Kitap Künyesi
Yazar: José Saramago
Çevirmen: Pınar Savaş
Orijinal Adı: A Viagem do Elefante
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi
İSBN: 9786054764853
Sayfa Sayısı: 200
Filin Yolculuğu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kıta Avrupası'nın en batısından, Lizbon'dan Viyana'ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro'nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderir fil Süleyman'ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz'i, İtalya'yı, Alpler'i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana'ya onlarla birlikte giderler. José Saramago'nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro'nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman'ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro'nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.
(Tanıtım bülteninden)
Filin Yolculuğu Alıntıları - Sözleri
- Kimse kaderinden kaçamaz.
- Çok tuhaf bir yaratıktır insanoğlu, nice önemsiz nedenle korkunç uykusuzluklar çeker de, savaş arifesinde mışıl mışıl uyur.
- Düşünüyorum da insanlardan başka savaşan yok ki.
- İçinde yaşadığımız zamanlar cennete gitmeye imkan verir mi, bilmiyorum.
- Bizi biz yapan hep kusurlarımız, iyi niteliklerimiz değil.
Filin Yolculuğu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Fritz: Jose Saramago’ nun en neşeli eseridir. Türkçe çevirisini Pınar Savaş yapmıştır. Çeviride yazarın biçimsel üslubu korunmuştur. Mesela özel isimler küçük harfle yazılı, ve virgül ve noktadan başka noktalama işareti de yok. Ayrıca diyalogların aktarımında da alışılmışın dışına çıkıyor yazar. Bu seçimlerin başta okumayı zorlaştıracağını düşünmüş olsam da, aslında (en azından benim için) daha da kolaylaştırdığını fark ettim. Bu roman, okuma listelerine farklı bir tat katmak isteyenler için birebir. Sıkılmadan okunan, kara mizah kıvamında bir yolculuk hikayesidir. Politik bir hediye olan fil Süleyman için düzenlenen yolculuktan öte, filin çevresindeki dünyayı nasıl etkilediğini ve filin felsefesini mizahla anlatır. “fil, bir filden çok daha fazlasıdır” der. zellikle fil terbiyecisi subhro ile komutanın diyalogları altı çizilesidir. Olaylar 16. yy Portekiz' inde geçer. Katolik kilisesinin ve dinlerin yozluğunu, muktedirliğini, Avusturya arşidükünün ve devlet işlerinin diplomatik dengelerini, statü farklarının, aristokrat yapmacıklığı ve nahifliğiyle, dinsel inanışları öyle laf arasında anlatır. Fil bakıcısı Subhro' nun dervişliği ve nihayet insanlığındaki kitap, gerçekçilik-masalsılık sarkacında ahenkle ilerliyor. Körlük gibi gerçeküstü bir kurguya başvurmadan, psikolojik, sosyolojik, politik öğelerle katman katman örülmüş. -alıntı- ''geçmiş uçsuz bucaksız, taşlık bir arazidir, kimileri sanki otobandaymış gibi geçip gitmekten hoşlanırken kimileri de sabırla bir taştan ötekine seker, taşı yerden kaldırır çünkü altında ne olduğunu öğrenmek ister.'' ''bana kalırsa bilmemek ve istememek süleymanın beyninde, onun yaşaması için içine attıkları bu dünya hakkında büyük bir soru işareti halinde birbirine karışmış, yine benim fikrimce, bu hepimizin soru işaretidir, bizlerin ve fillerin.'' ''fil için durum farklı, bir filde iki fil vardır, biri kendisine öğretileni öğrenir, öteki her şeyi bilmezden gelmekte ısrar eder, fil gibi olduğumu keşfettim, bir parçam öğrenirken öbür parçam diğerinin öğrendiğini bilmezden geliyor ve ne kadar bilmezden gelebilirse, o kadar uzun süre yaşıyor.'' ''akıl konudan uzaklaştığında, heveslerin ve hezeyanların kanatları çırpmaya başladığında ne kadar yol gittiğimizin farkına varmayız, hele de bizi götüren ayaklar kendimizin değilse.'' (Spinozast)
Saramago'nun ölmeden evvel tamamladığı son romanı. Anlatım tarzı mükemmel. Konusu bir yana kullandığı edebi dil çok hoşuma gitti. Yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslarsanız daha az zevk alacağınız bi eser. Kendi içinde değerlendirecek olursanız hikayeyi anlatma biçimi oldukça iyi ve tabiiki de Saramagonun kaleminden izleri de çok kolay ayırt edebilirsiniz. Saramago'nun bu kitaba verdiği önemi de vurgulamak amacıyla, çevirmen Pınar Savaş, kitabın başına şöyle bir not düşmüş; Saramago hastalığı nedeniyle bu kitaba sık sık ara vermek zorunda kalmış ve romanının bir bölümünü hastane yatağında yazmış.Eşinin ifadesine göre, yazarın en büyük korkusu bu kitabı tamamlayamamakmış.Saramago alışılagelmiş dilbilgisi kurallarını reddeden bir yazar, filin yolculuğu'nda da noktalama işareti olarak, sadece nokta ve virgülü kullanmış. kitaba şu ithafla başlamış. "ölmeme izin vermeyen pilar'a " ve güzargahlar kitabı girişine "her zaman bizi bekledikleri yere varırız" diyerek, kitaba başlamış.Saramago seven tüm dostlara tavsiyedir. (Gül Orhan)
Umduğum Gibi Olmayan kitap: Kitap dün bitti bugün gözlemlerimi paylaşmak istedim. Kitaba ilgi duyan, okumak isteyen varsa yorumların faydalı olacağını düşünüyorum. Körlük kitabından alıştığımız; distopya, aklın sınırlarını zorlama, hikayenin sonunda bulmacayı çözme gibi şeyler bu kitapta yok maalesef. Saramago, Körlük ve Görmek kitaplarıyla tanınan Nobel Ödüllü bir yazar. Daha önce körlük kitabını okuyan biri olarak diğer meşhur kitapları dışında kütüphanemde farklı bir eseri olsun diye Filin Yolculuğu kitabını tercih ettim. Açıkçası yazar bu kitapta neyi düşündürtecek sorusuyla başladım. Okurken gözlemlerime şöyle devam ettim… Kitap 196 sayfa. Kitap eğer biraz daha uzun olsa 250-300 sayfa aralığına çıkmış olsaydı konusu, dili ve tarzından sıkılıp hemen yarıda bırakılabilirmişim. Kırmızıkedi yayınevinden çıkan bu kitabın çevirmeni Pınar Savaş ve bir teşekkürü hak ediyor, çünkü çevirisi böyle zor, yapısı bu kadar farklı bir kitabı çevirmek gerçek bir emek ister. Ayrıca çevirmenin kitabın başında ön bilgilendirme yapması da önemli bir konu. Kitabın dili yazarın dediği gibi ikircikli, tuhaf ve net değil. Konuşma çizgileri yok, konuşmalar virgülle ayrılmış. Betimlemenin hemen içinde konuşmalar var kim kime ne diyor arada kopuyor. Paragraflara pek yer verilmediği için arada yazar kendi düşüncelerini katınca yoğun ve netleşmeyen bir konu haline geliyor. Uzun uzun ve bölünmemiş metinler olduğu için mesela Portekiz dilinde bir söz olduğunda altta bir dipnot var diyelim onu okuyup tekrar kaldığın yerden devam etmek isteyince kopuyor bulamıyorsun. Portekiz ve İspanyol kültürleri, Hristiyanlık dini ve Hristiyanlık mezhepleri, 1500’lü yıllar ile ilgili pek bilgisi olmayanlar için kitap daha da sıkıcı gelecektir. Çünkü kitapta bol bol göndermeler, esprili yaklaşım, krallık yönetim anlayışı, dönemin olaylarıyla ilgili eleştiriler ince ince işlenmiş ama kafada pek ilişkilendiremeyecekseniz sizin çok daha zor olacaktır. Saramago hikaye içerisinde bol bol aforizmalara yer vermiş. Burada aslında okuyucu için kitap daha iyi anlaşılabilmesi için yapılmış diyebiliriz. Okurken bir hayat dersi çıkarmaya çalışabilirsiniz. Kitap öyle maceracı, sürükleyici, elden düşürtmeyecek bir yapıda değil ne yazık ki. Fil (Süleyman), Portekiz’den Avusturya’ya bir fil terbiyecisi (Subhro) ve onu koruyan muhafız birliğiyle çeşitli yerlerden gidiyor ama betimlemeler konusunda çok zayıf, sürüklemiyor. Bir de yazarın konuşma çizgilerini koymayıp virgüllerle ayırması, paragraf azlığı kitabı iyice ağırlaştırmış. İlgimi çeken konu Fil gibi dünya üzerinde cüssesi büyük bir hayvanın bir terbiyecisiyle birlikte o dönemde nasıl bir yolculuğa çıkmış olabileceği beni meraka sevk etti. Kitabın bu özellikleri ise beğenmememe sebep oldu. Eseri satın alıp okumaya karar verdiğimde bu kitabın yazarın aramızdan ayrılmadan önceki son kitabı olduğunu öğrendim. Ayrıca kitabın konusu ise gerçek bir olaya dayanıyor. Açıkçası yazarın son kitabı olması, hikâyenin gerçeğe dayanışı ve Saramago’nun o alıştığımız distopik ve düşündürücü tarzı ile birleştiğinde nasıl bir şey çıkmış acaba ortaya diye merakla başladım ama pek umduğumda gibi gitmeyen bir kitap okudum. Betimlemeler, okuyucuyu boğmayıp içine katan, biraz daha kurgusu farklı bir eser çıkabilirmiş. (Cengiz Karataş)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin