Kitap Künyesi
Yazar: Salâh Birsel
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755707242
Sayfa Sayısı: 127
--reklam--
Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şair ve deneme yazarı Salâh Birsel, Türk edebiyatının önde gelen ustalarındandır. Günlük konuşma dilinde pek az bilinen sözcük ve deyimleri tedavüle sokmakla kalmaz, kendi yarattığı ilginç deyişleri de sıkça kullanarak oluşturduğu anlatımını alaycı tavrıyla birleştirdiği özgün bir üslubun sahibidir de.
Salâh Birsel, 1001 Gece Denemeleri'nin bu son halkasında da gerçek bir edebiyat şöleni sunuyor; sohbet eder gibi, içten, şakacı, ironik tarzı okuyanda tiryakilik yaratıyor.
"Ben denemelerimi şiir gibi yazarım. Boyuna sözcükler, tümcelerle boğuşurum. Bir yerde, yazının iplerini çekenin ben olmadığımı, benim yerime, deneme yapısına karışmış sözcüklerin karar verdiğini, buyruklar savurduğunu görürüm. Kimi zaman belli bir tümceye denememde yer vermek istediğim halde, bunun üstesinden gelemem. Denemenin yapısı, denemedeki öteki tümcelerin sıralanışı buna engel olur.
Ey okur, gıkını çıkarmadan okuduğun denememize şaşıp kalma. Bunun ayıbı da şanı da bizimdir."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde Alıntıları - Sözleri
- İçten bir insansever ama terelelli.
- Ben kaşarlanmış bir iyimserim. Çünkü kendime inanıyorum. Ama size kesinkes utkuya ulaşacağıma hiçbir kanıt gösteremem. Çünkü tüm çabalarıma karşın, gerçeğin nerde saklı olduğunu bulamadım. Ama bütün yaşamım boyunca yoksullardan, acı çekenlerden yana oldum
- Biz doğuştan eksikli insanlarsak kendi kafamıza göre değerlendirdiğimiz dinlerde eksiktir, şeker pembesidir. Yalnız gapgaplı, çifte gerdanli bir din her zaman evrime, ilerlemeye ve yeniden yorumlamaya elverişlidir. Gerçek yolunda, Tanrı yolunda ilerleme de evrimlerle olur. Öte yandan çeşitli dinlerin kavramları hep eksik-gedik ise birinin öbüründen üstün tutulmasına da olanak yoktur
- İnsanlar hiçbir türlü kıskanç sevgilere yaklaşmamalıdır. Neden derseniz, dostluklar dostluklara çağrı çıkarır, onlar da, kimi zaman erdemsiz olaylara yol açar.
- Üstelik insanoğlu tanrıyı ve onun tüm kullarının sevecekse bu sevginin tek bir kişiye yönetilmesi doğru değildir. Çünkü bu tek kişiye bağlı dindarlık, hümanistlik tutumuna çengel atılmasını önler
- Senin için beslediğim duygulara güven. O sevgiyi hiçbir şey gönlümden koparamaz. Yaşamım boyunca sürecek
- Kendini hoş göstermekten çok anlamayı sever.
- Kadın erkeğin en büyük eğitimcisidir. ona erdem, incelik, ölçülülük, başkalarının tedirgin etmeme yolunda yüksek duygular aşılar
- Kötülüğe kötülükle karşılık verirseniz kötülüğe son vermiş olmazsınız. Tersine, kötülük sayısını ikiye çıkarırsınız. Ayrıca, bu kötülük zincirine kendinizi de bağlarsınız. Şiddete karşı çıkmanın ilk adımı, onun maskesini düşürmektir.
- Ey okurcuk, canlı ve cansız yayınımız adına hepinize manzara löpüyle boyanmış ve de sütbeyaz atlara binmiş sabahlar dileriz.
- İncil: "İyi insanlar dünyayı ele geçireceklerdir." diyordur ama dünyanın, feleğin çemberinden bir kaç kez fırıl fırıl geçmiş kellepuşlarla, bağında üzüm yetişmeyen zorbalar arasında paylaşıldığı görülmüştür.
- Bir insanın kendini sırtından görmesi olanaksızdır.
- Kısacası, karakteri adamakıllı karmaşıktır. Nedir, içinde üç iklim yaratacak hiç bir kötülük yoktur.
- Ben kaşarlanmış bir iyimserim. Çünkü kendime inanıyorum.
- Şair Rabindranath Tagore ona artık Mahatma (Büyük Usta) adını verecektir. Ama Gandhi bu Mahatma adını bütün yaşamı boyunca boynuna asmak istemez.
--reklam--
Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Önceliği bu sefer kitabın bir özelliğine vererek başlamak istiyorum. 1993 yılında 2500 adet basılan Yapı Kredi Yayınların ilk basımıdır bu eser. Bu yüzden de önemlidir benim için. Salah Birsel için yakın zamanda okuduğum ilk eseriyle tanıştıktan sonra diline ısınamadığımı söylemiştim. Gene soğuk bir kendine özgü anlatımla girdik kitaba. İlk giriş hikayesi ve kitaba da adını verdiği Gandhi sanırım inancının temelini oluşturuyordu çünkü onu ilk kez yalın bir dilden uzak, daha doğrusu birini Hayran olarak anlattığını gördük. Bu benim için şaşırtıcıydı. Kitabın içinde neler bulunuyor, buyurun: https://eksiup.com/p/bz286959f2ux Son olarak şunu gene belirteceğim. Kitabın arka kapağında bu basımda gene yazması için ona YALVARACAĞIMIZ yazılı. Ben buna da maaleef katılmıyorum. Güzeldi, hoştu ama okuması gerçekten zor. Dil, çok fazla yalın. Çok yavaş ilerleniyor. 12 saatte 100 sayfayı zor bitirdim. Günlük ortalamamın yarısı bile olmayan bir rakam. Kötü falan demiyorum, sadece dil çok sade olduğu için zorlanıyorum. Artık böyle konuşmuyoruz, okuduğum kelimeler yoruyor beni. İyi okumalar diliyorum.. (Sadık Kocak)
Van kahvaltısı gibisin Salâh:): Hakikata yürek verenleri misafir etmek lâzım yüreğimize, yürek bağında üzüm yetişmeyenin zehirli yaprağını basmamak lâzım o bağıra; zehriyle kendi kurumuştur seni de kurutur... Neydi hakikat? Suya bak, toprağa bak. Toprak diyor mu üzerimdeki dikendir, ağaçtır. Suyu toprağa veriyorsun dikeni de büyütüyor, ağacı da, gülü de. Ben dikene akmam diyor mu? Sen ne kadar etten kemiktensin ki sana verilmiş sudan bir kaşık vermeme kinini tutuyorsun avucunun içinde?! Birsel, esere yazar/Rabindranath-Tagore 'nin Mahatma (büyük ruh) yakıştırmasını alan hiç bir insanın değersiz olmadığını düşünen hakikati görebilenlerden Gandhi'yi anlatarak başlamış. Bakmayın Gandhi'nin kara kuru, saçında tel olmadığına, sakalı yok ki sözü mü dinlenir denildiğine. Londra'da hukuk okumuş, keman çalmayı bilen, nice kitapları elemiş de un misali yoluna yoldaş etmiş. Ruskin ile Tolstoy gibi. Pek çok ünlü yazarın sayfalarına ilham olmuş. Pek çok da zulüm altında olan insana önderlik edip, bu insanların zihnine mandacı ülkelerin Tanrı olmadığını çivilemiştir... Yaklaşık otuz sayfalık Gandhi biyografisinden sonra takkelerinizi önünüze koyup düşünüyorken ayaklarınıza baktınız mı? Şükür yerindeler ve sağlıklılar diyorsunuz. Sol ayağıyla düşünen adam yazar/christy-brown sizin gibi cevaplayamıyor. Bu bölümü okurken Christ'in hüznü sizin olacak ama şefkatli kucaklarınız annesi için olacak. Annesinin ellerini öpmek isteyeceğiniz satırlarla başbaşa bırakıyorum sizi... "Hayde bre az hüzün yakamızı bırakacak bir şeyler yazmış ol Birsel" diyerek sayfayı çevirdiğinizde adını sanını duymadığınız Fransız yazar Fabre'yi, şatoların ihtiraslı alengirli aşklarını okurken; aynı bölüm içinde yazar Servet-i Fünunculara el atmış. Halûk'un defteri ve Şermin'le tanıdığımız Tevfik Fikret'in bilinmeyen ve imrendiren aile hayatının bahsiyle bir bölümü sonlandırdıktan sonra... Fransız ne kadar biribirini sevmeyen yazar varsa hepsinden bir kuple döktürmüş Birsel. Tabi birbirinden bağımsız anlatımlar. Cennet Mahallesi atraksiyonu aramayın:) Milleti fıştıklayıp fıştıklayıp rahatlayan Salâh, o rahatlığın keyfiyle sözcüklerle ilgili ve okul günlerini, anlatan denemelerinin ardından asıl Cennet Mahallesinin hakkını verir. Renkler. Kendine has cümlelerle nakşedilmiş renkler. Okurken hangi yazar, hangi ressam, hangi padişah ne renk sever muhabbetinin hoşluğuna seyrekalırsınız. Hikaye ve romanda edebiyatımızın mahsül fışkırtan yıllarından 1940'ta seyirlik değil mi renkler kadar? Her telden her türden konuya hakim. Memduh Şevket Esendal, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Kemal Tahir, Ahmet Hamdi Tanpınar en baba eserleri bu yıllarda bırakmışlar. 1940lardan bahseden deneme ve Abidin Dino ile Sait Faik Abasıyanık'ın yayınladığı 1940 kuşağı ortak bildirgesiyle kitaba veda ediyoruz. Bu adam gerçekten bir edebiyat ansiklopedisi dostum. Van kahvaltısı gibi ne ararsan var. O kahvaltı her şeyden yedikçe yedirir ya, Salâh da okudukça okutturuyor. Ee ne diyeyim yazması Salâh'tan, okuması bizden:) ** Tavsiye konusunda; bir kaç denemesi yavaş ilerleyip sıkabilir ama lezzeti yerinde bitirişlik bir eser. (Verda)
Izolasyonda okumaya devam Kitap bir deneme daha çok bir edebiyat ansiklopedisi misali, ilk denemesi Mahatma Gandhi nin üstüne olmus olsa bile sonraki denemelerinde Fransiz Kolejinde okumasindan Fransiz Edebiyatı hatta tarihi ve ozellikle toplumsal yapisini isliyor naifçe... Yazarin Dört Köşeli Üçgen romaninida bir o kadar beğenmiştim. (Mehmet Emin Çiçek)
--reklam--
Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Salâh Birsel - Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Salâh Birsel Kimdir?
Salâh Birsel, 1919'da Balıkesir'de doğdu. İlk şiiri 1937'de Gündüz dergisinde çıktı. Günlüklerini 1950'de Beş Sanat dergisinde yayımlamaya başladı. Türk şiirinde özgün bir yer edinen Birsel daha çok aklın ve zekânın egemenliğini ön planda tutan, şairanelikten uzak, yergici şiirlere ağırlık verdi. Asıl ününü 1970'den sonra yayımladığı 1001 Gece Denemeleri ve Salâh Bey Tarihi olarak adlandırdığı dizi kitapları ve günlükleriyle elde etti. Şair ve deneme yazarı Salâh Birsel 1999'da vefat etmiştir.
--reklam--
Salâh Birsel Kitapları - Eserleri
- Dört Köşeli Üçgen
- Kurutulmuş Felsefe Bahçesi
- Boğaziçi Şıngır Mıngır
- Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu
- Paf ve Puf
- Kahveler Kitabı
- Varduman
- Nezleli Karga
- Şiir ve Cinayet
- Rüştü Onur
- Köçekçeler
- Bir Zavallı Sarı At
- Seçme Şiirler
- Şişedeki Zenci
- Amerikalı Tolstoy
- Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde
- Yaşlılık Günlüğü
- Hafiyeler Önde Gider
- Şiirin İlkeleri
- Kediler
- Yapıştırma Bıyık
- Halley Kimi Kurtarır
- Kendimle Konuşmalar
- Aynalar Günlüğü
- Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu
- Hacivat Günlüğü
- Asansör
- İstanbul - Paris
- Geceyarısı Mektupları
- Bay Sessizlik
- Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi
- Sen Beni Sev
- Günlük
- Papağanname
- Haydar Haydar
- Gece Mavisi
- Çarleston
- Yaşama Sevinci
- Sevdim Seni Ey İnsan
- Yanlış Parmak
- Goethe: Işık... Biraz Daha Işık
- Ases
- Rumba Da Rumba
- Seyirci Sahneye Çıkıyor
- Baş ve Ayak
- Beyoğlu'nda Büyülü Geceler
- Fransız Resminde İzlenimcilik
- Hacivatın Karısı
- Kuşları Örtünmek
- Nardenk
- İnce Donanma
--reklam--
Salâh Birsel Alıntıları - Sözleri
- Doğrusu, bilinçaltı denilen o zirzop bilgisayar, insana öyle oyunlar oynar ki, aklı keskinler bile işin içinden kolay kolay sıyrılamaz. (Boğaziçi Şıngır Mıngır)
- Goethe, “ okumayan insanlar, onun ne kadar çabaya, ne kadar zamana mal olduğunu bilemez. Ben okumayı öğrenmek için seksen yılımı verdim. Yine de öğrendim diyemem,” der. (Hafiyeler Önde Gider)
- Ahmet Refik, Sokullu adlı kitabında Kanuni çağında İbrahim Paşa'nın adamlarından Venedik Balyosu (elçi, temsilci) Alvario Griti'nin de Taksim'de büyük bir konağı olduğunu söyler. Balyos “Beyoğlu” adıyla anılır ki Beyoğlu adının buradan geldiği düşünülebilir. (Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu)
- Yaşasın Hürriyet! Yaşasın Vatan! (Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi)
- Kaçın kaçın karayelden Sıkıntıdan bulanımdan Bağlanmayın güzelliklere Mutluluğun berisinde durun (Çarleston)
- Dünyada onlardan güzel şey var mı? Kadınlara düşen şey sevilerek ve de onurlandırarak yaşamaktır. (Gece Mavisi)
- Demokrasinin hayran olunacak bir özelliği de yurttaşlara protesto hakkı tanımasıdır. (Şişedeki Zenci)
- Gülücüklerinizi çoğaltıyoruz (Köçekçeler)
- Ölümünden birkaç ay önce 15 ciltlik romanın sonuna ‘Bitti’ sözcüğünü oturttuktan sonra rahatlar ancak. O vakit hizmetçisine şöyle diyecektir: - Romanım bitti. Artık ölebilirim Celeste. (Kurutulmuş Felsefe Bahçesi)
- Şair, almadan verendir. Şairin Tanrı'ya benzetilmesi de bundan, bu almadan verme yüzündendir. (Hacivat Günlüğü)
- Çay içen limon istedi mi Hacı kendisine hakaret edilmiş sayar. (Kahveler Kitabı)
- Kötü damgası vurulan şeyleri aynen kabul etmek insanların hamurunda vardır. İnsanlar bir şeye güzel dendi mi ayaklanırlar. Kötü dendi mi ses çıkarmazlar. (Sen Beni Sev)
- ...Yağmacılık adam başı Adalet sevenler nerde Eşekleri yolda bekler Açıkgözler hazırolda Yalan üretilir yok yere Yaşa ahlaksız ahlak Herkes suçla uğraşır Suçluları soran nerde... (Seçme Şiirler)
- Uyu bir tanem uyu ... Seni şiir uyandıracaktır (Baş ve Ayak)
- Kapıyı örttükten sonra kendimi yokladım. Neşe diye bir şey kalmamıştı. (Hacivat Günlüğü)
- Bir karanlık kutudur İnsanlık bahçesi Kim kime dosttur anlaşılmaz Kim kime gölge verir (Yaşama Sevinci)
- Bir romanı elli kez okumak! Bu, birçoklarına gülünç gelebilir. Ama tekrar tekrar okumadan bir kitabın iyice anlaşılabileceği düşünülmemelidir. Jean Cocteau, bu konuda şöyle der: “Okumak başka bir iştir. Okuyorum. Okuduğumu sanıyorum. Bir kitabı yeniden okuduğum vakit de, onu daha önce okumadığımı sezinliyorum.” (Kendimle Konuşmalar)
- Bir avuç çılgınlık dönenir içimde. (Bay Sessizlik)
- ...burada 1de Anatole France’nin 1sözüne perende attıralım: — Yazı yazmadan mutlu yıllar yaşamıştım... (Yapıştırma Bıyık)
- Ne olursa olsun ikinci okumalardan alınan tad, birincisinden damıtılan tad değildir. Ondan daha başka şeyler, daha başka büyüler taşır. (Asansör)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin