Kitap Künyesi

Yazar: Irene Némirovsky

Çevirmen: Nuriye Yiğitler

Orijinal Adı: Suite Française

Yayın Evi: Pegasus Yayınları

İSBN: 9786055943738

Sayfa Sayısı: 464

--reklam--

Fransız Süiti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.

Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.

"Çarpıcı . . . Anne Frank'ın Hatıra Defteri ya da Albert Camus'un romanlarıyla yarışıyor."

-The Nation-

"Némirowsky'nin ufku Tolstoy'unki gibidir: İnsanı ve onun narin varoluşunu yakından tanıyan yazar bunları etkileyici, sabırlı ve katı bir dürüstlükle bir araya getirmiştir... Kayıp bir başyapıt."

-Oprah Magazine-

"Nefes kesen... Çarpıcı... Fransız Süiti'nin yazarı önceden hiç duymadığınız, kendi trajik öyküsü sadece kitabın etkileyiciliğini derinleştiren, en büyüleyici edebiyat kişiliklerinden bir tanesidir."

-Newsweek-

"Olağanüstü bir eser, şaşırtıcı bir kurgu ve gerçek, tarih ve öykü yazarlığı harmanı."

-Houston Chronicle-

"Şaşırtıcı... Belki de savaşın son mükemmel kurgusu olan Fransız Süiti, işgalin, göçün ve kaybetmenin içten öyküsünü sunuyor. Kitabın şok edici gücü sanatın kurtuluşa giden bir yol sunabileceğini doğruluyor."

-Pittsburgh Post-Gazetta-

--reklam--

Fransız Süiti Alıntıları - Sözleri

  • "En gururlu tiran asla imparator olmaz."
  • "Her nota gergin sinirlerine şamar indiriyor ve bir inilti çıkarıyordu"
  • "...müzik tek başına iki insan arasındaki dil ya da gelenek farklarını ortadan kaldırır ve onlarda yok edile­meyen bir şeyi etkiler"
  • Halkın her zaman zenginlerin hayatından hoşlandığını aklından çıkarma sakın.
  • "İnsan karmaşık, bölünmüş, sürprizlerle doluydu ama bunu anlamak için savaş ya da büyük bunalımlar yaşamak gerekirdi"
  • "Halkın her zaman "zenginle­rin" hayatından hoşlandığını aklından çıkarma sakın"
  • "...önemli olan yalnız ilk şok. Her şeye, işgal toprak­larında yapılan her şeye alışır insanlar: Katliamlara, işkence­lere, çamura gömülen oklar gibi düzenlenmiş yağmalara!.. Kalplerin çamuruna"
  • Savaş, devrimler, büyük tarihi çalkantılar erkekleri heyecanlandırırdı, kadınları değil. Kadınlar sadece sıkıntısını çekerlerdi. Her kadının bu konuda onunla aynı görüşte olacağından emindi. Kadınlar ağlamaktan yorgun düşer, tüm soylu sözler ve soylu duygulardan ölesiye sıkılırlardı.
  • "Fransızlar yaşlı bir eşten bıkar gibi bıkıyorlardı Cumhuriyet'ten. Onlara göre diktatörlük gelgeç aşk, bir zi­naydı. Ama kanlarını aldatmaya çok hevesliydiler, onu kat­letmek istedikleri yoktu"
  • Her erkeğin ve her kadının gönlünde, ölümün ve savaşın olmadığı, vahşi hayvanlarla geyiklerin birarada neşeyle oynaştığı bir cennet yatar. Söz konusu olan bu cenneti bulmak, kendisini ilgilendirmeyen şeylere gözünü kapamaktır. Biz bir kadın ve bir erkeğiz. Birbirimizi seviyoruz.
  • Bütün büyük felaketlerin ertesinde olduğu gibi yeni zenginler türeyecek, paralarını zahmetsizce elde etmiş olduklarından zevklerini çok pahalıya satın almaya hazır adamlar olacak ve aşk yine aynı kalacaktı.
  • "...ölünün başucu dışında, uluorta ağlan­mazdı; bunun dışında kendini tutmak, bir başkasından hem acısını hem de büyük zevkini gizlemek gerekirdi"
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz."
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz."
  • Bütün büyük felaketlerin ertesinde olduğu gibi yeni zenginler türeyecek, paralarını zahmetsizce elde etmiş olduklarından zevklerini çok pahalıya satın almaya hazır adamlar olacak ve aşk yine aynı kalacaktı.

--reklam--

Fransız Süiti İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mükemmel bir anlatım.Kaybeden insanların son derece gerçek olan hikayesini yazar müthiş bir kurguyla anlatmış..Sıkılmadan okunabilecek bir kitap. (Hülya Bilgin)

Kitabı ilk başlarda boğucu bulabilirsiniz ki ben öyle bulmuştum. İsimlerin benim açımdan biraz olsun tanıdık gelmemesi karakterleri benimsememde sorun yaşatmıştı bana fakat bir süre sonra alışıp romanın içine doğru uzanınca keyfini almaya başlıyorsunuz. Kitabın sonu bir muammayla yarım kalıyor, bunun sebebi ise yazarın kitabı tamamlamaya fırsat bulamadan, kendi hayal dünyasında daha naif olan askerler tarafından toplama kamplarından birine alınmasıdır. Benim açımdan hüzünle birlikte, savaşın ve çarpıcı sonuçlarının esintisini getiren değerli bir kitap oldu. (Ilma Voski)

İyi bir roman olacakken yarım kalmış bir romandır benim için. Sonunda olayların bağlanmasını beklemeyin. Okuyucunun olayların bağlanacağı beklentisini -yazarın toplama kampına alınmasıyla özgürlüğünü, hastalığı dolayısıyla da yaşamını kaybetmesi nedeninden- karşılayamıyor. (Pınar)

--reklam--

Fransız Süiti PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Irene Némirovsky - Fransız Süiti kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fransız Süiti PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Irene Némirovsky Kimdir?

Irene Nemirovsky, 1903’te Kiev’de doğdu. Ekim Devrimi nedeniyle ailesi Fransa’ya göç etti. 1926’da ilk romanı Le Malentendu’yü (Yanlış Anlama) yayımladı. İkinci kitabı David Golder’le meşhur oldu. Bunu diğer kitapları izledi. Ama İkinci Dünya Savaşı kopmuştu. 13 Temmuz 1942’de Irène Némirovsky Fransız jandarması tarafından tutuklandı, Pithiviers Kampı’na kapatıldı ve sonra da nakledildiği Auschwitz’de 17 Ağustos 1942’de öldü.

--reklam--

Irene Némirovsky Kitapları - Eserleri

  • Pazar Günleri
  • Yalnızlık Şarabı
  • Fransız Süiti
  • Bir Yazarın Romanı
  • Aile Bağları
  • Sırdaş
  • Don Juan'ın Karısı
  • İhtiyarlamayan Kadın Jezabel

--reklam--

Irene Némirovsky Alıntıları - Sözleri

  • Üstelik, insan zamanında çocukluğunu yaşayamamışsa başkaları gibi büyüyüp olgunlaşamıyor. Rüzgara ve soğuğa çok erken maruz kalmış bir meyve gibi bir köşeden diğerine savrulup duruyor. (Yalnızlık Şarabı)
  • Yaşam görünmeyen bir amaca doğru hiç bitmeyen , nafile bir yarış gibi bütün sürati ve anlamsızlığı içinde ilerlemekteydi. (Yalnızlık Şarabı)
  • ...yaşaması için en kötü gıda elemanlarını topraktan kendine çeken bir bitki gibi, bedbaht bir çocuk da her yanda seadet parçacıkları arar ve bulur. (Bir Yazarın Romanı)
  • "...ölünün başucu dışında, uluorta ağlan­mazdı; bunun dışında kendini tutmak, bir başkasından hem acısını hem de büyük zevkini gizlemek gerekirdi" (Fransız Süiti)
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
  • Hep söylendiği gibi, kadınlar anlaşılmazdır. (Don Juan'ın Karısı)
  • Yeryüzünün en ücra köşesi, en nasipsiz yeri bile bir çocuk için hayatla ve değişikliklerle doludur. (Bir Yazarın Romanı)
  • Yalnız kişi için dünya bir çöldür. (Bir Yazarın Romanı)
  • Şu neşe için yaratılmış zavallı bedenler! Yo, hayır, insan bedenleri asla neşe için yaratılmamıştır, diye düşündü Hugo İnsan açlığa, soğuğa, yorgunluğa dayanmak için yaratılmıştı, kalbi de bir kısım ilkel, şiddet içeren tutkuyla dolmak için: korku, umut, nefret. (Pazar Günleri)
  • Çünkü insanın yaşamayı sürdürebilmesi için en az miktarda da olsa solunabilecek bir havaya ,belli bir dozda oksijene ve yanılsamaya ihtiyacı vardır ... (Yalnızlık Şarabı)
  • Mezarda nasıl yalnız yatacaksam , kendi içimde de öyle yalnız yaşıyorum. (Bir Yazarın Romanı)
  • "Ruhun derinlikleri nasıl da zalim!" (Aile Bağları)
  • Makyaj yapmayı, elbise giymeyi, yüzüne kömürden bıyık çizmeyi, insanlarla eğlenmeyi seviyordu. Bir gün dilenci kılığına girip bütün Taganrog şehrini geçip amcası Mitrofon'a gitmiş, dalgın (veya nazik) amca da ona üç kopek vermişti. Ne sevinçti bu! Sofrada irticalen komik sahneler yapıyor, bin çeşit maskaralık ediyordu. Ne kadar da gülmesini severdi o küçük Anton! (Bir Yazarın Romanı)
  • Kadının tatmin olmamış arzusundan daha tehlikeli bir şey yoktur. (Pazar Günleri)
  • kendimi hep siz ikiniz için feda ettim ben. benimle alay ederdiniz, beni hantal, beceriksiz, salak, akılsız bulurdunuz ama benden yararlanmayı da iyi bilirdiniz! (Aile Bağları)
  • Bir adamı iyi tanımak için, insan onu sofrasında ya da hoşlandıği bir kadının yanında görmelidir. (Pazar Günleri)
  • 1880'de küçük bir mizahi gazete olan Leylek'te çıkan "Don'da bir mülk sahibinin komşusuna mektubu" Anton Çehov'un hiç şüphesiz ilk basılmış eseridir...[G]erçek ismini kullanmıyordu, uydurma isim seçmişti: “Antoşa Çehonte”. (Bir Yazarın Romanı)
  • “…sanki dünyada ağlamaya değer erkek varmış gibi onun için döktüğüm gözyaşları, o zaman çektiğim korkunç ıstırap, şimdi beni daha ziyade gülümsetiyor.” (Don Juan'ın Karısı)
  • "Toplum yaşasın diye bireyin telef olduğu toplumsal bir çağda olduğumuza inandırmak istiyorlar bizi; oysa biz, tiranlar yaşasın diye telef olan bir toplum görmek istemiyoruz." (Fransız Süiti)
  • Çünkü bir gün gelir , o zamana dek yalnızca çocuklara sakladığımız acıma duygularımız başka bir biçim alır. Günün birinde “ihtiyar” ların solgun yüzlerine bakarken bir gün gelip bizim de onlara benzeyeceğimizi hissederiz. İşte o gün çocukluğun son günüdür. (Yalnızlık Şarabı)