Kitap Künyesi

Yazar: Fikret Başkaya

Yayın Evi: Yordam Kitap

İSBN: 9786051723761

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İklim değişikliğinin belirtileri neler? Küresel ısınmayı durduramazsak dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? Fosil yakıtlar neden sera etkisi yaratıyor? Alternatif enerji kaynakları söylendiği kadar masum mu? Nükleer enerji çözüm olabilir mi? Kyoto Protokolü neden işe yaramıyor? İklim krizi ekosistemi nasıl etkiliyor? Doğal kaynaklarımız tükeniyor mu? Akarsuları, toprağı, havayı kirletmeyen “temiz” bir sanayi mümkün mü? Elektrikle çalışan arabalar sahiden çevre dostu mu? Monokültür nedir ve neden zararlı? GDO’lu ürünler açlık sorununa çare mi? Arıların ölümü neyin habercisi? Biyoçeşitliliğin azalmasından endişe etmeli miyiz?

Ve en önemli soru: İklim krizi ve ekolojik yıkımdan kim sorumlu?

Fikret Başkaya bu kısa fakat yoğun kitapta, iklim ve ekolojiye dair en temel ve can alıcı soruları kendine özgü üslubuyla yanıtlıyor. İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım hem gençlere hem de genel bilgi sahibi olmak isteyen meraklı okurlara hitap edecek şekilde, akıcı bir söyleşi havasında kaleme alındı. Başkaya, genel çerçeveyi çizerken bu alana özgü teknik terimleri ve olguları sade bir dille açıklamakla yetinmeyip sorunun asıl failini de net olarak çözümlüyor: kapitalizm.

“Doğanın bir yılda ürettiği kaynağı biz yaklaşık altı ayda tüketiyoruz. Bu da, bugünkü üretim ve tüketim düzeyini sürdürebilmek için 2-3 gezegene daha ihtiyaç var demek. Yıkım veya çöküş olarak ifade edilebilen yeni durum, doğanın kendini yenileme ritmi ile kapitalizmin kendini yeniden üretme ritmi arasındaki uyumsuzluğun sonucu. Bu da bir metabolik sürdürülemezlik demek.”

--reklam--

Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım Alıntıları - Sözleri

  • "Kapitalizmin küreselleşmesine paralel olarak, eko­sistemin bozulması da küreselleşti. Artık yıkımdan muaf bir yer, bir şey kalmadı."
  • "Bir yerde yok edilen ağaçların yerine başka yerde ağaç dikilince orası orman olmaz..."
  • Eğer gerçekten kalkınma olsaydı, kelimenin önüne "sürdü­rülebilir" niteleme sıfatını eklemeye gerek olur muydu?
  • "Ormanların olmadığı bir dünyayı tahayyül etmek bile bir kabustur."
  • "Şimdilerde metalaşmamış, şeyleşmemiş, parayla alınıp satılmayan bir şey yok!"
  • Dünyanın geri kalanı Batı'nın refah düzeyini yaka­layamazdı. Kapitalizm dahilinde öyle bir şey mümkün olmadığı için. Zira birinin zenginliği, diğerinin yoksul olmasını varsayıyor.
  • "Bazı bilimciler, daha şimdiden türlerin altıncı yok oluşunun başladığını, 66 milyon yıl öncesinin tekrarının gün­demde olduğunu ileri sürüyor."
  • "Bir öyle şaşılası dünya ki burası, bollukla ölüyor, kıtlıkla yaşıyor. Varoşlarda hasta, aç kurtlar gibi insanlar dolaşıyor ambarlar kilitli ambarlar buğdayla dolu... Tezgâhlar ipekli kumaşla dokuyabilir topraktan güneşe kadar giden yolu. İnsanlar yalnayak insanlar çıplak..." yazar/nazim-hikmet-ran
  • Aslında Batı'nın yar­dımları bir tuzaktı. Yardımlar eşitsiz ilişkileri, üçüncü dünyanın sömürüsünü, yağma ve talanını "kalkınma retoriğiyle" sürdürmenin bir aracıydı.
  • Bu dünyanın yoksullarının ve en yoksullarının iklim de­ğişikliğindeki sorumluluğu çok az ama maalesef, iklim değişikliğinin ve genel olarak ekolojik bozulmanın olumsuz sonuçlarına en çok maruz kalan da onlar...

--reklam--

Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Konuya başlangıç için güzel bir kitap. Kapitalizmin çelişkileri ile ekolojik tahribat arasındaki ilişkiyi anlamak açısından bir çerçeve çiziyor, okunmalı. (Büşra)

Merhabalar saygıdeğer sevgili okurlar, Kitapta Başta iklim krizi olmak uzere ekolojik yıkım, yanlış tarım politikaları, azalan su kaynakları, ormanların tahribatı, küresel ısınmaya ve çevre tahribatına yol açan fosil yakıtlar yerine alternatif yenilenebilir enerji kaynakları,  Biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin karşı karşıya olduğu tehlikeler detaylıca yazılmış. Çalışma soru- cevap şeklinde ve oldukça sade anlaşılır bir dille yazılmış. Çokça Doğru bilinen yanlışlara deginilmiş, ekolojik sorunların nasil çözüleceği, daha temiz ve yaşanabilir bir dünyanin ne koşullarda mümkün olacağı tartışılmış. Keyifle okuyabilirsiniz. Katkı sağlayacaktır mutlaka. :) (polat)

Gençlerle Başbaşa serisinden verimli ve başarılı bir kitap daha :) İklim krizi ve ekolojik yıkım başlığı altında çok sayıda konu var bu kitapta. En önemlisi de krizin nedenleri üzerinde durulurken yüzeysel sebepler değil, sorunun asıl kaynağı olan sistem eleştirisi de detaylı bir şekilde yapılmış. Birkaç başlıkla belirtmek gerekirse temelde kapitalizmin yok ediciligi baz alınarak; enerji kaynaklarının zararlı olanları ve olmayanları; sağlıklı-sağlıksız gıdalar; tarım ve sanayi politikaları gibi konular kitapta detaylı bir şekilde yer alıyor. Dünya çapında doğanın tahribatına neden olan uygulamalar alternatif bir şekilde nasıl yapılır ve kriz nasıl yönetilir üzerine güzel bir çalışma olmuş. Şimdiye dek atılmış adımların yaptırım düzeyleri hakkında da bilgi verilmiş. Genel hatlı bir kitap değil, az ve öz bilgiyle nokta atışı yapılan bir eser. Serinin adı Gençlerle baş başa olsa da, her yaş grubunun çok rahat okutacağı bir çalışma. Tavsiye ederim. (Asrın Kar)

--reklam--

Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Fikret Başkaya - Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fikret Başkaya Kimdir?

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı.

Türkiye'ye döndükten sonra askerliğini yaptığı Yedek Subay Okulu'nda 'sakıncalı er' sayılarak Erzurum'a (Oltu) sürgün edildi. Askerlik sonrası değişik kuruluşlarda araştırmacı olarak çalıştı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi [1]. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005) [2]. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi.

Fikret Başkaya 2007 yılı itibariyle Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

--reklam--

Fikret Başkaya Kitapları - Eserleri

  • Paradigmanın İflası
  • Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto
  • Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım
  • Azgelişmişliğin Sürekliliği
  • Çığırından Çıkmış Bir Dünya
  • Yeni Paradigmayı Oluşturmak
  • Yediyüz
  • Kalkınma İktisadının Yükselişi ve Düşüşü
  • Çöküş
  • Akıntıya Karşı Yazılar
  • Yenilgi Tuzağı
  • Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu
  • Sosyalizmin Geleceği
  • Resmi Tarih Tartışmaları 1
  • Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk
  • Resmi Tarih Tartışmaları 2
  • Reel Atatürkçülük
  • Resmi Tarih Tartışmaları 3 : İttihatçılıktan Kemalizm’e
  • Eko-Sosyalist Paradigma
  • Resmi Tarih Tartışmaları 4 : 1908 Darbe mi? Devrim mi?
  • Avrupa - Merkezcilik Resmi İdeoloji Bilim Ve Sosyalizm
  • Sömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme
  • Küreselleşme mi? Emperyalizm mi?
  • Borç Krizi Üzerine Deneme
  • Seçilmiş Yazılar
  • Yalan
  • Bir Devlet Geleneğinin Anatomisi
  • Şeylerin Gerçeğini Söyleyebilmek!
  • Devrimi Yeniden Düşünmek - 1
  • Kavram Sözlüğü 1: Söylem ve Gerçek
  • AKP Ilımlı İslam, Neoliberalizm
  • Küresel Kapitalizmi Meşrulaştıran Söylemler
  • Kavram Sözlüğü 2: Söylem ve Gerçek
  • Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına
  • Çıkış Buradan
  • Rant ve Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi

--reklam--

Fikret Başkaya Alıntıları - Sözleri

  • Bunlardan dikkat çekici bîr örnek Türk'ün Yeni Amentüsü'dür, 1928 Ağustosu gibi oldukça erken bir tarihte. Hakimiyet-i Milliye Matbaasında basılan broşür, doğrudan doğruya dinsel bir metnin üzerinde yapılan değişikliklerden oluşmaktadır: "Kahramanlığın örneği alan ve vatanın istikbalini yok­tan var eden Mustafa Kemal'e, onun cengaver ordusu­na, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için Ahiret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük mille­timin medenî cihanda en büyük mevki kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazı’nin Allah'ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulusuyla şehadet eylerim." ... Aynı diziden yola çıkan Türk’ün Yeni Amentüsü'nde ise iman edilen unsurlarda bir değişikliğe gidilmekte, Allah’ın yerine Mustafa Kemal, meleklerin yerine Türk ordusu, kitapların yerine kanunlar, peygamberlerin yerine de "mücahit analar” yerleştirilmektedir. Buna karşın, met­nin ikinci cümlesinde, Mustafa Kemal'in ilk cümlede yerine konduğu Allah’ın bu sefer sevgili kulu olduğunun vurgulanmasında bir ikilem göze çarpmaktadır. Gele­neksel din öğretisinin böylesi çok bilinen bir metninin ele alınarak Gazi Mustafa Kemal ekseninde değişikliğe gidilmesinin, kutsallık atfetmeye yönelik çabaların kitlelere yansıtılmasında etkili bir yöntem olduğu muhak­kaktır. Zaten bu anlayış kabul görmüş olacak ki daha sonraki yıllarda benzer bir yöntem Behçet Kemal Çağlar tarafından yine halkın din anlayışında oldukça önemli yer tutan bir metnin dönüştürülmesinde kendini gösterecektir: Millet adın zikredelim bir kere Vacip oldur cümle işte Türklere Şevk ile Türküm dese bir dem lisan Dökülür cümle hüzün misli hazarı (...) Biri Yavuz, biri Fatih, bir Timur anesi Dediler eşsiz bunun dürdanesi Mustafanın Mustafası doğmada Müjde ki Türkün alası doğmada Gel dllersiz bulasiz od dan necat Mustafayı ba Kemale essalat (Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk)
  • Üretim ,tüketim ve zenginlik artıyor,lakin her seferinde üretim tüketim ve zenginlik artışına yoksulluk artışı eşlik ediyor ve sefalet derinleşiyor.Hepsi bu kadar da değil,her ileri aşamada doğa tahribatı büyüyor,yaşamın temeli aşınıyor,canlı yaşam tehlikeye giriyor ve üstelik bir de anlam kaybı ortaya çıkıyor... Demek ki bu işte bir yanlışlık var! (Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto)
  • Günümüzde yaygınlaşan sağlık sorunlarının en önemli nedeni yetersiz ya da hatalı beslenme. Bir yanda açlıkla boğuşan, sağlıklı suya bile erişemeyen ya da mutlak açlık çekmese de yetersiz beslenenler, öte yanda gıdaya kolay ulaşan, fakat endüstriyel tarım ve hazır gıda endüstrisinin üretip, pazarladığı sağlıksız gıdaları tüketerek hastalananlar. (Çöküş)
  • “Eğer bir mal ve/veya hizmet (servis) bir insan ihtiyacını karşılıyorsa, insan ve toplum yaşamı için bir anlam ifade ediyorsa, o malın veya hizmetin bir kullanım değerinden söz edilir. Ve eğer bir mal ve/veya hizmet bir ticaret, bir alım-satım konusuysa onun bir değişim değerinden söz edilecektir.(...) tam bir meta toplumu olan kapitalizm koşullarında öncelikli ve belirleyici olan değişim değeridir. O kadar ki, ileri düzeyde gelişmiş bir kapitalist toplumda, meta yegâne değer sayılır... Metaya dönüştürülebilir, tahvil edilebilir olmayan hiçbir insan etkinliği, hiçbir şey, hiçbir nesne, hiçbir mal ve hizmet, muteber sayılmaz!” (Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto)
  • Doğanın, emeğin, paranın meta kategorisine indirgendiği bir toplumsal düzende, artık her şeyin metalaşması şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla, kapitalist gelişmede her ileri aşama, insanın özünde daha büyük aşınma anlamına geliyor. (Çığırından Çıkmış Bir Dünya)
  • Dünyanın geri kalanı Batı'nın refah düzeyini yaka­layamazdı. Kapitalizm dahilinde öyle bir şey mümkün olmadığı için. Zira birinin zenginliği, diğerinin yoksul olmasını varsayıyor. (Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım)
  • Zenginlik artışına yoksulluk artışı eşlik ediyorsa, orada yaşamın anlam kaybına uğraması kaçınılmazdır. (Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu)
  • J. J. Rousseau: "Efendi, gücü hukuka, itaati ödeve dönüştürdüğünde en güçlüdür ve efendiliğini kalıcı kılabilir," diyor. (Sömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme)
  • Gericilik kaygan bir yamaçtır ki, adımını attın mı kendini aşağıda bulursun... (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • "Şimdilerde metalaşmamış, şeyleşmemiş, parayla alınıp satılmayan bir şey yok!" (Gençlerle Baş Başa İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım)
  • Toplumun sorunlarına bütünüyle yabancılaşmış bir devlet de ancak kendini "terörle mücadele " retoriğiyle yeniden üretmeye çalışıyor ,ama nafile... (Yenilgi Tuzağı)
  • Yunanistan’daki savaş karşıtı hareket, 1919-22 arasın­daki savaşın gidişatını doğrudan etkileyecekti. Bu hare­ket, Venizelos Hükümeti’nin savaşın ortasında düşürül­mesinin yanı sıra sıradan askerlerin aktif bir şekilde sava­şa karşı örgütlendiği bir ordu yarattı. Bütün bu gelişmeler Yunanistan ordusunun savaşma isteğini olumsuz bir şe­kilde etkiledi. Cephedeki ve Yunanistan’daki politik çal­kantılar hesaba katılınca, 1922’de Yunanistan ordusunun çökmesi bir sürpriz olabilir mi? (Resmi Tarih Tartışmaları 2)
  • Bugün azgelişmiş ülkelerin büyük çoğunluğunda "otoriter rejimler" veya gerici diktatörlükler var. (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • Bilimle ilgilenen bir kişinin zihnine egemen olması gereken şey,sadece bir veri yığını birikimi değil,rasyonel bir kavrayış arzusu olmalıdır…Hegel (Çöküş)
  • Amaçlarla araçlar ters yüz olup yer degiştirince,sayisiz insani yabancılaşmalar,çevre tahribatı ekolojik dengenin bozulması kaçinilmazdir. (Küreselleşmenin Karanlık Bilançosu)
  • Nutuk, kapsadığı, tarihsel döneme ilişkin hem olaylardan hem de kişiler­den bahseder. Fakat ne olaylar, ne de kişiler, söz konu­su tarihsel dönemdeki önemlerine göre değil, Mustafa Kemal’in onlara atfettiği değerlere göre Nutuk içerisinde yer alır. Bir başka ifadeyle Mustafa Kemal’in bahsettiği olaylar ve kişiler, sadece kendi öyle istediği için ve kendi anlattığı biçimde Nutukta yer alırlar ve Mustafa Kemal’in bu konudaki seçimleri oldukça eklektiktir: Mustafa Kemal, olayların ve kişilerin kendi anlatmak istediği yönle­rini ön plana çıkarır ve sadece bu yönleriyle onları Nutuk’un kapsamına dahil eder. (Resmi Tarih Tartışmaları 5 : Nutuk)
  • Okullar ve üniversiteler ekseri birer ölü bilgi deposudur. Ders kitaplar, cevabı önceden bilinen soruları içeriyor ve genç insanların düşünme yeteneğini dumura uğratma, "köreltme" işlevi görüyor. (Yeni Paradigmayı Oluşturmak)
  • İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar. (Küresel Kapitalizmi Meşrulaştıran Söylemler)
  • Gerçekten "uygun ısı" olursa yumurtadan civciv çıkar. Oysa hiç bir uygun ısı, yumurta büyüklüğünde bir taşı civcive dönüştüremez. (Azgelişmişliğin Sürekliliği)
  • Savaş, birbirlerini tanıyan ama öldürmeyenler adına, birbirlerini tanımayanların birbirini boğazlamasıdır. (Yeni Paradigmayı Oluşturmak)