Kitap Künyesi
Yazar: John Berger
Çevirmen: Tomris Uyar
Orijinal Adı: G.
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9789753426626
Sayfa Sayısı: 360
G. Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Britanya'nın prestijli Booker Ödülü'nü kazanan bu parlak romanında John Berger, geçtiğimiz yüzyılın başlarında Avrupa'da hareketli bir cinsel yaşam süren "G." adlı bir genç adamın hikâyesini anlatıyor. Berger hikâye boyunca hem kadınların hem de erkeklerin yüreklerini ve zihinlerini, cinsel ilişki sırasında yaşanan ve hissedilenleri irdeleyerek bu Don Juan'vari karakteri başarıya ulaştıran koşulları gözler önüne seriyor: kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan yalnızlığını, her cinsel deneyiminin ona bir şeyler katıp bir sonraki deneyimini zenginleştirmesini, en kısa beraberliklerinde bile kendini gösteren hassasiyeti ve kadınların, onunla yaşadıkları ilişki sayesinde kendi olağanüstülüklerini tecrübe etmelerini. Tüm bunları Garibaldi ve Milanolu işçilerin 1898'de hüsranla sonuçlanan devrim girişimleri, Boer Savaşı ve Alpler üzerindeki ilk uçuş gibi olayların oluşturduğu bir arka plan üzerine yerleştiren Berger, bu sayede kişisel deneyimlerle tarihi deneyimlerin iç içe geçtiği bir olay örgüsü kuruyor.
G. Alıntıları - Sözleri
- ,, en tehlikeli anlar, başarı anlarıdır.
- ,, herkes başkasını yargılamak derdinde.
- Zaman, saat kadranındaki sayılarla değil, kaygılandırıcı olasılıkların başımıza geliş hızıyla ölçülür.
- Kendi yaşam diliminde onlardan daha yaşlı: bu yaşam dilimini değerlendirmede gösterdikleri saflıkla asıl onlar iki küçük çocuğu andırıyorlar.
- Kadında aşık olma durumu, iki sahip arasında, babasının yerini alan damatla, sonraları belki kocasının yerini alacak bir aşık arasındaki sanrılı “fetret devri”ydi.
- Orman, dağ gibi kül yutmaz değildir. Deniz gibidir, içinde olup biten her şeye hoşgörülüdür.
- Aslında ne olduğu bilinci, başka birinin değerlendirmesiyle ne olduğu bilincine bırakmıştı yerini. Ancak başka birini hoşnut edince yaşamı ve yaşadıkları anlamlı geliyordu ona. Yaşaması için, başka birinin yaşamına yerleşmesi şarttı.
- Artık hiç kimse beklemeyi bilmiyor, çünkü beklemeye değecek bir şeyleri yok.
- “Düşünce propagandası bir karabasandır. Düşünceler eylemlerden doğar, eylemler düşüncelerden değil; insanlar eğitildiklerinde özgürleşmezler, özgürleştiklerinde eğitilmişlerdir.”
- Benim neyimi seviyorsun? diye soruyor. Düşlerini, dirseklerini, güvenliğinin dört yanını kuşatan kuşkularını, saçının olağandışı sıcaklığını, elde etmek istediğin ama korktuğun her şeyi, şu ufacık...
- “Hiçbir fırsat iki kere gelmez kapıya.”
- Neden sırf ölmemek için yaşamımı parça parça satmak zorunda kalayım?
- Zaman, saat kadranındaki sayılarla değil, kaygılandırıcı olasılıkların başımıza geliş hızıyla ölçülür.
G. İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yarıda bırakılan kitap listelerinin belkide en istikrarlı kitabına hoş geldiniz ! İtiraf ediyorum, evet okuması gerçekten zor bir kitap. Aslında John Berger kitaplarının genel özelliğidir bu. Kimileri, yazımın gereksiz eğretilemelerle, benzetilerle doldurulduğunu söylüyorlar: hiçbir şey aslında kendisi değilmiş, her zaman başka bir şeye benziyormuş. Ama ben zamanı düzene sokmayı pek beceremem. Nesneler arasında gördüğüm ilişkiler —çoğu kere nedensel ve tarihsel ilişkilerdir, kafamda karmaşık, eşzamanlı bir doku oluşturmaya yatkındır. Başkalarının paragraf araları gördüğü yerde ben geniş araziler görürüm. Bundan ötürü olayları zamana yerleştirmede ve betimlemede başka bir yöntem kullanmak zorundayım. Bu yöntem, zamanın akışındaki nedensellikten çok uzamdaki koordinatları kovalamalı. Ben bir geometrici tavrıyla yazıyorum. Koordinatları yaygın bir biçimde yerleştirmemin bir yolu da, eğretileme aracılığıyla kimi özellikleri tek tek karşılaştırmak. Nesnelerin, yalnızca benim taktığım adlar olduğuna inanarak sözcük-değerine tutsak düşmek istemem, diyor John Berger. Belki de bu ve bundan sonra yazacağı kitaplardaki bakış açısını anlatıyor ... Bana gelince; Kitap, italyan kalantor bir işadamı ile amerikalı kendi ayakları üzerinde duran bağımsız ve özgürlükü bir kadının tasvip edilmeyen yasak ilişkisi ile başlıyor. Amerikalı özgürlükçü birden kendini metres konumunda bulup çocuğuda olunca şafak atıyor. Neyse konumuz ana baba değil, konumuz yasak çocuk G.... Yazar G.nin hayatını anlatmak ayağına bir güzel tarih dersi veriyor. G. bir nevi zamanın ruhunu simgeliyor. Ben yalnız bir kovboyum, iki metredir boyum babında daldan dala atlıyoruz. Demem o ki, kitabı bir konu bütünlüğünden çok gidişine göre okursanız daha çok keyif alırsınız. Bergerin betimlemeleri ve çözümlemeleri her zaman ki gibi muazzam ... Sonuç olarak; savaşları, idealleri, cüretkarlığı ve ahlaki dönüşümleri harmanlayan insan çevrelerinde korkusuz umursamaz ve sıçrayarak yaşayan bir G. portresi.... Ne yapıyoruz? Kürekleri namaste çekip, alesta bekliyoruz kürekçi! (Cem Erem)
Okumuş olmak için bitirmeye gerek yok değil mi? Hem bazı bölümleri anlayamadım hem de yazarın da dediği gibi gerçekten gereksiz eğretilemelerle, benzetilerle doldurulmuş olduğunu yinelemek istiyorum. Bazı bölümlerde konudan kopsam da sonunu öğrenmeye gerek görmüyorum. Her kitap alanında başarılı olabilir ve buna da hitap ettiği okuyucu karar verir. Ben o değilim. Keyifli okumalar olsun. (Sadece Okur)
Kahramanımız G. ilk bölümde doğumu, çocukluğu, yetişkinliğine damga vuracak travmaları, fonda 20. yüzyıl ilk çeyreği ilk dünya savaşı aralarda kadın özgürlüğüne hafif tertip değinmeler, kaos. En zor bitirebildiğim kitaplardan biri hiç birşey anlamadım, birkaç yıl sonra bir daha denemek üzere gözümden uzak bir yere kaldırdım #johnberger #g. #görmebiçimleri (Fk)
Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?
1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.
İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.
Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.
John Berger Kitapları - Eserleri
- Görme Biçimleri
- Hoşbeş
- Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
- A'dan X'e
- Uçuşan Etekler
- Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar
- Bir Fotoğrafı Anlamak
- Sanatla Direniş
- Düğüne
- Portreler
- G.
- Yedinci Adam
- Duman
- Buluştuğumuz Yer Burası
- Bento'nun Eskiz Defteri
- Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
- Kıymetini Bil Herşeyin
- Hayvanlara Niçin Bakarız?
- Kral
- O Ana Adanmış
- Manzaralar
- Fotokopiler
- Domuz Toprak
- Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
- Sanat ve Devrim
- İstanbul’dan Gelen Telefon
- Bir Zamanlar Europa'da
- Leylak ve Bayrak
- Görme Duyusu
- Şiirin Saati
- Zamanımızın Bir Ressamı
- Clive’ın Koğuşu
- Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
- 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus
John Berger Alıntıları - Sözleri
- Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
- Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
- Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
- Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
- Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
- Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
- Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
- Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
- Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)
- 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
- Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
- "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın modeline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar, düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
- Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin