Foto Sabah Resimleri - Ayşe Kulin Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Foto Sabah Resimleri kimin eseri? Foto Sabah Resimleri kitabının yazarı kimdir? Foto Sabah Resimleri konusu ve anafikri nedir? Foto Sabah Resimleri kitabı ne anlatıyor? Foto Sabah Resimleri kitabının yazarı Ayşe Kulin kimdir? İşte Foto Sabah Resimleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Ayşe Kulin
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752892613
Sayfa Sayısı: 133
Foto Sabah Resimleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çocukluğumun Ada'daki köşkte geçen yaz tatilleri dışında, ben hep bu beton apartmanların odalarında yaşamıştım. Beton odaların tavanları, önceleri çok yüksek ve kartonpiyerli iken giderek alçalıp, sadeleşmiş, odaların boyutları giderek küçülmüştü. Anneanneme ailesinden kalan avizelerin önce zincirleri kısaltılmış, sonra da onları dar odalardan, daha geniş ve yüksek tavanlı evlere terfi ederek bizimle yer değiştiren kişilere satmıştık. Anneannem, bizden eşyalarımızı satın alacak güve sahip o kişileri hep küçümsemişti nedense. O baygın yeşil gözleri ile bir devrin tüm ihtişamını görmüş ve yaşamıştı. Ben sadece ondan duyarak imrenmiş, özenmiş ve hayal etmiştim.
"Türk öykücülüğünün en önemli iki ödülünü, 1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, 1996 yılında ise Sait Faik Öykü Ödülü'nü kazanmış bir başyapıt: Foto Sabah Resimleri..."
(Tanıtım Bülteninden)
Foto Sabah Resimleri Alıntıları - Sözleri
- Yaşam bal gibi bilinip de bilmezliğe gelinenin peşinde, gerçekle düşün, hayatla ölümün arasında gerilmiş çok ince bir ipte yürümekti.
- “Yaşam buydu. Gerçekleşmeyen beklentilerdi.”
- “Birileri her gün elini cebimize sokup paramızı çalmasa, seni yine burada oturturduk." "Kimin eliymiş bu?" "Enflasyonun eli, sistemin eli, devletin eli anneanne."
- Yaşam bal gibi bilinip de bilmezliğe gelinenin peşinde, gerçekle düşün, hayatla ölümün arasında gerilmiş çok ince bir ipte yürümekti.
- Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım...
- Kavuşmalar bahçe taşlarında duymayı umduğu ayak sesleriydi.
- İnce Bir Hünerdir Hüzünle Yaşamak.
- Yaşam buydu. Gerçekleşmeyen beklentilerdi.
- “Gözleri yaşlıydı. Ne düşündüğünü biliyordum. Ben de düşünüyordum aynı şeyi. Babamı istiyordum, babamı özlüyordum.”
- “Üç yıl habersiz geçti. Dördüncü yılın başında geldi ölüm haberi. Ben yirmi beşime yeni gimiştim. İnanmadım. Bunca bir birinin benzeri üniformalı asker cesedini kim doğru teşhis edebilir ki? Hiç inanmadım ve ölümüne inanmadığım kocamı bekledim. Hep bekledim. “
- “Kavuşmaları ve sevişmeleri öyle uzun bir süre hayal etmişti ki, gerçekle hayal iç içe geçmiş resimler gibiydi. Kendi bile ayırt edemiyordu artık gerçekle gerçek dışını. Aşk diye bildiği, bilmediğiydi.”
- “Yediveren güllerinin pıtır pıtır açmaya başladığı bir nisan sonu, hırsız bir kedi gibi sessizce geldi ölüm... “
- Bazen en iyi tedavi unutmaktır.
- “Allah her köşeye telefon döşeyenleri cehennemlerde yaksın, diyordum içimden. Çünkü, "Beni nasıl arayabilir ki?" sorumu, her yerde mantar gibi biten telefonlar acımasızca yanıtlıyordu... Mektuplar çalınır, gecikir veya kaybolabilirlerdi. Ama ya telefonlar? Onların hiçbir mazereti yoktu.”
- Kavuşmaların ardında yeni ayrılıklar bekliyordu.
Foto Sabah Resimleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk öyküyü okur, gece devam ederim diye elime aldığım kitabı, hangi ara bitirdiğimi anlayamadım. Dili çok akıcı, okurken zorlanmadım, sıkılmadım. Üç öykü ötekilerden açık ara sıyrılarak beni cezbetti. ''Foto Sabah Resimleri'' öyküsündeki gibi bir ananem olmasını o kadar çok isterdim ki. Öyle olmasa bile en azından beni önemsediğini hissettiren bir anneannem. Sanırım bu sebep, bu minik öyküye sıkıca tutunmamı sağladı. '' Duruşma'' başlığı altındaki hikaye ise ''herkes için adalet'' kavramının, arkasını sağlama alana adalet'e nasıl evrildiğinin kanıtı. 1996 yılında yazılmış ''Adil Düzen'' öyküsü ise çok ilginç. Şu an içinde bulunduğumuz keşmekeşliğin adeta ayak sesi. Adil Düzen öyküsü için bile olsa bu kitap okunmalı. (sıla)
Ayşe Kulin / Foto Sabah Resimleri. Kitap, Ayşe Kulin'in akıcı üslubu ile kaleme aldığı, 10 hikayeden meydana gelmektedir. Hikayelerden ikisi 1979'da yazılmış, diğerleri 1995 ve 1996 yıllarında yazılmıştır. Hikayelerde, yaşanmış olan veya yaşanma ihtimali olanlar olabileceği gibi, yazarın hayal dünyasıyla kurguladığı bir dünya söz konusudur. Kitaptaki bazı hikayeler yetişkinlere yöneliktir. Yazarın, Hayat adlı romanını okuduktan sonra bu kitabı, benim için bir hayal kırıklığı olmuştur. Kitabın mizanpaj yanındaki eksiklikler nedeniyle de yazarın üstü buna rağmen okunmakta zorlanılmaktadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur. (Mustafa Parlatan)
“Bir Kırık Bebek”: Özellikle “Gülizar” öyküsünü okurken aklıma bir filmin sahnelerinin geldiğini fark ettim. Öykü ilerledikçe “Bir Kırık Bebek” filminin öyküsü olduğunu gördüm. Bazı rastlantılar gülümsetiyor insanı. (ONUR)
Kitabın Yazarı Ayşe Kulin Kimdir?
Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarıldı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.
Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı, 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı kitabı Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandı.
1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da İletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.
Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Nefes Nefese romanı toplamda 34 ülkede yayınlandı. Ayrıca Ayşe Kulin bu romanıyla İtalya'da verilen Premio Roma Ödülleri'nde finale kalan beş yazardan biri oldu. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.
2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı. Yine 2009 yılında yazdığı Tek ve Tek Başına Türkan adlı Biyografik romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2010 ve 2011 yılında arasında Kanal D'de yayınlandı.
2007 yılının Kasım ayında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi oldu. 2008 yılında yazdığı Veda romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2012 yılında Kanal D'de yayınlandı.
İtalyancaya çevrilen Nefes Nefese adlı romanı, 2016'da İtalya'nın en prestijli roman ödüllerinden Premio Roma'da en iyi yabancı roman dalında ödüle layık görüldü.
Ayşe Kulin Kitapları - Eserleri
- Köprü
- Türkan
- Bora'nın Kitabı
- Gizli Anların Yolcusu
- Adı: Aylin
- Sevdalinka
- Füreya
- Güneşe Dön Yüzünü
- Nefes Nefese
- Umut
- Gece Sesleri
- İçimde Kızıl Bir Gül Gibi
- Veda
- Sit Nene'nin Masalları
- Bir Tatlı Huzur
- Foto Sabah Resimleri
- Hayat - Dürbünümde Kırk Sene (1941-1964)
- Hüzün - Dürbünümde Kırk Sene (1964-1983)
- Geniş Zamanlar
- Bir Gün
- Bir Varmış Bir Yokmuş
- Dönüş
- Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları
- Hayal
- Babama
- Sessiz Öyküler
- Handan
- Tutsak Güneş
- Taş Duvar Açık Pencere
- Saklı Şiirler
- Kanadı Kırık Kuşlar
- Kördüğüm
- Son
- Her Yerde Kan Var
- Dönüş
- Hayat
- Hazan
- Taksiii
Ayşe Kulin Alıntıları - Sözleri
- "Kimi değiştirmemişti ki zaman?" (Sevdalinka)
- Yalan giderek büyüyen bir canavara dönüşür, dallanır budaklanır, içinden taşar... Sakın yalan söyleme. (Sessiz Öyküler)
- Kin zehirler insanı. (Tutsak Güneş)
- "Neredeydi adalet?.." "Bu insanlar nasıl serbest kalmıştı?.." (Bir Varmış Bir Yokmuş)
- Sen nereden bilebilirsin ki benim ruh halimi! Ben bu hale gelene kadar nerelerden geçtim, ne bilirsin sen? (Geniş Zamanlar)
- Yeter ki isteyelim, eğitim alalım ve çok çalışalım. Bir yerlere, hatta istediğimiz yere varmamamız için hiçbir neden yok! (Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları)
- Savaş insana her şeyi öğretir. Bir de barış içinde yaşamayı öğretse, keşke. (Sevdalinka)
- Biz anlaşabiliriz. Biz anlaşmaya mecburuz. (Bir Gün)
- ...kendine acımaya vaktin yok, yürü git, önemli işlerinin peşinden... (Tutsak Güneş)
- Yaşam buydu. Gerçekleşmeyen beklentilerdi. (Foto Sabah Resimleri)
- Demek içimdeki fırtınayı yüzüme aksettirmiyorum, çok iyi! (Her Yerde Kan Var)
- Para icat edildiği andan itibaren yeryüzünde inançla, ahlakla, adaletle kısacası iyi ve güzel her şeyle sıkı bir rekabet halindeydi ve çoğu zaman da yarışı kazanan para oluyordu, ne yazık ki! (Taksiii)
- ... bence "üstün insan," ezen öldüren kumandan değil, yücelten, kurtaran, yaşatan hekimdir! (Türkan)
- "İnsanlar kaldıramayacakları acıları hatırlamak istemedikleri zaman bilinçaltına itiyorlar,hiç olmamış gibi yapabiliyorlar." (Dönüş)
- "Ayıp bir şey değil ki, meme herkeste var." (Hayal)
- Tuhaf bir ülkeydi benim memleketim. Birilerinin başı mutlaka dertte oluyordu. Memleketin tüm insanlarının dertsiz tasasız yaşayabilecekleri bir günün güneşi henüz doğmamıştı bu topraklarda! (Hayat)
- "...aşktan da üstün olan şefkat ve milli hisler vardır,'' diye yazmışım. Son nefesime yakınken dahi aynı şekilde düşündüğüme göre, hak etmemişim aşkı ben! Ee, ben hak etmeyince, Allah da vermemiş elbette! (Türkan)
- Ben yanlış zamanda yanlış yerde doğmuşum. (Bir Gün)
- "Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam memleket gibi esir ve yoksuldur odam." (İçimde Kızıl Bir Gül Gibi)
- "Beraber gülebildiğim insanlara içim hemen ısınır." (Kördüğüm)