Kitap Künyesi
Yazar: Wolfgang Borchert
Çevirmen: Behçet Necatigil
Çevirmen: Ayşe Sarısayın
Editör: Celal Üster
Editör: Emrah Serdan
Tasarımcı: Utku Lomlu
Orijinal Adı: Gedichte
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750710230
Sayfa Sayısı: 64
--reklam--
Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Evet, hiç değilse
ben ölünce
bir fener olsam;
tek başıma geceleri,
uykulardayken dünya,
gökte ayla senli benli
sohbete dalsam.
Wolfgang Borchert, II. Dünya Savaşı yıllarında savaşın bütün acılarını tattı, yaralandı, hastalıklara yakalandı, savaş karşıtı görüşlerinden ötürü hapis yattı. Henüz 26 yaşındayken öldüğünde, ardında bir dolu şiir ve öyküyle tüm dünyayı etkileyen Kapıların Dışında adlı bir oyun ve yüreklerde bugün de yankılanan savaş karşıtı bir manifesto bıraktı.
Borchert’in, Behçet Necatigil’in çevirdiği olağanüstü güzellikteki Fener, Gece ve Yıldızlar adlı şiir kitabıyla Ayşe Sarısayın’ın dilimize kazandırdığı ölümünden sonra yayınlanan şiirlerini bir arada sunuyoruz.
--reklam--
Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar Alıntıları - Sözleri
- Deniz feneri olsaydım gecede, fırtınada ışıktım, balıklara, vapurlara, kayıklara- ne yazık ki ben kendim batmak üzre bir gemiyim!
- "Hiç değilse ben ölünce bir fener olsam..."
- Deniz feneri olsaydım gecede, Fırtınada ışıktım balıklara, vapurlara, kayıklara ne yazık ki ben kendim batmak üzre bir gemiyim!
- Kıpkırmızı açar zarafet çiçeği, Yanı başında lütuf çiçeği, mavi. Zarafet çiçeği yaşam, Lütuf çiçeği ölüm. Tatlı ve acıdır yaşam, Sevinçler acı, yokluk ise tatlı. Kıpkırmızı açar yaşam çiçeği — Yanı başında ölüm çiçeği, mavi.
- İkimiz de gülümsüyoruz Aşk, acı, günah fırtınasında.
- Bir son öpüştü rıhtımda — kaldı ardımda. Akıntıdan yana, denizlere yolun gidiyorsun. Bir kırmızı, bir yeşil ışıktır, uzaklaşır.
- Bir son öpüştü rıhtımda- Kaldı ardımda. Akıntıdan yana, denizlere yolun gidiyorsun. Bir kırmızı, bir yeşil ışıktır, uzaklaşır.
- Sen bir çiçektin, lekesiz ben ise vahşi ve diri. İris yaşlara boğulduğunda her şeyinle sundun bana kendini. Ben ağrısızlık çiçeğiydim, senin aydınlık kokularında. Sınırsızca teslim olduk birbirimize topraktan, acıdan ve ölümden. Gecenin bitiminde açtı sabahın kırmızı çiçeği. Güzel bir düş için güzel acılar çekildi.
- Rüzgarla kopup gelen bereketli topraksın sen, balıktan ve çiçekten bir çocuksun sen.
- … Burada yaşam nasıl da ölü. Yıldızlar bile yabancı, soğuk.
- Duyuyorum dizlerimde dizlerin, kırışık burnun saçlarında bir yerde ağlıyor heralde. Sen tıpkı bir mavi vazo gibisin, vermekten titreyen ellerin yıldız- çiçekleri gibi açılmada. İkimiz de gülümsüyoruz aşk, acı, günah fırtınasında.
- Bekler o kız akşamları yaslı bir yalnızlık içinde; mutluluk özler. Yuva kurmuş gözlerinde kaygı: dönmeyen sevgiliyi gözler. Karanlık rüzgardı, gecenin birinde büyü yaptı, kız şimdi bir fener. Mutludurlar fener alevlerinde: seviyorum seni! diye fısıldayan kişiler.
- Gece bastırıp yıldızlar göründüğünde , Bir sokak fenerine Dönüşür ruhum . Titrek bir ışıkla , Arar yolunu karanlık içinde ,
- “Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır. Sanatın karşıtı çirkinlik değil, kayıtsızlıktır. İnancın karşıtı sapkınlık değil, kayıtsızlıktır. Ve yaşamın karşıtı ölüm değil, kayıtsızlıktır.”
--reklam--
Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bunca acının içinde nasıl böyle naif kalabildin Borchert...: Fener, Gece ve Yıldızlar bu kitap ve yazarı Borchert hakkında birkaç kelam etmeden önce orijinal dili Almanca aslından çevirisini yapan Behçet Necatigil ile başlamak istedim. Şiiri en iyi şairler çevirir savı ne kadar doğrudur bu konu tartışılır olsa da bu kitapta şiirlerin çevirisini Necatigil'den başka biri bu derece dili iyi kullanıp, Türkçe'de ustalığını sergileyip bize bu duyguları böyle güzel aktarıp hissetmemizi sağlayamazdı diye düşünüyorum. Önsöz de şöyle bir cümleyle karşılaştım. Kötü bir çevirmen, bir şiiri vezir de eder, rezil de. O sebeple Necatigil'e bu şiirleri vezir ettiği için teşekkür ediyorum. Wolfgang Borchert, 20 yaşında kendini İkinci Dünya Savaşı'nın en acımasız hali içinde bulmuş, savaşın bütün acılarını iliklerine kadar yaşamış, yaralanmış, daha sonrasında ciddi hastalıklar ile mücadele etmiş, savaş karşıtı söylemleri sebebiyle hapse atılmış ve tüm bunları yaşarken bu kitapta bulunan birbirinden güzel şiirleri kaleme almış. 26 yaşında bu dünyaya veda etmeden önce bu kısacık ömrüne birçok eser sığdırmayı başaran, nadir yazarlardan biri olarak anılmaya devam edecek. Fener, Gece ve Yıldızlar'a gelecek olursak kitap yazarın ölümünden önce ve ölümünden sonra olmak üzere iki bölümden oluşan birbirinden güzel 29 şiirden oluşmakta. Bu şiirlerde hüzün, yalnızlık, özlem duyguları ön plana çıkmış. Borchert'in bu kısa ve acılarla yoğrulmuş hayatını göz önüne aldığımızda incelikli, naif, duyarlı hatta melankolik bile diyebileceğimiz şiirleri kaleme alması son derece şaşırtıcı olmuş. Birçok şiirini sevdim ve ara ara tekrar okumaktan keyif alacağımı biliyorum. Deniz feneri olsaydım gecede, fırtınada ışıktım, balıklara, vapurlara, kayıklara— ne yazık ki ben kendim batmak üzre bir gemiyim! Haiku tadında olanıda iliştirmeden geçemeyeceğim. Bir son öpüştü rıhtımda— kaldı ardımda. Akıntıdan yana, denizlere yolun gidiyorsun. Bir kırmızı, bir yeşil ışıktır, uzaklaşır. Kitaplarla kalın. Keyifli okumalar dilerim. (Müşerref)
“Borchert, İkinci Dünya Savaşı sonrası “yıkım edebiyatı”nın en önemli isimlerinden biri. İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaşın bütün acılarını tattı, yaralandı, hastalıklara yakalandı, savaş karşıtı görüşlerinden ötürü hapis yattı. Henüz 26 yaşındayken öldüğünde, ardında bir dolu şiir ve öyküyle tüm dünyayı etkileyen Kapıların Dışında adlı bir oyun ve yüreklerde bugün de yankılanan savaş karşıtı bir manifesto bıraktı.” Kısacık bir şiir kitabı, muazzam bir çeviri. Çok keyif alarak okudum. Hayat hikayesini öğrendikten sonra yazdıkları daha çok etkiliyor. Kapıların Dışında ve Hayır De kitaplarını da mutlaka okuyun. En sevdiğim şiiri ile sonlandırıyorum: DÜŞLERDE FENER OLMAK Ben ölünce, hiç değilse bir fener olsam; kapında dursam, soluk donuk geceyi aydınlığa boğsam. Veya limanda gemilerin uyuduğu zamanda, gülüşürken kızlar, uyumasam; dar kirli bir kanalda bir yalnıza göz kırpsam. Daracık bir sokağa assalar beni: tenekeden, kırmızı bir fener bir meyhane önünde — dalgın düşüncelerde tempo tutup şarkılara sallansam. Ya da şöyle bir fener: gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı, duyup da korkunca çevresinde yalnızlığı; dışarda camlarda fırtınanın ıslığı, kabuslar, görüntüler, cinler. Evet, hiç değilse ben ölünce bir fener olsam; tek başıma geceleri, uykulardayken dünya, gökte ayla senlibenli sohbete dalsam. (Beyza)
Wolfgang Borchert, İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaşı bütün acılarını tatmış, yaralanmış, hastalıklara yakalanmış, savaş karşıtı görüşlerinden ötürü hapis yatmış. Henüz 26 yaşında ardında bir şok şiir ve öykü bırakarak vefat etmiş. ‘Kapıların Dışında’ adlı oyunla da kendini ispat etmiş. Fener, Gece ve Yıldızlar ismli bu şiir kitabını da Behçet Necatigil çevirmiş. Zaten şiir kitaplarını bence şairler çevirmeli. Kesinlikle duygu bütünlüğünü çok daha iyi sağlıyorlar. Aynı zamanda ölümünden sonraki şiirleri de bu kitapta mevcut. Velhasıl şiir sevenlere tavsiyemdir. (okurgezeryericer)
--reklam--
Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Wolfgang Borchert - Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Wolfgang Borchert Kimdir?
Wolfgang Borchert, zorlu bir hayatın izlerini eserlerine başarıyla yansıtmış bir yazar olarak XX. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Borchert, Heinrich Böll ve Wolf Dietrich Schnurre'yle birlikte yıkıntı edebiyatının temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor.
1921 yılında Hamburg'da dünyaya geldi. 15 yaşındayken şiir yazmaya başladı. 17 yaşına geldiğinde ise oyuncu olmak istediğine karar vermişti. 1941 yılının mart ayında Hannover Bölge Tiyatrosu'yla bir anlaşma yaptı. Ancak aynı yılın haziran ayında askere çağrılınca güzel günler sona erdi. 1942'de askerdeyken kendi kendini yaralamakla suçlandı, ama beraat etti. 1943 yılına kadar hayatı savaşın ortasında ya da ayrılıkçı ifadeler suçlamasıyla, hücrede geçti. Tifüs şüphesi ve sarılık nedeniyle ordudan terhis edildikten sonra, bir süre kabare sanatçısı olarak çalıştı. Bu kez de Goebbels'i bir parodisine konu edindiği için dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Berlin'de yakalanmasının ardından Borchert'e yeniden cephe yolu görünmüştü. 1945 yılında birliği Fransızlara teslim olunca, ordudan kaçmayı başardı. Hamburg'a döndüğünde ağır hastaydı. 1946 yılında şiirleri "Fener, Gece ve Yıldızlar" adı altında bir kitapta toplandı. O dönemde "Karahindiba" başta olmak üzere 24 kısa hikâye kaleme aldı. Borchert onu ölümsüzleştiren tiyatro oyunu "Kapıların Dışında"yı 1947 yılında bir hafta içinde yazıp bitirdiğinde sağlığı artık iyiden iyiye bozulmuştu. Üç hafta sonra radyo oyunu olarak yayımlanan bu eserin ardından da tam 22 hikâye yazdı. "Kapıların Dışında" onun ölümünden bir gün sonra, 21 kasım 1947'de, ilk kez Hamburg Oda Tiyatrosu'nda seyircilerle buluştu.
--reklam--
Wolfgang Borchert Kitapları - Eserleri
- Kapıların Dışında
- Hayır De!
- Ama Fareler Uyurlar Gece
- Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar
- Fener, Gece ve Yıldızlar
- Bu Salı
- Dışarda Kapının Önünde ve Seçme Kısa Hikâyeler
- Bütün Nesirleri
- Üzgün Sardunyalar
--reklam--
Wolfgang Borchert Alıntıları - Sözleri
- Biz bowling oyuncuları Ama gülleler de biziz Devrilen kukalar da Ve gümbür gümbür öten Oyun yeri, yüreklerimiz. (Bu Salı)
- Bağlılığa ve derinliğe sahip olmayan bir nesiliz biz... Şanssız nesiliz biz, yurtsuz, vedasız... sevgimiz acımasızdır ve gençliğimiz gençsizdir. (Bütün Nesirleri)
- Korkuyoruz! diye bağırıyorum. Yaşamak istiyoruz! diye bağırıyorum. Tahtadan ve umuttan kulübelerde yaşamak! (Bu Salı)
- Senin olduğun yer hoştur her zaman. (Bütün Nesirleri)
- Sen, havaalanındaki pilot. Yarın sana kentlerin tepesine yakıp yok eden bombalar yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYlR de! (Hayır De!)
- Ve ardından iskeleti gösterdi. Gülme bak, dedi, ama işte buyum ben. Aklın alıyor mu ha? Sen nasılsa beni tanıyorsun. Kendin söyle, burada yatan ben olabilir miyim? Söyle, olabilir miyim? Bu, bana müthiş yabancı bir şey değil mi ha? Benden hiçbir şey yok ki bunda. Kimse dünyada tanımaz beni böyle. Ama ben buyum. (Bu Salı)
- İnadımdan belki? İnattan gülüyor, yemek yiyor, uyuyor, sonra yine uyanıyorum. Sadece İnadımdan. (Bütün Nesirleri)
- Evet, hiç değilse ben ölünce bir fener olsam; tek başıma geceleri, uykulardayken dünya, gökte ayla senli benli sohbete dalsam. (Fener, Gece ve Yıldızlar)
- “kokun...” diye fısıldadım ben sesimi daha da alçaltarak; “sen sevgi gibi kokuyorsun...” (Ama Fareler Uyurlar Gece)
- Öyle koşar gibi yürümen gereksiz , arkandan geleceğim nasıl olsa. (Üzgün Sardunyalar)
- Ve sardunyalar , onlar da tıpkı kız gibi üzgündü. Hiç değilse öyle kokuyorlardı. (Üzgün Sardunyalar)
- "Sonunda rüzgar kalacak yalnızca. Tümü silinip gidince ortadan, gözyaşları, açlık, motor sesi ve müzik, tümü gidince, yalnızca rüzgar kalacak. Taşlar, caddeler, hatta ölümsüz sevgiler yok olacak, bir tek o sürdürecek yaşamını. Ve karla kaplı mezarlarımızın üstündeki çıplak çalılarda avutucu ezgilerini söyleyecek. Ve yaz geceleri o güzelim çiçeklere kur yapacak, dans etmeleri için çalıp söyleyecek; bugün, yarın, her zaman." (Ama Fareler Uyurlar Gece)
- İşte böyleyiz biz, yanılsamalardan uzak, kafalarında akla gelmedik büyük hayallerle yaşayan biz insanlar. (Ama Fareler Uyurlar Gece)
- Deniz feneri olsaydım gecede, Fırtınada ışıktım balıklara, vapurlara, kayıklara ne yazık ki ben kendim batmak üzre bir gemiyim! (Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar)
- Rüzgarla kopup gelen bereketli topraksın sen, balıktan ve çiçekten bir çocuksun sen. (Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar)
- Ve kimseler işitmiyordu cılız çığlıklarını. Tanrının yüzü yoktu da. Onun için kulakları da olamazdı kuşkusuz. İşte buydu onların en büyük öksüzlüğü: Kulaksız Tanrı. Tanrı sadece soluk aldırtıyordu kendilerine: Zalim ve yüce. (Bu Salı)
- Hemen bir şeyler bulup söylemeliyim. Yoksa daha bekleyeyim mi ? Belki konuşursam her şey biter. (Üzgün Sardunyalar)
- "Bu kalp, sesi kısılana kadar bağırdı da çığlığını hiç kimse duymadı." (Kapıların Dışında)
- Savaş bitince, asker evine döndü.Ama ekmek bulamadı yiyecek.Derken birine rastladı, ekmek vardı elinde.Adamı vurup öldürdü. Kimseyi öldüremeyeceğini bilmiyor musun, dedi yargıç. Neden öldürmeyeyim, diye sordu asker. (Ama Fareler Uyurlar Gece)
- Neden, ah söyle, neden bu denli ufak bizim kalbimiz? Uyu, yavrum, gör güzel düşler bu, her halde karanlık geceden: ki bu kadar yalnızız. (Fener, Gece ve Yıldızlar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin