Kitap Künyesi
Yazar: Platon
Çevirmen: Furkan Akderin
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9786050205220
Sayfa Sayısı: 176
Euthydemos - Parmenides Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.
Platon’un erken dönem diyaloglarından biri olan Euthydemos, oğlunu en iyi şekilde nasıl yetiştirebileceğini düşünen Kriton ile ona bu konuda iki yol sunan Sokrates arasında geçer. İyi bir eğitim almamanın sonucunun ahlakça yozlaşma olarak kabul edildiği bu diyalogda genel olarak tartışılan, bir şeyin aynı anda hem var hem yok olamayacağıdır. Yani bir şeyi bilmek, her şeyi bilmek anlamına gelir.
Platon’un geç dönem diyaloglarından olan Parmenides’te ise birlik-çokluk temelinde tartışarak ana madde arayışı devam ediyor. Bu diyalogda Platon idealar kuramını yeniden ele alıyor ve orta dönem diyaloglarından biri olan Devlet’te ileri sürdüğü fikirleri sorguluyor.
Euthydemos - Parmenides Alıntıları - Sözleri
- SOKRATES: Siyaset sayesinde elde edilebilecek sonuçlar vatandaşların zenginleşmesi, özgürlüğün ve hile hurdanın yok olması gibi şeylerdir.
- ZENON: Benimle kim konuşacak? En genç olanla konuşmak isterim. Sonuçta daha açık konuşur ve aynı zamanda net yanıtlar verir. ARİSTOTELES: En genç olan benim ve sana yanıt vermeye hazırım.
- - Köpeğin var mı? - Var ama kötü. - Yavruları var mı? - Onlar da kötü. - O halde şuradaki köpek onların babasıdır, değil mi? - Onun bir dişi köpeğe yaklaştığını kendi gözlerimle gördüm - Bu köpek senin, değil mi? - Evet benim. O halde köpek senindir ve babadır ve bu nedenle de köpek babandır ve sen de köpek yavrularının kardeşisin.
- - Tanrı dışında hiçbir şey en net bilgiye sahip değildir, değil mi? - Elbette. -Tanrı bilginin kendisine sahipse bizdeki bilgileri de biliyordur. - Tabii ki. - Olamaz. Çünkü hatırlarsan daha önceden ideaların değerlerinin bizdekilere göre ya da bizdekilerin onlardakilere göre bir değeri olmadığını, sadece hepsinin kendilerine göre belirli değerleri olduğunu söylemiştik. - Doğru. - Bu durumda tanrı kusursuz efendiliğe ve eksiksiz bilgiye sahiptir ancak bu efendilik bize efendilik yapamaz ve sahip olduğu bilgilerle bizdekileri bilemez. Bizler de sahip olduğumuz güç sayesinde onları yönetemeyeceğimiz gibi, sahip olduğumuz bilgi tanrısal bir şeyleri bilmeye de yaramaz. Aynı mantıkla tanrıların efendilerimiz olmadıklarını ve insanların ne yaptıklarını bilemeyeceklerini de iddia ederiz. - Dikkatli ol! Ne de olsa tanrının bilgiye sahip olmadığını söylüyorsun, bunlar iddialı sözler.
- - Geçmiş ve gelecek arasında var olan şimdiki zamanda daha yaşlı olmalıdır, ne de olsa geçmişten geleceğe geçerken şimdiki zamanı atlayamayacaktır. - Haklısın. - Şimdiki zamanla karşılaştığında artık daha yaşlı hala gelemez. Çünkü zaten daha yaşlanmıştır, değil mi? Hareket ettiğine göre şimdiki zaman olamaz. İlerleyen bir şey hem şimdiki zamanla hem gelecek zamanla beraberdir. Şimdiki zamanı bırakırken gelecek zamanı almaktadır.
- Buna an diyebiliriz. An, değişim olduğu zaman her iki yöne doğru değişim olduğunu açıklar. Artık hareketsiz olmayan hareketsizlikten çıkmıştır. Hareketten çıkan şey de artık hareket değildir. An dediğimiz şey ise hareket ile durma arasında çok kısa bir zaman dilimidir. Bir yandan zaman içinde değerlendirilmez, hem kendine doğru hem de kendinden durmaya doğru değişir, duran şey de harekete doğru.
- İyi ya da kötü olan bir şey yoktur. Sadece bilgi ve bilgisizlik iyi ve kötü şeyler olarak tanımlanabilirler.
Euthydemos - Parmenides İncelemesi - Şahsi Yorumlar
| Euthydemos, Platon|: • Platon'un eserleri, dönemleri açısından temel olarak gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemi diyalogları olmak üzere üçe ayrılıyor. Euthydemos, Platon'un olgunluk dönemi diyaloglarından biri. olgunluk dönemi diyalogları gençlik dönemi diyaloglarına göre daha az dramatik olup, Sokratik diyalogların eğretiliğinin ve negatif tutumunun epey uzağına düşerler. bu diyaloglarda da, aynen gençlik dönemi diyaloglarında olduğu gibi, Sokrates baş konuşmacı veya tartışmacı. fakat gençlik dönemi diyaloglarının tersine, ilk kez bir takım pozitif öğretiler öne sürülür. bu diyaloglarda felsefi içerik genellikle Sokrates ya da güçlü bir otoritesi olan başka bir uzman tarafından ortaya konur. Euthydemos'ta diyaloglar temel olarak Kriton ve Sokrates arasında geçiyor olsa da, Sokrates geçmişe bir hatırlatma yapıyor bu konuşmalarda. konuşmalar Kriton'un merakı ile başlıyor. "Sokrates" diyor Kriton, "dün etrafınızda bir kalabalık vardı. kiminle konuşuyordunuz, neler konuşuyordunuz?" Sokrates bunların Euthydemos ve kardeşi Dionysodorus olduğunu söylüyor. eserin isminin nereden geldiğini öğrenmiş oluyoruz böylelikle. güçlü otorite burada Euthydemos. asıl bilgi akışı ve fake atmalar Euthydemos tarafından yapılıyor. konuşmalara pek değinmeden eserin yöntem kısmından bahsedeceğim: Euthydemos ve Dionysodorus'un fikirleri çürütme yöntemlerinin temel ilkesi: öne sürdükleri düşüncelerin aksinin ispatlanamayacağı yönünde. bu nedenle her ne kadar genel öğrenmelere aykırı olsalar da tümdengelim yöntemiyle 'kurbanlarına' dilediklerini söylete söylete onların fikirlerini kendi fikirleriyle aynı kapıya çıkartmaya çabalıyorlar. kitaptaki diyaloglar; tuhaf, gülünç, mantıksal olarak doğru gibi gelse de doğada geçerli olmayan, çıkarımları ile -Sokrates'in deyimiyle- yerlere serici ve yüz kızartıcı diyaloglar. nasıl mı? konuşmalara dahil olan bir gencin Euthydemos ile diyologlarına örnek vermek gerekirse: (Euthydemos çıkarsamalarıyla babasının herkesin babası olduğunu ileri sürer.) Ktesippos: baban herkesin babası ise, pek tuhaf bir şey ileri sürüyorsun! Euthydemos: fakat babasıdır... Ktesippos: insanların mı? yoksa atların ve bütün canlı varlıkların da mı? Euthydemos: hepsinin. Ktesippos: o halde, annen kirpilerin de -deniz kirpilerini kastediyorum- annesidir. Euthydemos: seninki de öyle. Ktesippos: öyleyse sen danaların, köpek yavrularının ve süt domuzlarının kardeşisin. Euthydemos: evet, çünkü sen de onların kardeşisin. Ktesippos: ve fazla olarak baban da köpek. Euthydemos: evet, senin de öyle. ardından konu Ktesippos'un köpeklerine, köpeğin yavrularına, Ktesippos'un köpek yavrularıyla aslında kardeş olduğuna ve 'baba olan köpeği dövüp dövemeyeceğine' geliyor. Ktesippos "evet" diyor, "tanrıların hakkı için, seni dövemediğim için döverim." diyor. buna karşılık Euthydemos "şu halde" diyor, "kendi öz babanı dövüyorsun, değil mi?" Ktesippos kızarıyor, ben kızarıyorum, Sokrates yerlere serilmiş gibi nefessiz kalıyor: çünkü onlar sordu, bizler cevap verdik. aslında tüm bunları biz söylemiş olduk. böylelikle konuşma ilerliyor, kardeşlerin çıkarsamaları dinleyiciler tarafından şaşılası bulunuyor. ordaki herkes gülüp eğleniyor ve bu konukları göklere çıkarıyorlar. çoğu diyaloglarda olduğu gibi Sokrates her şeye rağmen bilge görüyor asıl konuşmacıları, bu bilginlerin görülmemiş olduğunu kabul etmeye eğilimli hissediyor kendini. o da bilgilerinin hükmü altında onları övmeye koyuluyor. "sözlerinizde" diyor "Euthydemos ve Dionysodorus, kibar ve nazik davrandığınız nokta şudur: ne güzel, ne iyi, ne beyaz, ne de bu türlü hiçbir şeyin asla var olmadığını söylediğiniz vakit, sizin de dediğiniz gibi, hakikatte herkesin ağzını kapatmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz; fakat yalnız başkalarınınkini değil, kendi ağzınızı da kapatıyor gibisiniz: sözlerinizin başkasını incitmesini önleyen pek sevimli bir gidiş. nihayet -esas nokta- buluşlarınız öyle ve buna ustalık katmışsınız. ötekiler bu hususta çürütmeleriniz hakkında şöyle düşünebilir: kendilerinin çürütüldüğünü görmektense, bu türlü çıkarsamalarla başkasını çürütmek onlar için utanılacak şeydir, bunda şüphem yok." şahsen Sokratik diyaloglarda bazen içerikleri ama genellikle içerikten çok yöntemi öğretici bulurum, bu kitapta da olduğu gibi. ama sanırım bu kez biraz da ötekiler kategorisindeyim, Euthydemos hakkındaki düşüncelerim açısından. ah... Ktesippos ve ben, Euthydemos ile saç baş girişmek için neler vermezdik... bu kitabın incelemesini Sokrates'in yöntem hakkındaki düşüncelerini okuduktan sonra yapmak istedim. Platon'un çoğu diyalogunda kendimce öğretici çıkarsamalarda bulunmuş olsam da Sokrates'in diyaloglarla ilgili olan çıkarsamaları beni bu incelemeyi yapmaya itti. kitapta bulunan bazı diyaloglar size "ben ne okuyorum" dedirtebilir. benim için bazı anlarda keyifli bir eserdi. bu nedenle okumanızı tavsiye ediyor ama okuduktan sonraki duygularınızla ilgili hiçbir sorumluluğu üzerime almamak üzerinde kararlı olduğumu belirtmek istiyorum. verimli okumalar dilerim... [ Sokrates ile ilgili tatlı bir alıntı: gonderi/131637229 ] (w • ラテ)
Sokrates öncesi doğa filozofları ve olaylar hakkında gerekli bilgileri edindikten sonra ilk çağ felsefesini sistematik hâle getiren iki büyük filozof olan Platon ve Aristoteles okuma serüvenimde, Platon serisini bitirmiş bulunmaktayım. Aristoteles serisi bittikten sonra ise felsefe tarihinin kronolojik sıralamasını, önemli filozof ve eserlerini baz alarak okumalarıma devam etmeyi öngörüyorum. Bununla birlikte İslam felsefesini de kronolojik sıradan bağımsız olarak ele alıp okumayı planlıyorum. Detaylandırırsak: Aristoteles'ten sonra Helenistik felsefeden Seneca, Epiktetos, M. Aurelius, Plotinus... Orta çağ felsefesinden Augustinus, Boethius, T. Aquinas... 17. Yüzyıl felsefesinden Descartes, Spinoza, Leibniz, T. Hobbes, J. Locke... 18. Yüzyıl felsefesinden G. Berkeley, D. Hume, İ. Kant, J. J. Rousseau... 19. Yüzyıl felsefesinden Hegel, Marks, A. Comte, Bentham, Mill, Schopenhauer, Nietzsche... 20. Yüzyıl felsefesinden Bergson, J. Dewey, B. Russell, Heidegger, Sartre, A. Camus... İsimlerini daha sayamadığım birçok filozofun da içinde bulunduğu felsefe tarihi okumalarına devam... Platon serisi hakkındaki düşünce ve incelemelerim: Öncelikle bu seriyi okumak benim için bir zevkti. Serinin diyaloglar üzerinden şekillenmesinden ötürü de kendimi bizzat konuşmaların geçtiği mekân ve zamanlarda buldum diyebilirim. Kimi diyaloglarda konuları tartışırken, kimi konularda güldürmüşlerdir, kimi konularda ise dahil olma isteği oluşmuştur bende. Kısacası M.Ö 5. Yüzyıl Atina'nın havasını tatmak bir başkaydı. Bir yandan Sokrates'in Savunması'nda bir grup Atinalının iftira ve suçlamalarına maruz kalıp cezalandırılan Sokrates, diğer yandan Kriton eserinde dostu olan ve kendisini kurtarmak için seferber olup ikna etmeye çalışan Kriton'un olmasına, Devlet adlı eserde ideal devlet ve yönetim biçiminin tartışmaların gerçekleşmesine, Gorgias eserinde retorik üzerine duyguları ön plana alan Gorgias'a olan eleştiri ve tezlerin öne sürüldüğüne, Menon diyaloglarına geldiğimiz Sokratik yöntem (Mayotik/Doğurtmacı) ile Erdem üzerine konuşmalara ve Anamnesis (hatırlama) yani doğuştan gelen bilgilere sahip olup anımsamak ile bilgilerin edinildiği tezine, Phaidon'da ise Sokrates'in baldıran zehrini içmeden evvelki saatlerdeki düşünce ve ruh üzerine olan konuların işlendiğine, Euthyphron eserine baktığımızda dindarlık üzerine yapılan tartışmalara, Sofist adlı eserde ise sofist kimdir? Yokluk nedir? Gibi sorular üzerinden şekillendiğine, Phaidros eserinde Lysis'in aşk üzerine dile getirdiği fikirlerden yola çıkarak aşkın analizine, Devlet Adamı eserine geldiğimizde ise Devlet adlı eserinden yıllar sonra politika ve hukuk felsefesinde daha bir gerçekçi fikirlere Platon'un büründüğüne, Meneksenos eserinde retoriğin kimi zaman gerçeklerden uzaklaştırdığına, abartı ile tahribat ettiğine, İon eserine baktığımızda şiirin konu edildiğine, Protagoras'ta sofistlere eleştiriler ve erdemin öğretilebilir olup olmayacağı hususundaki tartışmalara, Mektuplar adlı eserde Platon'un hayatına karşın bazı ipuçlarına, Kritias eserine geldiğimizde kayıp ada Atlantis'e, Minos eserinde kanun nedir ve kimler tarafından sekillenirin tartışmasına, Timaios eserine baktığımızda ise Platon'un kozmoloji anlayışına, Philebos'ta iyi yaşamın ne olduğu hususlarına, Lakhes'e geldiğimizde cesaret kavramının tartışılmasına, Alkibiades diyaloglarında ölçülülük, nelerin ahlâk açısından iyi olduğuna, bilgiden yoksunluk ile hakiki iyilik ve mutluluğa erişilemeyeceğine, Theaitetos eserine geldiğimizde bilgi ve filozof nedirin ayrıntılı şekilde işlendiğine, Kratylos diyaloglarına baktığımızda ise isimler üzerinden dilin önemine karşın tez ve örneklerine, Küçük Hippias'a geldiğimizde bilerek mi yoksa bilmeden mi kötülük yapmanın daha iyi olduğuna dair tartışmalara, Platon'un en uzun eseri olan Yasalar'da ise devlet, aile, mülkiyet, din, ceza, hukuk vb. Unsurların kapsamlı bir şekilde ele alındığına, Büyük Hippias diyaloglarına baktığımızda güzellik kavramının ele alındığına, Theages'te bilgelik dersi için öğretmen arayışında olup babası ile Sokrates'in yanında kendilerini bulmalarına, Epinomis'e geldiğimizde bilgeliğin ne olduğu hususu üzerinde durulduğuna, Hipparkhos ve Kleitophon eserlerinde adalet ve doğruluk kavramların işlendiğine, Rakipler adlı eserde de felsefenin ve filozofların faydaları üzerinde durulduğuna, Euthydemos diyaloglarında klasik olarak evlatlarını nasıl yetiştireceklerine dair kendilerini Sokrstes'in yanında bulanlara, son olarak Parmanides eserinde ise idealar kuramını da baz alarak birlik-çokluk tartışmasına şahit oluyoruz. (Emrah)
Zaman ve konu bakımından birbirinden çok farklı bu iki diyaloğun niye bir kitapta buluştuklarını anladım. Tamamen stratejik bir pazarlama anlayışı. Euthydemos ; okurken bile sinir olduğunuz, ukala , laf cambazı, kendini beğenmiş iki kardeşin dialoglarından oluşuyor. Hiç kimse böyle insanlarla diyaloğa girmek istemez. Parmenides ise tam tersi. Parmenides ve Talebesi Zenon un Atinayı ziyaretlerinde ki ufak bir grubun toplantısında ki diyaloglarını içeriyor. Sokratesin 20 li yaşları. Bir ve çokluk üzerine kafa yakıcı , balataları sıyırtak bir anlatım. Bir i Tanrı olarak algıladım. Çokluk ise kendimizin de içinde bulunduğu diğer nesneler .Konu da bir ve nesnelerin kendi ve çevrelerinde ki nesneler ile aralarındaki ilişki. Bu konu üzerinde daha önce kafa yormadıysanız, uzak durun derim. (Yüksel Yüksel)
Kitabın Yazarı Platon Kimdir?
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.
Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.
Platon Kitapları - Eserleri
- Devlet
- Sokrates'in Savunması
- Phaidon
- Diyaloglar 2
- Şölen - Dostluk
- Gorgias
- Lysis
- Hipparkhos Kleitophon Rakipler
- Protagoras
- Diyaloglar
- Devlet Adamı
- Mektuplar
- Philebos
- Meneksenos
- Euthyphron
- Kriton
- Yasalar
- Timaios
- Ion
- Menon
- Sofist
- Minos
- Lakhes
- Kritias
- Alkibiades I-II
- Parmenides
- Theaitetos
- Küçük Hippias
- VII. Mektup, Dion
- Seçmeler
- Kratylos
- Büyük Hippias - Theages
- Euthydemos - Parmenides
- İkinci Alkibiades
- Kharmides
- Epinomis
- Phaidros
- Devlet III-IV
- Siyaset ve Retorik
- Kleitophon veya Felsefeye Davet
- Parmenides
- Devlet
Platon Alıntıları - Sözleri
- Tanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa aşk'ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda. (Şölen - Dostluk)
- Kurtlar kuzuları nasıl severse Aşıklar da sevgililerini öyle sever. (Phaidros)
- sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler. (Lakhes)
- "Antropos* ismi sadece yakınındaki canlıları görebilen, gördüğünden farklı bir şey düşünemeyen hayvanların ifade ettiğinden farklı bir anlam ifade eder." *İnsan (Kratylos)
- “Benim gibi bir kimseyi kolay kolay bulamayacaksınız. Onun için, size, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı öneririm.” (Sokrates'in Savunması)
- Evet birleştiren şey sevinç ve acı ortoklığı değil midir? (Seçmeler)
- Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler... (Menon)
- Ya sen adaletin ne olduğunu bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun (Kleitophon veya Felsefeye Davet)
- O halde, sence, söz, söylenen; görüş, görülen; işitiş, işitilen şey midir? Yoksa, söz başka, söylenen şeyler başka; görüş başka, görülen şeyler başka; işitiş başka, işitilen şeyler başka mıdır? (Minos)
- Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın. (Theaitetos)
- Devletler yeniden düzenlenmedikçe, kanunların daha iyi bir hale getirilmelerine imkân yoktur. (Mektuplar)
- “İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.” (Kritias)
- YABANCI: Sanırım henüz aşk avına dikkat etmedin. THEAİTETOS: Dikkat etseydim ne olurdu? YABANCI: Bu avın hediye olmadan yürümediğini görürdün. (Sofist)
- "İyi şeyler istiyorum ancak farkına varmadan tanrılardan kötü bir şey istememek çok zorlu bir iş." (Alkibiades I-II)
- Dilde yapılacak yanlışlık, sadece dile değil aynı zamanda ruha da kötü etki eder. (Phaidon)
- Oysa, çoğunlukla, doğa ve yasalar birbirine karşıttır. Bu nedenle, insan utanıp düşündüğünü söylemekten çekinirse, sözleri birbirini tutmaz olur. (Diyaloglar 2)
- gevezelik ciddi araştırmaların eğlencesi olur. (Philebos)
- “Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.'' (Kriton)
- _O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. _Vardır. _Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur. (Lysis)
- Seyircilere dikkat etmeliyim çünkü onları ağlatırsam alacağım para beni güldürür, onları güldürürsem alacağım para beni ağlatır. (Ion)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin