Kitap Künyesi
Yazar: Erhan Altunay
Editör: Tuğba Sarıünal
Yayın Evi: Destek Yayınları
İSBN: 9786053118350
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Salgınlar, insanlık tarihinde çok büyük rol oynamış, hatta çoğu ülkenin kaderini bile değiştirmiş, tarihin akışını bir taraftan alıp başka bir tarafa yöneltmiştir. Kuşkusuz her salgının insan eliyle çıkartıldığını söylemek mümkün değil ama salgın sürecini kimlerin nasıl yönettiğine, bu süreçten kimlerin nasıl güçlenerek çıktığına bakmak çok ama çok önemli...
Bu yüzden Corona virüsün de kimler tarafından ya da hangi yoldan çıktığından ziyade bu salgını kimlerin nasıl kullandığı üzerinde durmak daha akılcı bir seçim olur.
Örneğin Batı dünyasını Ortaçağ boyunca kasıp kavuran veba salgını, Moğollar tarafından İtalya’ya bilinçli olarak bulaştırılmıştı. Veba hastalığı taşıyan cesetlerin mancınıklarla İtalya’ya fırlatılması, bir tür biyolojik silah kullanımıdır aslında.
Dünya hemen hemen her dönem bir salgın hastalıkla mücadele etmiş, milyonlarca hatta milyarlarca acılı ölüme tanık olmuştur. Salgın tehdidi hiçbir zaman ortadan kalkmamıştır. Modern dünya koşulları bile salgın riskinin olmadığı sağlıklı bir konfor alanı yaratmaya yetmiyor. İnsan hayatı teknolojik gelişmelere değil, Doğa’ya ve Doğa’nın kanunlarına bağlıdır.
Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi Alıntıları - Sözleri
- Güney Amerika'da yapılan büyük katliamların yanında bir de hastalıkların yayılması dünya tarihinin en kara sayfaları arasına geçmiştir.
- Atina'da, Anadolu'daki gibi bir lağım sisteminin bulunmaması ve şehrin tamamen hijyenden yoksun kalması yüzünden yaklaşık 100 bin kişi öldü.
- Özellikle yaşlılardan çok gençleri vuran bu hastalık askerler arasında da büyük bir kırıma yol açmış, savaşın sona erdirilmesi düşüncesinde bile etkili olmuştur.
- "Mustafa Kemal 1918'de gribe yakalananlar arasındadır. "
- Bekar odalarının sakinleri, başkalarınca ibret alınması için cezalandırıldılar. Başları ve gözleri yaralanarak Yeniçeri Ağası'nın bulunduğu Ağa Kapısı'na gönderildiler ve orada idam edildiler.
- İnsan, cep telefonları, dijital teknolojileri ve hatta tıp bilimindeki gelişmeleri ve ilaçlarla övünürken aslında basit bir tür grip olan bir hastalığa karşı koyamadığını, salgının bütün dünyaya yayıldığını ve bütün özgürlüğünü kaybetmiş insanların nasıl çaresiz kaldığını gördü.
- "Nereye gitsem, ölülerin gölgesine basıyorum. Burada, sokakta, evimde sefalet ve ıstıraptan başka bir şeye rastlamıyorum."
- Oldukça pis kokan ve hijyenden uzak bu yeri tedavilerin yapılabileceği uygun tıbbi koşullara taşımak için, Nightingale, Londra'da bir bağış kampanyası düzenledi ve buranın sağlıklı koşullara kavuşmasını sağladı.
- Kolera Sağmalcılar'ı esir aldığı için, halk arasında, Sağmalcılar adının kolerayı anımsattığı söylenince 1978 yılında bu semtin ismi "Bayrampaşa" olarak değiştirildi.
- Hastalığın ilk dalgası İstanbul'a 1918 yazında ulaştı. İnsanlar üzerinde ağır seyretmedi. Tam tersine öyle hızlı etkisini gösterdi ki bu yüzden adına "Üç Gün Humması" dendi.
Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Salgın hastalıklar tarihin her döneminde bir şekilde insanlığın önüne çıkmış ve çıkmayda devam ddecek. Bu nedenle herkesin okuması gereken bir eser. Akıcı bir dille yazılmış. Teşekkürler. (Cengiz ALTIOK)
Yazar Salgınlara Bir Soluk Getirmiş: Kitap kesinlikle yaşadığımız şu günler için faydalı bir kitap. Ama işleniş biçimi olarak biraz bana karışık geldi. Komple kronolojik bir biçimde giderek salgınlara ışık tutacağını sansamda konu konu gidip en sonunda ve başında Kovid-19 ‘a bağlanılmış konu sanırım. Yazar pandeminin başlarında yazıp yayımladığı için sanırım böyle olmasını daha makbul görmüş. Derin araştırmalar sonucu yazılmış olduğu için kitaba saygım sonsuz. Okunmalı mı diye sorarsanız bir günde okunabilecek ve salgınlara farklı bir gözle baktıracak türden bir kitap arayanlara tavsiyemdir. Yazar kendi naçizane fikirlerine de yer vermiş bunu göz önünde bulundurarak okunmalı. (Buse Oktar)
Covid-19 pandemisinin ülkemize girişinden sonra, iki ay gibi kısa bir zaman zarfında yayınlanmış bir kitap. Dolayısıyla bu hızlı yazım sürecini kitabı okurken hissediyorsunuz. Bununla birlikte dünyadaki salgınlar tarihi hakkında iyi bir derleme olduğu söylenebilir. Ayrıca salgınların bazı güçler tarafından ne şekilde kullanıldığına dair ipuçları da sunuyor. Bütün bunlarla birlikte kitabın içeriği ile ilgili çok büyük beklentilere kapılmamak gerek. (Seyahatperest)
Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erhan Altunay - Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erhan Altunay Kimdir?
İstanbul doğumludur. Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Nükleer Enerji Mühendisliği okumuş, konuyu öğrendikten sonra para kazanmak gerekliliğinden Marmara Üniversitesi’nde İşletme master’ı yapmıştır. Bu yüzden de hayatını dış ticaretten kazanmaya çalışmaktadır. Yıllarca TRT Radyo-3'te Aykut Sporel, Sezen Cumhur Önal, Engin Arman, Faruk Yener gibi ustaları hayranlıkla dinledikten sonra, radyoculuk ile Yapı Radyo’da tanışmış olup orada dört yıla yakın bir süre “Vanilya ve Çikolata” , “...Ve Jazz” gibi jazz programları ile “Troubadour” ve “Barocco” gibi klasik müzik programları ve “Kleopatra’nın Burnu” gibi mitoloji programları hazırlamıştır. Yapı Radyo’nın yayın hayatına veda etmesi ile Troubadour programını Açık Radyo’ya, Vanilya ve Çikolata’yı da Radyo 92nokta3’e taşımıştır. Daha sonra Radyo Kozmos’ta Troubadour’u ve Vanilya ve Çikolata’yı devam ettirmiş, Alem FM’de de “Deniz ve Mehtap” isimli bir program yapmıştır.
--reklam--
Erhan Altunay Kitapları - Eserleri
- Ayasofya'nın Gizli Tarihi
- Masalcı
- Roma Bilgeliği
- İstanbul'un Gizli Tarihi
- Paganizm 1
- Kadim Cadılık Öğretisi
- Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi
- Mezopotamya ve Mısır Paganizmi
- İstanbul’un Pagan Çağı
- Paganizm 2
- Kelt ve Germen Paganizmi
- İstanbul'un Latin Çağı
- Gizem Yolcusu - Mersin
--reklam--
Erhan Altunay Alıntıları - Sözleri
- "Nereye gitsem, ölülerin gölgesine basıyorum. Burada, sokakta, evimde sefalet ve ıstıraptan başka bir şeye rastlamıyorum." (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
- Aslında Kelt paganizminde ağaç sembolizmi çok önemlidir . Ağacın dalları ve kökleri gökyüzü ile yeraltı arasında bir bağ teşkil ederler. Gövdesi ise süreklilği gösterir. Ayrıca ağacın her sonbahar yapraklarını döküp , ilkbahar yenilemesi hayatın döngüsel yönünü göstermektedir. (Kelt ve Germen Paganizmi)
- Özellikle yaşlılardan çok gençleri vuran bu hastalık askerler arasında da büyük bir kırıma yol açmış, savaşın sona erdirilmesi düşüncesinde bile etkili olmuştur. (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
- Belki de "Ana gibi kutsal" deyimi ilk o zamanlarda telaffuz edildi, çünkü besleyen, bereket veren toprak, Doğa ve her şey aslında bir anne gibi dünyaya getirmekte, beslemekte, büyütmekte ve zamanı geldiğinde geri almaktadır. (Kadim Cadılık Öğretisi)
- Enki ve Ninhursag miti Sümer mitolojisinin en ilginç eserlerden biridir. Mit, cennet benzeri Dilmun ülkesinin tanıtılmasıyla başlar: “Dilmun ülkesi kutsaldır, Dilmun ülkesi saftır, Dilmun ülkesi aydınlıktır, [...] Aslan öldürmez, Kurt kuzuyu kapmaz, Oğlakları kıskıvrak eden yabani köpek bilinmez. Tahıl yutan domu bilinmez [...] Gözü ağrıyan “gözüm ağrıyor” demez, Başı ağrıyan “başım ağrıyor” demez. Yaşlı kadın “Ben yaşlı bir kadınım” demez Yaşlı erkek “Ben yaşlı bir erkeğim” demez” (Paganizm 2)
- Anlaşılacağı üzere, Ayasofya hüznün de sevincin de kutsal mekânıdır. (Ayasofya'nın Gizli Tarihi)
- “Ateş, bir şeyleri yakmadan büyük ışık vermez.” (Roma Bilgeliği)
- Ayasofya kutsal bir emanet, tarihi bir vasiyettir.” (Ayasofya'nın Gizli Tarihi)
- Ayna, pagan sembolizminin vazgeçilmezidir. Aynanın arkasında başka bir dünya olduğu inancı da çok eski zamanlara dayanır. Hakikatin, aynanın önünde mi arkasında mı olduğu insanların kafasını hep kurcalamıştır... (Paganizm 1)
- "Mustafa Kemal 1918'de gribe yakalananlar arasındadır. " (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
- "Kitaplarda yazanı tekrarladıktan sonra kitap yazmanın bir anlamı yok" dedim. "Katılıyorum size" dedi. "İnsan bu dünyaya yeni bir şey söylemeli." (Gizem Yolcusu - Mersin)
- İstanbul'un Haçlıların eline düşmesine neden olan 3. Alexios ise Selçuklulara sığınmıştı. Theodoros Laskaris, Alexios'u Selçuklulardan isteyince, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Alexios'u Bizans imparatoru olarak tanıdığını ve teslim etmeyeceğini söyledi. Bunun sonucunda çıkan Alaşehir Savaşın'da, Gıyaseddin Keyhüsrev hayatını kaybederken, Alexios, esir edilerek İznik'e getirildi ve burada kör edilerek manastıra kapatıldı. (İstanbul'un Latin Çağı)
- Kolera Sağmalcılar'ı esir aldığı için, halk arasında, Sağmalcılar adının kolerayı anımsattığı söylenince 1978 yılında bu semtin ismi "Bayrampaşa" olarak değiştirildi. (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
- "Belki ben de onun için bir hayal kırıklığıydım." (Masalcı)
- "Burada fazladan söz israfı yapılmazdı." (Masalcı)
- "Bir ağaca hiçbir baltanın yapamayacağını içindeki kurtlar yapar." (Masalcı)
- Fikirtepe Höyüğü ile yine aynı kültüre ait olan İçerenköy Höyüğü, bilinçsiz kentleşme, gecekondulaşma ve nihayetinde kentsel dönüşümle yok olmuştur. 1950’lerde Fikirtepe’de kazı yapan Kurt Bittel, kazıdan iki sene sonra döndüğünde bir şey bulamamıştı; arkeolojik alanın üzeri evlerle doluydu. Tahribat gayet erken başlamıştı ama güncel kentsel dönüşüm son kalıntıları da yok etti. “Fikirtepe Kültürü” dediğimizde günümüzde gözlerimizin önünde duran mahalleyi değil, çok daha büyük bir alanı düşünmek gerekir. Pendik, Tuzla yerleşimleri de yine bu kültüre aittir. Bu bölgelerin toplulukları basit, balıkçı-avcı topluluklar olup dışı toprak sıvalı, genelde silindir formlu ahşap kulübelerde yaşarlardı. Ölülerini ise kulübenin tabanına gömerlerdi. Tarımla uğraşan bir topluluk olmadıkları için tarım oldukça sınırlıydı. Pendik kazılarında da tarife benzer kulübeler bulunmuştur. (İstanbul’un Pagan Çağı)
- “varlık, varlık olmayandan çıkar, gün de karanlıklardan, yeni sene de en karanlık günlerden. aynı şekilde sonraki gün, o günün batımından...” (Kadim Cadılık Öğretisi)
- “Ezoterik topluluklar, toplumsal gelişim açısından asimile olmayan yapılardır, yani yeraltında, gelişime karşı koyan, statükoyu koruyan ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden gruplardır.” (İstanbul'un Gizli Tarihi)
- "...her insanda Evren'i değiştirecek güç bulunur. Her insan Evren'in bir parçasıysa eğer, o halde Evren'le iletişime geçecek güce sahiptir." (Kadim Cadılık Öğretisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin