Kitap Künyesi
Yazar: İsmâil Hâmî Dânişmend
Yayın Evi: İstanbul Kitabevi
İSBN: ---
Sayfa Sayısı: 243
--reklam--
Eski Türk Seciyye ve Ahlakı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"türkler çok yaşarlar ve az hasta olurlar .bizim memleketlerdeki böbrek hastalıkları ve daha bir sürü tehlikeli hastalıkların hiç birini bilmezler. öyle zannediyorum ki, türklerin bu mükemmel sıhhatlerinin başlıca sebeplerinden bin de sık sık hamama gitmeleri ve yiyip içmedeki itidalleridir. çünkü az yemek yerler, hıristiyanlar gibi karma karışık şeyler yemezler, umumiyet itibariyle içki âlemleri yapmazlar ve daima idman yaparlar." (m. de thevenot-relation d'un voyage fait an levant-1665, paris.) sayfa 148
''yemeklerden önce ve yemekten sonra ellerini yıkamak türkler arasında o kadar umumi bir âdet hükmünü almıştır ki, insanların el yıkamalarına vesile olmak üzere allah'ın gıdaları yaratmış olduğundan adeta bir darb-ı mesel şeklinde bahsederier." (ricaut-histofre de i'etat present de l'empire ottoman (6701 paris.)
"türkler, avrupa'da ekseriyetle tesadüf edildiği gibi insanların yemek yedikleri veyahut yıkanıp temizlendikten sonra tekrar yiyecekleri kaplarda köpeklerin de yemek yemesine müsaade etmezler. frenklerin bu hali sık sık tecviz etmelerinden dolayı onlardan (köpekler!) diye bahsederler. çünkü avrupa'da çok defa sofraya köpeklerin de kullanmış oldukları kaplarla yemek getirilir."
"ev iaşesine gelince, senede bir ölçek pirinçle bir kaç çömlek erimiş yağ ve bir kaç türlü kuru yemiş kalabalıkça bir ailenin belli başlı erzakıdır. bütün şarklıların gürbüz ve kuvvetli insanlar olmasının bence yegane sebebi işte bu kanaatkârlıklarıdır ."
"... yüzler, eller, ayaklar, tertemiz, yamalı kıyafet pek az ve hele kirlisi hemen hiç yok, bütün ictimai sınıflar arasında umumi ve mütekabil bir hürmet ve riayet manzarası göze çarpıyor." (edmondo de amicis -constantinople -1883, paris.)
--reklam--
Eski Türk Seciyye ve Ahlakı Alıntıları - Sözleri
- _Türklerle beraber yaşayan diğer anasır da onlara imrenerek bu güzel hayrat ve hasenat örneklerini kendi fikirlerine münhasır kalmak şartiyle bile olsa taklide kalkışıp muhtaçlarının ihtiyaçlarını temin ettikleri için, yukarıda söylediğim gibi bütün Türkiye'de hemen hiç bir dilenciye tesadüf edilmez."
- Türkiye'de çocuklar yetişip adam oldukları zaman analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakla iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördükleri şefkate mukabele etmekle bahtiyar oldukları halde, başka memleketlerde çok defa çocuklar olgunluk çağına girer girmez anaları ile babalarından ayrılmakta, mali menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe münakaşa etmekte ve hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde onları sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta ve zavallılara karşı adeta yabancılaşmaktadırlar. (Dr. A. Brayer - Neuf annees a Constantinople, 1836 baskısı, 225 ve 226 ncı sayfalar)
- Eski Türkler öldükten sonra bile kimseye muhtaç olmamak için kefen paralarını daima üzerlerinde taşımayı milli bir adet haline getirmişlerdir.
- Meziyetlerinin temin ettiği üstünlüklere tevazu faziletini zammeden (ekleyen) bir kimse, üstündeki yemişlerin çokluğundan dolayı başını yere doğru eğen bir ağaç dalına benzer.
- Bir darb-ı-mesele göre müsait zamanda sıla için vatanıyla ana-babasını ziyarete gitmek, hac için Mekke'ye gitmek kadar mühim bir vazifedir. İşte bundan dolayı bir uşak efendisinden sılaya gitme müsaadesini isteyecek olursa, efendi uşağın günahını yüklenmeksizin bu müsaadeyi vermemezlik edemez. (Demetrius Cantimir - Historie de I'Empire Ottoman, 1743 baskısı, birinci cilt, sayfa 154)
- "Ağırbaşlılık, ciddiyet ve vekar yalnız büyüklere de münhasır değildi; küçük çocuklar bile ağırbaşlı, ciddi ve vekur oldukları için gürültü ve patırtı etmezler, yavaş konuşurlar ve kimseyi rahatsız etmeyecek oyunlar oynarlardı."
- At, merkep vesaireye haddinden fazla yük taşıtmak kanunen yasak olduğu için, zabıta kuvvetleri bu gibi hareketlerde bulunanları takip edip hayvanı dinlendirmek ve sahibine de ceza olarak aynı yükü taşıtmakla mükelleftirler.
- "İstanbul'da gündüz olduğu gibi geceleyin de insan hiçbir mürettep (düzenlenmiş) taarruz korkusu olmadan dolaşabilir. Zaten ahali bilhassa evlerde hırsızlık vakaları olmamasına büyük bir takayyütle (üstüne düşme) itina gösterir. Çünkü öyle bir vaka cereyan eden sokağın bütün sakinleri çalınan malın tazminiyle mükelleftir." Fransız Müelliflerinden A.L. Castellan - 1811
- Eski Türkiye'de terbiye ve nezaket bakımından sınıf farkı yoktur: Halk terbiyesi ile aristokrat terbiyesi aynı şeydir; işte bundan dolayı İstanbul'a gelen Garp müdekkikleri kayıkçıların terbiye ve nezaketine bile hayran olmuşlardır.
- Avrupalılar arasında nezaket iç yüzü örten bir perdeden ibaret olduğu halde, Türkler arasında son derece samimi bir teamüldür.
--reklam--
Eski Türk Seciyye ve Ahlakı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mutlaka okunmalı: Bu kitabın güzel tarafı ne biliyor musunuz? Bizi, pardon 'eski bizi' biz anlatmıyoruz, bizzat yabancı müellifler, düşünürler ve seyyahlar anlatıyor. Sahnede 'eski biz' varız, fakat söz onların... Kitabın bazı bölümlerini gözlerim dolu bir şekilde okudum. Çünkü dürüstlük, namus, helal-haram ve manevi değerler konusunda nereden nereye geldiğimizi görmek beni ziyadesiyle üzdü. Bu manevi değerler konusunda Avrupa'nın o yıllarda felaket bir durumda olduğunu biz değil kendi objektif müellifleri, düşünce adamları kitaplarında yazmış. Bu konuda Avrupa'nın bizi örnek alıp bize benzemeye çalışması gerekirken tam tersine biz Avrupalılaşacağız diye gitgide onlara benzemişiz. Bizim Avrupa'dan almamız gereken şey çalışma disiplinleri, üretim metodları gibi konulardı. Bu iğrenç eğlence ve sosyal hayat yaşantısı değildi. Avrupa'nın da bizden alması gereken şeyler işte bu kitapta yine kendi yazarları ve seyyahları tarafından anlatılan manevi değerlerdi. Bu bahsettiğim karşılıklı alımlar yapılsaydı işte o zaman bu dünya şu anda çok daha huzurlu ve ferah bir halde olabilirdi. Bütün dünya insanları yazık ettik kendimize! (Serdar Toprak)
Eski Türk'lere... Eser 1900'lü yılların ilk yarısında yayımlanmıştır. Toplamda 17 başlık altında toplanıp yazılmıştır. Bu başlıklar: Kolluk kuvvetlerine asgari ölçüde gereksinim duyulması, doğruluk ve namus, edep ve hayâ, terbiye ve nezaket, aile terbiyesi, temizlik,havanlara ve bitkilere gösterilen şeflat gibi birbirinden önemli konuları içermketedir. Bu başlıklara baktığımızda devlete ve millet arası sağlam bağların etken sebepler olduğu kanısındayım. Bu derleme işi genel olarak takriben 1700 ve yaklaşık 1900'lü yıllar arasında Batı'da ( o zamanki ismi itibariyle) yayımlanmış eserlerden "Eski Türkler'' için konu edilen metinleri kapsamaktadır. Bölümlerin sonunda yazar kendince mühim noktaları maddeler halinde sıralar. Eserin son konusu da hayli çarpıcıdır: "Eski Türkler" ve "Yeni Türkler"i (Tanzimat dönemi ve sonrası nesil) karşılaştırır ve yozlaşma meydana geldiği sonucuna varır. Batı'da yayımlanan bu eser sahipleri; seyyahlar, devlet görevlileri, esir olmuş kişiler gibi çeşitli sebepler ile Osmanlı sınırları içerisinde bulunup, yaşadıkları, gördükleri olayları, anılarını, çıkarılan derslerden konu edinen yazılardır. Bu yazarlar içerisinde Türk'lere sempatisi olanlar da vardır, hali ile düşmanca duygular besleyenler de vardır. Çarpıcı kısmı ise bu düşman duygulara rağmen yine de Türk'lerin iyi meziyetlerinden bahsetmemekten geçemezler. Son olarak günümüz ile kıyas edince arada uçurum olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. (Emre YALDIRAN)
Batılı yazar ve seyyahların, eski Türklerin karakter ve ahlâk yapısını bazen dostça, bazen düşmanca, çoğu zaman hayranlıkla kaleme aldıkları yazıları,İsmail Hakkı DANİŞMEND'in tenkit ve tahlilleriyle beraber okuyoruz. Batı kaynaklı alıntı bölümlerde bazen tekrara düşülmüştür.Mamafih bu tekrarlar sonrasında; yazarın konu ile alakalı farklı yorum ve eleştirilerine yer verilmesi durumun göze batmasını engelleyip, faydalı olmasını bile sağlamıştır. Kitabı okurken; bir yandan üstün anlama kabiliyetine sahip, sevgisinin kapsama gücünün üstünlüğü ve yaratılmış tüm varlığa sonsuz sevgi ve saygı besleyen Eski Türkün, islamiyet tacı ile birlikte yeni bir medeniyete öncülük edişinin gururunu hissederken; bir yandan da tanzimat sonrası yetişen ,atalarının pabucu olamayacak,şık ve züppe yeni Türkün hüznünü hissediyoruz. Bir Türk gencinin kat'i surette okuması gereken bir kitap. Iyi okumalar dilerim. (Selin Altuntaş)
--reklam--
Eski Türk Seciyye ve Ahlakı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmâil Hâmî Dânişmend - Eski Türk Seciyye ve Ahlakı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Eski Türk Seciyye ve Ahlakı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmâil Hâmî Dânişmend Kimdir?
Babası Cebel-i Garbî mutasarrıfı Emir Mehmed Kâmil Beğ’dir. Orta tahsilini Beyrut ve Şam’da tamamladı. İstanbul’da Mekteb-i Mülkiye’yi bitirmeden evvel, Fransa’da Pâris College’de Fransızca okudu. İstanbul Mâliye Mektebi, Edebiyât Fakültesi ile Mülkiye Mektebi’nde Dinler Târîhi ve Siyâsî Târîh dersleri verdi. Bağdat’ta Hukuk Mektebi Müdürlüğü yaptı. Kendi gayretiyle Nisan 1919'da çıkardığı Memleket Gazetesi ile Hâkimiyet-i Milliye, İrâde-i Milliye gazetelerinde neşrettiği yazılarıyla Millî Mücâdele’yi destekleyen aydınlardandır. Sivas Kongresi’ne katılan delegeler arasında yer aldı. Cumhuriyet’ten sonra resmî bir görev almadı. Kendini tamâmıyla Türk ve İslâm Târihi araştırmalarına verdi. Çalışmalarını otuzdan fazla kitapta topladı.
"Îzâhlı Osmanlı Târîhi Kronolojisi" adlı eserine târih araştırmalarında günümüzde de sıkça başvurulmaktadır. Bilhassa "Îzâhlı Osmanlı Târîhi Kronolojisi" adlı kitâbında, devşirmelerin Türk milletine yaptığı ihânetlerin üstünde durdu. Eserlerinde Türk milliyetçiliğinin pek çok temel iddiasını dile getiren Dânişmend, 12 Nisan 1967’de İstanbul’da vefât etti.
Türk-İslâm Târîhi’ne âit birçok eseri bulunan Dânişmend’in; Türkçe-Osmanlıca-Fransızca Lügat, Destan ve Dîvan Edebiyâtı’nda İstanbul Sevgisi, Türkçe Resimli Büyük Dil Klavuzu adlı eserleri Türkçe husûsundaki mühim çalışmalarıdır.
--reklam--
İsmâil Hâmî Dânişmend Kitapları - Eserleri
- Türkler ve Müslümanlık
- Eski Türk Seciyye ve Ahlakı
- Batı Kaynaklarına Göre İslam Medeniyeti
- Tarihi Hakikatler
- Türkler Niçin Müslüman Oldu?
- Türklük Meseleleri
- İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi
- Türkler
- Fetih ve Fatih
- Garp İlminin Kur'an-ı Kerim Hayranlığı
- 31 Mart Vak'ası
- Rabia Hatun Şiirleri
- Garp Membalarına Göre Eski Türk Demokrasisi
- Ali Suavi'nin Türkçülüğü
- Fatih ve Fetih
--reklam--
İsmâil Hâmî Dânişmend Alıntıları - Sözleri
- Ne kadar alçağım: Nâzan 1948'de öldü, ben 1949'da hâlâ yaşıyorum. (Rabia Hatun Şiirleri)
- HENRi MATHiEU NAZARiYESi
Birinci cildin ilk doksan sahifesi Türk ırkının menşeinden itibaren Osmanlı devletinin zuhuruna kadar geçen umumi Türk tarihiyle etnoloji bahislerine temas ediyor: Ondan sonra <
Türklük Meseleleri) - Karmatiler, 930 tarihinde Mekke’yi yağma edip 30,000. Müslümanı kılıçtan geçirdiler ve pek çok ganimetler alıp götürdüler. Kabe örtüsüyle Hacer-ül-Esved de bı miyandaydı. (Türkler ve Müslümanlık)
- Bu meselenin çeşitli Batı kaynaklarında açıklaması vardır.Mesela ünlü tarihçi Seignobos'un "Histoire de la civilisation ancienne" adındaki eski medeniyetler tarihinin 1905 Paris baskısının 41'inci sayfasındaki(1) numaralı haşiyede eski Roma'dan söz edilirken çoğunlukla biri doğuda biri batıda iki imparator olduğu kaydedilir;imparatorlar ikidir ama imparatorluk birdir!Bu iki hükümdarın biri Roma'da ve biri de İstanbul'da oturduğu zaman bile ikisi bir kişi sayılmıştır!Bunların herhangi birine hitap edilirken ikisine birden hitap edilir gibi "siz"demek işte bundan dolayı âdet olmuştur.Daha eski devirlerde Doğunun ve Batının bütün imparatorları ile krallarına "sen"diye hitap edildiği halde Romalıların "siz"tabiri gittikçe her tarafa yayılmış ve nihayet halk tabakaları arasında da zorunlu bir nezaket tabiri haline gelmiştir. (Tarihi Hakikatler)
- İnkarına imkan olmayan bir hakikat vardır; İslamiyyet Oğuz-Türklüğünden ne kadar kuvvet almışsa, Türklük de İslamiyet'ten o kadar kuvvet almış ve netice itibariyle İslamiyyeti Türklük ve Türklüğü de İslamiyyet yaşatmıştır. (Türkler ve Müslümanlık)
- Eski Türkler öldükten sonra bile kimseye muhtaç olmamak için kefen paralarını daima üzerlerinde taşımayı milli bir adet haline getirmişlerdir. (Eski Türk Seciyye ve Ahlakı)
- "Yıkılubdur bu cihân sanma ki bizde düzele Devleti çarh-ı denî virdi kamu mübtezele Şimdi ebvâb-ı sa'âdetde gezen hep hazele İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lem-yezel’e." III. Mustafa (1756-1774) (İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi)
- Türklüğü ve Türk tarihini yalnız Osmanlılarla müslüman Türk devletlerine hasretmeyip tıpkı (Süleyman Paşa) gibi muhtelif kollara ayrılmış büyük bir câmia şeklinde tetkik eden (Ali Suâvi)nin bu husustaki fikirleri «Irk», «Dil» ve «Umumî kültür» sahalarına ait üç ana teze ayrılabilir. Bu tezleri şöyle hulâsa edebiliriz: 1- Türk ırkı askerî, medenî siyasî rolleri itibariyle bütün ırklardan üstün ve eski bir ırktır; 2- Türk dili dünyanın en zengin ve en mükemmel dilidir: Avrupa'nın en büyük dilleri bile Türk diline nisbetle geridir; 3- Türk ırkı dünya kültür tarihinde en büyük rolü oynamış ve bilhassa islâm kültürünü Türkler vücuda getirmişlerdir. (Ali Suavi'nin Türkçülüğü)
- Avrupalılar arasında nezaket iç yüzü örten bir perdeden ibaret olduğu halde, Türkler arasında son derece samimi bir teamüldür. (Eski Türk Seciyye ve Ahlakı)
- Nâmık Kemâl’in oğlu rahmetli dostum Ali Ekrem Bey anlatmıştı: Bir gün babasından çok hoş bir mektup almış; hâfızâsına nakşolup kalan bu unutulmaz mektup aynen şöyle imiş: “Ekremciğim ne yapacağımı bilmediğim için sana mektup yazıyorum. Ama ne yazacağımı da bilmediğim için sözüme son veriyorum; gözlerinden öperim!” [İsmâil Hâmi Dânişmend, Tarihî Hakîkatler, 1978, c. 1, s. 354] (Tarihi Hakikatler)
- Oğuzhan'ın dehası yalnız cihangirlik sahasına münhasır değildi. Teknik saha ve teşkilatçılıkta da misli yoktu. Mesela ''ıslıklı oklar'ı işte o icat etmiş ve ve fetihlerinde buluşundan çok faydalar görmüştür. (Tarihi Hakikatler)
- "(Ali Suâvi) eskiliğini ve eski yazısını müdafaa ettiği Türk dilinin bütün dillerden üstün oluğunu da kanidir..(Nüsha3, s. 116.)" (Ali Suavi'nin Türkçülüğü)
- Profesör Henri Maspero'nun "Eski Çin / La Chine antique" ismindeki eserinin 1927 Paris baskısının 107'nci sayfasında başlayan açıklamalara göre, eski Çin toplumu yalnız soylu ve köylü sınıflarına ayrılan bir kütledir. Köylü kütlesinin büyük bahar bayramları vardır. Bu bayramlarda genç kızlarla delikanlılar on beş yaşlarından itibaren açık havada alenen sevişmeye başlarlar. Bu hâl yaz sonuna kadar sürüp gider. Ertesi bahar aynı çiftler aynı hayata devam edebilecekleri gibi âşıklar sevgili ve sevgililer de âşık değiştirebilir ve bu durum, erkek otuz kız da yirmi yaşına gelinceye kadar öyle devam eder. Eğer sonbaharda kızlar gebe kalacak olurlarsa ancak işte o zaman nikâhları kıyılabilir! Netice itibariyle erkek on beşinden otuzuna kadar on beş kadın, kızlar da yine on beş yaşlarından yirmi yaşına kadar beş erkek değiştirme hakkına sahiptir. Eski Çin töresi işte böyle bir töredir. (Türkler Niçin Müslüman Oldu?)
- Asırlardan beri bütün dünyada kullanılan ve bütün ilimlerin teşekkül ve tekamülünde amil olan kağıt, bir İslam icadıdır. (Batı Kaynaklarına Göre İslam Medeniyeti)
- Arap müelliflerine göre Türk olan «Ye'cuc ve Me'cuc» ırkının bir kolu da «Nesnas» taifesidir! Bu taife de çok uzun ve çok kısa olarak iki kısma ayrılır ve «çengel gibi tırnaklari», «canavar gibi dişleri» olduğundan bahsedilir! Çeneleri «dev çenesi» ne benzetilir ve bütün vücutları «kıllarla kaplanmış» gösterilir ! Ne yazık ki, dindaşlarımız olan Arap alimleri, Ehl-i-Salip ordularına karşı memleketlerini müdafaa edip kendilerini rahat yaşatan Türklere hem din, hem ilim namına işte böyle safsatalar isnadından geri kalmamışlardır. (Türklük Meseleleri)
- "İslâmın müessisi diğer bir cihetten de zamanımızın meseleleriyle alaka ve irtibat halindedir: Çünki O, tarihin kaydettiği ilk içtimâî ve beynelminel inkılâbın âmilidir." -Raymond Lerouge (Türkler ve Müslümanlık)
- Meziyetlerinin temin ettiği üstünlüklere tevazu faziletini zammeden (ekleyen) bir kimse, üstündeki yemişlerin çokluğundan dolayı başını yere doğru eğen bir ağaç dalına benzer. (Eski Türk Seciyye ve Ahlakı)
- Kopernik, İslam ilminden aldığı feyiz ile dünyanın hem kendi etrafında hem güneşin etrafında döndüğünü tespit ettiği zaman, Hristiyan karanlıkçılığına karşı büyük bir suç işlediğini hissettiği için kanaatini ölünceye kadar bir sır gibi saklamak mecburiyetinde kalmış ve meşhur eseri De Revolutionibus ancak 70 yaşında öldüğü gün neşredilip ortaya çıkabilmişti! (Batı Kaynaklarına Göre İslam Medeniyeti)
- Oğuz han, dünyayı fethetmiş, yüz on altı sene yaşamış ve hâkimiyyet timsalî olan altın yayla üç oku ölümünden evvel oğulları arasında paylaşmıştır. (Türkler ve Müslümanlık)
- İkinci Meşrutiyet’ten itibaren yurdumuza giren birtakım Mongolların yaptıkları propagandalardan dolayı bugünkü yarı aydınlarımız arasında artık bir millî kahraman sayılmaya başlayan Türk ve Islâm düşmanı Timurlenk hakkında birçok menkıbeler rivayet edilir. Bunlardan biri de işte bu kârınca menkıbesidir. Rivayete göre Timur ilk lütuhatı esnasında bir gün bir bozguna uğradıktan sonra çadırına çekilmiş; işin içinden nasıl çıkacağım düşünürken çadır bezinin üstünde bir karıncanın tırmana tırmana yukarı çıktığını görmüş. Hemen bir fiske atıp yere düşürmüş, yine düşüncelerine dalmış. Bir iki dakika sonra hayvanın tekrar yukarı çıkmaya başladığını görmüş. Bir fiske daha atmış. Ama biraz sonra yine aynı manzarayla karşılaşmış. Bu hâl üç dört kere daha tekrarlanınca Timurlenk nihayet elini alnına vurup: İşte şimdi anladım, bunu bana bu karınca öğretti. Geleceğe hâkim olınanın yegâne çaresi’ sebat etmektir! Demiş ve ondan sonra ömrü boyunca bu esastan ayrılmamış!.. (Tarihi Hakikatler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin