Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786054322299
Sayfa Sayısı: 190
--reklam--
Felsefenin Türkçesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Olup biteni kötü olarak tanımlayabilme kudreti, tanım yapabilenlerin, yani elini korun içinde tutabilecek denli sabır ve tahammüle malik olabilenlerin mülkü. Bu niülkiyetin adı karamsarlık, kötümserlik değil. Kötümserlik âna yönelik nazarların değil, geleceği karartan, olacak olanın kudretinden şüphe edenlerin zavallılığı; adalet ve merhametin tecellisinden umudunu kesenlerin, Kadir'in kudret elini tutabilme becerisinden yoksun olanların çaresizliği.
Olmakta olanın karalığı, olacak olanın olması/gelecek olanın gelmesi için görülebilmeli; görülüyorsa görüldüğü an dile getirilmeli, hiç düşünülmemeli de karamsarlığın gereği yapılmalı!
--reklam--
Felsefenin Türkçesi Alıntıları - Sözleri
- Wittgenstein'ın üniversitedeki ilk döneminden gayet iyi tanıdığı Russel ve G.E. Moore, sınama sürecinde Wittgenstein'ın denetçileriydi. Wittgenstein'ın tezinin argümanları üzerine sorgulanması gereken sözlü sınav aşamasında, üç ahbab oturup hoşbeş etmişler, neden sonra Russel, Moore'a dönüp "Hadi ona birkaç soru sorsana profesör sensin" demişti. Bunu gelişigüzel bir tartışma takip etti; sonunda Wittgenstein ayağa kalkıp denetçilerinin omuzlarını sıvazladı ve "Sıkmayın canınızı. Bunu asla anlamayacağınızı biliyorum" dedi.
- Mustafa Kemal Atatürk'ün 1927 tarihli Nutuk'unu aslından okuyamayan Kemalistlerle, Elmalılı Hamdi Yazır'ın 1935 tarihli Tefsir'ini anlayamayan İslâmcılar arasında bir mahiyet farkı var mı?
- Bilgiç= Hissiyat ve malûmat ehli Bilgin= İlim ehli Bilge = İrfan ehli
- Öyle ki sonunda fikir adamları da zaten düşünceden korkan, çekinen siyaset yârânının dünyasını zenginleştirip siyasete derinlik katacaklarına, onların sığ projelerini süslü terminolojilerle kitlelere pazarlamayı marifet addeder oldular.
- Bir düşünür, düşünürken düşündüğünden daha tehlikeli bir şeyi düşünemez! Çünkü düşünmenin hareketi, kendisi dışında olup bitenlerin gürültüsünü bastırır. Düşünme, düşünen için yeterince gürültülü bir hareketin adıdır da ondan.
--reklam--
Felsefenin Türkçesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Makale-deneme tadında parçalardan oluşan kitap yazarın bir çeşit çığlığı mesabesinde. Eleştiri ağırlıklı olan kitapta eleştirinin dozajının zaman zaman yükseldiğini söylemek mümkün. Özellikle "çeviri ve felsefe" isimli son bölümde kendi ifadesiyle "tahammül edilecek gibi olmayan" çeviriler üzerine yazılmış. Bundan önceki iki bölüm olan "cumhuriyet ve felsefe" ile "istanbul ve felsefe" bölümleri felsefeye ve dahi birçok meseleye karşı aydınlarımız-alimlerimizin -hepimizin- iptidai yaklaşımları nazara arz edilmiş. Yazar bu kitabında özellikle "kudema"nın- eskilerin anlaşılmadığı halde horlandığı ve dahi (dolayısıyla) onlardan gereğince istifade edilmediğinden yakınmış. (aydın türk)
Kitabın dili diğer kitaplarına nazaran ağır sayılabilecek seviyede olmasına karşın her zaman ki gibi oldukça doyurucudur. Son bölümü itibari ile çeviri eserler hakkında büyük farkındalık oluşturmaktadır. Özellikle felsefi eserlerin çevirilerinde mütercimlerin hem çeviri yapacakları dile hem Türkçe'ye hem de çeviri yaptıkları konuya olan vukufiyetsizliklerinden dem vurarak eleştirilerini somut örnekler ile dile getirmektedir. (Yertn)
Hicivli kitapları severim! İçerik olarak eleştiri ağırlıklı bir kitap. Özellikle yazar kitabın son kısımlarında çevirilerin eleştirisini yapmıştır. “Herkes kendini eleştirebilse ilim boyutumuz ne olurdu?” diye düşünmeden edemedim. Dini öğretmek için rastgele yayınevlerinin ucuz dini kitap basarak dinimizi nasıl ucuzlattıklarını ve halkın dininin de o oranda zayıfladığını hepimiz görüyoruz. Ne zaman ki kaliteli ilim üretiriz, kaliteli ilim kitapları okuruz o zaman gelişiriz. Ne yazarı eleştirecek ne de övecek bir seviyede değilim. Bu kitap okunması gereken ve “bir de kendimize bakalım” dedirten bir kitap... (F.Zehra)
--reklam--
Felsefenin Türkçesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Felsefenin Türkçesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Felsefenin Türkçesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin