Kitap Künyesi
Yazar: Charles Dickens
Çevirmen: Saadet Akıncı
Yayın Evi: Cumhuriyet Kitapları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 140
Gizemli Öyküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gece olduğu zaman gizemli ışık oyunlarının oymalı tahta paneller üzerinde oluşturduğu gölgecikler bir zamanlar bu ağaçlara can veren su birikintilerinin üzerindeki dalgacıklara geçmişten geleceğe yansıması gibiydi.
Gizemli Öyküler Alıntıları - Sözleri
- Bayan Gurur uzun zamandır kararlıyım, hak ettiğimi bana ödeyeceksin! Ölü ya da diri, er ya da geç!
- Onun yaşamı bir ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi.
- Ben her gece saat birden başlayarak her saat başı çoğalıyorum. Saat ikiyi vurduğunda 2,üçü vurduğunda 3 ruh oluyorum ve bu durum öğlen on ikiye kadar sürüyor. Neden 12? Gelinini servetini 12 katına çıkarmıştım ya; işte acılarım da, ruhum da 12'yle çarpışıyor her gece.
- Hiçbir sözcük duygularımı tam anlatamaz.
- ..."Hiç1şeyden korkmaz gibi görünebilirim ama aslında kendimden çok korkarım."...
- ...Genellikle kişisel ve olağan-dışı deneyimlerimizi aktarırken, başkalarıyla paylaştığımız olayları anlattığımız kadar rahat olamayız...
- ...Doğal olarak, aklı başında mantıklı insanlar büyük raslantılara inanmazlar...
- .... O hep orada, her gece başına saplanmış orakla sessizce bana bakıyor, benim acı çekmemi izliyor, sanki ruhumun erince kavuşmaması için görevlendirilmiş 1gardiyan gibi gözcülük yapıyordu...
- ...Kendimden söz ederken bu dünyadan ayrılmış 1isi için konuşuyormuş gibiyim, çünkü şu anda mezarım kazılmakta ve adım ölümün kara kitabına yazılmış bulunmaktadır...
- ...acılarım da katlanarak çoğalacak. Ben bu ilenci sonsuza dek taşıyacağım. Acılar! Acılar! Sonsuz acılar içinde!!!
- ...İçimdeki ses haklıydı...
- ..."Onun yaşamı 1ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi."...
- ... Eğer yalnız olsaydım, düşgücüm bana ne oyunlar oynardı ve duyularıma ne kadar güvenebilirdim bilmiyorum...
- I knew she loved me, but I only understood how much she loved me now that she was dying. She held my hands and said that she was devoted to me. I cannot talk about it now, but let me say that her love for me was part of her determination to live. On the night she died she suddenly got out of bed and cried, 'Oh God, must I die? Must I lose my fight with death? No, I can't die like this!'
- 'Do you ever feel lonely.' I asked. 'No, I'm used to it.'
Gizemli Öyküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şehir efsanelerini, hayalet hikayelerini seviyorsanız soluksuz okuyacağınıza eminim. Çok kısa ve çok keyifli bir kitap. Cümlelerin her biri şiir gibi. (Thekingisnakedd)
Charles Dickens'in zekasını öykülerinde de görmek mümkün. Fantasik öğelerin bolca kullanildigi Gizemli Öyküler kitabı, yoğun bir okumanın ardından okunabilecek kısa bir kitap. Yıllar once aldığım kitabi yıllar sonra okudum .Iyi ki okumuşum. Ingiliz Edebiyatını seviyorsanız ve Charles Dickens hayranıysanız okuyun derim. (Tülay Şahin)
Dickens gerçekten zeki bir adam,onu okumayı seviyorum.Özellikle son iki öykü çok güçlü ve başarılıydı..Yoğun okumalar yapıp ardından kısa bir mola verebileceğiniz türden bir öykü kitabıydı.Öykü severler için özellikle tavsiye ederim.. (AmorFati)
Kitabın Yazarı Charles Dickens Kimdir?
Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar.
Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835'te 'Boz' takma adıylaBoz'un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.
1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary'e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.
1840'ta Amerika'ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.
1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill'deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870'te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.
Charles Dickens Kitapları - Eserleri
- İki Şehrin Hikâyesi
- Antikacı Dükkanı
- Oliver Twist
- Yedi Yoksul Gezgin
- Perili Ev
- Gelin Odasındaki Hayalet
- Zor Zamanlar
- Mister Pickwick'in Serüvenleri
- Bir Noel Şarkısı
- Büyük Umutlar
- David Copperfield
- Edwin Drood'un Gizemi
- Martin Chuzzlewit
- Gizemli Öyküler
- Kasvetli Ev (2 cilt)
- Müşterek Dostumuz
- Büyük Macera
- Gece Yürüyüşü
- Doktor Marigold
- Oliver Twist - Define Adası
- Denizden Gelen Haber
- Dedektifler
- Barnaby Rudge
- Nicholas Nickleby
- Küçük Dorrit
- Antikacı Dükkanı - 2. Cilt
- The Haunted Man and the Ghost's Bargain
- İşaret Memuru
- Dickens at Christmas
- Gulyabani
- Çaydanlık ile Cırcır Böceği
- Classic Detective Stories
- The Trial of William Tinkling
- Çanlar
- Christmas Books
- Dombey and Son
- Pictures from Italy
- Mugby Junction
- The Life of Our Lord
- The Mudfog Papers
- Supernatural Short Stories
- Sketches of Young Ladies, Young Gentlemen and Young Couples
- Poems
Charles Dickens Alıntıları - Sözleri
- "Her şey uçup gitti, bir hüzün baki." (Müşterek Dostumuz)
- Bütün suskun adamların bir ağırlığı olur. Bütün suskun, ağzı bağlanmış adamlara inanılır. Bağları çözmenin saklanmış ve asla kullanılmamış gücü mü insanlığı büyüler, yoksa bilginin eli kolu bağlandığı zaman yoğunlaşıp artar mı ya da çözüldüğü zaman buharlaşır mı bilinmez: Ama şurası kesindir ki önem, ağzı bağlı kişiye atfedilir. (Küçük Dorrit )
- Aklı başında insanlar yaşadıkları sıradan olayları değerlendirirken tesadüfleri yeterince hesaba katmıyorlar.. (İşaret Memuru)
- Ve ne büyük mutluluktu uyanıp bunların kaybolan gölgeler olduğunu görmek. (Martin Chuzzlewit)
- ..."Onun yaşamı 1ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi."... (Gizemli Öyküler)
- Fielding der ki, erkek ateş, kadın kavdır; Şeytan onları tutuşturur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- Ben münzevi hayatı yaşayan bir adamım. Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok. (Müşterek Dostumuz)
- Eğer hırsızlık sanatsa, hırsız yakalama bir bilimdir. (Dedektifler)
- Biz yoksullar neden dünyaya gelmişiz; bilmiyorum. (Çanlar)
- "Özel bağlar olmadan toplum hayatının ne anlamı var?" (Kasvetli Ev (2 cilt))
- "Birçok fiziksel hastalık gibi insanların kötülüğünde yetişen, sonra da cehaletleriyle yayılan bu salgınlar bir zaman sonra ne cahil ne de kötü olan birçok mağdura bulaşır. " (Küçük Dorrit )
- "Şu suyun akışını durdurmak nasıl elimizde değilse (...) bu saatlerin akışını durdurmakta elimizde değil." (Büyük Umutlar)
- Bize biner, arabaya koşarlar. Döver, söver, kendi zevkleri için sakatlarlar bizi, ama ölüyorlar, yaşasın ölüyorlar! (Martin Chuzzlewit)
- "Ama insan yemek yemeden önce parasını kazanmak zorundadır!" (Dedektifler)
- Ahlaksal bir hastalığın fiziksel olan kadar engellemesi zor bir şey olduğu; böyle bir hastalığın veba kadar habis ve hızlı bir şekilde yayılacağı, bir kere ilerlemiş olan salgının sınır tanımadan, en sağlıklı insanları bile ele geçirebileceği ve en olmadık bünyelerde gelişeceği insan denen mahlukun bir atmosferde nefes alması kadar tecrübeyle sabittir. Bu ölümcül bozuklukların zayıflık ya da kötülükleriyle beslendiği lekeliler, zehrin bulaşmasına fırsat vermeden anında yakalanıp tecrit edilebilse ( hatta fazla uzatmadan boğazlansa), insanlık takdir ötesi bir hayır duası alırdı. (Küçük Dorrit )
- Sahnede ışık ve müzik neyse, hayatta şiir odur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- "Talihsiz bir kadını dünyaya getirmekten tek çıkarlarının bunu onun burnundan getirme özgürlüğü olduğunu sanıyorlar." (David Copperfield)
- Zararsız bir neşe ve iyi huyun cennette gömlek yakasından daha büyük bir günah olduğuna inanmıyorum. Takan da bir, takmıyan da... (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
- Hiçbir sözcük duygularımı tam anlatamaz. (Gizemli Öyküler)
- Fakat her saadetin bir sonu vardır, ikinci bir saadetin zevki da burada değil midir? (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin