Kitap Künyesi
Yazar: Kevin Wilson
Çevirmen: Emre Ülgen Dal
Orijinal Adı: The Family Fang
Yayın Evi: Domingo
İSBN: 9786054729005
Sayfa Sayısı: 300
--reklam--
Fang Ailesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Şimdi suratına bir tane çaksam, sanat diyebilir miyim buna?"
"Yılın en iyisi... Bildiğiniz şahaser."
Nick Hornby
Time, Guardian, Amazon, Esquire, People ve Kirkusun "Yılın En İyi Kitabı" seçkilerinde.
Bay VE Bayan Fang yaptıkları şeye sanat diyorlardı. Çocuklarına göre ise bu bir tür şeytanlıktı.
Şayet Caleb ve Camille Fang gibi hayatınızı performans sanatına adamışsanız, ve yapıtlarınız gerçekliği çarpıtmak üstüne kurulmuşsa, konu ebeveynliğe geldiğinde kimse sizden harikalar beklememeli. İnanmazsanız Buster ile Annie Fange sorun. Onlar kendilerini bildi bileli (istemeden) anne babalarının zirzop yapıtlarında rol aldılar. Ama sonra büyüdüler, önce anne babalarının yarattığı garip dünyanın ötesine adım attıkları yaşa, ardından o dünyada tutunamayıp, kurdukları yaşamların başlarına yıkıldığı yaşa geldiler. Biri sancılı bir yazar, diğeri Hollywoodda umut veren bir aktris olan iki kardeş, büyüdükleri eve dönmekten başka çare göremediler. Ancak anne babaları onlarla ilgilenemeyecek kadar meşguldü; "başyapıtımız" dedikleri son bir performansı hayata geçirmeye hazırlanıyorlardı. Çok geçmeden hırslar çarpıştı ve her bir Fang üyesi çok önemli bir kararın eşiğine geldi: Önemli olan aile miydi, yoksa sanat mı?
Kevin Wilsonın pek çok yayın organı tarafından "yılın en iyileri" seçkisine dahil edilen ve yakında sinemaya uyarlanacak romanı FANG AİLESİ, sürekli çatışan ama birbirini sevmekten asla vazgeçmeyen tuhaf bir ailenin eşsiz hikayesi.
--reklam--
Fang Ailesi Alıntıları - Sözleri
- - Tuhaf olan, hep güzel olandan daha iyidir. - Bazen ikisi de olabilir. - Bazen.
- Umut, alevi sönmeye yüz tutmuş kibrit çöpü gibi, her an yok olabilirdi.
- Kırılan şeyler tamir edilemez belki, ama olabildiğince az sıkıntı ile hepsinden kurtulabilirdi.
- " Gerçek değildi; kurulmuş, abartılı bir sahneydi. " Dorothy B. Hudges ( In a Lonely Place )
- Ne olup bittiğini bilmiyorlarsa, o zaman yapılan sanatı nasıl takdir edecekler ?
- Tek bir dileği vardı: Gözyaşlarına boğulmadan bugünü atlatabilmek.
- "Uçlarda yaşiyoruz."
- Ne yaparsan yap, gerçekleştiğinde ödün kopacak. Sakın bunun seni durdurmasına izin verme.
- "Kötü sanatçıların sığınması için sıradan hayattan daha mükemmel yer yoktur."
- "Onlara çocuklar sanatı öldürür dedim. Ve bunu öylesine değil, inanarak söyledim. Bu yüzden hiç evlenmedim, asla biriyle ilişkiye girmedim. Annenizle babanız bir şekilde teorimi çürütmek zorundaydı, bunun farkındaydılar. Onlar da aile yaşamlarıyla sanatlarını öyle bir iç içe geçirdiler ki, birini diğerinden ayırt etmek imkansız oldu. Siz ikinizi santlarının içine soktular. İnanılmazdı, gerçekten. Ve sonra zaman geçtikçe, belki erken gelen başarımın üzerine gerçekten artı bir şey koyamadığımdan, belki onları kıskandığımdan, Fang gösterilerini dehşete düşmeden izleyemez oldum; siz iki çocuğa dönüşü olmayan zararlar verildiği kanısındaydım. Ve Caleb bunu anladı; çaışmalarına kuşkuyla baktığımı hissetti. Çok geçmeden mektup yazmayı bıraktı, benimle olan tüm iletişimini kopardı. Kendi vizyonlarında yürümeye devam ettiler. Ve haklıydılar. Teorimi alaşağı ederek beni yendiler. Çocuklar sanatı öldürmüyor. Sanat çocukları öldürüyor..."
- “Ne fenadır aslında, bizi sevmekten vazgeçmezler biz de onları.. O küstahlıkları hele inanılır gibi değildir, bizi yaptılar diye. Nasıl yaptılarsa.. W.Meredith”
- "En basit şeyleri anlamak, en zorudur."
- Dünya kötüsü insanlar bile birkaç dakika kibar davranabilir ama o kadar; biraz uzatın, hayvani mizaçları kendini gösterecektir.
- bu hayatta yapmaktan kaçtığın şey, yaptığın zaman sana kendini en muhteşem hissettiren şeyler.
- "Alkolün vücuda yayılışını hissedebiliyordu. Kötü fikirler bu sayede iyi fikirlere dönüşüyordu. "
--reklam--
Fang Ailesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ebeveynliğe, sanata, hayatımınızın büyük bir kısmında yanımızda olan ailemizin karakterimize olan etkisine dair farklı ve dikkat çekici bir kitaptı. Caleb ve Camilla normal bir anne baba veya sanatçı olmaktan çok çok öte iki insandır. Sanatın hareket ve anlam içermesi gerektiğini düşünüp kalabalık ortamlarda spontane gelişen, çoğu zaman kaosa yol açan eylemler yapmaktadırlar. Hayatlarında her şeyden, çocuklarından bile önce sanat gelir. Hatta ilk çocukları Annie doğduğunda, onu sanatlarının içine nasıl ekleyebileceklerini keşfedene kadar çok büyük bocalıyorlar. Anca bebeklerini eserlerine dahil edebildiklerine bir anlam ve sevgi kazanabiliyor. Çocuklarını küçücük yaşta kendilerine özgü sanatlarına dahil ederek, seçim şansı bırakmayarak, onların hayatlarını ne hale getirdiklerinin farkında bile olmuyorlar hatta onlara isimleriyle seslenmek yerine A ve B diyorlar, sanatlarının bir parçası, bir araç olarak görmekten öteye gitmiyorlar ve biz de ailenin karakterimize olan katkısını en uç noktalardan birinde okuyoruz. Kitap, oldukça keyifli olsa da okuma süreci boyunca sürekli büyük bir şey olacak hissi vardı. Kitapta verilen sanatlar hep bi yetersiz kalmış, asıl büyük işlerini yapamamış gibiydiler. Annie ve Buster'ın hikayesi de hep daha büyük olmalıydı gibi geliyor ama bir yandan iki karakterin de hayatlarının hep olaylı geçtiğini, bu yüzden bu süreçte biraz durup kendilerini dinlemelerinin iyi olduğunu da düşünüyorum. Caleb karakterinin manipülatifliği ve Camillia'nın hep ara bulucu taraf olma çabası da genel aile formlarının farklı bir uyarlamasıudı. Annie'nin sinirli, Buster'ın kırılgan ve duygusal yapısı vardı, geçmişi okuduğumuz kısımlar boyunca karakterlerin altını çok güzel dolduran hikayeler vardı. Bunlar dışında finali ise gerçekten çok iyiydi. Hep büyük bir şey bekliyordum, aklımda tahminler vardı ama bu kadar çarpıcı ve duygusal olmasını beklemiyordum. O bir kaç sayfa için bile iyi ki okumuşum diyorum çünkü asla ebevenlerin o seviyeye geleceğini düşünmezdim. Belki çok iyi ya da beni beynimden vuran kitaplardan birisi olmadı ama yine de üstümde hatrı sayılır bir etkisi oldu. Yazarın diğer kitaplarını da bir hayli merak ettim (b)
Kitabı anlatmak istersem, hakkında söyleyebileceğim ilk kelime “farklı” olurdu. Farklı çünkü konusu farklı sonucu şaşırtan ve geçmiş ile bugün arasında köprüler kurarak devam eden bir kitaptı. Sanat, sanat içindir görüşünü benimseyen ve sanatı aşırılık ile anlatan bir ailenin çocuklarını kendi sanatlarında kullanmalarını ve bu kullanımın çocuklar üzerindeki etkisini keyifli ve gizemli şekilde anlatmış yazar. Akıcılık olarak çok sürükleyici bir kitaptı diyemem ama kurgu olarak alışılmışın dışında ve keyifliydi. (Ebru Ceylan)
Değişik konulu ve kurgulu romanları çok seviyorum. Sevmenin ötesinde yazarına büyük saygı duyuyorum. Çılgın ötesi, standartlardan ekstra sapmış bir aile yaratıp, bu aile üzerinden hayatın felsefesini yapmak her yazarın harcı değildir diye düşünüyorum. Bu roman, onlarca yıldır münazaraların baş tacı olan "Sanat, sanat için midir toplum için mi?" sorusunu merkez kabul edip, geniş bir çember çiziyor sizi de içine hapsedip türlü türlü duygular hissettiriyor. Ben kimi zaman Caleb ve Camille Fang'a hayran oldum, yaşları ilerleyip çaptan düşmeye başladıklarında ve bununla yüzleştiklerinde hallerine acıdım, çocuklara yaklaşımlarından ötürü öfkelendim, bir sonraki hamlelerini merakla bekledim ve abla ile erkek kardeşin birbirine bu derece bağlı olup aynı zamanda hayata tek başına tutunabilme çabalarına imrendim. Çocukları hepimiz kendi bencilliğimiz için yapıyoruz aslında; kendimize, düşüncelerimize, yaptıklarımıza bir destek bulmak için. Hayatta yalnız hissetmemek için. Tüm dünyaya bu benim eserim demek için. Peki ya o çocuğun birey olma zamanı geldiğini anlayamazsak veya kabul edemezsek ne olacak? Çocuklar da hayatlarındaki başarı/başarısızlıklarını anne babasına duyduğu hayranlık, öfke veya hayal kırıklığına borçlu oluyor çoğu zaman. Buster ile Annie anne ve babasına bu kadar kızgın olmasaydı bugün elde ettikleri başarıyı yine kazanabilirler miydi sizce? Peki bu durumda anne ve baba Fang, iyi birer ebeveyn olmuştur diyebilir miyiz? Okuyun siz karar verin bakalım... Fang ailesinin sizin beyninize de bir ısırık atmasına müsade ederseniz pişman olmazsınız... (Fang: Vampir dişleri deyince akla gelen, kurtlarda köpeklerde ve kedilerde görülen sivri ön dişler. Sy:55) (Ceyda Küçükoruç)
--reklam--
Fang Ailesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kevin Wilson - Fang Ailesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fang Ailesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kevin Wilson Kimdir?
Shirley Jackson ve Alex ödüllerini kazanan Tunneling to the Center of the Earth (2009) isimli öykü kitabının yazarıdır. Öyküleri Ploughshares, Tin House, One Story, Cincinnati Review da dahil pek çok yerde yayımlandı ve New Stories from the South: The Year's Best antolojisinin 4 cildinde yer aldı. Mac-Dowell Colony, Yaddo ve KHN Center for the Arts burslarına layık görülen Wilson, University of the South'da yazarlık dersleri veriyor ve Tennessee, Sewanee'de, şair olan eşi Leigh Anne Couch ve oğlu Griff ile yaşıyor.
--reklam--
Kevin Wilson Kitapları - Eserleri
- Fang Ailesi
- Bir Şey Olduğu Yok
- Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak
- Nothing to See Here
--reklam--
Kevin Wilson Alıntıları - Sözleri
- " Adımlarımı sayıyorum, çünkü mutsuz ve sıkıcı bir hayatım var." (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- “…bir şeyi herkesten gizleyip tamamen bastırırsanız gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda, çağırmanız zor oluyor.” (Bir Şey Olduğu Yok)
- " Gerçek değildi; kurulmuş, abartılı bir sahneydi. " Dorothy B. Hudges ( In a Lonely Place ) (Fang Ailesi)
- Tek bir dileği vardı: Gözyaşlarına boğulmadan bugünü atlatabilmek. (Fang Ailesi)
- "Onlara çocuklar sanatı öldürür dedim. Ve bunu öylesine değil, inanarak söyledim. Bu yüzden hiç evlenmedim, asla biriyle ilişkiye girmedim. Annenizle babanız bir şekilde teorimi çürütmek zorundaydı, bunun farkındaydılar. Onlar da aile yaşamlarıyla sanatlarını öyle bir iç içe geçirdiler ki, birini diğerinden ayırt etmek imkansız oldu. Siz ikinizi santlarının içine soktular. İnanılmazdı, gerçekten. Ve sonra zaman geçtikçe, belki erken gelen başarımın üzerine gerçekten artı bir şey koyamadığımdan, belki onları kıskandığımdan, Fang gösterilerini dehşete düşmeden izleyemez oldum; siz iki çocuğa dönüşü olmayan zararlar verildiği kanısındaydım. Ve Caleb bunu anladı; çaışmalarına kuşkuyla baktığımı hissetti. Çok geçmeden mektup yazmayı bıraktı, benimle olan tüm iletişimini kopardı. Kendi vizyonlarında yürümeye devam ettiler. Ve haklıydılar. Teorimi alaşağı ederek beni yendiler. Çocuklar sanatı öldürmüyor. Sanat çocukları öldürüyor..." (Fang Ailesi)
- "Alkolün vücuda yayılışını hissedebiliyordu. Kötü fikirler bu sayede iyi fikirlere dönüşüyordu. " (Fang Ailesi)
- İnsanlar iyi şeylerin olmasını ümit etse de,kötü şeylerin olmasını bekler.Iyi şeyler insanları tedirgin eder,fırtına öncesindeki sessizlik gibi. (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- Bir zamanlar sevdiğimiz şeyler zamanla değişmiyor,değişen bizim onlar hakkındaki düşüncelerimiz. (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- We didn’t talk about that night between us, not a word. We didn’t act like it hadn’t happened. That would have been bullshit. But we acted like if we talked about it, it would only keep happening, the same result, the same pain, and what was the point of that? (Nothing to See Here)
- “Yangın […] içindeymiş gibi görünüyordu, […] ateşten yapılmıştı sanki.” (Bir Şey Olduğu Yok)
- “İnsan bu dünyanın onu mahvetmesine nasıl engel olurdu?” (Bir Şey Olduğu Yok)
- "Fikir o sabah herhangi birimizden çıkmadı.Hepimizin aklına aynı anda geldi gibi oldu.Birileriyle yeteri kadar zaman geçirirseniz onlarla senkronik düşünmeye başlıyorsunuz" (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- Benim savaş yaralarım vardı, onların tenindeyse ateş bile iz bırakamıyordu. (Bir Şey Olduğu Yok)
- O ateşi sımsıkı tutacaktım, o da beni ısıtacaktı ve asla ama asla sönmeyecekti. (Bir Şey Olduğu Yok)
- "..arzuladıklarımdan daha azına sahip olduğum bir hayatım vardı. Daha fazlasını istemek yerine, bazen kendimi daha bile azını istemeye zorluyordum. Bazen kendimi hiçbir şey, hatta hava veya yiyecek bile istemediğime inandırıyordum." . (Bir Şey Olduğu Yok)
- İşte o zaman anlamıştım: hayatlarımızda dibe battıkça batarken bile hep ayrıydık. Düşmek ama bir başkasına tutunduğun için yalnız kalmamak nasıl bir histi, merak etmiştim. (Bir Şey Olduğu Yok)
- "Çıktığım her odanın ışığını kapatıyorum, karanlık peşimden geliyor." (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- My imagination, which made life tolerable, needed to be kept a secret from the rest of the world. But if you keep something hidden away, all tied up, it’s hard to summon it when you really need it. (Nothing to See Here)
- Merak ediyorum, acaba insanoğlunun takıntıları da, Japon balıkları gibi, koşullar ne kadarına izin verirse o kadar mı büyüyor? (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
- " İnsanların her şeye inanmaya hazır olduğunu, söylediklerinize inanmak için bahane aradıklarını fark ediyorum." Büyük ikame (Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin