Kitap Künyesi
Yazar: Jacques Lacan
Çevirmen: Saffet Murat Tura
Yayın Evi: Altıkırkbeş Yayınları
İSBN: 9786055150273
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Fallus'un Anlamı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ünlü Fransız psikiyatr ve psikanalist Jacques Lacan (1901 -1981) ya da Amerikalıların hafif alaycı bir tonda taktıkları lakap ile "Fransız Freud", mirası kolayca değerlendirilemeyecek bir yazardır. Adı, "çağımızı en çok etkileyen psikiyatrlar" listesinde ön sıralarda yer almasına rağmen böyle bu. Kimileri yere göğe koyamaz onu; bazı basit denklemlerini sloganlaştırarak çarpıcı bir şeyler söylemeye çabalar, Lacan'ı putlaştırırlar. Başkaları ise, özellikle psikoterapi pratiğine gerçekten ne kattığını sorgulayarak küçültür onu. Böyle bir ortamda sağduyu ile Lacan'ı değerlendirmek güçleşir...
Lacan sadece psikiyatri ve psikanaliz alanında değil, felsefe ve antropoloji alanlarında da etkili olmuş ve bu alanlardan etkilenmiş bir psikiyatırdır." (Saffet Murat Tura, Önsözden...)
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Fallus'un Anlamı Alıntıları - Sözleri
- “Bir düşünceyi düşünmemenin yegane yolu, başka bir düşünceyi düşünmektir."
- Kadın olsun erkek olsun insan "eksik"tir, ''kastre"dir; yani narsistik açıdan yaralıdır. Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir.
- Bir düşünceyi düşünmemenin yegane yolu, başka bir düşünceyi düşünmektir.
- Lacan’da kastrasyon sadece -imgesel- bir penisin kesilmesi tehdidi değildir; "fallus olmak"tan, yani her iki cins için de Öteki’nin arzusunun nesnesi olmaktan yoksun olmaktır.
- İnsani arzu Öteki’nin arzusunun arzusudur..
- Arzu, "yüzük kimde oyunu"ndaki gibi imleyeni ile birlikte dolaşıma girdiğinde, anneyle kurulan karşıt eğilimlerle yüklü ilişkinin "zorlayıcı tekrarı" kabilinden türevi olan bir "iktidar" sorunsalını da başlatır ve nevrotik aşkı bir "erotik saldırganlık" ilişkisine dönüştürür. Lacan’a göre kadında cinsel gereksinim ve arzunun, arzunun imleyeni olarak fallus üzerinde toplanması beklenir. Erkekte ise cinsel gereksinim, tatminini kadın bedeninde bulurken, arzu daima fallik nesneye metaforik bir tarzda ikame edilen bakire ile fahişe arasında kutuplaşarak "öteki kadın" söylencesinde dağılır gider. Lacan bu sadakatsizlik eğiliminin erkek cinselliği için kurucu olsa da özel olmadığına işaret eder. Nihayet kadın için de erkek sadece penise sahiptir; fallus değildir.
- "Dil, bilinç dışının koşuludur" der Lacan.
- Lacan’da kastrasyon sadece -imgesel- bir penisin kesilmesi tehdidi değildir; "fallus olmak"tan, yani her iki cins için de Öteki’nin arzusunun nesnesi olmaktan yoksun olmaktır..
- ''İnsan arzulanmayı arzular. İnsan kendini ancak dilde, yani ötekinin nezdinde gene öteki tarafından ona dayatılan bu yabancı ortamda, kendine yabancılaşmış olarak imleyebilir. İşte bu ötekileşme, bu yabancılaşma bilinçdışının koşuludur. Böylece özne kendini imlerken temelde ötekinin arzusunu dile getirir.''
- Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. Nitekim fallus penis biçimiyle erkeğin "sahip olduğu' bir şey olmakla beraber, fallus olamamanın narsistik acısını en çok yaşantılayan yine erkektir. Bu bakımdan Narcissus söylencesinin bir erkeği konu alması ilginçtir.
- Bu imgesel tondan biraz daha geri gidersek, şu simgesel durumla karşılaşırız: kadın olsun erkek olsun insan "eksik"tir, ''kastre"dir; yani narsistik açıdan yaralıdır. Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. Nitekim fallus penis biçimiyle erkeğin "sahip olduğu' bir şey olmakla beraber, fallus olamamanın narsistik acısını en çok yaşantılayan yine erkektir.
- Lacan'a göre dilin özneden bağımsız işleyen yapıları vardır; özne de adeta oraya "iliştirilmiştir". (Burada Lacan’ın dilbilim karşısındaki tavrı da çıkar ortaya: dil durağan bir yapı değil, işleyen bir yapıdır.) Sartre’ın "varoluşçuluk bir hümanizmadır" sloganının karşısına seminerlerinde "psikanaliz bir anti-hümanizmdir" denklemiyle çıkar.
- ...Mahler’in "ayrılma-bireyleşme" sürecinin bir alt bölümü olarak ele aldığı "libidinal nesne sürekliliği" dönemidir ve Freud bu aşamada, yani kişilik oluşumunun zirvesinde öncelikle "libidonun genital ilgilerini kazandığı" fallik dönemde önemle üzerinde durduğu Oidipus karmaşasına işaret ederken, belki daha yüzyıllarca yolumuzu aydınlatacak önemli bir bilimsel bulguyu ortaya koymaktan başka bir şey yapmamıştı.
- Kadın, olmadığı şey için sevilmeyi ve arzulanmayı bekler. Ama arzusuna gelince, arzusunun imleyenini aşk talebinin yöneldiği kişinin bedeninde bulur. Şüphesiz bu imleyici işlevde, onu takınan organın fetiş değeri aldığını unutmamak gerekir. Ama kadın için sonuç, bu haliyle onu ideal olarak nesnenin verdiği şeyden yoksun bırakan bir aşk deneyiminin ve imleyenini burada bulan bir arzunun aynı nesne üzerinde toplanmasına dayanır. Bu nedenle kadında arzuya ilişkin Verdrängung (bastırma) erkekte olduğundan daha az olmasına karşın, cinsel gereksinime özgü tatmindeki yetersizlik, yani frijidite daha az zedeleyicidir.
--reklam--
Fallus'un Anlamı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Fallus konusunda çok yaygın bir kanı var. O da, erkeklik organı ile eşanlamlı olduğuna dair bir kanı. Burada aslında dünyaya hakim eril söylemin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Çünkü Nietzsche'nin güç istencinin, Freud'un oedipus kompleksi döneminde ortaya çıkma sürecini yaşayan türün 'erkek' olduğu ve iktidarın doğasının erkeklikle, yani penisle eşitleme gibi bir yanılsamanın hakim olduğunu görüyorum. Jaques Lacan da Fallus'u anlatırken buna derin bir açıklama getirmiş. ve Fallus'u 'eksiklik' ile eşitlemiştir. Yani fallus ne penistir ne de güç istenci... İstencin doğurduğu arzunun ulaşamadığı ve kendisini tatmin edemediği o eksik kısımda tanımlar Fallus'u. Lacan'ın bu tespiti gerçekten olağanüstüdür. Çünkü kullan, tüket, yıprat ve at anlayışıyla yeni dünya düzenini (marketing) içindeki o eksik yanı ile yaratmıştır insanlık. Ataerkil düzen içerisinde söylem ve algı kadar psikoloji de yine bu mantığa göre şekillenip evriliyor. Dünya anaerkil bir düzene evrilmiş olsaydı eğer belki bugün bambaşka bir söylem, algı ve psikolojik tespitleri okuyor olacaktık. İnsanlık olarak bugünkü durumumuzdan çok daha iyi olacağından da eminim. Kitap kısa olmasına rağmen yer yer zorlayıcı bir dile de sahip. Okurken araştırmasını yapacağınız bir çok terimle karşılaşabilirsiniz, sözlüklerinizi açın derim. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari)
Lacan psikanaliz, felsefe, antropoloji alanlarında etkin olmuş bir isim. Dolayısıyla yazdıkları bunlarla alakalı. *''Lacan'ın, kendisini bir Freud savunucusu olarak ifade ettiği ve bunu özellikle Freud sonrası kuramsal adımlardan vazgeçen ya da onları yadsıyan psikiyatri eğilimine karşı ortaya koyduğu söylenebilir.'' Yine aynı kaynakta yazdığı gibi ''Lacan’ın genel teorik şeması ve argümanları anlaşılmakla birlikte, genelde sözlerinin oldukça karmaşık, belirsiz ve anlaşılması güç bir niteliğe sahip olduğu bilinir. Dolambaçlı ve çetrefil söz oyunları, eğretilemeler, anlaşılması ve yorumlanması güç göndermeler sürekli olarak bu dile hakimdir.'' Bu tespit, kitabın (anlaşılması) okunmasına dönük zorlukları vurgulaması bakımından önemli olduğundan görüşlerimi doğrudan yansıtıyor. Okurken kullanılan pek çok terimin ne olduğuna bakma ihtiyacı zorunlu bu kitapta adeta. Lacan nedir ne ne değildir anlama çabasında olduğum için okuduğum ikinci kitaptı. İlki 'Dün Bugün Jacques Lacan'dı. Aynı kitapta **Elisabeth Roudinesco şunu da vurgulamıştı: ''Ayrıca psikiyatrlar da psikanalize yönelmiyorlar artık, zira psikiyatri biyolojiye odaklanmış halde ve kimyasal tedavilerin hakimiyeti altında.'' Aynı kitabın sonunda ise soğuk damgasını vuran düşünceleriyle şöyle bir çağrıda bulunuyordu: ''Günümüzde Freud'a yönelik saldırılar eskisi kadar alçakça hala, ama İnternet sayesinde iyice yaygınlaşmış durumda. Acilen bir karşı saldırı gerekiyor. Psikanalizi savunmak için seferber olmak gerekiyor. Bunu da ancak psikanaliz çevrelerinin ötesine geçip güçlerimizi birleştirerek başarabiliriz. Herkes elini taşın altına koymalı: Bu bir uygarlık meselesi.'' Roudinesco'nun bakışını içeren fikirlerin küçük bir parçasını şunun için paylaştım, Lacan'dan etkilenmiş onun hakkında yazan düşünce insanlarının da ne yapmaya çalıştıkları Lacan'ı anlama çabası açısından önemli. Gelelim Jacoues Lacan 'Fallus'un Anlamı' kitabına 64 sayfalık kitabın 37 sayfasını çevirmen doldurmuş önsöz de yazdıkları itibarıyla Lacan'dan pek bir farkı yoktu. :) Zizek'e bakınca Lacan'a bakmak doğal hale gelmişti Lacan'a bakınca da Freud'u anlama çabası. 64 sayfa olmasına rağmen okuması güçlükler içeren kuramsal bir kitaptı. *Wikipedia & Bu bilgi 'Dün Bugün Jacques Lacan' kitabında da vardı. **Elisabeth Roudinesco - Fransız tarihçi ve psikanalist, tarihte araştırmacıdır. - Google (Selim)
--reklam--
Fallus'un Anlamı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jacques Lacan - Fallus'un Anlamı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fallus'un Anlamı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jacques Lacan Kimdir?
Jacques Marie Émile Lacan (d. 13 Nisan 1901 – ö. 9 Eylül 1981), "Freud'dan bu yana en tartışmalı psikanalist" olarak anılan Fransız psikanalist ve psikiyatr.
Geliştirdiği psikanaliz kuramlarının yanısıra 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Lacan, yapısalcılık, postyapısalcılık, eleştirel teori, feminist teori, sinema, kültürel çalışmalar gibi pek çok alanda ve çağdaş kıta felsefesinde oldukça etkili olmuştur.
Her ne kadar Lacan kendi çalışmalarını "Freud'a bir şerh" olarak sunsa da, döneminin dilbilim, antropoloji ve felsefe gibi geniş bir literatürünü Freud'un psikanaliz teorileriyle birlikte yorumlayan ve kullanan Lacan, oldukça özgün bir düşünce sistemi ortaya koymuştur.
Michel Foucault, Gilles Deleuze, Felix Guattari, Luce Irigaray, Julia Kristeva, Alain Badiou, Louis Althusser, Slavoj Žižek gibi pek çok düşünür kendi düşüncelerini, destekleyerek ya da karşı çıkarak, Lacan'ı temel alarak geliştirmiştir.
1977'de Fransız parlamentosuna rıza yaşına ilişkin birkaç maddenin yürürlükten kaldırılması için verilen bir dilekçede Jean Paul Sartre, Foucault gibi isimlerle birlikte Lacan'ın da imzası vardı.
Asıl ve tam adı Jacques-Marie Emile Lacan’dır. Jacques Lacan olarak bilinir. 13 Nisan 1901'de Paris’te doğmuş, 9 Eylül 1981 de aynı yerde ölmüştür. Tıp eğitimi aldıktan sonra, 1932'de "Kişilikle İlişkileri Açısından Paranoyak Psikoz" adlı doktora teziyle psikiyatr olur. Daha sonraki çalışmaları da yine özellikle kuramsal-felsefi alanda yoğunlaşacak ve yeni bir Freud okumasıyla psikanalizi yeniden temellendirmeye yönelecektir.
Lacan’ın genel teorik şeması ve argümanları anlaşılmakla birlikte, genelde sözlerinin oldukça karmaşık, belirsiz ve anlaşılması güç bir niteliğe sahip olduğu bilinir. Dolambaçlı ve çetrefilli söz oyunları, eğretilemeler, anlaşılması ve yorumlanması güç göndermeler sürekli olarak bu dile hakimdir. Lacan güç bir yazardır, ama Lacan’ın yazmaktan çok konuşmuş olduğunu da belirtmek gerekir. Onun yazıları daha çok öğrencileri ve izleyicilerinin tuttuğu notlar ve ses kayıtlardan oluşur. Konuşmaları, daha doğrusu seminerleriyle ünlüdür. Dönemin Fransız aydınları seminerlerinin sıkı bir takipçisi olmuşlardır. Başlıca çalışması Ecrits (Yazılar) 1966'da yayımlanmıştır. Bu dönem, bir yandan yapısalcılığın Fransa’da çok etkili ve güçlü olduğu, bir yandan da postyapısalcı düşüncenin kendini geliştirmekte olduğu bir zamandır. Dolayısıyla Lacan’ın konuşmaları dönemini derinden etkilemiş ve sonrasında da sürekli yeniden yorumlanmıştır.
Kuramsal psikanaliz alanındaki çalışmaları Sigmund Freud’un yeniden yorumlanmasıyla yapısalcılık'tan postyapısalcılığa (Yapısalcılık ötesi) uzanan bir yol izler. Dolayısıyla Lacan, yalnızca önemli bir psikanaliz kuramcısı olarak değil, daha başlangıçta psikanaliz, dilbilim, antropoloji ve felsefe alanındaki geçişkenliği sağlamasıyla ve ardından da geliştirdiği formülasyonların ve kavramların felsefi düzlemde yol açtığı sarsıcı sonuçlarıyla 20. yüzyıl felsefesinin önemli isimleri arasında yerini almıştır.
Kaynak ve detay:https://tr.wikipedia.org/wiki/Jacques_Lacan
--reklam--
Jacques Lacan Kitapları - Eserleri
- Fallus'un Anlamı
- Psikanalizin Dört Temel Kavramı
- Baba-nın-Adları
- Benim Öğrettiklerim
- Televizyon
- Yine/Hâlâ
- Dinin Zaferi
- Çalınan Poe
- Psikanalizin Temel ilkeleri
- Los Escritos Técnicos de Freud
--reklam--
Jacques Lacan Alıntıları - Sözleri
- İnsan kendi bakışıyla dış dünyasını, ötekileri görebilir ancak o bakış kendini kendine göstermez. Öznenin kendine yönelik bu körlüğü, sadece ayna dönemiyle sınırlı kalmayıp ömür boyu sürecektir. “Ben”in yansımasının da içinde yer aldığı bir toplu görüntü olarak "imago öznenin kendine bakınca göremediği vücut bütünlüğüne ulaşmayı sanal bir yansımanın içinde ona vaat eden, çocuğun davranışlarını ötekilere benzetmesini sağlayan bir güç etkisinde bulunur. Bu gücü Lacan makalede Simgesel bir etki olarak vurgulamıştır. Bu Simgesel etki sayesinde çocuk, dağılmış bir vücut algısından kurtularak yürümeyi, ayakta durmayı, nasıl bakması ve nasıl davranması, dış dünyayla ağzı yoluyla değil diğer iletişim biçimlerini kullanarak iletişim kurması gerektiğini öğrenir. Bu açıdan imagonun küçük çocuk üzerinde Simgesel açıdan yapılandırıcı bir etkisi vardır. Bu nokta Simgesel'in dilden çok önce öznenin üzerinde görsel yoldan yapılandırıcı bir etkide bulunduğunu göstermesi açısından önemlidir. "Çocuğun gerçekliği bu noktadan itibaren, kendisinin karşıdan görünüşünü içermeyen ama doğrudan gözüne görünen bir görüntüyle kendi dışındaki bir aynada oluşan ve kendinin karşıdan görünüşünü de içeren başka bir görüntü arasında ikilenecektir. Bu ikilenme anından itibaren çocuğun başta gelen uğraşı, elindeki iki farklı gerçeklik arasındaki örtüşmeyi sağlamaya çalışmak olacaktır." (Psikanalizin Temel ilkeleri)
- ''Özne arzu ettiğine inanır çünkü kendini arzulanan olarak görür ve başka*'nın ondan koparıp almak istediği şeyin onun bakışı olduğunu görmez.'' (Baba-nın-Adları)
- Dünya, sadece bir düştür, konuşan bedenin bir düşü. Zira, bilen özne yoktur.'' (Yine/Hâlâ)
- Bazıları der ki, sanatçı tabloda özne olmak ister ve resim sanatını öteki sanatlardan ayıran da sanatçının yapıtta kendini bize bir özne, bir bakış olarak kabul ettirmek istemesidir. Başkaları sanat ürününün nesne yönünü vurgulayarak karşılık verir. Her iki istikamette de az çok geçerli bir yan vardır, ama muhakkak ki meseleyi bütünüyle açıklamaz. Ben şu iddiada bulunuyorum tabloda her zaman mutlaka ba kışla ilgili bir şey kendini açığa vurur. Ressam bunu gayet iyi bilir, sanatçının ahlakı, araştırması, arayışı, çalışması, ona bağlı kalsın kalmasın, gerçekten de belli bir bakma biçimini seçmeye dayanır. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
- Lacan’da kastrasyon sadece -imgesel- bir penisin kesilmesi tehdidi değildir; "fallus olmak"tan, yani her iki cins için de Öteki’nin arzusunun nesnesi olmaktan yoksun olmaktır. (Fallus'un Anlamı)
- Freud'un kavramları -psikanalistler dışında kimsenin okumadığı- psikanaliz literatürü denen o sıkıcı, bıktırıcı, caydırıcı silsile içindeki her türlü kuramsal tartışmanın merkezinde tutulduğu halde, gene de onların çok gerisinde duruyoruz; bu kavramların çoğu çarpıtılmış, değerden düşürülmüş, parçalanmış durumda; çok zor olanları da bir kenara atılmış. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
- Kadın olsun erkek olsun insan "eksik"tir, ''kastre"dir; yani narsistik açıdan yaralıdır. Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. (Fallus'un Anlamı)
- Dışarısını gördüğüm gayet açıktır, algı benim içimde değildir, kavradığı nesnelerin üzerindedir. Algıladığım anda temsillerim bana ait hâle gelir. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
- "Herkesin bildiği gibi haseti doğuran genellikle haset duyanın hiçbir işine yaramayacak mallara bir başkasının sahip olmasıdır; üstelik o bunların hakiki niteliğinin farkında bile değildir." (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
- Çoğu insanın yakınının iyiliğini, bunu onun için çok fazla isteyerek sağlayamadığını bilmesi sağlığa yararlı olacaktır. Bu iş görürdü. (Benim Öğrettiklerim)
- ... dilin, sessizce elden ele geçen silinmiş paraya benzediğini söyler Mallerme.. (Baba-nın-Adları)
- Dindar kesinlikle nevrotik değildir. Dindardır. Ama nevrotiğe benzer, çünkü o da aslında Başka'nın arzusu olan [şey] etrafında bir şeyleri bir araya getirir. Yalnız, bu var olmayan bir Başka olduğu için -çünkü Tanrı'dır-kanıt göstermek gerekir. O zaman, o bir şey talep ediyormuş, örneğin kurbanlar istiyormuş gibi yapılır. İşte bu yüzden yavaş yavaş nevrotiğin, özellikle de takıntılı nevrotiğin tavrıyla karışmaya başlar. Bu tüm kurban törenlerinde kullanılan tekniklere çok benzer. (Benim Öğrettiklerim)
- Dil ne kadar niyetten arınmışsa, gerçek ve akıl ermez haliyle hakikatin ta kendisiyle karıştırılmaya o kadar müsait olur. (Dinin Zaferi)
- "Öncelikle, analiz edilebilir bir fenomen olması için, bir fenomenin bir yer değiştirmeyi temsil etmesinin, başka bir deyişle imgesel fenomenler içinde yer almasının yeterli olmadığı anlamına gelir. Öte yandan, bir fenomenin ancak kendisinden başka bir şeyi temsil ederse analiz edilebilir olduğu anlamına gelir." (Baba-nın-Adları)
- Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. Nitekim fallus penis biçimiyle erkeğin "sahip olduğu' bir şey olmakla beraber, fallus olamamanın narsistik acısını en çok yaşantılayan yine erkektir. Bu bakımdan Narcissus söylencesinin bir erkeği konu alması ilginçtir. (Fallus'un Anlamı)
- Bilinçdışı daima öznedeki bir kesintiye bir bocalama gibi kendini gösterir. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
- Kaygı, öznenin etkilenimleri arasında, aldatmayandır. (Baba-nın-Adları)
- İnsan türünü karakterize eden şey, tam da cesedi, bu insanın yaşamış olduğu gerçeğini muhafaza eden ve bir kabir oluşturan bir şeyle çevrelemesidir. Mezarın üstündeki toprak yığını ya da kabirdeki herhangi başka bir işaret kesinlikle “simge” adına layıktır. Bu insanileştiren bir şeydir. (Baba-nın-Adları)
- “Bir düşünceyi düşünmemenin yegane yolu, başka bir düşünceyi düşünmektir." (Fallus'un Anlamı)
- Özneye kendi kendinin efendisi olma vaadini sunan özgür dünya, onu esaretin katmerlisine sürükleyen bir psikoterapi biçimini temel almıştır. (Psikanalizin Temel ilkeleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin