Kitap Künyesi

Yazar: Leyla Erbil

Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9789754586060

Sayfa Sayısı: 97

Gecede Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Leyla Erbil'in öykülerinin ve romanlarının odağında hep bir kabus çekirdeği vardır. Bu çekirdek okurlarının korkularını da kışkırtır. Korku ve kabusu besleyen ise yaşamda ve edebiyatta kadınların kucaklaşması değil. Değinmesi bile yasaklanmış konu ve sorunların incelenmesidir.

Leyla Erbil, birçok söyleşisinde "insan yaralı, sakatlanmış doğduğuna sevgiyle, sevecenliğe muhtaç olduğuna" değindi. Ancak yazarken "insanlığın her an şaha kalkabilecek kötülük tohumlarıyla donanmış olduğunu" da görmezdin gelmedi. Onun insanı yansıtma yöntemi daha çok "delilik görünümlü Yelpazede" yer aldı, öykü ve romanlarındaki deliye "gerçekleri, söyletti.

Gecede Alıntıları - Sözleri

  • Ben neyin kaptanıyım şimdi?
  • "Birbirini incitmeden geçinmiş kaç karı koca vardır şu dünyada!.."
  • Ne tuhaf bir cihan felsefesidir ki biz işçi takımına her nesne: yemek, içki, yiyecek maddeleri, ısı ve yatacak barınacak olsun ya da eğlence her vakit çok görülür ve insanlığımızı unutmamız istenir bizlerden ama, biz hep, hep değil de arada bir kendi kendimizi insan yerine koyarız. Yazık.
  • İnsanlar! İnsanlar! Karınca sürüleri, kum taneleri denli gelip göçen insanlar!
  • Şimdi ona gitsem sevinir, severim onu, nasıl iğreniyorum ondan...
  • Herhalde canın iki satır olsun yazmayı çekmemiştir[...]
  • [...] kendini yıkabilsen, bütün insanlar kadar pis olabileceğini anlasan o vakit bağışlarım seni...

Gecede İncelemesi - Şahsi Yorumlar

“Öldün! Öldün ha! Şimdi ben ne yapayım? Bir memur ölüsünün karısı.” *** Bu monolog başlangıcını bir yerlerde alıntı olarak görseydim, “Gecede”yi okumaya ikna olmak için başka bir şeye ihtiyacım kalmazdı. Ve bu, tiradın sadece başlangıcı. Tiradın kendisi, ölü bir kocaya yönelik atılabilecek tiratların en iyisi. Ve bu tiradı barındıran öykü, bilinç akışını damarlarınızda hissedeceğiniz 7 öyküden sadece biri. *** Üstelik “Gecede”, Leyla Erbil’in zekâ pırıltısıyla zihninizi aydınlatabileceğiniz eserlerinden yalnızca bir tanesi. “Tuhaf Bir Kadın” vardır mesela, “Mektup Aşkları” vardır. “Kalan” varmış, Erbil’in son eseri, henüz benim hayatıma uğramadı ama kendisinin başyapıtıymış, öyle diyorlar bilenler. Tezer’in ve Ahmed Arif’in Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar ile de Leyla Hanımefendi’nin dünyasına arka kapıdan girmek mümkün. *** Leyla Erbil, Türk edebiyatının en ilginç kadınlarından biri. İsmi geçtiğinde dahi heyecanlanıyorum. Türkiye’den, Türk yazınından, Türk entelijansiyasından Leyla Erbil gibi figürlerin geçmiş olması, beni doğduğum büyüdüğüm topraklara yakınlaştırıyor, memleketimle bağlarımı kuvvetlendiriyor. Türkiye böyle sevilir dedirtiyor; “ya sev ya terk et” çığırtkanlığıyla değil; gelecek nesillere, geçmişe ve yurttaşlarına tutunabilecekleri bir şeyler miras bırakarak. *** Uzay boşluğunda süzülüyor gibi hissettiğiniz olursa, Leyla Erbil’in koluna girmeyi deneyebilirsiniz. Yanına her gittiğinizde anlatacak bir hikayesi olacaktır. *** Sevgiler efendim. (Burcu Booker)

Türk edebiyatının en ayrıksı, yenilikçi, yazarlarından biri Leylâ Erbil.Dilde, biçimde sürekli özgünlük arayışında olmuş.Gecede, Leylâ Erbil’in ikinci öykü kitabı.İlk kitabı Hallaç’ta varoluşçuluk, bireycilik hâkimken, bu kitapta, Hallaç’taki eğilim devam ederken sosyal konular da öne çıkar. Kitapta yer alan fantastik, gerçeküstü Vapur öyküsü favori öyküm oldu.Öykü kahramanı isyancı bir vapurdur.Haksızlıklara başkaldırır, halkı bilinçlendirmeye çalışır. Leylâ Erbil’in gerilim dolu, sayıklamalı, sivri dilli anlatımını gerçekten çok seviyorum. (Özlem Akbaş)

Leyla Erbil'in Gecede'si. İlk ve son kez arkadaşı Sait Faik anısına ödüle koyduğu ama kazanamadığı kitap. Leyla Erbil anlamak zor iş, hele daha önce hiç Leyla Erbil okumamışsanız kitaptan bir şey anlayamamanız ve beğenmemeniz çok normal. Leyla Erbil'in belki de en çok bu yanını seviyorum. Herkes okuyamaz diyemem ama herkes anlamaz Leyla Erbil'i. (Samet Güzel)

Kitabın Yazarı Leyla Erbil Kimdir?

Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Evli ve bir kızı var (Fatoş Erbil-Pınar).

Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız'dır; (Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe,Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikâye ve düz yazı metinlerinde ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü. Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi.

Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961'lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev almıştır. 1979'da çağrılı olarak gittiği ABD'de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, "Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı" vurgulanmıştır. 82 yaşında vefat eden Leyla Erbil,Zincirlikuyu Mezarlığı 'nda defnedildi.

Leyla Erbil Kitapları - Eserleri

  • Cüce
  • Tuhaf Bir Erkek
  • Mektup Aşkları
  • Üç Başlı Ejderha
  • Kalan
  • Tuhaf Bir Kadın

  • Gecede
  • Zihin Kuşları
  • Eski Sevgili
  • Karanlığın Günü
  • Hallaç
  • Cinsel Öyküler
  • Eski Sevgili

Leyla Erbil Alıntıları - Sözleri

  • Mustafa Kemal'e o dönemde, "Bu da bizim Hitler" diyenler çıkmış yarı şaka yarı ciddi. (...) Onu eleştirebilmemiz bile bir damla da olsa geldiğimiz demokratik yer yüzündendir. Hele bugün burun buruna geldiğimiz şeriatın dalavereci, hunhar yüzüne tanıkken! (Zihin Kuşları)
  • …yaşam, genç kızlığının kitap sayfaları arasında saklayıp kuruttuğu, arada bir açıp baktığı, o ince yerlerinden çoktan beri eriyip dökülmüş ak yasemin değildi, kirlenmeyi, pislenmeyi göze alarak, ayıpları, yasakları sevinç ve acıları üstlenerek götürülmesi gerekiyordu yaşamın. (Eski Sevgili)
  • Ah dostum, kitaplar da olmasa ben ne yapardım! Bü­tün gecelerimde onlar var şimdi. Onlar benim dostum ve her şeyim. (Mektup Aşkları)
  • "Haksızlıklara karşı intikam duygusuna kapılmamak bir marifet midir?" (Tuhaf Bir Kadın)
  • Her fırsatta azar işitiyorum densizden (Tuhaf Bir Erkek)
  • (...) konuşulmak, dostlanmak, gülmek gereksinmesindeydim alabildiğine. (Hallaç)

  • Aslında bastırma kaçışla ret arasında bir aşamadır. (Tuhaf Bir Erkek)
  • Bu kapıları bana Atatürk açtı softa herif anladın mı? Atatürk açtı bu kapıları bana, sen kim oluyorsun da yeniden o karanlık deliklere tıkmaya kalkıyorsun Türk kadınını ha? (Tuhaf Bir Kadın)
  • Gelenek bütün şiddetiyle omuzlarına ve bileklerine çökmüş Ortaçağ Türkiyesi'nin! (Kalan)
  • Türk sinemasına can suyu veren Yılmaz Güney 'i "katil" olarak göstermekten öte düşünceşer üretemiyorlarsa yazınımızın işi gerçekten de zor demektir. (Zihin Kuşları)
  • Şimdi ona gitsem sevinir, severim onu, nasıl iğreniyorum ondan... (Gecede)
  • sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen... (Cüce)
  • «İyi dinle anacığım: öyle güzel şeyler oldu ki, sana haber vermeye geldim; dünyadan para kalktı, biliyor musun? Artık kimse kimseye para vermiyor, istediğini alıyorsun istedi­ğin yere gidiyorsun, her şey bedava! Hastahaneler bedava! Doktor bedava! Yemek içmek bedava! Otobüs bedava! Ver­giler kaldırıldı! Gaz bedava!..» (Karanlığın Günü)

  • Kadın katilliği aldı başını gitti Karısını öldüresiye Dövenler Öldürenler Ve tüm katiller Zengin oldu (Tuhaf Bir Erkek)
  • «Kahve de kalmamış ki sana bir fincan kahve ikram ede­yim! Bari çay koyayım demlensin.» (Karanlığın Günü)
  • “Hem anlamak ya da bilmek açmazlardan kurtulmak demek değildir ki!” (Tuhaf Bir Kadın)
  • " Bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor. Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba? " (Mektup Aşkları)
  • F. Kafka'nın babası hepimizin babasıdır: sakatlayan, hadım eden, alt edilmek korkusuyla delice geberten baba. (Zihin Kuşları)
  • Sonra ben de televizyonu kapadım, lanet ettim kendime, Amerikalarda onca yıl, "İslam'da hümanizma" anlatmıştım!.. Televizyonu kapadım günlerce açmadım. (Cüce)
  • Devrimciler ölür, devrimler yaşar. (Eski Sevgili)