Kitap Künyesi

Yazar: Carlos Fuentes

Çevirmen: Süleyman Doğru

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750725678

Sayfa Sayısı: 360

--reklam--

Friedrich Balkonunda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

O has bir adamdı. Yaptıkları politik gereksinimden ötürüydü. Bütün bunları onlar adına, şehir meydanında toplanmış olanların adına yapıyordu. Onlar olmadan o hiçbir şeydi. Ama o olmazsa, karşıdevrim kazanırdı. Ve kazanmak için o, Aarón Azar, sokağın ondan istediği kişi olmalıydı: İktidardaki bir terörist.

Meksika'da oligarşinin sonunu getiren devrime önderlik eden Dante, Aarón ve Saúl... Sıra yeni yönetime liderlik edecek kişiyi seçmeye gelince çatırdayan yoldaşlıklar... Balkonundan bütün bu olanları değerlendirense... Carlos Nıetzsche mi, yoksa Frıedrıch Fuentes mi?

Carlos Fuentes ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı bu romanında hayalî bir devrimden yola çıkarak yerleşik gerçekleri sorguluyor.

"Kısa bir süre önce tamamladığım romanım Frıedrıch Balkonunda'nın iki başkahramanı var; biri romanın yazarı, ötekiyse Frıedrıch Nıetzsche. Tanrı, 'Tanrı öldü,' diyen Nıetzsche'yi haksız çıkarmak için ona yeniden can verir; ancak Nıetzsche, karşısında her şeyin sonsuz bir döngüye dönüştüğü bir dünya bulur."

-Carlos Fuentes, Buenos Aıres Kitap Fuarı, 1 Mayıs 2012-

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Friedrich Balkonunda Alıntıları - Sözleri

  • Ben farklı mıyım? Ben farklıyım çünkü papazlık eğitimi aldım, kendimi İsa'ya hizmet etmeye adadım ve sonra üzerimden cübbemi çıkarıp attım çünkü devrimci siyasete atıldım. Haksız mıydım? Haklıydın. Çoğunluğun zararına sadece birkaç kişiyi nemalandıran bir ayrıcalıklar sistemini reddetmekte haksız mıydım? Başkanın kudretli grupların kuklasından başka bir şey olmadığını söylerken haksız mıydım?
  • Kirli toplumdaki temiz kişi kendi imgesine göre bir dünya yaratır. Ya da yok olur gider.
  • Biliyorum ki her bir insan ahlak ve ahlaksızlık için yaratıldı. Bizzat sevmek, düzüşmek, eskiden olduğumuz ve yeniden olabileceğimiz hayvana dönme ahlaksızlığını gerektiren şey sevgi değil mi? Düzüşmek için bacaklarını açan bir kadınla, bir çocuk doğurmak için onları açan aynı kadın mı? Ayrımı kim yapıyor? Kim tehdit ediyor ve kim kutsuyor? Sadece kilise söyleyebilir: Eğer üremek içinse, düzüş, yok eğer zevk almak içinse ondan mahrum kal. Yasak zevk.
  • Trajik anlamı öldürmek ve onun yerini cennete olasi geri dönüşle ödüllendirilmiş acıyla doldurmak. İlerlemenin devrimci bir biçimi. Hayatlarımızı tamamen üstlenmek değil, bize ölümden sonra cennet vaadini vermek. Hadi oradan! Hıristiyanlık başarıya ulaştı. Bana neden olduğunu söyle. Çünkü yoksulluğun kurtuluş yolu olduğunu ilk söyleyen oldu. O güne kadar kimse yoksul olmak istemiyordu. Bu köle olmak gibi bir şeydi. Şimdi yoksul şükredebilirdi; çünkü bir kimliğe sahip olmuştu: Senin için düzenlenmiş bir cennetin müstakbel konuğu.
  • Benim sana anlatmak istediğim bu zamanın, senin ve benim bugünümüzün çoktan yaşanıp bittiği. Bu bir yineleme. Etraftaki dekorlar değişebilir. Ama bu zaman sadece yineleniyor. Bugün dün mü yaşanmıştı? Evet; çünkü zaman senin inandığın gibi çizgisel değil. Zaman dairesel. Bir bengi dönüş yaşıyoruz.
  • Her şey kayboluyor, her şey parçalanıyor, eğer güzelse, göze hoş gelen özel bir mülkün herkese ait olduğunu kimse anlamıyor. Yakında ormanları ve parkları savunan kimse kalmayacak..
  • "Hiçbir şey çatışmasız, karşıtsız ve kavgasız var olamaz."
  • Nereden çıkmış bütün bunlar? Uyanmak ya da yıkanmak, kahvaltı etmek, işe gitmek, iş arkadaşlarımız ve dostlarımızla takılmak, öğle yemeğini ikinci kez yemek, okumak, dünyaya bakmak, sevişmek, akşam yemeği yemek, uyumak için gece ve gündüze gerçekten ihtiyacımız var mı? Yaşamlarımızın, bizim niyetlerimize tamamen yabancı, bizim etkinliklerimize (ya da onların eksikliğine) tamamen kayıtsız bir dönüş tarafından belirlenmiş değişmez -vakur- döngüsü.
  • Güzellikten bahsediyorum. Hangi güzellikten? Hani bu insanlara verme konusunda anlaştığımız güzellikten, en azından Milos'lu Venüs ve Apollon'dan beri... Ya Sokrates? O güzel degil miydi? Ne diyorsun? Görenlerin hepsi çok çirkin olduğunu söylüyor. Dışı mı? Yoksa içi mi?
  • Genç kızların odalarının fotoğraflarını çekiyordum. Neredeyse hepsinin oyuncak hayvanlar vardı. Köpekler, kediler, hatta zürafalar! Tavşanlar, kurbağalar, eşekler. Evet, öyledir, bunun neresi sana tuhaf geliyor? Neresi mi? Bilmiyor musun? Hayır. Hayvanlarını benden daha çok seviyorlardı, düşüne biliyor musun? Ama onlar senin var olduğunun bile farkında değildiler. Farkında olmaları gerekirdi! Sen ne yaptın? Çaldığım iç çamaşırlarını giymeye başladım. Kızların giysileriyle fotoğraflarımı çektim. Kibar oldum.
  • Çelişkilerimi rahat bırak.
  • Mevzu şu ki, "güzel sözcükler"e ve güzel duygulara karşı öfke hissediyorum; buz gibi bir öfke.
  • ... döneminin sona erdiğini, artık rüzgârın başka taraftan estiğini, büyük ulusal yalanın sonuna gelindiğini...

--reklam--

Friedrich Balkonunda İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu kitapta Tanrı "Tanrı öldü" diyen Nietzscheyi yeniden dirilterek üstadın bengi dönüşüne de ironik bir cevap veriyor. Nietzsche, Fuentesle balkonda devrim hakkında olan biten her şeye hiçbir şekilde müdahale edemeden izler ve bir anlamda devrimin de sürekli aynı şekilde doğup öldüğünü görmek Niçeye ızdırap verir. Devrimin bu döngüsü de üstada bir göndermedir. Bütün bu yaşanan olayların bir yandan Fuentesin Niçeye aktarmak istediği tek şeyin aslında rezil şeylerin çok uzun, güzel şeylerin çok kısa süreceğiyle ilgilidir. Burada Fuentes, Tanrıyla beraber Niçeye yüklenmişler. Fuentes gazeteci olarak dilini, eleştiride o kadar iyi o kadar incelikli kullanıyor ki bu kitabında. Kitap son yıllarda okuyup en çok dikkatimi çeken kitapların başında geliyor benim için. (Muhammed Ali Aslan)

Spoiler içerir: "Tanrı, 'Tanrı öldü' diyen Nietzsche'yi haksız çıkarmak için ona yeniden can verir." Carlos Fuentes, ölümünden kısa bir süre önce 1 Mayıs 2012'de Buenos Aires kitap fuarında yazdığı 'Friedrich Balkonunda' isimli romanını açıklarken bu ifadeleri kullanır. Arka kapak yazısında geçen bahis, daha evvelden "Terra Nostra" ile kendisine hayran kalmış bulunduğum yazarın bu 'acayip' eserine gönlümü kaptırmama vesile olmuştur. Carlos Fuentes, dirilen Friedrich Nietzsche ile bir devrim arifesinde ülkeyi ve tüm devrimi baştan sona izleyebilecekleri evinin balkonunda sohbet halindedir. Tüm süreç boyunca devrimi, politikayı, politik ve dinsel ahlâkı, felsefeyi, sapkınlığı ve aşkın binbir hâlini, dinsel komedi ile uzantısı trajediyi, kahramanlığı ve devirdiği düzene dönüşen devrimin kaçınılmaz insan doğasına özgü çaresizliğini tartışırlar. Hayalî bir devrimin kritiğidir yaşanan. Savaş tüccarları zenginliklerini koruyabilsinler diye suni olarak yaratılan ulvi değerler ve yüksek idealler uğruna kukla yöneticiler tarafından savaşlara gönderilen askerler (ve hakarete uğramış cesetleri ve kopmuş bacakları ve parçalanmış uzuvları ve hiç gerçekleşememiş hayalleri ve sağ kalmış olanlar için kobay olarak kullanılacakları deliler hastanesi)... mevzu bahistir. Onlar, ya kendilerini leş gibi bir ölüme ya da daha iyimser bir tabirle? soylu kara talihlerine götürmek üzere havaalanlarında bekleyen uçaklara binmeyi reddederlerse? Sokaklara dökülürlerse? Yoksul halkla birleşirler ve başkanın kellesini mızrak ucunda sokak sokak gezdirmeye başlarlarsa? Devrimin tetikleyicisi Saul, Dante ve Aaron, Epikuros'un Bahçesinde (neden Sokrates'in değil) buluşup buluşup konuyu planlarlar ve iyi niyet adına şiddetin bağrında palazlanan yıkıcı kararlar alırlar. Devrim gerçekleştiğinde ise bir insan klasiğidir, güç istenci ve belki ego, fikir ayrılıkları ve nihayet yol ayrılıkları Epikuros'un bahçesini terk edilmiş boş bir arsaya çevirir. Çarmıha gerilmiş İsa'nın sürekli kanayan yaralarını elinde, göğsünde ve penisinde taşıyan ve devrimin lideri ve azizi görülen Saul... Kendisini şimdi alkışlayan halk kalabalığının üzerine düşen kara gölgeyi görür? Görür mü? Gerçekten böyle mi düşünmüştü ya da ben mi öyle düşünmüştüm. İleride bir haine dönüşmemek üzere çok yükseklerden halk yığının üzerine kuş misali atlar. Bu bir varsayımdır. İtekleyen ve hançerleyen gizemli bir el iş başındadır, bu hikayeyi herkes bilir. Kanatları açılmamıştır. Çünkü yoktur. Halk için ne büyük bir düş kırıklığıdır. Azizler hani uçardı ya? Kutsanmış ölüler her daim kalbimizde yaşar. Cenaze, ikiyüzlü ve şovanist ruhların eğlence merkezidir. İkinci adam Dante meclisin oybirliği ile devrimin diğer lideri Aaron tarafından kurşuna dizilir. Kurşunlar adaletin sorgulamayan emir erleridir. Halk adına terörizm. Devrim iktidarın sömürüsünü engellemiştir ama yerine ne koymuştur? Yasalar kalkmış, kuklalar el ve yer değiştirmiş, özgürleşen halk değil zulüm olmuş, sömürü biçim değiştirmiş ve yoksul insanlar eskisini arar olmuştur. Fakirlik mezhebinin ilelebet tahtında oturan bahtı kara halk ise sorar olmuştur kendine: Bizi bu hâle kim getire ey bedevî mahlukat? O sırada devrimin hayatta olan yegâne fikir adamı Aaron Azar, sarayında ay ışığı gibi parlamaktadır. Bir at arabasının üzerinde, bir zamanlar coşkuyla arkasında yürüyen galeyana gelmiş halkın tükürüğü bu kez yüzünün orta yerinde ve tepesinden aşağıya dışkılar atılarak yedi cihana teşhir edilir. Nietzsche, "bengi bir döngü" der. Ve balkonu terk eder. Olağanüstü bir eser mi? Değil. Akıcı mı, beni benden aldı mı? Hiç değil. Fakat işte o Fuentes. Ve bu onun büyüsü. Akıllara zarar kendi kara mizahı.. Zihnini torna aynasına bağlayıp eksantrik bir tornalamadan geçirmek isteyen ve farklı arayışlar içinde olan okuyuculara tavsiye edilir. Sıkıcı kitaplar okumaktan çekinmeyiniz. Saygı ve sevgiyle kalınız. (Odessa)

Evet sözün kısası yine bildiğimiz Fuentes 'ti. Fakat dilindeki oyunlar o kadar ağırdı ki başlarda bırakmak istedim ama yapmadım tabiki. İyi ki bırakmamışım. Ne kadar çok tarzı westernvari olsa da olumaktan keyif aldım . Sonlara doğru oturdu bişeyler. Bayanlar için sıkabilir ama yine de keyifliydi. (Han.delice)

--reklam--

Friedrich Balkonunda PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Carlos Fuentes - Friedrich Balkonunda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Friedrich Balkonunda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Carlos Fuentes Kimdir?

1928’de Panama’da doğdu. ABD’de Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde ders verdi; çok sayıda roman, kısa öykü, deneme, tiyatro eseri ve senaryo yazdı. Bir süre Meksi­ka’nın Fransa büyükelçiliğini yaptı. Fuentes’in romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra, Venezuela’da Romulo Gallegos Ödü­lü’nü kazandı. 1987’de, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü’ne değer bulundu. 2012’de hayatını kaybeden Fuentes adına devlet tarafından ödül konuldu. Her yıl yazarın doğum gününde (11 Kasım) verilen ödülün ilk sahibi, Mario Vargas Llosa’dır.

--reklam--

Carlos Fuentes Kitapları - Eserleri

  • Aura
  • Terra Nostra
  • Körlerin Şarkısı
  • Artemio Cruz'un Ölümü
  • Diana
  • Kaygı Veren Dostluklar
  • Koca Gringo
  • Doğmamış Kristof
  • Cennet'teki Adem
  • Edebiyata Övgü
  • İnez'in Sezgisi
  • Deri Değiştirmek
  • Friedrich Balkonunda
  • Yanık Sular
  • Bütün Mutlu Aileler
  • Sefer
  • Kartal Koltuğu
  • Kutsal Bölge
  • Laura Diaz'lı Yıllar
  • Kendim ve Ötekiler
  • Cam Sınır

--reklam--

Carlos Fuentes Alıntıları - Sözleri

  • ''En sonunda aydınlığa, gün ışığına kavuşmuş gerçek yaşam, tastamam yaşanmış biricik yaşam edebiyattır.'' (Edebiyata Övgü)
  • ...Ve 1erke­ği en çok meraklandıran, en çok heyecanlandıran şey, kendisinden daha iyi sır tutan 1kadındır... (Diana)
  • Düşün bir Luisito, bir düşün, köpekler birbir­lerini anımsasalardı ne olurdu? (Yanık Sular)
  • ...İspanyol olduğundan iletişim kurmamız kolaydı. Yalnızca dil açısından değil, onu ilk gördüğümde sezdi­ğim sonra da doğruladığım 1nitelik yüzünden. Hareket edişini izlediğimde -eline ayağına tezdi, kas bağları belir­gindi, o dönemin kent işçisi üniforması olan etek-bluz- marka giyerdi hep, ama 1çift kaslı, güçlü, kalın bilekli İspanyol bacaklarına sahipti Azucena’nın meşinimsi gö­rünümünün gerisindeki köylü kökeni görebiliyordum. Her şeyin üstünde 1çalışma geleneği vardı, yalnızca ahnteri değil, yapılan işten duyulan gurur vardı. Bu ka­dın, her yaptığından gurur duyuyordu... (Diana)
  • "Şimdi birlikte ,yalnızdınız ama bağlıydınız" (Deri Değiştirmek)
  • ...Geçmiş, taşımak zorunluluğunu duyduğu yerine getirilmemiş 1vaatti, başarısız olsa bile... (Diana)
  • politi­kayla uğraşıyorsan, ortada yazılı belge bırakmayacaksın. (Kartal Koltuğu)
  • Kaosa ahenk katabilmek için bıçak sırtında kurmuş olduğu müzikal denge.. (İnez'in Sezgisi)
  • Gerçeklik kötü bir düştür. (Terra Nostra)
  • ... bilmezler ki yalnızlıkta günah işlemeye daha yatkındır insan. (Körlerin Şarkısı)
  • "Peki ya dünya, dünya konusunda ne düşünüyorsun yüce cücem?" "Birileri anlatınca cennet, kendin yaşayınca cehennem. Ben sana derim, dünya. Sen anlarsın, evren." (Doğmamış Kristof)
  • İyi bir dinleyiciden daha doyurucu bir şey yoktur dünyada (Kartal Koltuğu)
  • Amerika Birleşik Devletleri'nde Nixon, Meksika'da Diaz Ordaz, İtalya'da Berlusconi, Almanya'da Hitler, Rusya'da Stalin; gerçi bu son ikisi kötülüğü kudrete, ötekiler de eski sefil haline dönüştürüyorlar... Bu olayları incele, sevgili Nicolas. Erdemli bir yol tutmak istiyorsan, aşırı uçları öğren aşkım. (Kartal Koltuğu)
  • Benim alıntılarımdan hoşlanmadığını söylüyorsun değil mi ? Öyleyse sen kendi alıntılarını yap ,ben kendiminkileri .. (Deri Değiştirmek)
  • İfademi mazur gör patron, ama bu hanım yüzün­den kendimi eli ayağı tutmaz bir ihtiyar gibi hissediyo­rum. (Kaygı Veren Dostluklar)
  • ulaşılması olası mutluluk; kimi zaman kasvetli kimi zaman komik aile sıcaklığı mıydı? edilgin ve mutlu ya da etkin ve mutsuz bir aile böyle mi oluyordu? sıkıcı olduğu için mi kusursuzdu aile yoksa kusursuz olduğu için mi sıkıcıydı? yoksa hepsi istisnasız kabul edilmiş, edilebilir bir simgenin parçaları mıydı, hep eksik olan ama aynı zamanda hep bütün olan mutluluktan, hak ettikleri mutluluktan paylarına düşenin parçaları mıydı? hem eksikti hem bütündü mutluluk çünkü mutlak bir sınırdı ölüm, ne göçebeydi ne bulanık ve kimse ardında kötü, yıkılmış, kederli aileler bırakarak göçüp gitmeye hazır hissetmezdi kendini. (Bütün Mutlu Aileler)
  • Eser hem kendi evreninin hem de kendi anlamının efendisi olmuş ve her iki durumda da hem yaratıcısına hem de yorumcusuna karşı zafer kazanmıştı. (İnez'in Sezgisi)
  • Dün gitti. Yarın henüz gelmedi, bugün bir an duraklamadan geçip gidiyor; Ben bir Vardım, bir Olacağım, bir de Yorulmaktayım... (Diana)
  • Ayrılık, biraz ölmektir (Laura Diaz'lı Yıllar)
  • Benim sana anlatmak istediğim bu zamanın, senin ve benim bugünümüzün çoktan yaşanıp bittiği. Bu bir yineleme. Etraftaki dekorlar değişebilir. Ama bu zaman sadece yineleniyor. Bugün dün mü yaşanmıştı? Evet; çünkü zaman senin inandığın gibi çizgisel değil. Zaman dairesel. Bir bengi dönüş yaşıyoruz. (Friedrich Balkonunda)