Kitap Künyesi
Yazar: İhsan Fazlıoğlu
Editör: Semih Atiş
Yayın Evi: Papersense Yayınları
İSBN: 9786051604121
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Fuzuli Ne Demek İstedi? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitabın amacı İslâm-Osmanlı-Türk entelektüel tarihine ilişkin bir okumanın nasıl yapılabileceğini bir beyit üzerinden göstermeye çalışmak ve bu beyit edebî ve meşhur olduğu için de elden geldiğince geniş bir kesimle irtibat kurabilmektir. Söz konusu amacın gerçekleştirilmesi için “mahsûs olmadan Doğa üzerine, ma’kul olmadan Tanrı üzerine, menkûl olmadan Din üzerine, mısdâk olmadan Kavram üzerine konuşulmaz” ilkesi benimsendiğinden, öncelikle mefhumların dünyasına kısa bir seyahat gerçekleştirildi, daha sonra beytin yapısını oluşturan; ilim, ışk, âlem ve kîl ü kâl terimleri sırasıyla incelendi. “Yorum doğru anlamaktan daha çok, yanlış anlamamak için verilen bir uğraşıdır” cümlesinin fehvasınca hareket edildiğinden ve doğru anlama, yanlış anlamamak için gösterilen uğraşının bizzat kendisi olarak görüldüğünden kadîm yanıtların arkasındaki sorular, kaygılar ve korkuların neler olduğu söylenilenlerin amacı açısından incelendi. Akabinde, farklı kültürlerde, benzer soru-kaygı-korku sürecinin yarattığı yanıtlardan bir demet sunularak insan olmanın ortak yanı gösterilmeye çalışıldı.
--reklam--
Fuzuli Ne Demek İstedi? Alıntıları - Sözleri
- Amelsiz ilim, kîl ü kâldir.
- İnsan'a en ağır gelen yine kendidir; başka bir deyişle insan en zor kendine katlanır.
- Evren’de her şey kendi yolundadır; insan ise kendi yolunu kurar.
- Onunla buluşmak için kendinden ayrılmak gerek.
- Işk imiş her ne var Alem'de İlim bir kil ü kal imiş ancak
- Her kültür kendi gökyüzüne bakar ve her bakış kendi gökyüzünü yaratır.
- Denilebilir ki, Tanrı’ya iman taabbüd ile; Tanrı’yı idrâk tefekkür ile, Tanrı’yı fark ise tezekkür iledir.
--reklam--
Fuzuli Ne Demek İstedi? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Realitede tefekkür tek olsa da mütefekkir iki çeşittir. İlki akıl yürütmek sûretiyle (usûl) düşünce üretir dolayısıyla düşünceleri avama yöneliktir; ikincisi ise akıl yürütme üzerine akıl yürütür ve havassa yöneliktir. Tabiri caiz ise ilk aklın temsilcisi olan düşünürler, halkı sırtlayıp bilincini yükseltme derdinde iken ikinci aklın temsilcileri halkı sırtlayanların sırtlamaya; biçimlerini (usullerini) ve menzillerini (vuslatı) belirleme derdine sahiptirler. ... İhsan Fazlıoğlu, ikinci türden mütefekkir olup umuma hitap etmek gibi bir derde sahip değildir. Dolayısıyla eserlerini ehli için telif eder ya da niyeti öyledir -her ne kadar bu eserinde sadece betimlemeler yapsa da-. Dolayısıyla İhsan Fazlıoğlu’nun eserlerini okumak ve istifade etmek için sağlam bir temele -en asgari düzeyde Klasik Türk Dili Kelime Bilgilerine, Klasik Düşünce literatür bilgilerine, düşünce ve usûl tarihçesine- vâkıf olmak gerekir. Eğer bu vasıfları taşıyor ve temelenize de kefil iseniz bu eserden ve dolayısıyla İhsan Fazlıoğlu’ndan ziyadesiyle istifade edebilirsiniz. Gerçekte istifade etmek tabiri biraz hafif de kaçıyor. Bu eser, usûl tarihçesinin betimlenmesi üzerine vücuda geldiği için kişiye yenilenme imkanı sunuyor ve dolayısıyla temel eser olma hüviyetine de sahip hale geliyor. Bu nedenle eğer “ehil” iseniz yahut “ehil” olmaya çabalıyorsanız, kendinizi yetiştirmek için bu eser tam da aradığınız hint kumaşıdır. Okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. (Muhammet İkbâl)
İki mısra üzerine nasıl bir kitap yazılabilir ki diyerek elime almıştım kitabı. Lâkin okumaya başladıkça bir çok bilgiye kapı araladığını gördüm. İlm, ışk, âlem, varlık, bilgi, hak... Kitaptan tam anlamıyla istifade edebilmek için bir kaç kere daha okumam gerektiği kanısındayım. Derin manalar, biraz da eksik kelime bilgisi nedeniyle yer yer anlamaya zorlandığım oldu. Lâkin anladığım yerler kitabın ne kadar dolu olduğunu bana açık ve net bir şekilde anlattı. Yazarın deyişiyle İslâm-Osmanlı-Türk entelektüel tarihine ilişkin bir okumanın nasıl yapılacağını çok güzel bir şekilde gösteriyor. Okunmasını tavsiye ederim.. (Mühürbaz)
Işk imiş her ne var alemde İlim bir kil ü kal imiş ancak: İhsan Fazlıoğlu bu kitabın amacını şöyle açıklıyor: İslam-Osmanlı-Türk entelektüel tarihine ilişkin bir okumanın nasıl yapılabileceğini bir beyit üzerinden göstermeye çalışmak. Zaten hocanın hayatı boyunca ortaya koyduğu bütün çabanın bu anlam küresini (metafizik çanak) keşf ve inşa etmek olduğunu söyleyebiliriz. Önceden uyaralım "Kavramları tecrübe etmemiş, deneyimlememiş, bilinç içeriği haline getirmemiş bir kişi için burada anlatılanlar, yalnızca elfazdan ibarettir" diyor hocamız. Bugün bir felsefe tarihi kitabına baktığınızda Felsefenin en önemli dönemlerinin Antik Yunan ve Aydınlanma sonrası olduğunu görürsünüz. Bu egemen zihniyetin hegamonyasından bağımsız olarak değerlendirilemez zira felsefe denilince anlaşılan tamamıyla Batı Felsefesidir. 9-12 yy arası İslamın altınçağı kabul edilir ama bu döneme sadece bir taklit ve aktarma işlevi addedilir. Her bilgi kendi üretildiği bağlam içinde anlamlıdır. İnsanın tarihine, kültürüne, kendi kimliğine bağlılığı o anlam dünyasının aktarılmasıyla mümkündür. Öyleyse bu topraklarda yaşayan ve kendini bu toprakların mirasçısı sayanların o anlam küresiyle irtibat kurmadan aidiyet iddiasında bulunmaları en hafifinden abesle iştigal olur. Bu kitabın okuyucuya yapacağı etki İslam düşünce mirasının ne derece yüksek ve derin bir düzeye eriştiğini göstermek, hiç olmazsa "işler hiç de bizim sandığımız gibi değilmiş" hayretini hissetirmek olacaktır. . (Antisthenes)
--reklam--
Fuzuli Ne Demek İstedi? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İhsan Fazlıoğlu - Fuzuli Ne Demek İstedi? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fuzuli Ne Demek İstedi? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İhsan Fazlıoğlu Kimdir?
İhsan Fazlıoğlu (d. 1966, Ankara), Türk bilim tarihçisidir.
1985'te Kadıköy İmam Hatip Lisesi'ni, 1989'da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. 1990-1992 yılları arasında Amman'daki Ürdün Üniversitesi'nde ve Halep'teki Arap Bilim Tarihi Enstitüsü'nde, bilim ve matematik tarihi üzerine araştırmalar yaptı. 1993'te İ.Ü. Bilim Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans çalışmasını tamamladı; aynı bölümde bir süre araştırma görevlisi olarak görev yaptı. 1987-1990 ve 1992-1996 yıllarında IRCICA yazmalar bölümünde araştırmacı olarak çalıştı. 1994'te Kısa bir müddet Kahire'de yazmalar üzerinde çalışmalarda bulundu (1994). 1996'da İ.Ü. Felsefe Bölümü'ne geçti ve 1998'de aynı bölümde doktorasını tamamladı. 2001-2002 yıllarında Oklahoma Üniversitesi'nde ABD ile ilgili araştırmalar yaptı. 2005 yılında üniversitelerarası Kurulu'ndan doçentlik unvanını aldı. "Felsefe-Bilim" tarihi ile matematik tarihi ve felsefesi üzerine yoğunlaşan İhsan Fazlıoğlu, özellikle bu yapıların İslam ve Türk Medeniyet Tarihi içerisindeki gelişmelerini el yazması kaynaklara dayanarak incelemekte ve yayınlar yapmaktadır. Fazlıoğlu İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü, Felsefe Tarihi Anabilim dalında öğretim üyeliği yapmıştır. 2012 yılından bu yana İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde görev yapmaktadır.
--reklam--
İhsan Fazlıoğlu Kitapları - Eserleri
- Kendini Aramak
- Kendini Bulmak
- Akıllı Türk Makul Tarih
- Soruların Peşinde
- Fuzuli Ne Demek İstedi?
- Sözün Eşiğinde
- Kayıp Halka
- Derin Yapı
- Nazari Ufuk
- Aded ile Mikdar
- Kayıp Halka
- Eskiçağda Dokuma
--reklam--
İhsan Fazlıoğlu Alıntıları - Sözleri
- Uyuyan bir insanı uyandırmak kolaydır; ama uyuma numarası yapan bir insanı uyandırmak çok zordur. (Sözün Eşiğinde)
- “ Bilim tarihinden maksat da, bir bakıma o tarihî bağlam’da insanların nazarî/aklî idrak tarzının muhtevasını tespit etmek, tasvir etmek ve anlamak olmalıdır. ” (Kayıp Halka)
- Önemli olan, insanın kendini dünyadan ve diğer insanlardan koruması değildir; önemli olan, insanın dünyayı ve diğer insanları kendinden korumasıdır. (Sözün Eşiğinde)
- Yukarıda dile getirilen gerekçeler çerçevesinde, Türk düşüncesi, İslam düşüncesinin doğal bir devamıdır. Ancak bu devamlılık, taklide değil tahkik ve tedkike dayanır. Tahkik, nazariyata ilişkin bir sorunun kanıtla isbatı (isblitu'l-mesele bi'd-delil) iken tedkik, kavramsal zeminde kanıtın kanıtla isbatıdır (isblitu' d-delil bi' d-delil). (Kayıp Halka)
- Meteoroloji biliminde olduğu gibi geleceğe ilişkin olacakları önceden bilmek -ki bu olacaklar ayüstü âleme bağlıdır- ve buna uygun tedbir almakta astronomi yani ayüstü âlemin dilini bilmeyi zorunlu kılar. Bu çerçevede tarihi kaynaklar Uluğ Bey ile kendisi gibi astronomiye düşkün oğlu Abdüllatif'in aralarının bir astrolojik öngörü nedeniyle açıldığını;bu öngörüye göre birinin diğerini ortadan kaldıracağını tespit ettiklerini, dolayısıyla birbirlerini ortadan kaldırmak için fırsat kolladıklarını ;neticede Abdüllatif'in babasını katlederek yok ettiğini kaydederler. (Derin Yapı)
- İnsan, yeryüzüne değil kendi nefsine sınır koymayı öncelemelidir. (Kendini Aramak)
- Hayat, insana mahsustur; ve geleneğimizde yaşamdan farklıdır. Hayvan yaşar, ama hayvanın hayatı olmaz! İnsan ölür, yaşamını kaybeder ama hayatını kaybetmez. (Sözün Eşiğinde)
- "Batı bilimine etki etmemiş ama bizim için önemli olan, hatta ilim tarihi içinde de özgün olan ilim adamlarımızı ne yapacağız? Niçin kendi tarihimizi başkalarının gözüyle okuyor ve kendimizi Batı Avrupa'ya etkimiz oranında tanımlıyoruz?" (Derin Yapı)
- Semerkant matematik-astronomi Okulu'nun diğer önemli bir etkisi, klâsik İslâm felsefe-bilim eserlerinin kütüphanelerde toplanması ve müstensihler tarafından yeniden üretimi, dolayısıyla çoğaltılmasıyla bu eserlerin âlimlerin hareketi neticesinde İslâm coğrafyasının muhtelif bölgelerine aktarılmasıdır. (Derin Yapı)
- Bizim 150 yıl önce kullandığımız ve onların geri bulduğu değerleri kullanmaya başladılar ; fakat biz, bu zaman diliminde o değerleri unutup onların icbar ettikleri değerleri içselleştirdiğimizden, şimdi, kendi değerlerini bizim eski değerlerimiz adına eleştiriyorlar. (Soruların Peşinde)
- Işk imiş her ne var Alem'de İlim bir kil ü kal imiş ancak (Fuzuli Ne Demek İstedi?)
- Sözün eşiği, ümidin eşiğidir; çünkü bir yerde söylenecek söz var ise, hâlâ ümit var demektir; s-öz-den, dolayısıyla öz-den yeşeren bir ümit.... Sözümüz, ümidimizdir... (Sözün Eşiğinde)
- Kendiyle barışık olmayan, başkalarıyla savaşır... ~√~ (Kendini Aramak)
- “Kıtlık zamanlarında, insanları açlık değil alışmış oldukları tokluk öldürür.” (Kayıp Halka)
- “kültürün ve medeniyetin “Varlığı, varolanı ve insanı nazarî/aklî idrak tarzı” tanımı, o kültür ve medeniyetin bilme tarzını verir. ” (Kayıp Halka)
- " İnsan kemâl arayan bir var olandır; ancak her kemâl zevâle evrilir. Zevâlden kurtulmak isteyen ve beşerî yaşama vurgu yapanlar, beşeri makineleştirerek mevcudiyetlerini devam ettirmek isterler. " (Kendini Bulmak)
- İdraki olmayan doğru bilmez ;vicdanı olmayan güzel eylemez. (Akıllı Türk Makul Tarih)
- İlim aklın ibâdetidir! (Kendini Aramak)
- Yarın dünden başlar. Zaman çizelgesinde de böyledir. Dünü olmayan bir yarın olmaz. (Kayıp Halka)
- Tatmin eden övgü ve sövgü sizin olsun, idrak veren bilgi bize yeter. (Akıllı Türk Makul Tarih)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin