Kitap Künyesi

Yazar: Elizabeth Hoyt

Çevirmen: Gülfem Çırak

Orijinal Adı: Not the Duke’s Darling

Yayın Evi: Nemesis Kitap

İSBN: 9786057649157

Sayfa Sayısı: 360

--reklam--

Gizemli Sevgili Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Freya de Moray, pek çok kimliğe sahiptir: Bilge Kadınlar adlı gizli bir örgütün üyesi, gözden düşmüş bir dükün kızı ve bir soylunun evinde -sahte isimle- çalışan bir refakatçidir.

Ama asla bağışlayıcı biri değildir…

Geçmişte ağabeyinin hayatını mahveden ve ailesinin çöküşüne sebep olan Harlowe Dükü, onun da katıldığı bir ev davetine gelince, Freya bir Bilge Kadın olarak yapması gerekeni yapar.

İntikamını alacaktır.

Harlowe Dükü Christopher Renshaw ise şantaj kurbanıdır ve söz konusu ev davetine katılmayı da sırlarının gizli kalabilmesi için kabul etmiştir. Orada bu şantaja bir son vermeye niyetlidir.

Fakat işler ikisinin de umduğundan farklı gelişir.

Davette karşılaştığı refakatçi Bayan Stewart’ın, yani Freya’nın kim olduğunu anlayan dük için her şey giderek daha karmaşık bir hal almaya başlar. Freya, onun unutmaya çalıştığı tüm günahlarını biliyordur ve Christopher’ın bu ateşli, cesur ve şehvet uyandıran genç kadına karşı koyması çok güçtür. Öyle ki, Freya’nın büyük bir tehlike içinde olduğunu öğrendiğinde, onu güvende tutmak için her şeyi göze alacaktır…

--reklam--

Gizemli Sevgili Alıntıları - Sözleri

  • "Ah, ama evlilik yalnızca bir gün ya da bir hafta süren bir şey değildir. " dedi kadın. "Aynı insanla uzun süre geçirmektir. Alışkanlıklarını öğrenmek ve belki kusurları yüzünden hayal kırıklığına uğramaktır. Eğer bir insan, evliliği idare etmesini sağlayacak aşka sahip değilse bir süre sonra eşini hor görmeye başlayabilir . "
  • "On bin pound'un yok olduğunu mu fark etmeyeceğim?" diye bağırdı Christopher. "Ancak Midas olsam fark etmezdim."
  • Freya tekrar Leydi Holland'a döndü. "Haklısınız leydim. Benim bir çeyizim yok. Ekselansları'nın teklifini reddetmem size budalalık gibi gelmiş olabilir. O zengin, mevki sahibi ve güçlü biri. Onun karşısında ben, dünyanın gözündeki zavallı bir hiç kimseyim. Bir aslanın karşısındaki fare gibiyim." Fikrini anlatırken derin bir nefes alıp Leydi Holland'a baktı. "Ama bana göre ben hiç kimse değilim. Ben benim ve önemli biriyim. Kendi gözümde, ben erkek aslanın yanındaki dişi aslanım. Bundan dolayı, herhangi bir sebepten ötürü bir erkeği kabul edebilir veya geri çevirebilirim. Bu erkeğin, sırf toplum için evlenme teklif etmiş olması da bu sebeplerden biri."
  • "İnsan, gençlerin söylentilere karşı korunması gerektiğini düşünüyor. Fakat belirli bir yaşa erişmiş kişiler..." Bu sefer de kısa bir anlığına Messalina'ya bakmıştı. "Birer birey olarak görülmeli, değil mi?" "Evet" dedi Freya. Leydi Lovejoy'un böyle serbest görüşlü bir kadın olmasına şaşırmıştı. "Bir şahıs olarak görülmeli." "Bir kadın," dedi Messalina kafasını sallayarak. "Özgür," diye mırıldandı Lucretia. "Kesinlikle." Leydi Lovejoy, Freya'nın karşısındaki koltukta oturduğu yerde arkasına yaslandı ve kolunu koltuğun arkasına uzatıp yerdeki ayaklarını üst üste attı. "Ne demek istediğimizi anlatmak için "bir erkek gibi" de diyebiliriz. Bir erkek rüşdünü ispat edince bağımsız olup kendi kararlarını verebiliyorsa bir kadın da bunu yapabilmeli." "Anlaşıldı, anlaşıldı," dedi Leydi Holland, konyak bardağını alaycı bir şekilde kaldırarak. "Fakat burada önemli nokta bu değil, değil mi? Freya kendi kararlarını verebilir. Unvanı ve parası olan bir erkeke evlenmeyi reddedebilir. Bu erkek çok çekici ve yakışıklı.." "Hem de çok," diye mırıldandı Lucretia o arada. "... olsa bile, kendisi ondan hoşlandığını itiraf etse bile reddedebilir. Ancak böyle bir şey yaparsa, nedenleri ne kadar asil olsa da toplumdaki pek çok kişi onu cezalandıracaktır." "Christopher'ın da seçim hakkı olduğu söylenemez." dedi Lucretia. Herkes ona baktı. Kız omuz silkti. "Eh, seçim hakkı yok... Tabi onurlu bir erkekse." "Doğru." dedi Leydi Lovejoy sağduyuyla. "Ama sonuçta o teklifte bulundu ve bence çoğu kişi, onun onursal görevini tamamladığını düşünecektir. Bu durum onun daha sonra evlenmesine de engel olmayacaktır. Onun aksine, Freya hiç evlenemeyebilir." "Belki de ben evlenmek istemiyorumdur." diye karşılık verdi Freya, tartışma havasına girerek. "İstemiyor musun?" diye sordu Lucretia ilgili bir şekilde. Şimdi herkes Freya'ya bakıyordu. "Bilmiyorum," dedi Freya yavaşça. Etrafındaki kadınlara baktı. "Bilmiyorum."
  • "İyi misin sen?" diye sordu Harlowe boğuk bir sesle. "Evet," Freya kafa salladı. "Evet, teşekkürler." Dük bir kahkaha attı. "Bir şey değil. Gerçekten de yere atlamayı mı düşünüyordun?" Freya onun yüzüne görünebilmek için gövdesini hafifçe döndürdü. Adam sanki onun beklenmedik bir şey yaptığını düşünürmüş gibi tuhaf bir ifade takınmıştı. "Evet. Ürkmüş bir atın üstünde olsan sen ne yapardın?" "Onu kontrol altına alana dek dizlerimi gövdesine bastırırdım." Freya bir kolunu kaldırdı. "Peki ata yan bindiğin için iki dizin de tek tarafa bakıyorsa ve bu yüzden düşmek üzereysen?" Harlowe ona bakıp kaşlarını çattı. "Atlardım." "Kesinlikle." "Benden üstün olan mantığına şapka çıkartıyorum." dedi Harlowe.
  • "Ben bir daha doğru olanı yapmaktan kaçınmayacağıma dair bu yüzüğün üzerine yemin etmiştim. Şu anda bana göre doğru olan şey, senin yanında kalmak ve seni koruyup rahat ettirmek. Ama senin istediğin bu değil." Acı acı güldü. "İhtiyacın olan bu olmayabilir." "Kester," diye fısıldadı genç kadın. "Şu anda seni düşünüyorum. Senin dilediğini yapacak,kararı sana bırakacağım. Ama kararını vermeye çalıştığın bu süreçte, benim olmadığını bile bile karşıdan seni izleyen biri olarak burada bir gün daha kalamam." Eğilip onu hafifçe öptü. "Bu sebeple, şimdi yeminimi çiğniyorum. Seni seviyorum, Freya. Bu dünyadaki her şeyden daha fazla seviyorum. İşte bu yüzden gidiyorum."
  • "Eee?" dedi kardeşi. "Eee ne?" diye mırıldandı Messalina. Önündeki sahneyi izlemeye dönmüştü. Lucretia abartılı bir içi geçirdi. "İkisi belirli bir amaçla mı kaçtılar sence?" "Hayır." Messalina ayağa kalktı. "Nereye gidiyorsun?" diye tıslayan Lucretia tabağını elinden bırakmadan onun peşine düştü. "Dışarı," dedi Messalina. "Neden?" "Çünkü çoktan evi aradılar." "Ah, bu çok mantıklı." diye karşılık verdi kardeşi, ağzı kek dolu olduğu halde.
  • "Beni öpmenin, tanımakla aynı şey olduğunu mu düşünüyorsun?" diye fısıldadı genç kadın. "Ya dileklerim, korkularım, hayallerim ne olacak? Benim hakkımda gerçek olan hiçbir şey bilmiyorsun Harlowe. Seninle sırf toplumsal gelenekler yüzünden evleneceğimi düşünmen de bunun kanıtı."
  • "Senin yardımına ihtiyacım yo..." "Kahretsin," diye tısladı Christopher. "Bana ihtiyacın olmadığını söyleme." Freya dönüp onun gözlerine baktı. Sakin ifadesinin aksine yanakları kızarmış ve gözleri kısılmıştı. "Bu seni neden bu kadar rahatsız ediyor? Neden sana ihtiyaç duymam gerek?" "Çünkü," derken Christopher aklındakileri başka şekikde söylemenin bir yolunu aradı ama sonra pes edip gerçeği dillendirdi. "Çünlü benim sana ihtiyacım var. Çünkü sen de bana ihtiyaç duymazsan aramızdaki şey bir hiç demektir. Çünkü ihtiyaç, aşkın en önemli parçasıdır ve o olmadan başka şeyler olmaz."
  • “Söyleyin Bayan Stewart, bütün erkeklerden mi nefret ediyorsunuz yoksa ben mi özelim?” “Ah,” diye fısıldadı Freya. Sesindeki saf nefreti saklayamıyordu. “Siz çok özelsiniz.”
  • “Bayan Stewart.” Kadının kalbinin de kendisininki gibi şiddetle atıp atmadığını merak ediyordu. “Zannediyorum ki sizde bana ait olan bir şey var.” “Öyle mi?” dedi kadın umursamazca. Christopher hem kahkaha atmak hem de onu boğmak istedi. “Öyle olduğunu siz de biliyorsunuz,” dedi refakatçi kadına yaklaşırken. “Alışılmadık aktivitelerinizi işvereninize bildirmek istemiyorum ama zorlanırsam bunu yapmayacağımı da sanmayın.”
  • "Bir Bozdağan , " diye karşılık verdi Freya,yırtıcı kuşun hemen alt kısmını parlak kırmızıyla işlerken. "Ne yapıyor peki? " "Bir serçenin kalbini Söküyor ."dedi Sakince...
  • İnsan zamanı doldurmak için kendine bir iş bulmalı...
  • "Ben intikamın ruhu tükettiğine inanırım.."
  • Ahmak... //Bunu sevdim //

--reklam--

Gizemli Sevgili İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Elizabeht Hoyt aşığı olarak çok farklı bir kadın karakterle karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek istiyorum. Genel olarak yazar güçlü kadın karakter yazmayı seviyor ve ben bu duruma bayılıyorum. Bu kitapta ise çok daha farklı bir kadın karakterimiz var. Freya 1760'larda erkek egemen topluma kafa tutacak bir kadın karakter ve fikirleri, davranışları, kimseye eyvallah etmeyişi, korkusuz oluşu, dik kafalılığı beni kendine aşık etti diyebilirim ki nerede Harlowe Dükü canım Christopher aşık olmasındı. İkiliyi yıllar sonra karşı karşıya getiren olay son derec sıradışıdır. Dul kalan annesinden kapatılmak istenen bir bebeği bakıcısı ile korurken peşlerine takılan davetsiz misafirlerden kurtulmak için atladıkları at arabasında karşısında Christopher'i bulur. Freya'cığım kısa bir şaşkınlık sonrası adamla elbette laf dalaşına girer, anlik dikkat dağınıklığından faydalanarak peşlerindeki adamların önüne hedef diye atılarak kovalamaca yaşanır. Tabi bu esnafa cağnim Dük ne olduğuna şaşırır ve öylece kadınların gidişini izler. Elbette ilk karşılaşma ile sınırlı kalmayacaktır ve onları geçmişte yaşanan ortak hadiseler yıllar sonrasında ki küçük hesaplaşmalar birbirlerine çekilmeler ve aşk, tutku şeklinde devam eden hikayelerine sayfaları çevirerek eşlik etmeye bizi davet eder. Merak ettiniz değil mi? Harika, amacım da buydu zaten, merak edin de okuyun istiyorum. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı. Kitaptaki en ilginc kısım bilge kadınlar konusu, erkeklerce ezilen kadınların aslında kendi başlarına da pekâlâ yaşayıp güzelce ömür geçirebilecekleri efendime söyleyeyim güçlü olduklarını ve şiddete karşı sessiz kalınmaması gerektiğinin de o yıllara göre imkansız görünen fikri savunuyorlar. Elbette ki boyun eğmeyen kadınlara kulp bulan soylular, kendilerinden güçlü olabileceklerini zeki olduklarını inkar ederek cadı bunlar yakalım çığırtkanlığı ile hoop ipe götürme taraftarındalar. Freya'nın da bu mesele de kendince yakaladığı ipucunun peşine düşerek, İngiltere parlamentosundan bu yasa tasarısının geçmesini önlemek için elinden geleni yapacaktır. Elbette ki ana karakterimiz Christopher kızımızın dikkatini dağıtacaktır ama Freya, her şeye rağmen bunun olmasını engellemek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıdır. Ancak hayat hiç beklemediğiniz anda karmaşık bir hale gelme eğilimindedir de. Çok eğlendiğim bir kitap olduğunu söyleyeceğim. Kadın kahraman bazen çok huysuz ve sertti ama onun düşüncesine göre empati yapınca evet hak verdiğim yönleri de çoktu. Her iki karakteri de beğenip sevdim. Benden artı puanlar toplayan erkek karakterimiz Christopher'a bayıldım. Hoşgörüsü, saygısı, hak veriyor olması ve sadakati beni benden aldı. Hikayenin kahramanı olarak ona gerçekten hayran kaldım. Freya'yı istemesi ve onu korumak için geri durmayacağıni söylemesinin yanı sıra kararlarına fikirlerine de saygı duyması, o dönemi düşünerek böyle bir adamın bir daha var olmayacağı anlamını taşıyacaktır. Sevgisine sahip çıkıp Freya'ya ihtiyacı olan alanı tanıyatak düşünmesini beklemesi sonunda kavuşmaları çok güzeldi. Kavuşma derken bir puanı finalden kirabilirim çünkü ikili çok daha güzel bir sonu hak ediyorlardı. Oldu bittiye gelen bir final sadece hoşuma gitmeyen kısım oldu. Genel olarak beğendiğim kadın karakteri severken erkek karaktere yine aşık olduğum Gizemli Sevgili seriye iyi bir başlangıç ​​yapmış fikrindeyim. Türü seviyor ve yazarı daha önceden de okuyup aşınaysanız beğeneceğinizi düşünüyorum. (Nurhayat Turna)

Yetişkin tarihi-romantik türünde. Yetişkin dememden zaten cinsel faktörlerin yer aldığı anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Rahat, akıcı bir anlatım var. Konuya katılan gizem ve dedektifvari olaylar ile olaylar sürükleyici hale gelmiş. Tarihi aşk kitabı severler için birebir. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama devamı da gelir. Arada bir kaç tane daha okurum. Güzeldi. (okuyan.öğretmen)

Bu kitabı Nemesis'e bastıran kimlerse Allah hepsinden razı olsun. Pegasus'un Maiden Lane'i süründürerek bitireceğini göz önünde bulundurarak, yeni serisinin Nemesis'e geçmesi çok iyi olmuş. Şu an yurt dışında sadece bu kitap mevcut. Diğerleri de zamanla çıktıktan sonra yakın zamanda çevirirler diye düşünüyorum. Yorumdan önce seri hakkında kısa bilgi vermek istiyorum. Hoyt'un bizlerle buluşturduğu son serisinin adı Greycourt. Bu seriye göre bir skandal sonucu birbirine düşman olan iki aileyi, Greycourt ile de Moray bireylerinin başlarından geçenleri, anlatacak. İlk kitapta de Moray üyelerinden biri olan Freya ve bu iki ailenin yakın arkadaşlarından biri olan Christopher Renshaw'ın hikayesini okudum. Goodreads yorumlarının büyük kısmı kitabın yazardan beklenmeyecek derecede kötü olduğuyla ilgili. Bu yüzden beklentiyi düşük tutarak kitabı okudum ve üzülerek söylüyorum, yorumlara hak vermemek elde değil. Maddeler halinde sıralayacak olursam: 1) En sevmediğim kısım serinin ismi oldu. Daha önce de söylediğim gibi Greycourt ailesinin yanı sıra de Moray ailesi de seride önemli yer kaplıyor. Ayrıca iki aileyle alakası olmayan birçok karakteri de barındıracağını belli etmiş oldu. Bazıları bu iki aileden biriyle birleşebilirler fakat ayrıyetten çiftler de göreceğiz gibi. Yazar çiftte karar kılmışsa Arabella-Lord Rookwoode ikilisi ile alakalı bir kitap okuyabilme ihtimalimiz mevcut. Bunun üstüne karakterler eklenmeye devam ederse -ki yazardan beklerim- oldukça uzun bir seri okuyacağız. Umarım serinin adı bir ara değişir. 2) Bilge Kadınlar isminde bir grubumuz mevcut. Yardıma muhtaç olan kadınlara yardım eden, üyelerini donanımlı bir eğitimden geçiren, oldukça eskiye dayanan bu grup hakkında daha fazla bilgi almak isterdim. Şimdilik sadece amaçlarını biliyoruz. Aslında yazar sırf buradan yola çıkarak serisini şekillendirebilirdi. Başarılı birçok kadının maceralarını okuması eğlenceli olurdu. 3) İlk 5 bölümü Hoyt'un yazdığına inanmak zor. En acemi işi olan Çirkinin Aşığı'nda bile sanki yılların yazarı hissini veriyordu. Bu sefer konuya girmek için 113 sayfa ,128 demek daha doğru olur, sabretmeniz gerekiyor. Sebebini sonraki maddede açıklamak gerekirse: 4) Yazarın çiftleri anlaşamasalar bile birbirleriyle şiddetli bir biçimde kavga ettiklerini pek görmeyiz. Bu kitapta ise Freya'nın Christopher'ı sürekli iğnelemesine ve hakaretler etmesine çok şaşırdım. Eski kitaplarından biri olan Saklı Şehvet öncesinde Silence, Mickey'den az çekmemişti fakat bu tarz öfke nöbetlerini ne onda ne de başka karakterinde görmüştüm. Freya'nın duyguları konusunda kafasının dikine gitmesini Hoyt'un kalemine yakıştıramadım. 5) Yine çiftimizden yola çıkarak devam edeceğim. Bu sefer Hoyt'tan romantizm namına aradığımı pek bulamadım. Goodreads yorumlarında Christopher'ın Freya'yı sırf geçmişini hatırlattığı için ona çekildiğini söylüyorlardı ki bu genel olarak doğru bir eleştiri olur. Kızı tanımadan önce de çekim hissediyordu fakat kimliğini öğrenince iş biraz daha geçmişe hasrete dönüştü. Freya desem, intikam almaktan vazgeçtikten sonraki duyguları açısındaki kararsızlığı ile canımı sıktı. Maalesef bu ikili bir olmamışlık duygusunu sezdirdi. 6) Maiden Lane serisinde sonraki kitabına hazırlık olarak, o kitabın kahramanı olacak karakterleri önceden birazcık bize tanıtırdı. Ayrıca seri ilerledikçe yeni karakterler eklenirdi. Bu sefer ilk kitaptan yaklaşık 15 kadar karakter ismi mevcut; kimisini kitapta görüyoruz, kimisini sadece ismen duyuyoruz ve araya 3-4 yan hikaye ekleniyor. Fakat yan hikayeler o kadar yüzeysel kalmış ki... Tamam, bu hikayeleri zamanı gelince daha detaylı öğreneceğiz fakat yan hikayelerin fazla olmasındansa Maiden Lane'deki gibi 1 yan hikaye ile kitabı gelecek olan karakterlerini daha fazla meraklandırmasını tercih ederdim. Bir de çok fazla karakterin işin içine girmesi kitabı birazcık çorbaya dönüştürüyor. Ayrıca haklarında pek bir şey öğrenemiyoruz, oldukça yüzeysel kalıyorlar. Aklımda yer edinen olumsuzluklar bu şekilde. Fakat kitabın güzel kısımları da mevcut: 1) Hoyt'un köpek sevgisini bilmeyen yoktur. 1 hikayesi hariç diğerlerinde sürekli köpek bulunur. Bu seferki kahramanımız olan Tess, Hoyt'un bir hikayesinde en çok yer kaplayan köpek olmuş. Fakat iyi ki de kaplamış. Onun olduğu sahneleri okumak güzeldi. 2) Greycourt kardeşlerden ikisini bu kitapta tanıyoruz: Messalina ve Lucretia ikilisini okumak daha eğlenceliydi. Messalina'nın ılımlı, sıcakkanlı yapısı ve Lucretia'nın obur, dışa dönük, hafif çatlak yapısı kitaba eğlence katmıştı. Gerçi 3. aile olan Holland ailesini de oldukça sevdim. Kızların hikayelerini okumak bir gün nasip olur umarım. 3) Benim açımdan Hoyt kitabı okuduğumu anlamam Christopher'ın Freya'nın kimliğini öğrenmesinden sonra gerçekleşti. Ufak serüvenlerin ve komedi dozunun aniden ama rahatlatıcı bir şekilde gelmesi kitaba daha sempatik bakmamı sağladı. Aslında seri başlangıcının yavan gelmesine pek şaşırmadım. Yazar 2010-2017 arası Maiden Lane serisini bizlere sundu ve her kitapta çıtayı aştıkça aştı. 7 sene boyunca nasıl yol izleyeceğini bulması daha kolaydı. 2018 sonunda çıkan Greycourt yepyeni bir başlangıçtı ve acemi bir iş çıkması normaldi. Sadece bütün karakterleri ilk kitaba sığdırmak yerine önceki gibi yaya yaya gitmesini tercih ederdim. Her ne kadar 2. kitap konusunu bilmesem de bundan umutluyum. Şimdilik tahminler Messalina yönünde fakat başka bir karakter okumamız daha olası görünüyor. Çünkü Maiden Lane'de Silence-Mickey için ön hazırlık yapılmış olsa da onların hikayesini 3. kitapta okumuştuk. Tahminimce Freya'nın abisi Ran veya Arabella-Lord Rookwoode çiftinin kitabının geleceğini düşünüyorum. (Maggie)

--reklam--

Gizemli Sevgili PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Elizabeth Hoyt - Gizemli Sevgili kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gizemli Sevgili PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Elizabeth Hoyt Kimdir?

Elizabeth, New Orleans'ta doğdu ancak St Paul, Minnesota şehrinde büyüdü. Çocukken ziyaret şansı bulduğu yer ;St Andrews, Scotland Almanya; Fransa; ve Belçika. Bir yılını Oxford, İngiltere'de geçirdi ve yaz değişimi ile Kawasaki, Japonya'ya öğrenci olarak gitti.

Julia Harper adıyla yazdığı romanları vardır.

--reklam--

Elizabeth Hoyt Kitapları - Eserleri

  • Çirkinin Aşığı
  • Kalbimi Sana Verdim
  • Bir Aşk Masalı
  • Seni Kalbime Yazdım
  • Bana Aşkını Söyle
  • Yabani Aşık
  • Günahkar Aşık
  • Buz Prenses
  • Şeytani Arzular
  • Doyumsuz Zevkler
  • Saklı Şehvet
  • İntikam Maskesi
  • Kalbin Gölgesi
  • Karanlıklar Dükü
  • Gizemli Sevgili
  • Kaçak Aşık
  • Dearest Rogue
  • Ruh Eşini Bulduğunda
  • Duke of Sin
  • Sweetest Scoundrel
  • Duke of Pleasure
  • Duke of Desire

--reklam--

Elizabeth Hoyt Alıntıları - Sözleri

  • Ah, bu zafer denen duygu ne kadar da güzel bir şeydi. (Saklı Şehvet)
  • "Her neyse. Söylemek istediğim şey şu, bu nişanlılık beni güvenle evliliğe götürecek. Aksi takdirde itibarım çürük bir yumurtadan daha beter olacaktır." "Kesinlikle, Lordum." Jasper kaşlarını çatarak tavana baktı. "Pynch, kendimi çürük bir yumurta ile kıyasladığım zamanlarda benimle aynı fikirde olmamalısın." "Evet, Lordum." "Teşekkür ederim." "Bir şey değil, Lordum." (Bana Aşkını Söyle)
  • “ Mutlu olmak için unvan ve paradan daha fazlasına ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. “ (Yabani Aşık)
  • "Sadece on dokuz yaşındaydım, ki bence bu oldukça tehlikeli bir yaştır. İnsan her şeyden birazcık bilecek kadar yaşlıdır, ama daha bilmediği çok şey olduğunu fark edecek kadar akıllı değildir." (Kalbimi Sana Verdim)
  • "İçimizdeki ruh, bizi saran kabuktan çok daha önemlidir..." (Çirkinin Aşığı)
  • ... insanların çoğu faniliklerinden korkar -kendilerini bu dünyadan alıp götürecek olan kaderden... (Kalbin Gölgesi)
  • Sıçanları öldürebilirdiniz tabii ki, ama yeterince hızlı davranabilirseniz. Hatta bazı çocuklar onları ateşin üzerinde kızartıp yerlerdi. Fakat Harry ne kadar aç olsa da , ki midesinin ihtiyaçtan kıvrandığı günler olmuştu, o eti ağzına koymayı asla düşünemezdi. Sıçanların içinde, onları yediğiniz takdirde kesinkes midenize geçip ruhunuza bulaşacak bir kötülük vardı. Ve ne kadar fare öldürürseniz öldürün, daima daha fazlası gelmeye devam ederdi. (Kalbimi Sana Verdim)
  • "Bazen bulutlarla kapalı olsa da unutma, Mavi gökyüzü hep orada." (Seni Kalbime Yazdım)
  • Bunu senin için yapıyorum,Ruhum. Sadece senin için (Bana Aşkını Söyle)
  • " Bir gün çöküşüme sebep olabilirsiniz madam." "Ben mi?" dedi Messalina kaslarını kaldırarak. " Hı hı " " Sende beni çeken, mantığımı, aklımı ve konturolümü kaybetmeme neden olan bir şey var. Kanıma karışmış egzotik bir zehir gibisin; beni öldürmem gerekirken hayatta kalmamı sagliyorsun...." (Ruh Eşini Bulduğunda)
  • "Evcil hayvanlar hakkında hiçbir şey bilmiyor musun?" "Hayır. Pekâlâ, ben küçükken bir kedimiz vardı ama ben çağırınca asla gelmezdi ve mutsuz olduğunda herkesi tırmalamak gibi bir huyu vardı. Genellikle de mutsuzdu maalesef." "Adı neydi?" "Kedi." (Bana Aşkını Söyle)
  • “Bu seste çekicilikten çok daha fazlası vardı. Bu seste hayat vardı.” (Yabani Aşık)
  • ... bence bir insan mutluluğu ya da mutsuzluğu karnı aç olsa da tok olsa da bulabilir. (Şeytani Arzular)
  • "Aşk dediğiniz şey nedir ki?" Silence ona iyice yaklaştı. "Sizin hiçbir zaman sahip olamayacağınız bir şey. Hissetmeyi bile bilmediğiniz bir şey. Size acıyorum Mickey O'Connor çünkü ben gerçek aşkımı kaybetmiş olsam da, ona bir süreliğine sahip oldum. Siz ise aşkı asla tadamayacaksınız." (Saklı Şehvet)
  • "Bugüne kadar hiçbir kadın için böyle hisler beslemedim. Bir daha besleyeceğimi de sanmıyorum. Anlamıyor musun? Bu insanın başına ömrü boyunca sadece bir kez gelen bir şeydir. Parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin verirsen, ikimiz de kayboluruz. Sonsuza dek." (Doyumsuz Zevkler)
  • Artemis bir adım geriye çekildi. Sonra bir adım daha. Penelope, Wakefield ve Scarborough. Bu tiyatronun oyuncuları onlardı. Kendisi ise sadece sahne süpüren temizlikçiydi. (Karanlıklar Dükü)
  • “Sadece tek gerçek aşk olmasa bile birini gerçekten sevebileceğime inanıyorum. Bence... evet, bence herkes aşık olabilir, gerçek, derin bir aşkla sevebilir ve bir yerlerde bu derin aşka karşılık verecek birisi vardır.” (Doyumsuz Zevkler)
  • " Geçmiş değiştirilemez. Bunu biliyorum, " dedi. "İnsan geçmişini kabullenir ve yine de geleceğe umutla bakar." (Seni Kalbime Yazdım)
  • Zaten hayat nadiren adildir... (Kalbimi Sana Verdim)
  • Güzel, doğru kelime değildi aslında. Yaramaz, kurnaz, baştan çıkarıcı... (Kaçak Aşık)