Kitap Künyesi

Yazar: Aret Vartanyan

Yayın Evi: Destek Yayınları

İSBN: 9786054771318

Sayfa Sayısı: 248

Gerçekten Yaşıyor musun? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sana karşı dürüst olacağım.

Bugüne kadar herkes sana bir şeyler anlatmaya çalıştı. Ailen, öğretmenlerin, toplum, gazeteler, kitaplar... Sana nasıl yaşaman gerektiğini anlattılar, ne yapman gerektiğini ve kim olduğunu.

Sen fazla bir şey istemedin aslında... Mutlu, başarılı olmak, sevmek, sevilmek, hayallerini yaşamak, kendini değerli hissetmek...

Yaşadıklarınla, zamanla, ruhun, zihnin karıştı. Artık sana anlatılanlara da ruhun doydu.

Ben de çok sıkıldım. Mutluluk için, başarı için, kendim olmak için bana sürekli vaadlerde bulunan kitaplardan, seminerlerden, kurallardan, öğretilerden...

Yıllarca yol aldım, oradan oraya sürüklendim... Sonunda cümleleri topladım. Ve elinde tuttuğun sayfalara taşıdım.

İnsanlara karıştım, gözlerine baktım, yüreklerinde yer buldum. Sorum aynıydı, "Gerçekten yaşıyor musun? Yoksa sadece nefes mi alıyorsun?"

Her cümlesi damıtılarak yazılmış, deneyimle ve gerçek hayatla boyanmış gerçeğimi paylaşıyorum. Klişelerden, basmakalıp sözcüklerden uzak yüreğimi ve dünyamı ardına kadar sana açıyorum. Günahlarınla, sevaplarınla, eksilerin artılarınla, karanlık noktalarınla, yaralarınla sen, sensin...

Tüm kapılarını açacak, seni gerçekten yaşamaya götürecek bir tane gerçek var. Elinde tuttuğun sayfalar, onu sana göstermeye geldi.

Kitapları ve Yaşam Atölyesi ile yüz binlerce insana ulaşan Aret Vartanyan, Gerçekten Yaşıyor musun?'da kendimiz olabildiğimiz, hayallerimizi yaşadığımız ve son nefeste "İyi ki yaşadım!" diyeceğimiz bir yaşamın sırlarını paylaşıyor.

Gerçekten Yaşıyor musun? Alıntıları - Sözleri

  • Kendi girdaplarımda sürüklenmeyi, belirsizliğe koşmayı seçen benim. Küçük Prens'e imrenip, olduğu yerde kalamayan da, güvenli limanlarda duramayan da benim.
  • Zaman zaman kayboluyorum kendi yolumda..Kapanıyorum,kırılıyorum,kendi odalarıma çekiliyorum.Yaralarım kanarken kibre sığınıyorum,üzerini örtüyorum.
  • Belki de kaçtım..Belki de yeni bir yaşamdan kaçtım.
  • Yarası olmayan bir ruh, yaşamamış bir ruhtur. Sadece otobanlarda otomobil kullananlar, sadece asfalt yollarını bilir.
  • Bir insan bir insanın her şeyi olamaz. Her şeyi bir insan ile yaşayamazsın.
  • Tutunacak dal arıyoruz adını bağımlılık koyuyoruz.
  • Diyeceksin ki her şey benim elimde mi? Diyeceğim ki o zaman şu satırlara ne diyorsun: "Bir akarsu denize ulaşmak için yola çıkar. Dağların, tepelerin, ağaçların, yoluna çıkan ve taşıdığı canlıların eşliğinde yoluna devam eder. Sonra önüne aniden kocaman bir kaya çıkar. Yol biter. Ne yapar? Geri mi döner? Yoksa orada yok olmayı mı bekler? Hayır. Ya inatla önüne çıkan engeli aşındırmaya çalışır, ya alana sızarak kendine yol açar, ya da kıvrılıp yönünü değiştirerek geçebileceği başka bir nokta arar. Belki yolu uzar, denize ulaşacağı zaman uzar ama eninde sonunda denize ulaşır, okyanusa bağlanır. ” Yeter ki senin de gideceğin denizin olsun. Yaşamda her zaman sürprizler, tekâmül yolculuğumuzda almamız gereken dersler, acılar olacak. Hepsi senin yaşamını oluşturacak. Yaşamımızın özü ulaşacağımız yer değil, oraya giderken nasıl yaşadığımız, nasıl var olacağımız...
  • Sevilmek için kendimden vazgeçmem bir tür intihar.. İntihar edince bedenini sonlandırıyorsun, kendinden vazgeçince varoşulunu.

Gerçekten Yaşıyor musun? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı gerçekten çok beğendim, kişisel gelişim kitapları aslında çok sıkıcı geliyor bana. İnsanlara yalan , yanlış, doğru, gaz vermek yapabileceklerinin üstüne çıkmalarını tavsiye eden kitaplar olarak görüyorum, ama yazar/Aret-Vartanyan kitap/gercekten-yasiyor-musun--136457 kitabında bire bir sohbet ortamı yaratmış. Okurken yalnız olmadığınızı yanınızda yazar/Aret-Vartanyan ın olduğunu sanıyorsunuz. Verdiği mesajlar, kendi hakkında anlattıkları, insanı insan olarak görmemizi sağlayışı bence mükemmeldi. Evet, okunmalı , okunması şiddetle tavsiye edilir. :) (Meral Sarı)

Sana karşı dürüst olacağım. Bugüne kadar herkes sana bir şeyler anlatmaya çalıştı. Ailen, öğretmenlerin, toplum, gazeteler, kitaplar... Sana nasıl yaşaman gerektiğini anlattılar, ne yapman gerektiğini ve kim olduğunu. Sen fazla bir şey istemedin aslında... Mutlu, başarılı olmak, sevmek, sevilmek, hayallerini yaşamak, kendini değerli hissetmek... Yaşadıklarınla, zamanla, ruhun, zihnin karıştı. Artık sana anlatılanlara da ruhun doydu. Ben de çok sıkıldım. Mutluluk için, başarı için, kendim olmak için bana sürekli vaatlerde bulunan kitaplardan, seminerlerden, kurallardan, öğretilerden... Yıllarca yol aldım, oradan oraya sürüklendim... Sonunda cümleleri topladım. Ve elinde tuttuğun sayfalara taşıdım. İnsanlara karıştım, gözlerine baktım, yüreklerinde yer buldum. Sorum aynıydı, “Gerçekten yaşıyor musun? Yoksa sadece nefes mi alıyorsun?” Her cümlesi damıtılarak yazılmış, deneyimle ve gerçek hayatla boyanmış gerçeğimi paylaşıyorum. Klişelerden, basmakalıp sözcüklerden uzak yüreğimi ve dünyamı ardına kadar sana açıyorum. Günahlarınla, sevaplarınla, eksilerin artılarınla, karanlık noktalarınla, yaralarınla sen, sensin... Tüm kapılarını açacak, seni gerçekten yaşamaya götürecek bir tane gerçek var. Elinde tuttuğun sayfalar, onu sana göstermeye geldi. Kitapları ve Yaşam Atölyesi ile yüz binlerce insana ulaşan Aret Vartanyan, Gerçekten Yaşıyor musun?’da kendimiz olabildiğimiz, hayallerimizi yaşadığımız ve son nefeste “İyi ki yaşadım!” diyeceğimiz bir yaşamın sırlarını paylaşıyor. (Agonyalı Meczup)

Gerçekten Yaşıyor Musun benim Aret Vartanyan'la tanışma kitabım oldu. Yazarın dilini çok sevdim. Yazar kitapta sohbet havasında düşüncelerini aktarmış okuyucuya.Bir çok düşüncesini çok sevdim. Çok sade bir dille yazılmış,çok güzel bir kişisel gelişim kitabı. Ben çok severek okudum siźlerede okumanızı tavsiye ederim Kitap ve sevgiyle kalın (Havva Ünver)

Kitabın Yazarı Aret Vartanyan Kimdir?

İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘

Aret Vartanyan Kitapları - Eserleri

  • Gitme Zamanı
  • Gerçekten Yaşıyor musun?
  • İnsanız Ayıbı Yok
  • Sen ve Ben
  • Çırılçıplak Aşk
  • Bin Yüz Bir İnsan

  • Siyah Gözyaşı
  • Bir Nefes İstanbul
  • Eski Sevgililer Oteli
  • Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak
  • 404

Aret Vartanyan Alıntıları - Sözleri

  • Sevdiğine her şeyi ver. Vermeden alamazsın. Giderse, anlamazsa bu senin değil onun kaybı. Bu seni küçültmez, onu küçültür… Seni seviyorum de. Sarıl… Ne kaybedersin? Biliyorum, korkuyorsun. Kaybeden olmaktan korkuyorsun. Kredi aldığında risk almıyor musun? Riski olmayan hangi güzellik var? Bir de şöyle düşün; eğer o doğru insansa ve yukarıda anlattığım tabloyu yakalarsan kazanacaklarını hayal et. Yarın sabah uyanmanın garantisi olmadığı gibi, Her şeyini sunmanın da riski var. Tercih senin. Ben hala, kazanacağının kaybetmen halinde kaybedeceğinden fazla olduğuna inanıyorum… O acıyı yaşaman bile, o acıyı yaşamamak için kaçmandan duyacağın huzursuzluktan daha az zarar verecek. (Sen ve Ben)
  • "Yüreğin dini, dili, ırkı yoktur!" (Çırılçıplak Aşk)
  • Belki şu anda benim zirvaladigimi düşünüyorsun. (Sen ve Ben)
  • Mantıklı olmayı bıraktığımda yaşamaya başladım. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Işığın hızının bile sabit olmadığını bildiğimiz bir dünyada hala hangi kodların, kuralların, inançların bizi yönlendirdiğine zaman zaman üzülüyorsun. ... Herhangi bir durumda bir yargıya varmadan önce taraf olmadan tanık olabilmeye çalış. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Bilinmeze doğru yol alarak bilmesi gerekene ulaşır insan. (Siyah Gözyaşı)

  • İstanbul'da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. tut bir tanesini çevir ve okumaya başla. Hatta aşık bile olmaya başladım İstanbul'da... (Bir Nefes İstanbul)
  • Oysa hayal kurmasaydı yaşayacağı bir mutsuzluk olmayacaktı. (Siyah Gözyaşı)
  • Kozmik evrende geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece bugün vardır. Bugün sonsuz bir şimdidir ve şimdi, anlardan ibarettir. Hayat anlardan ibarettir. (Sen ve Ben)
  • İstanbul’da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. Yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. Tut bir tanesini, çevir ve okumaya başla. (Bir Nefes İstanbul)
  • Her erkek, her başlangıçta her şeyiyle var olup sonra yavaş yavaş uzaklaşmıyor muydu? (Siyah Gözyaşı)
  • "Bir şeyi arıyorum, bir şey eksik diyorum ya. Eksik olanı iyi biliyorum. Gerçekten sevmeyi başaramıyorum. Korkuyorum sevmekten. Sonrasında kırılmaktan, yaralanmaktan, güçsüz olmaktan korkuyorum." (Çırılçıplak Aşk)
  • '' Aşk mı? Sevgi mi? Aşık olduğun kadın da senin içinde senden sana yakın değil. Sakın bu tuzağa düşme. Aşk, insanlığa söylenmiş, öğretilmiş bir yalan. Korkunu, yalnızlığını, başkalarına olan muhtaçlık durumunu sevimlileştiren bir kılıf. Hiçbir kimseye, hiçbir kadına, hatta bedenine bile sahip olamadığını olamayacağını unutma. Karşındakine yaslanma, karşındakinin sana yaslanmasına izin verme. Ayaklarınızın üzerinde durun. İki ayrı insan olduğunuzun gerçekliğini unutmadan. '' (Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak)

  • İnsanlar korktukları sürece itaat ederler… (Siyah Gözyaşı)
  • Herkes nasıl yaşanması gerektiğini biliyor ama neredeyse bildiğinin tam aksini yaşıyor. (Siyah Gözyaşı)
  • "İnsanların büyük çoğunluğu kendi hikayelerini yazamıyor, çünkü kendilerini tanımıyorlar. Kendi hayatlarını değil, başkalarına bağımlı hayatlarını yaşıyorlar." (Çırılçıplak Aşk)
  • Aynaya baktığında dışarıda milyonlarca olandan birisin. Ahlaka, toplumun sana öğrettiklerine karşı gelecek, başkaldıracak zerre cesaretin olmadığının farkına var. Kendi kendini güçlü olduğunu inandırmaya çalışma. Değilsin. Göğsünü açıp, kalabalığa bağırmadıkça ‘ben burdayım’, elindekileri kaybetmek korkunu yenmedikçe ve başkalarının onayını, takdirini bekledikçe bir zavallıdan öteye geçemeyeceksin. Söylenme, söyle ve yap. (Bir Nefes İstanbul)
  • Neden sana yazdığımı sorgulama. Neden sana yazmak istediğimi anlamaya çalışma. Sadece eğer sen de yazmak istersen bana yaz. Sen de benimle konuşmak istersen konuş. Gerçekten istersen... (Sen ve Ben)
  • Çocuğum yok aile kurmadım. Kurmalı mı bilmiyorum. Kuran arkadaşlarımın haline baktığımda neden kurayım ki diyorum. Etrafım birbirini aldatıp duran, kavga eden çiftlerle dolu. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Ben ‘’kötülük’’ yaptım diyen bir ‘’kötü’’ var mıdır? (Eski Sevgililer Oteli)