Kitap Künyesi
Yazar: Salman Rushdie
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Orijinal Adı: The Enchantress of Florence
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750710834
Sayfa Sayısı: 388
--reklam--
Floransa Büyücüsü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Salman Rushdie'nin "Bu kitabı yazmak için yıllarca okuyup araştırma yapmam gerekti," dediği roman, türlü türlü anlatıcılar, gezginler, serüvenciler tarafından aktarılan, Babur İmparatorluğu ve Osmanlılar, Moğollar ve Rönesans Floransa'sının tarihine ve kültürlerine göndermeler yapan, bölgenin tarihini masallarla kaynaştıran büyüleyici bir yapıt.
Kitaptaki cinsellik ve erotizmin odağı olan güzeller güzeli Floransa Büyücüsü, aslında erkekler dünyasında kendi yazgısına kendisi egemen olmak isteyen bir kadın. Ama kendi kaderine hükmederken, hükümdarların yazgısını bile değiştiriyor ve en parlak dönemlerini yaşayan Mugal payitahtı ile Floransa'nın toplumsal yaşamlarında bir dönüm noktası oluyor.
Floransa Büyücüsü, kader, güzellik, savaşlar, tılsımlar ve sadakatle örülmüş bir yolda Rönesans İtalya'sının saraylarından Hindistan'ın uzak kıyılarına bir solukta uzanacağınız bir başyapıt.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Floransa Büyücüsü Alıntıları - Sözleri
- Aşktı bu ya da ona benzer bir his.
- İnsanların sevgisi kaypak ve kararsızdı, böylesi bir sevginin peşinden koşmaksa ahmaklıktı. Sevgi diye bir şey yoktu zaten. Sadece güç vardı.
- Yeni Dünya acıdan ibaretti.
- “Bir şeyler yapılması gerekiyor, tabii memlekette bu meseleye el atacak babayiğit kaldıysa.”
- ...zengin bir adam değildi ve kitaplar da pahalıydı,
- Yeryüzünün kalabalık “biz”leri altına gömülmüş, çıplak ve yalnız “ben”ler var mıydı?
- Bir adam özlenmediğinde, içinde bir şey ölmeye başlar.
- Aşkı seçmek, hayatını tehlikeye atmak anlamına gelecekti çünkü. Oysa aslolan hayatta kalmaktı.
- “Aşk, sadece aşk insanları sevdikleri için ölümü göze almaya cüret edecek hale getirir,”
- Tanrı yaratısından yüz çevirirse, İnsan varlığını sürdürebilir mi?
- Konuşacak kimsesi yoktu.
- Susuz birer hiçiz,
- Sevgilimin gözlerine bakın; aşkla ve samimiyetle dolu bakışları ne kadar da günahsız.
- “ Sevgi kaypaktır, ” diye cevap verdi beriki, “ sizi bugün severler ama yarın sırtlarını dönerler. ”
- Ne var ki soylular zamanla gözden düşer, din adamları da öyle.
--reklam--
Floransa Büyücüsü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
ASIL LANETİMİZ FARKLILIKLARIMIZ DEĞİL BENZERLİKLERİMİZ.. Her insan her hayat ne kadar birbirinden ayrı, farklı olsada bizi bir kılan, benzer yapan bir yaşama motivasyonumuz var. İnsan kendi çıkarını gözeterek, kendi iktidarının peşinde, kendi zevkine göre yaşayan bir varlık. Floransa Büyücüsü her ne kadar daha fazla şey anlatsada ben yazarın bu konunun altını daha çok çizdiği kanatindeyim. İnsanın izinde, tarihin seyrinde, hangi gerçeklikte olursa olsun insanın motivasyonu hep aynı. İnsanın kişisel çıkarını gözetirken bir takım sınırlayıcılarla karşılaşması, bu sınırları tanıması, uyumlanması ve kendine uyumlandırıp araçsallaştırması, kendi için fırsat kollayıp harekete geçmesi.. Sonuçta başarması veya başaramaması. Hayatın içini dolduran bütün içerik aslında bundan kaynaklı. Ne kadar karmaşıklaştırılmaya çalışılsada, dinle yada bir takım doktrinlerle kamufle edilip insanın yaşama sebebini sınırlayarak insanı potansiyelinden uzaklaştırarak gücünü sınırlayıp çapını düşürseler bile ilke yinede aynı. Bu çap düşürmek bile başkalarının iktidar tutkusunun bir ürünü.. Rekabeti azaltmak ve insanları kendi iktidarlarının unsuruna dönüştürmek için insanlığa uyguladıkları metodlar. Bu metodlar nedir bunlar çok derin ve tehlikeli konular. Somerset Maugham bir kitabında bir insanın iyiliğinin veya kötülüğünün bile zevkine bağlı bir şey olduğunu söylüyordu. Eğer zevki kendinden başka birinede faydalıysa o insan iyi, eğer zevki başkasına zarar veriyorsa o insanı kötü olarak tanımlıyordu. Bütün bunları kitabın da vurguladığı gibi şunun için söylüyorum. Asıl lanetimiz farklılıklarımız değil benzerliklerimizdir. İktidar olma ve kendi zevki için yaşama güdümüz hiç değişmedi değişmiyecek.Tarihin hangi seyrinde olursak olalım. Yazarın bunu gayet estetik bir biçimde kurgulayarak gösterdiğini düşünüyorum. Ben çok beğendim ve herkese tavsiye ederim. (VvV)
SALMAN RUSHDIE Floransa Büyücüsü Bu kitabı yazmak İçin yıllaraca okuyup araştırma yapmam gerekti demiş Salman Rushdıe. Yazarla Geceyarısı Çocukları adlı kitabıyla tanışmış,dilini ve kurgusun çok sevmiştim.Devamında Floransa Büyücüsü’nü okumalıyım dedim zira bir kitabı daha var elimde.Salman Rüşdi bu sefer Doğuyla batıyı arasına Osmanlı’yı alarak Uzun bir yolculuğa çıkardı.Moğolların tahtını sahibi Ekber Şahı’nın yanına gelerek amcası olduğunu iddia eden hünerli ve kısa sürede kendini sevdiren Niccola Vespucci adıyla da bilinen Mogor Dell Amore ve Saray’ın kayıp prensesi Kara Gözün yani Floransa Büyücüsünün öz be öz annesi olduğunu iddia etmesi üzerine ve ispatlamak İçin anlattığı büyülü hikayelerle,Babür imparatorluğu,İran şahı Şah İsmail’e,ordan Yavuz Sultan Selim’e ve Osmanlı imparatorluğuna Ve ordanda İtalya’ya Floransaya kadar uzanan bir tarih yolcuğu içinde buluyor okuyucu kendini. Çok katmanlı bir yol alırken ortaçağda’ rönesans İtalya’sının dini ve kültürel motiflerini,Osmanlı İmparatorluğunun devşirme sistemiyle kazandığı yeniçerilerini ve Yavuz sultan Selimin estirdiği rüzgarla önüne yaptığı zulmü Şah İsmail’le karşılaşıp Şah İsmail’in yenilgisi de dahil olmak üzere,tarih ve kültürel yolculuk yaptırıyor.Zaman zaman hangisi masal hangisi gerçek ikilemiyle okutuyor cümleleri yazar büyüyü tüm kitaba yedirmiş çünkü. Ben de okurken araştırma yaptım Moğul imparatorluğunun şeceresini Ekber Şaha kadar olan kısmını okudum.Babur Şah’ın edebiyata olan düşkünlüğünden Büburnamenin çıkışına Ve en önemlisi Ekber Şah’ın farklı dinlerin Hint ülkesinde ortak tek bir din çatısı altında birleştirme düşüncesiyle şahsına münhasır bir imparatorluk kurma istediği içinde olduğunu Ve bunun sonucunda kız çocuklarının erken evlendirilmesini,eşi ölen kadınların yakılmasını yasakladığı öğrendim.Tekrar okumaya dönünce yazarın bunu cümlelerle de okuyucuya sunduğunu gördüm.Ekber Şah’ın iç monoloğuyla sorgulattığı dine inanca yaşayış şekline dair fikirleri çok çarpıcıydı. Ve kitabın geneline yayılmış erkek dünyasının zayıflıklarını,kendi seçtiği yolda zayıf kişiliğinin altında ezilip vatanını benliğini kaybeden büyüleri ve zaaflarıyla ayakta duran Karagöz yani Kayıp prenses yani Floransa Büyücüsü kısacası kadın Ve erkeğin dünyası yaşadığı coğrafyayla aldığı şekil,yayılmıştı. Diller kılıcı kınından çekildi mi,en keskin bıçaktan daha derin yaralar açar. Hayatın anlamı ölümdedir!Servet sahibinin ruhani fakirliğini tehlikeye atar!Böylelikle şiddet nezakete,çirkinlik güzelliğe,herhangi bir şey zıddına dönüşebilir.Bu aldatıcı yansımalar Ve ters yüz görüntülerle dolu hakiki bir aynadır.Bir adam,duru denebilecek tek bir düşünceyi Zihni’nden bile geçiremeden hayatının son gününe dek çelişkiler bataklığında debelenebilir.s/103 Tarihin eli hem yukarıdakine hem aşağıdakine uzanabilirdi.Zayıfların çığlığı,günün birinde kudretlileri sağır edebilirdi.S/157 (Ferya Fertelli)
--reklam--
Floransa Büyücüsü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Salman Rushdie - Floransa Büyücüsü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Floransa Büyücüsü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Salman Rushdie Kimdir?
Salman Rushdie,(Hintçe:सलमान रश्दी, Okunuşu: Selman Rüşti) (d. 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı Britanyalı yazar ve romancı.
Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.
Salman Rushdie, Urduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da doğdu. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer Müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.
Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra,Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi.Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandıktan sonra Humeynitarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.
Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğuDünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 10., 2008 yılında 23. sırada yer almıştır.
Şeytan Ayetleri tartışması
1989'da yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı, İslam dini peygamberi Muhammed'e ithamda bulunduğu gerekçesiyle İslam dünyasından büyük tepkiler almış; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Somali, Bangladeş, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabın yayınlanması yasaklanmış; 14 Şubat 1989'da İran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafından fetva verilerek Rüşdi'nin başına üç milyon Amerikan doları ödül konmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde aleyhinde yapılan kitlesel gösteriler Şubat 1989 gündemini oluşturmuştur.
Bunun takip eden yıllarda da çeşitli ülkelerde kitabın çevirmen ve yayıncı kuruluşlara yönelik saldırılar olmuştur. 1998'de İran, İngiltere ile ilişkilerini düzeltmeye yönelik bir adım olarak Salman Rüşdi hakkında aldığı ölüm cezası kararından vazgeçmişse de İran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayı sadece veren kişinin kaldıracağını, ancak bu kişinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüğünü ifade etmiştir.
--reklam--
Salman Rushdie Kitapları - Eserleri
- Geceyarısı Çocukları
- Floransa Büyücüsü
- Utanç
- İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece
- Doğu, Batı
- Öfke
- Ayaklarının Altındaki Toprak
- Mağripli’nin Son İç Çekişi
- Altın Ev
- Soytarı Şalimar
- Harun ile Öyküler Denizi
- The Satanic Verses
- Peyğəmbərin Tükü
- Jaguar Gülüşü
- Soytarı Şalimar
- Quichotte
- At the Auction of the Ruby Slippers
--reklam--
Salman Rushdie Alıntıları - Sözleri
- ‘O zamanlar neredeyse sekizimdeydim, o da yedisinde. Anlam arayışıyla kafayı bozmak için çok erken bir yaştı.’ (Geceyarısı Çocukları)
- Ben dürüst davrandım ve sen beni kendi yalanına çevirdin. Bu ben değilim. Ben değilim bu. Sensin. (Soytarı Şalimar)
- ...Hasarlı insanlar koleksiyonu yapmak ve onları tamir etmeye çalışmak, Mila’nın özel hobilerinden biriydi. Bu konuyu ona açtığında, genç kız dürüstçe cevap verdi: “Benim becerim de bu. İnsanları onarmak. Bazıları eski evleri satın alıp yeniden dekore eder. Ben insanları onarırım.”... (Öfke)
- Zaten sık sık, pek çok açıdan vekâleten yaşıyorum ben. (Doğu, Batı)
- Konuşacak kimsesi yoktu. (Floransa Büyücüsü)
- Adaletin olmadığı yerde onu aramanın da manası yok. (Utanç)
- "İnsanların asıl özlem duyduğu şey toplumsal normlar değil; olağandışı, ölçü dışı, sınır dışı olandı." (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- "Hatim şut," dedi yavaş sesle, "tüm Öyküler'in, hatta Dil'in bile Baş Düşmanı'dır. Susku'nun Prensi ve Sözün Düşmanı'dır. Her şey sona erdiğinden, düşler sona erdiğinden, öyküler sona erdiğinden, yaşam sona erdiğinden, her şeyin sonunda onun adını kullanırız. 'Bitti,' deriz birbirimize, 'sona erdi. Hatim Şut: Son.' " (Harun ile Öyküler Denizi)
- Korku ya heptir ya hiç. Ya zalim bir zorba gibi bütün hayatınızı aptalca, kör edici bir kuvvetle yönetir ya da onu bertaraf edersiniz ve gücü bir anda duman olup yiter. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- Aradığım şey, rahat bırakılmak. (Öfke)
- İnsanlar en çok bahar aylarında intihar eder. Dünya aşık olurken kendi sevgisizliğiniz bir tokat gibi patlar. (Ayaklarının Altındaki Toprak)
- En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinide kaybolup gitmişti. (İki Yıl Sekiz Ay Yirmi Sekiz Gece)
- Her koleksiyoncu, hazinelerini en az bir kişiyle paylaşmak zorunda olduğunu hisseder. (Doğu, Batı)
- Benden kalbimi isteme, çünkü onu çekip çıkartıyorum, paramparça ediyorum ve fırlatıp atıyorum, bu yüzden kalpsiz kalacağım, ama sen bunu fark etmeyeceksin bile, çünkü aşık bir kadını kusursuz biçimde canlandıracağım ve sana mükemmel bir sahte aşk sunacağım. (Soytarı Şalimar)
- Yoksullar asla zenginler kadar sinsi olamayacak, bu yüzden en sonunda hep kaybedecekler. (Mağripli’nin Son İç Çekişi)
- ‘Gerçeklik nereden baktığınıza bağlıdır; ne kadar uzaklaşırsanız geçmiş size o kadar somut ve anlamlı görünür- bugün ise yaklaştıkça gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar.’ (Geceyarısı Çocukları)
- İyiler yalnızca henüz yol ayrımına gelmemiş hainlerdi. (Altın Ev)
- İbadet inancın kılıcıdır. (Utanç)
- “Sevgi nedeniyle,” dedi. “Bütün bunlar Sevgi için. Sevgi harika bir şeydir ve insana sınırsız bir şevk verir. Ama sevgi çok aptalca bir şey de olabilir, elbette.” (Harun ile Öyküler Denizi)
- Hiçbir şey beklemeyin, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. (Öfke)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin