Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753554329
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Eşikte Duran İnsan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Özdenören denemelerinde ülkemiz insanının sorunlarını sosyal, siyasal ve kültürel açıdan ele alıyor, ve tüm bu açıları manevî bir perspektifle bütünlüyor. Eşikte Duran İnsan özellikle İslâm maneviyatının temel kavramları üzerine yazılmış denemelerden oluşuyor. Dinin kendine özgü söylemi, tasavvufî tecrübe, teslimiyet ve özgürlük, hicret, fetih, tövbe, sabır ve arınma gibi kavramlar bu denemelerde bir "edib"in yaklaşımıyla yeniden ele alınıyor.
--reklam--
Eşikte Duran İnsan Alıntıları - Sözleri
- "Bir kimseyi uçarken görsen bile itibar etme, onun amellerine bak ; amelleri şeriata uygun düşüyor mu!" Abdulkadir Geylani (k.s)
- "Gözyaşı kadar gönlü yücelten, rahmet deryanı coşturan bir şey yoktur!"
- İnsan ana karnındayken kan emer, varlığı kanladır, bedenin nesli kanla vücut bulur. Kandan kesilince gıdası süt olur, sütten kesilince lokma yemeye başlar. Lokmadan kesildi mi Lokman kesilir, gizli matluba talip olur.
- Ne var ki, insan olmanın şanı, hiçbir zaman aynı hâl üzere kalmamayı gerektiriyor. Saflık(arınmışlık) asla kendi hali üzere kalmıyor: arınmışlık, insanın üzerinde yeniden kirlenmeye dönüşüyor. İnsan, nefsi varbulunan mahluk olarak sürekli hata ve sevap arasında gerili duruyor. Çünkü bir yandan insanın yasak ağaçları, öbür yandaysa mübahlar var kılınmıştır: insana da ihtiyar etme gücü verilmiştir. İnsan, bu niteliğiyle insan olmaya hak kazanıyor.
- Ben o sabah belki de hiçbir şey düşünmüyordum: zihnimi kendi haline terk etmiştim...
- "Ya Rabbim, kalbim ona meyletti, sanki ciğerimden bir parçadır."
- Kimseyi kendim gibi düşünmeye zorlayamam; ancak benim gibi düşünmek isteyenlere, kendi düşüncelerimi aktararak ipucu verebilirim.
- 29 adet harfe müracaat ederek düşüncemizin sınırlarını, sekiz adet notaya bakarak melodi dünyamızın sınırlarını ve on adet rakam işaretine bakarak da sayısal alandaki sonsuzluğu zorluyoruz.
- Ayağımıza takılan bir taşın bile "niçinini" bulmakta acze düşüyoruz. Kuşkusuz, bazı "dünyasal bahaneleri" yan yana getirmekte güçlük çekmiyoruz. Bir taşın, bulunduğu yerde bulunuşu ile oraya doğru hareket eden birinin, o belli noktada karşılaşmalarının "mukadder" olduğunu ileri sürmek kolaydır. Ama mukadderatın nasıl olup da gerçekleştiği veya daha isabetli bir ifadeyle o mukadderatın niçin o mukadderat olarak ortaya çıktığı gene de bir sorudur. Ve sırdır. Aklın buradan ötede ulaşabileceği hiç bir menzil yoktur.
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor.
- “Edep nedir bilir misiniz? Bedenden bir organın kesilmesi gerektiğinde acıtıp incitmemesi için kılıcınızı bilemek, keskinleştirmektir edep.”
- Edep nedir bilir misiniz? Bedenden bir organın kesilmesi gerektiğinde acıtıp incitmemesi için kılıcınızı bilemek, keskinleştirmektir edep.
--reklam--
Eşikte Duran İnsan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eşikte duran insan... Kim bu eşikte duran insan diye sorulacak olursa yazar bunu dini spekülatif bir düşünce tarzı olmaktan kurtarıp yaşam biçimi haline getirmiş gerçek müslümanlar olarak cevaplıyor. Evet ne bütünüyle eşiğin dışına ne de içine ait olan müslümanı, olması gereken yere konumlandırıyor. Son tahlilde kitabı şairin bir dizesiyle özetleyecek olursak: "Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında yekpare geniş bir anın parçalanmaz akışında" (Emine Yıldırım)
Rasim Özdenören'in denemelerden oluşan değerli bir kitabı, "Eşikte Duran İnsan" Açıkçası bu kitabı okumaya beni iten şey kitabın ismiydi: "Eşikte Duran İnsan" Neden eşikte duran..? Bu sorunun cevabını bulmak amacıyla başladım kitaba. Zahiren baktığımızda kitabın ismiyle içeriğin alakası yokmuş gibi gözüküyor ama denemeleri derinlemesine incelediğimizde bu isme bir anlam verebiliyoruz. Naçizâne düşüncem, sayfa sayısı az olmasına rağmen bu kitap bir çırpıda okunup kapatılmamalı. Her başlığın altında durup düşünülmeli. Ancak böyle yaparsak bütün kelimeler bize bir şeyler söyler. Bir deneme kitabını kişisel gelişim kitabına çevirebiliriz. Eleştiriye açık olsa da ben her "iyi" kitabın bir bakımdan kişisel gelişim kitabı olduğunu, "iyi" olarak nitelendirdiğimiz kitapların hayatımıza ufak da olsa yön veren kitaplar olduğunu düşünüyorum. Ve bu kitap da iyi kitaplardan biri. Bildiğimiz kavramlar üzerinde daha derinlemesine düşünme imkanını bize sunan bu kitabın okunmasını tavsiye ediyorum. İstifadeli ve ruhlu okumalar dilerim. (Mina)
Yazarın okuduğum ikinci eseri. İlk eserini de çok severek okumuştum. Bunu da severek okudum. Kitap muhtevası gereği İslâm bilincinin uyarılması eksenli yazılardan oluşuyor. Eşikte Duran insan, arka kapak yazısında da belirtildiği üzere, Rasim Özdenören"in ele aldığı konuları manevi perspektifle bütünleyerek okura sunduğu ve İslam maneviyatının temel kavramları üzerinde durduğu bir kitap. Adeta sayfalar göz kirası istiyor okurken, cümle "düşünün üzerimde" diye bağırıyor. Rasim Özdenören okuyacaklara tavsiye edeceğim bir eser olacaktır. (Kübra Zeybek)
--reklam--
Eşikte Duran İnsan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Eşikte Duran İnsan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Eşikte Duran İnsan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin