. Yazarın ilk öykü kitabı Erken Kaybedenler, Haziran 2009 itibarıyla kitapçı raflarındaki yerini aldı.

2011 yılında vizyona giren Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin senaristliğini üstlenmiştir. "Hikâyem Paramparça"da ise aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktarmaktadır. Son olarak iletişim yayınlarından Deliduman adlı kitabı yayımlanmıştır.

Bir süre OT dergisi için kısa hikâyeler kaleme alan Serbes, şu an aylık yayımlanan KAFA dergisi için hikâyelerini kaleme almaktadır.

Trafik kazası ve tutuklanması

22 Eylül 2017 tarihinde İzmir-Aydın otobanında arkadaşı Kenan Doğru ile yolculuk yaparken trafik kazası yaptı ve aynı aileden üç kişi öldü. Olay anı kazayı arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve medyada Emrah Serbes'in adı geçmedi. Daha sonra 28 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından kazayı kendisinin gerçekleştirdiğini ve tutuklanan arkadaşı Kenan Doğru'nun suçsuz olduğunu itiraf etti.

İtirafın ardından Torbalı Adliyesine ifade vermeye giden Emrah Serbes tutuklandı, Kenan Doğru serbest bırakıldı. Olay yeri tutanağına göre Emrah Serbes kusurluydu ve kazadan sonra 112'yi aramadıkları, sağlık kontrolünü kabul etmedikleri tespit edildi. Aracının arka koltuğunda veya aracın yanında içki şişesi bulunduğu iddia edildi.

Eserleri:

- Metaforla Saadet Olmaz (2006)

- Her Temas İz Bırakır (2006)

- Son Hafriyat (2008)

- Erken Kaybedenler (2009)

- Hikayem Paramparça (2012)

- Deliduman (2014)

- Müptezeller (2016)

- Üst Kattaki Terörist (2016)

Emrah Serbes Kitapları - Eserleri

  • Erken Kaybedenler
  • Her Temas İz Bırakır
  • Son Hafriyat
  • Hikayem Paramparça
  • Deliduman
  • Metaforla Saadet Olmaz

  • Müptezeller
  • Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat
  • Üst Kattaki Terörist

Emrah Serbes Alıntıları - Sözleri

  • Severdim onu. Bayramlarda toplu SMS atmazdı. (Deliduman)
  • Madem delirecektim, mutlu bir deli olsaydım bari. (Deliduman)
  • "Böyle insanlar vardı yani. Muadili olmayan insanlar. Yaptığı iyiliği karşı tarafın gözüne sokmaya çalışmayan insanlar." (Son Hafriyat)
  • “Futbol zaten çok saçma bir şey, iki tane topun peşinden koşan 44 adam." "-Nasıl yani, bir top, 22 adam olması lazım." "Hayatımda bir sefer maç seyrettim. Arkadaşın evindeydik, anten bozuk olduğundan televizyon çift gösteriyordu.” (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
  • "Bazen her şey üstüne geliyor insanın." (Deliduman)
  • Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun. (Erken Kaybedenler)

  • İyiler ilk görüşte tanınmaz. (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
  • " Sanki şu dünyadaki, yedi milyar insanın en çekilmezi benmişim gibi.. " (Müptezeller)
  • Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal çocuklar." (Üst Kattaki Terörist)
  • “Yoruldum artık evlâdım, yoruldum bu tantanalı dünyanın debdebesinden. Bu yalan çehrelerin sülalesinden.” (Deliduman)
  • Her şeyi acıyla öğrendiyseniz mutluluktan da içiniz sızlar. (Müptezeller)
  • "Hepimiz cinayet esnafıyız." (Her Temas İz Bırakır)
  • Telafisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir. İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar, kıran da kırılan da piç gibi ortada kalır. (Her Temas İz Bırakır)

  • Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)
  • Yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. Biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. (Hikayem Paramparça)
  • “Bir şeyin kıymetini bilmenin en klasik yolu onu kaybetmektir.” (Hikayem Paramparça)
  • “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)
  • Ankara'da yayalar böyledir, acelesi olanın yolunu keserler. (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
  • Vazgeçmek ender rastlanan ruh dinginliğidir (Hikayem Paramparça)
  • Polisler grubu çembere alıp ellerindeki biber gazlarını sıkmaya başlayınca herkesin gözleri doldu. Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)