Kitap Künyesi
Yazar: Ferhan Şensoy
Yayın Evi: Bilgi Yayınevi
İSBN: 9789752201170
Sayfa Sayısı: 159
Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Beşbenzemez Denemeler
İş kazası, trafik kazası gibi çok görülmeye başlandı günümüzde aşk kazası!
Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunlarınbende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemenbir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmanınbende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum...
(Arka Kapak'tan)
Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı Alıntıları - Sözleri
- Bir delikten çıkıyorsun , bir deliğe giriyorsun.Bundan ibaret hayat! insanoğlu...
- Hangi koşul ve konuma koyulursa koyulsun bitmiyor insan denen garip hayvanın şikayetleri. Yaratılıştan beri içimizde var olan doğal endişelerden mi kaynaklanıyor bu? Belki de kendimizi çok fazla sevmemizden. Olamadığımız yerde olduğumuz zaman mutlu olacağımıza inandırmışız kendimizi.
- Herkes gibi olmak bir tür sığınak. Sivri biber gibi ortada kalmanın insancıl ürküntüsü ve sürüyle gezmenin,kaval sesiyle süslenmiş güvencesi.
- ...hiç kitap okumayan ne kadar çok odunsal arkadaş var.
- "müziksiz yaşantı bir yanlışlıktır. " Nietzsche
- -Bakın ben size bir şey söyliiim mi, diye girizgahladığı demagog ve dermojen tiradlarıyla konuyu saha dışına, kıtalar ötesine ve oradan uzaya fırlatmış.Soruyu soranı sorusunu unutur hale getirmiştir.
- İlk aşkı hiç yaşamamak lazım. Yaralayıcı,yıpratıcı ve süründüratif ve iz bırakıcı olur ilk aşklar.Doğrudan ikinci aşkla girişmek lazım konuya .
- Genelde toplumumuz boş konuşuyor ve konuşmayı çok seviyor. Kimse kimseyi dinlemiyor. Dinlememe konusunda çok gelişmiş bir milletiz.
- Şu an ülkemizde en çok neyin eksikliğini çekiyoruz? ... Genel anlamda bizim bir yere yetişmek gibi bir sorunumuz yok. Sanırım bizim acelemiz eksik.
- Herkes gibi olmak bir tür sığınak. Sivri biber gibi ortada kalmanın insancıl ürküntüsü ve sürüyle gezmenin, kaval sesiyle süslenmiş güvencesi .
- Genelde toplumumuz boş konuşuyor ve konuşmayı çok seviyor. Kimse kimseyi dinlemiyor. Dinlememe konusunda çok gelişmiş bir milletiz.
- ..., muhteşem bir özgürlüktür tren, yazmak ve benzeri yaratıcılık isteyen konulara kafa patlatanlar için. Pencerede sürekli ve yıldırım hızıyla değişen görüntü, trenin dingildek uyumlu tıngırtısı, özgün bir ortam yaratır size.
- Hiç kitap okumayan birinin, hayatının sonunda kitap sayfası olan ağaçtan ne farkı var, kımıldayan canlı olarak?
- Şimdiki kitapçılar daha çok kırtasiyeci. Kimi oyuncak satıcısı kitapçılar var, onlarda kitap yok ve fakat tabela : ŞEN KlTABEVİ!
Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sinir Dingildetici Bir Vaziyet: “Merhabalardan bir demet.” Spoi ve Gilleri bulunmamaktadır. “Ferhan Şensoy’un kitlesi de bir tuhaf, arada seven yok, ya tam seven var ya hiç sevmeyen...” Der bir okur dostum. Ki aynen de öyle. Şahsen ben kendisini göremedim, izleme şansını yakalayamadım. Oyunlarını, filmlerini, dizilerini, birkaç skeçini video olarak izleyebildim. kitap/ferhantoloji--65452 çok yardımcı oldu – Meraklılarına duyurulur! https://ortaoyuncular.com/tr/magaza/ sitesinde DVD/VCD'ler bir hayli ucuz.– İmzalı kitabı dâhi yok elimde. Bu nasıl acı vericidir bilir misiniz? Ama tiyatronun kapısının açıldığı vakit hiç düşünmeden yol alacağım Taksim'e. Durmadan araştırdığım ve faaliyetlerini imkanlar el verdiği kadarıyla pürdikkat takip ettiğim nadir insanlardandır Ferhan Şensoy. Gün güne lehimlenmesin ki hakkında yeni bilgiler öğrenmeyeyim. Çok fazla değerli anı biriktirmiş yazar, senarist, oyuncu, yönetmen... Bilgili, zeki ve çalışkan... Sıfatların ardına iki defa "çok” kelimesini eklemeyi unutmayalım. Genel olarak eserlerinde her telden çalmasını söyledim mi? Bir okur (hayattan) kitap/asilacak-adam-aziz-nesin--5859 kitabına yaptığı incelemede yazar/Aziz-Nesin'in bir yönünü şöyle anlatmış: "Kağıdın iki yüzünü tam yazmadan atmaması, renkli kağıt parçalarını bir kutuda saklayıp konfeti olarak değerlendirmesi, dolmuş yerine belediye otobüsüne binmesi, sendikaya yarım zamanlı sekreter alınmasına bile karşı çıkması vs.". Zamanında böyle bir aydının yaşadığı ülkenin, şimdiki zamanda kağıt israfı yapan yazarlarla dolu olması -bu büyük bir kesim, az kesimi eleştirmek haddime değil- ve yeni neslin, yaşayan aydın, efsane Ferhan Şensoy'dan bihaber olması sinir dingildetici bir vaziyet. Evet her yazarın kendine özgü dili vardır. Ustanın dili aşırı farklı. Akla gelmeyecek kelimeleri aynı cümlede, belirli bir ahenge göre kullanıyor. Şaşılası yeni kelimeler çıkıyor ortaya. Kısacası Ferhanca. Kitap birbirinden bağımsız üç beş sayfalık denemelerden/öykülerden oluşmakta. Farklı farklı konulara değiniyor usta. Sanki yazar karşına geçmiş... Somut tepkiler... Yerlerde yuvarlandım... Sağlam eleştiriyor yahu... Tekrar tekrar okuyacağım... İnanır mısınız bilmem ama hepsini yaşadım okurken. Zaman ayırıp okuyanlara mersilerden bir demet, keyifli okumalar ≈)) (Kitaphan)
Kısa, keyifli beşbenzemez denemelerinden müteşekkil ferhangice yazılmış eğlencelik kitap. Örneğin ferhangice bir tespit: Hayatta hiçbir işi olmamak da, tamamen biz türklere özgü renkli türkçe sinemaskop bir konum. Ve bu konum; -Ne iş olsa yaparım ağbi! eşkenar cümlesiyle, su yüzüne çıkar. ve bir diğeri: Biz milletçe olaylara dışarıdan bakmayı bilmiyoruz. (...) Bizim beynimizi yoran olaylar, incir çekirdeğine eziyet ayrıntılar... (A.KIL)
Her Eve Lazım Kitaba, Her Eve Lazım Olmayan İnceleme: Ne yazsa okurum dediğiniz kaç yazar var dünyada? Tabii bugün hayatta olmayanlar hariç, onların durumu biraz daha farklı. Onlar geçmişte ne yazdıysa okunuyor artık. Dedim ya, çünkü hayatta değiller ve yeni şeyler üretme şansları yok. Belki öteki tarafta… Ama yok, yok şimdi sanki oraya gidip de gelmiş gibi yorum yapmanın da âlemi yok. Ne de olsa ben Ramazan ayında televizyonlara çıkıp, program başına bilmemkaçyüzbinlira’yı da cebime indirmiyorum. Ben, sade ve basit bir okurum. Bu yüzden işin uhrevi yönünü bırakıp, dünyevi yönüne bakayım. Evet, ilk sorumuza geri dönelim. Ne yazsa okurum dediğiniz kaç yazar var dünyada? Benim bir elin parmaklarını geçmez. Diyelim geçti, iki elin parmakları rahatlıkla yeter. Ayak parmaklarını katmaya gerek yok yani işin içine. Yerli yazarları düşünüyorum. Okumadığım on binlerce, hadi abarttık diyelim binlerce yazar var. Onları geçiyorum bir kalem. Çünkü okumamış, hiç fırsat ver(e)memiş olmak tamamı ile benim suçum. Fırsat verdiklerim arasında, sırf yarım bırakmamak için okuyup-bitirdiğim, bir daha da okumam dediğim birkaç isim var. Onları da geçiyorum. Fırsat verip, başka eserlerini de okurum ama hepsini okur muyum, bilemem dediğim isimleri geçince, geriye kala kala bir elin parmakları kadar yazar kalıyor. "Hadi şöyle yapayım," diyorum sonra, "Sol eli yerli yazarlara, sağ eli yabancı yazarlara ayırayım." Sol elin parmaklarının arasında, en başa rahmetli Muzaffer İzgü’yü yazıyorum. Tamam, bu cepte. İkinciyi düşünüyorum. “Şairleri de dâhil etsem mi?” diye düşünüyorum. Sonra “Yok etmeyeyim, onlar için ayrı dosya açarım,” diyorum. “Yazarları da bir kategoriye sok!” diye baskı yapıyor nöronlarım bir yandan. Kibarca “Susunuz lan!” diye baskı yapıyorum ben de nöronlarıma. Nöronlar bir şaşırıyor, “Nasıl yaptı, neden yaptı? Hani baskılar ve 12 Eylül dönemi çoktan bitmişti ve biz muhafazakâr liberal olma yolunda dörtnala gidiyorduk,” diyor. Tekrar kibarca uyarımı yapıyorum ve ikinci sıraya Ferhan Şensoy’u yazıyorum. Niye Ferhan Şensoy’u yazıyorum? Bir kere babamın oğlu değil, zaten babamdan da büyük. Oğlu olması teknik olarak imkânlar dâhilinde değil yani. Sevdiğim bir tiyatrocu olması? Yok, o da değil, her tiyatrocu yazar değil, her yazar tiyatrocu değil. İyi bir mizahçı ve durum tespitçisi olması. Bak bu mantıklı. Evet, iyi bir mizah yazarı ve durum tespitçisi. Durum tespitçisi de sanki bakkalcı gibi oldu biraz ama neyse. Tespit satıyor gibi sanki tiyatronun önünde. Üç alana bir bedava. Rahmetli Özal da buna benzer bir işe girişmişti zamanında. Bir koyup, üç alacağız diye, gerçi bir koyup üç alamadık ama üçün biri… Neyse siyasete girmeyeyim, konuya geri döneyim. Argonun, üzerinde en “kral” durduğu adamlardan biri Ferhan Abimiz. Çünkü miktarı iyi ayarlıyor. Çok Tuhaf Soruşturma (Film adı Pardon) oyununda ne diyordu İbrahim, Aydın’a? “Onun miktarlığını kim ayarlayacak? O az miktarı, biraz geçtin mi geberir gideriz.” İşte argo da böyle. Onun da miktarını biraz geçtin mi, okur da okumaktan vazgeçip gidebilir. Ama Ferhan Şensoy, bu işin ustası. Senelerce büyük yazarlar ve tiyatrocular ile aynı havayı solumakla kalmamış, üstüne onlardan birinden (Münir Özkul’dan) kavuğu devralmış bir usta. (Kavuğu da Rasim Öztekin’e devretmişti hatırlarsanız.) Yaptığı işleri de kendine has üslubuyla yapar ve yüzde yüz orijinal işlerdir bunlar. (Youtube’da Varsayalım İsmail’i izleyin, çağının ötesinde olduğunu rahatlıkla göreceksiniz.) İşte Ferhan Şensoy’un ‘Beşbenzemez Denemeler’ alt adı mı desem, sloganı mı desem, ne desem bilemediğim bir şekilde kaleme aldığı bu kitabı da, yine kendine has üslubuyla yarattığı bir eser. Kitaptan benim en sevdiğim denemeleri yazayım, sonra da küçük bir tezahüratla incelemeyi bitireyim. Denemeler: “Kuşların Suyunu Kim Koyacak?”, “Sersem Bakış Gezintisi”, “Maskeciler Çarşısı”, “Beyin Karıncalanması”, “Genel Kirlilik”, “Çok Özel Özelleştirmeler”, “Salyangoz Düşünceler”, “Sinir”, “İç Mimar Arap Hüseyin” ve “Orijinalinden Pahalı Korsan ‘Don Kişot’”. Tezahürata gelirsek; “Çarşamba’da doğdu, Tiyatrocu oldu, Helâl olsun sana, Ferhan Baba, Ferhan Baba!” Ferhan Abimiz “Gassaraylı”, bendeniz “Fenerli”, tezahüratın orijinali “Çarşılı”. Üç büyüğü, bir başka büyük, tiyatronun büyüğüyle, bir araya getirmiş bulundum. Ferhan Şensoy’u da okuyun ve okutturun efendim. İyi okumalar. (Fox Mulder)
Kitabın Yazarı Ferhan Şensoy Kimdir?
Ferhan Şensoy (d. 26 Şubat 1951, Çarşamba, Samsun) Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, günlük, televizyon dizisi ve film senaryoları yazarı, şair ve Ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusudur.
Tek kişilik oyunu Ferhangi Şeyler, 7 Mart 1987 'den beri aralıksız devam eden en tanınmış oyunudur. Birçok kesim tarafından Ferhangi Şeyler'in stand-up komedilerinin ilham kaynağı olduğu düşünülse de, kendisi bunu "Ferhangi Şeyler’den etkilenmiş olabilirler ama Ferhangi Şeyler bir stand up değildir." diyerek açıklamıştır. Kel Hasan Efendi'den günümüze gelen Ortaoyuncuları Kavuğu'nu Münir Özkul'dan devralmış ve Rasim Öztekin'e devretmiştir.
Her oyununa emeği geçenlere, zaman gözetmeksizin oyun gelirlerinden pay vererek mali olarak da Türk Tiyatrosu'nda kendine özgü bir yer edinmiştir.
2021 Haziran ayında anjiyo geçiren, ardından da anjiyoya bağlı olarak gelişen komplikasyonlar nedeniyle tedavi görmeye başlayan usta sanatçı, tüm müdahalelere rağmen 31 Ağustos 2021 tarihinde 70 yaşında vefat etmiştir.
Ferhan Şensoy Kitapları - Eserleri
- Kalemimin Sapını Gülle Donattım
- Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı
- Hacı Komünist
- İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You
- Falınızda Rönesans Var
- Ayna Merdiven
- Kazancı Yokuşu
- Başkaldıran Kurşunkalem
- Oteller Kitabı
- Elveda SSK
- Denememeler
- Afitap'ın Kocası İstanbul
- Düşbükü
- Şahları da Vururlar
- Rum Memet
- FerhAntoloji
- Seçme Sapan Şeyler
- Gündeste
- Güle Güle Godot
- Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı
- Karagöz ile Boşverinbeni
- Kedittin Direniş
- Dündeste
- Gecedeste
- Çok Tuhaf Soruşturma
- Haldun Taner Kabare
- Derdeste
Ferhan Şensoy Alıntıları - Sözleri
- Durumun derhal bir faksla Ulaştırma Bakanlığı'na bildirilmesinin bir yararı olur mu? Olmaz. Çünkü Ulaştırma Bakanı hiç bir zaman otobüse binmez. Sen ne kadar faks çekersen çek, o bu konuya eremez, kimin, nereye, nasıl ulaştığının hiç farkında değildir. Otobüse binmeyen bir Ulaştırma Bakanı bizim otobüssel sorunlarımızı çözebilir mi? Hayır. O zaman ona ne gerek var? O da zaten, şu an Ankara'da kimi sokaklarda trafiği kestirerek, başkent trafiğinin içine-ederek bakanlığına ulaşmanın derdin de. O olmasa, Ankara'da o sokaklarda, o kadar karışmayacak trafik ve herkes daha çabuk ve rahat ulaşacak. Ulaştırma Bakanının ulaşımı engelliyor olması salakça! (Rum Memet)
- Fikrini söyle... Hıyarca da olsa belirt. Belirt ki ne kadar hıyar olduğun anlaşılsın. (Çok Tuhaf Soruşturma)
- Biz hiçbir şarkıyı baştan sona söyleyebilen bir millet değiliz. (Hacı Komünist)
- Gayet iyi anlaşamıyoruz.. (İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You)
- Bolluk kelek bir durum Kıtlık gayet güzeldir, Parası olan için! (Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı)
- Tiyatrodan korkmayınız. Tiyatro hayatın aynası. Aynaya bakmaktan korkuyorsanız, eve dev aynası alınız! (Kedittin Direniş)
- Dünya erkekler dünyası kaldıkça, erkekler bütün kilit noktaları elde tuttukça ve onları kurulu düzenin oyun kuralları uyarınca, yani bir sömürü düzeni içinde yönettikçe, kadınlar da kendilerini ellerindeki tek silahla savunmaya çalışıyorlar. Bu silah, onun güzelliği, dişiliği, çekiciliği, fettanlığı ve zekâsıdır. Erkeklerin zayıf noktasına yöneltilen bu silahla, çıkar koparılmak istenir. Bunu evlenme yoluyla yapanlara bu düzen akıllı ve namuslu, başka yoldan yapmaya kalkanlara da başka bir şey diyor. Oysa namussuz olan, kadını bu derekeye zorlayan erkekler hegemonyasıdır. (Haldun Taner Kabare)
- - Baskı rejimleri mizahçıyı, daha ince mizah yapmaya zorluyor. Mizahın bıçağı bileniyor. (Kedittin Direniş)
- -Ne iş yapıyor? -Bir çeşit mafya. -Zaten artık herkes mafya. Bir mafyanın içinde bulunmayan adamdan sayılmıyor... (Elveda SSK)
- Niye anlatır bu meddah, dere tepe düz giderek? Nedir zoru? Kim zorluyor onu buna? Çağının sıkıntısını ruhunda fırtınayla yaşayan yalnız yalnız adamlardır, meddah dediğin. Anlatarak bir kıssa'yı, hissesiyle çağını değişime zorlayandır, insandan, insanlıktan yana, eğriyi doğruyu gösterendir. Franko döneminin ispanyol meddahları, döner döner Franko'yu anlatır. Karl Valentin bir uyumsuz meddahtır onun işi Adolf Hitler! Sen De Gaulle'ü Coluche'e sor! Denetimden geçen meddahın işi elbet daha zor! Feylesoftur meddah, al gözüm seyreyle, al kulağım kabakulak, al beyincik ben yoruldum, sen yorumla! Meddah, çok tehlikeli bir tip! Aristofanes'in başı hergün belada, Nefi canını verir, dili uğruna, çünkü meddah bir söylüyor, pir söylüyor, ondan sonra ne söylesen "söz" olmuyor. Çağdaş toplum meddahını hoşgörmeli, ona kulak vermeli, meddahına sahip çıkmayı bilmeli, çünkü meddah toplumun sesi. (Denememeler)
- kimi çoğul yalnızlıklar... (Gündeste)
- “Arkadaşsız yürünmüyor ısırganlı yol.” (Ayna Merdiven)
- Ülkenin içinde bulunduğu manzara karşısında bu kadar insanın mutlu olabilmesini aklım almıyor. (Kedittin Direniş)
- Şahımızın önünde boynumuz kıldan ince Şairem ki ölüme giderim geze geze Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse. (Şahları da Vururlar)
- “(…) eczacılık fakültesini bitiren araba galerisi açıyor, iktisat fakültesini bitiren meyhaneci oluyor, İlahiyat okuyor kaymakam oluyor, hukuk fakültesinden çıkan bankacı oluyor, sanat tarihi okuyan milli piyango bayii açıyor, bilgisayar mühendisi bir otelin havuz müdürü oluyor, çok okullar okuyup hiç bir şey olamayan çok!” (Falınızda Rönesans Var)
- .- Ben aynı kanıda değilim! .- Kim aynı kanıda . - Hangi kanıda? .- Kanada ! (Güle Güle Godot)
- Sizi rahatsız eden laiklik mi? Biliniz ki laiklik ortadan kalkmayacak. Buna, Atatürk'ün cumhuriyeti emanet ettiği türk gençliği izin vermez. Atatürk mü sizi rahatsız eden? Orda, bi dakka durun! Durmaktan kastım; saygı duruşu! (Kedittin Direniş)
- Bir tür bayram değil midir, direniş? (Güle Güle Godot)
- Bir gün öyle bir üfleyeceğim ki bu sigaranın dumanını pencereden, yerle bir olacak rutubetli duvar; bizim evden deniz görünecek. (Denememeler)
- Senin halkın aç geziyor Ver toprağı köylüye Umudumuz Musaddık Biz bu şahtan usandık (Şahları da Vururlar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin