Kitap Künyesi
Yazar: James Joyce
Çevirmen: Fuat Sevimay
Orijinal Adı: Finnegans Wake
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755708294
Sayfa Sayısı: 663
--reklam--
Finnegan Uyanması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
James Joyce, Ulysses'ı yazdıktan sonra on yedi yılı aşan bir uğraş sonucu Finnegan Uyanması'nı edebiyat dünyasına sunduğunda büyük tartışmalara yol açtı. İngilizce yazılmış en zor eserlerden biri kabul edilen, hemen her türlü konu, anlatım ve karakter kalıbını kırarak deyim yerindeyse çığır açan bu eser, ilk parçası yayınlandığından bu yana akademisyenlerin ve eleştirmenlerin çalışmalarına konu olmaya, üzerine yazılmış sayısız kitapla edebiyat alanında gündem yaratmaya devam etmektedir.
Türkçenin de dahil olduğu yaklaşık kırk dilin dağarının birleştirilmesiyle türetilmiş sayısız kelime, denizde kum misali söz oyunları, genellikle çokanlamlılık içeren cümleler, hem tarih ve mitolojiye, hem de edebiyat ve siyasete uzanan çok katmanlı göndermeler nedeniyle "çevrilemez" sayılan ve bugüne dek yalnızca altı dile çevrilebilen Finnegan Uyanması'nı dilimize ilk kez tam metin olarak kazandırdığımız için kıvançlıyız.
--reklam--
Finnegan Uyanması Alıntıları - Sözleri
- Sükûnet muhakemedir!
- Sanat dediğin, kusurlu bir dilek kibidir.
- ...mavi göğü seyrediyor gözleri blues...
- Çalılıkta kaybolmuş gibisin değil mi evlat?
- ... Pisagoryen gelenekle çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdanmısınızmışçasına bir kelime ...
- Hayallerimin peşinde dön baba döneceğim.
- Kelimelerin ürkek kalpleri hepten göçmüş.
- ... ana kucağında uyuyakalkıp hayat mücadelesi içinde buluyuruz kendimizi ...
- Domates marmelatlı De Ayva salatası keman eşlikli İndiana Blues'laiyi gider.
- ... kelimelerdeki akıldane pamukvari kalem darbeleri, mektubun gerçek ruhuna asla tam uymaz; aksiliğe bakın ki mürekkep aniden akınca oRta yeRde büyük haRfler; karmakarışık bir kumaşçıdaki dolambaca gizlenmiş gibi sanatkârane söz, rengahenk kurdelalar arasında tarlafaresi.
- ... en güzel yaşamlar bile mavileşip, ütüle ve kolala, düzelir.
- Şimdi söyle bana, söyle bana bakalım madem! Neyin nesiydi bu? A .............................. ! ? ............................... Z!
- Kapıyıkapatçekkapat-kapıyıpatdiyeçekkapatkapıykapatkapka patpatkapıyıçekkapatdiyeçekkapatdedim sanaşunu.
- Çalılıkta kaybolmuş gibisin değil mi evlat?
--reklam--
Finnegan Uyanması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
" Finnahi çok komik , çok acayip finnahi !..": Şuraya bir Finnegan çiziyoruz, durmuş kalbi pıt pıt atmaya başlayan.:) Sonra mı? Sonra onu tutabilene aşk olsun. Kitabın sonuna kadar peşinden sürüklüyor sizi. Bütün duyularınıza hücum ettiğini düşünün mesela. Hatta şöyle anlatayım ; Karma karışık bir rüya görseniz, kimlikleriniz birbirine karışsa.. Yok yok, Adem'in cennetten düşüşü gibi, duvardan düşüp ölseniz ama başınıza dökülen viskiyle tekrar dirilseniz.. Bu daha başlangıç. Sonra bir yerlerden Ulysses çıksa sahneye aniden, Dante çıksa, Kabala çıksa.. Ama Finnegan, Finnegan olmasa artık, mesela; HCE olsa. Here Comes Everyone gibi. Ya da Herkes Cem Eylemiş gibi. Ya da Humphrey Chimpden Earwicker gibi. Ya da Humprey Şempanzede Kulağakaçan gibi. Nasıl istersen öyle ama HCE ana karakter. Mekan Eirana. Kişiler; Finnegan HCE ALP Dük Welligton Thor Finn Mac Cool But ve Taf Mut ve Cut Sezar ve Brutus Dolph ve Kevin Çekirge ve Karınca Mookse ve Gripe Hizmetçi Kate Kahya Sackerson Öğretmen Yargıç vs...... Bitti mi? Bitmeeez, Kırım Savaşı var daha. Nuh Tufanı var. Ortalıkta dolaşıp her kılığa giren bir sanrı var. ALP var mesela, felsefeden dilbilime pek çok disiplini temsil ediyor. Sonra Joyce çıkıyor sahneye, " Kafan karıştı değil mi okur?" diyor, amacına ulaşmanın hazzıyla. Bir de rüya tabircisi John var, soru cevap onun alanı. Sonra Şeym var, adi bir tip; cesaretsiz, dürüst olmayan.. Bitti mi? Bitmeeez! Anna Livia var daha. Nehir kenarında çamaşır yıkayan kadınlar var. Gulug var. Ann var. Hımbıl var. Sonra bir meyhanede dört ayrı hikaye dinlemeye koyulduğunuzu düşünün. Kafanız iyice bulanıyor artık. Sorular dolaşmaya başlıyor birbirine. Sabaha karşı görülen rüya nasıl olur? Gece görülen rüya nasıl olur? HCE neler yapar ALP için? Ve kimlerin aşkları mahkeme tutanaklarına dahil olur? Sorular bitmeden, bir damlanın okyanusa karışmasıyla bitiyor her şey.. Derin mitolojik ve dini kavramların gölgesinde, bir şeyler hep başka bir şeyleri çağrıştırmaya başlıyor ama hiçbir şeyden emin olamıyorsunuz. Joyce Müthiş bir türetiş ustası. Akla hayale gelmeyecek, çoğu düğüm gibi çözülemeyen kelime oyunlarıyla, yaklaşık kırk dilin birleşimini oluşturmaya çalışan enteresan bir zeka. Kurguya takıldınız mı yandınız. Çırpınırsanız dibe çekilmeniz an meselesi. Kendinizi ona bırakırsanız yüzmenin hazzına varabilirsiniz ancak. Adem'den Havva'dan Nuh' a, sonra Irlanda tarihine, sonra mitolojiye, müziğe vs. o kadar geniş bir yelpaze sizi karşılıyor ki, saçma gibi görünen her cümleyle bir yerlere gönderme yapmanın zevkini yaşıyor Joyce. Irlanda radyosunun frekansına da rastladım, halk ekmeğe de, Bolu yoluna da.. Bu kitap onun isyanı gibi geliyor bana. Kalıba sığmayisi, kimsenin onu etkilemesine ya da sınırlamasına fırsat vermeyişi gibi.. Tasdik ediyor sizi; " Mişim de mışım ,he kuzum he yavrum.." diyerek. Sen öyle san, demek istiyor aslında. Tam bitmek üzereyken bir bakıyorsunuz son cümle yarım. Noktalama işaretleri bile olmadan,bitmemiş ama bitivermiş. Joyce 'dan veda busesi gibi. :) Hasılı kelam, Joyce 'u çözmek hikâye. Onun dilini yaşamak anlamanın yerini alıyor. Başka şansınız yok çünkü. O, bu kitabı, siz anlayasınız diye yazmamış. Sadece direncinizi ölçüyor ve alacağınız zevk, katlanma eşiğinizi belirliyor. Sarsıyor, orası kesin. Bir deprem, ama mahiyeti çok da aşikar değil. Benim ayağım tökezliyor belki, ya da belki sen tepetaklak gidiyorsun. Bu fark birimizi ona yaklaştırıyor..Acaba hangimizi? Son olarak, ty1983 iyi ki okuyalım dedik.:) Bu güzel etkinlik için ikimize de teşekkür ediyorum. gonderi/48592628 Bu eğlenceli serüveni ölümsüz kılmak adına, bu iletiyi de ekleyelim. :) Keyifli okumalar..:) (Liliyar)
Beklediğim kitap geldi: Uzun zamandır almak için beklediğim kitabım geldi lakin ingilizce… Lacan’ın Yine - Hala eserinde anlaşılmasının çok zor olduğu bir kitap olarak değinmesi üzerine merakla almak için beklediğim eserdi. Kitabın elime orjinal diliyle ulaşması da traji komik bir şey (Bibliothécaire)
Bu kitaba inceleme eklemeyi düşünmüyordum ama sitede bu kitabın hakkettiği değeri görmediğini düşündüğüm için birkaç kelime de olsa düşüncelerimi yazmak istedim. 6 aydır kitaplığımda sırasını bekleyen ve benim de sürekli sarfınazar ettiğim, başlamaya yanaşamadığım kitap. Bilinçakışı tekniğinin mihenk taşı sayılan İngiliz edebiyatçı James Joyce ' nin 17 yılda tamamladığı, çevrilemez denen ve çevrildikten sonra da okunamaz denen kitabını okumayı başarmış bulunuyorum. Eee, çevrilemez, okunamaz denilen eseri okudun da ne anladın diye soracaksınız doğal olarak. Bu kitabı anlamak için bir kere okumak yetmez. Her cümleyi yavaş yavaş, tekrar tekrar okuyup sindirmek, algılamak gerekiyor. :) Kitap inşaat işçisi Tim Finnegan 'in merdivenlerden düşüp ölmesi ve üzerine dökülen bir içki sayesinde dirilmesiyle başlıyor. Joyce anlaşılması zor kitabında bir roman yazmakla yetinmeyip müzik, ahlak, sanat, hayat, ölüm, tarih, mitoloji, siyaset, edebiyat, din gibi her alana değinmiş. İnsanı, insanlık tarihini en detaya inip anlatmış. Din adı altında her türlü ahlaksızlığı meşrulaştıran, insanları tanrı gibi yargılama hakkını kendinde bulan hadsizleri, sözde dincileri sert bir üslupla eleştirmiş. Şiirin yaşayan tanrısı Şükrü Erbaş, Ömür Hanımla Güz konuşmaları şiirinde " Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok konuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz? Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. " diyor. (Şiiri dinlemek isteyen olursa https://youtu.be/ttuVlr-Wg5s) Acaba Joyce de kitabı yazarken öyle mi düşünmüş dedim. Kendine ait sözler türetip insanların anlamasını zorlaştırmış ve sözleri öylesine okumalarını değil hissetmelerini istemiş sanki. Bunu düşünmeme biraz da bir okuruyla yaptığı diyalog sebep oldu. Kitap ilk yayımlanmaya başlamadan önce Joyce birkaç kuple paylaşmış. Bunları okuyan okuyucusu " Çok değerli bir şey okuduğumun farkındayım ama itiraf etmeliyim ki anlayamıyorum. " Joyce ise " Çok önemli değil, dinle ve hisset yeter " demiş. Sanırım o hisse yeteri kadar giremedim ben ilk okumada. Çünkü bu kitabın anlattıkları deryaysa, benim anladığım deryada bir damla, diyebilirim yalnız. 17 bölümden oluşan kitap, sarmal bir döngüyle yazılmış. Yarım bir cümleyle kitaba başlangıç yapılıyor ve kitabın sonunda o yarım cümle tamamlanıyor. Joyce bu kitapta dilbilgisi kurallarını tarumar edip, yeni bir dil, kendini dilini yaratmış gibidir. Kitabı yazarken Türkçe de dahil olmak üzere 40 dilin dağarını birleştirmiş ve eklerle yeni kelimeler türetmiş, edebiyata cavşırı bir soluk getirmiş. Kitabı elimden neredeyse hiç bırakmadığım halde 18 günde ancak bitirebildim. Çünkü hayatımda hiç duymadığım ve büyük ihtimalle hiçbir zaman duymayacağım onlarca kelimenin anlamını araştırmam kitabı bitirme süremi bayağı uzattı. Çokanlamlı ve türetilmiş kelimeler kitabı anlamayı zorlaştırdığı için çevirmen bir önsöz ve “Finnegan Uyanması’na Kılavuz” başlığıyla 23 sayfalık bir kılavuz hazırlamış. Bunlardan faydalanarak kitabı anlamakta kendinize bir kolaylık sağlayabilirsiniz. Bu kitap Türkiye' de iki farklı çeviriyle okuyucuya sunulmuş. İlk çeviri Finneganın Vahı (Umur Çelikyay çevirisi) ikincisi Finnegan Uyanması ( Fuat Sevimay çevirisi.) Hangisini okumalıyım diye bir ön araştırma yaptım ve Umur Çelikyay' ın orjinal metne daha sadık kaldığını ve ondan okumam gerektiğini anladım. Ama malesef çevirmen cilt cilt kitabı çevirmiş ve şu an sadece ilk cildi yayımlanmış durumda sanırım. O yüzden Fuat Sevimay çevirisi okudum. Çevrilemez denen bir kitap için gerçekten kusursuz bir çeviri olmuş ama çevirmenin serbest çalışma tekniğini uyguladığını yani kitapta okuduğumuz bazı kelimelerin aslında yazara değil, çevirmene ait olabileceğini okuduğum için kitabı Umur Çelikyay çevirisiyle de tekrar okumayı düşünüyorum. (Elif Kimya S.)
--reklam--
Finnegan Uyanması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
James Joyce - Finnegan Uyanması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Finnegan Uyanması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı James Joyce Kimdir?
James Augustine Aloysius Joyce (1882 - 1941) İrlandalı yazar.
Katolik bir ailedendi. Dublin Üniversitesinde çağdaş dilleri öğrendi (1902). Özellikle karşılaştırmalı dil bilgisiyle ilgilenerek sağlam bir kültüre sahip oldu. Tıp öğrenimi için Paris'e gitti, bir yıl sonra Dublin'e döndü. Bir müddet ders verdi. 1904'te tekrar Avrupa'ya geçti. Bir süre Paris'te kaldıktan sonra İtalya'nın Trieste şehrine yerleşti (1906). Trieste'de İngilizce dersleri vererek geçimini sağladı. 1907'de şiirleri yayınlandı: Chamber Music (Oda müziği). 1914'da hikayelerini topladığı Dublinliler'i Londra'da çıkardı. Asıl ününü romanlarıyla sağladı. Şair Ezra Paund'un yardımıyla ilk romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, The Egoist dergisinde tefrika edildi, 1916'da da kitaplaştırıldı. Ulysses'i de tefrika edilmeye başladıktan sonra 1922'de tamamladı. Joyce'un bu eseri dizgi yanlışlarıyla doluydu. Aslına uygun yeni baskısı ancak 1984'te yapıldı.
Hemen bütün eserlerinde doğup büyüdüğü Dublin'i merkez alır. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'inde kendi hayatını konu edinen yazar, altmış kadar dilden aldığı unsurları birleştirerek yazdığı son romanı Finnegan Akşamları'nda (1939) aile fertlerinin bir gecede gördükleri rüyaları anlatır. Joyce, zor anlaşılan bir yazar olarak bilinir.
--reklam--
James Joyce Kitapları - Eserleri
- Ulysses
- Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi
- Ölüler
- Kedi ile Şeytan
- Eleştiri ve Deneme Yazıları
- Oda Müziği
- Dublinliler
- Gözünü Kapat ve Gör
- Sanatçının Mektupları
- Bırak Seni Seveyim
- Giacomo Joyce
- Finnegan Uyanması
- Sürgünler
- Kahraman Stephen
- Bir Küçük Bulut
- Nora'ya Mektuplar
- Finneganın Vahı 1
- Finneganın Vahı 2
- Epiphanies / Anıklıklar
- Kardeşler
- Araby
- Clay
--reklam--
James Joyce Alıntıları - Sözleri
- Melankolinin mizacı içindeki en baskın nota olduğunu düşündü ama bu melankoli, inanç, vazgeçiş ve basit zevkin nüksetmesiyle şekillenen bir melankoliydi. (Dublinliler)
- Gözlerim çok zaman yaşla doluyor (neden bilmiyordum) ve zaman zaman yüreğimden bir sel göğsüme taşıyordu. Gelecek üstüne pek düşünmüyordum. Onunla konuşup konuşmayacağımı, konuşursam da, bu karmakarışık hayranlığımı ona nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Ama bedenim bir arp ve onun sözleri ve jestleri teller arasında gezinen parmaklar gibiydi. (Araby)
- "Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak" (Eleştiri ve Deneme Yazıları)
- Gözleri düşüncelerimi içti... seller gibi taşırdı.. (Giacomo Joyce)
- Kaçtığını düşünürken kendinle karşılaştın. eve giden en kısa yol, en uzun olandır. (Gözünü Kapat ve Gör)
- Aşk, güçsüzlüğün başka bir adı zaten. (Ulysses)
- “Kör olabilirim. Uzun bir süre kızıl-kahverengi bir saça baktım ve onun sen olmadığına karar verdim. Eve oldukça mahzun gittim. Bir randevu vermek isterdim ama sana uygun olmayabilir. Umarım sen bana randevu verebilecek kadar iyi olursun, eğer beni unutmadıysan.” (Sanatçının Mektupları)
- Öğlenin çarptığı günün korkusu, her gecenin gelincisinin gizliçiziği. Ama, bozuk cennetlisanı ile söylenecek olursa, öyle mi o? Kim o? Kimin o? Neden o? Nekadar o? Hangisi o? Ne zaman o? Nerede o? Nasıl o? Ve de ne şeytantüyüdür ondaki öyle, ... rahat dur, telaşını yatıştır! Yaklaş, önümüze düşüp yol göster! (Finneganın Vahı 2)
- Senden gelen tek bir övgü sözü beni neşeye boğuyor, gül narinliğinde bir neşeye. (Nora'ya Mektuplar)
- Bu yürekli yaralı ve üzgün. Sevda ile çıkmazda mı ? Sarkık, şehvetle sırıtan dudaklar: morumsu yumuşakçalar. (Giacomo Joyce)
- Rahmine sokulabilirim, senin canından kanından doğan bir çocuk gibi, kanınla beslenip bedeninin, sıcak gizli kasvetinde uyuyabilirim. (Nora'ya Mektuplar)
- Çünkü cocuğun yaradılışında fazlasıyla var ana sevgisi. (Sürgünler)
- Edebiyatın hayal mahsulü olması ve hayallerle ilgilenmesi, gerçeklere dayanmaması ve fikirleri de kesin bir şekilde ele almaması nedeniyle hor görülmesi gerektiği yönünde bir beyan, düpedüz deli saçmasıdır. (Eleştiri ve Deneme Yazıları)
- Kitapsız, şarkısız duruyor kibiri. Orada bitiyor gözünün akında kırmızı şeytan yok artık. Sığların sakini düşüp çarpıyor! (Finneganın Vahı 2)
- "...Benden uzun mektup yazmamı istedin ama yazmaktan nefret ediyorum gerçekten,bir şey söylemenin öyle tatminsiz bir yolu ki yazmak!.." (Nora'ya Mektuplar)
- Ulysses edebiyatın "denklembilgisiyse", Finneganın Vahı da onun kısmi diferansiyel denklemidir. (Finneganın Vahı 1)
- Bu düşmangeberten ingiliss, bu bir ekose grisi, bu bir galli devyisi, eğilen. (Finneganın Vahı 1)
- My body was like a harp and her words and gestures were like fingers running upon the wires. (Araby)
- Sen yanımdayken kibirli, şüpheci yanımı bir yana bırakıyorum. Şimdi başını omzumda hissetmek isterdim. (Bırak Seni Seveyim)
- Onu bunu bırak sen, en güzel kadında bile en çekici şey nedir? (Sürgünler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin