Kitap Künyesi
Yazar: Serdar Özkan
Tasarımcı: Asmin Ayşe Gündoğdu
Yayın Evi: Artemis yayınları
İSBN: 9786053044192
Sayfa Sayısı: 124
Göklerin Ötesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
44 Dilde 100’ü aşkın ülkede okunan Türk romancı Serdar Özkan’ın kaleminden, dünyevi güzelliklerin, hedeflerin ve başarıların insana yetmediğini, yetmeyeceğini anlatan yeni bir roman.
“Geçmiş hayatımız ile bu hayatımız arasındaki fark, görünürde fazla bir şey değişmemiş olsa bile, darlık ile genişlik, yer ile gök arasındaki fark gibiydi. Ne kadar büyük olursa olsun, fiziksel dünya çok dardı. Gökler bile dardı. Allah’ın dünyası ise sonsuz.
Başka bir deyişle, fiziksel dünya her konfora sahip dar bir ev gibiydi. Bir süre sonra sığamıyordunuz içine, daha geniş bir yer istiyordunuz. İşte hayatımızdaki en büyük değişiklik bu olmuştu. O dar evdeyken, bir anda sonsuzluğa uzanan bir pencere açılmıştı önümüze.”
“Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor.”
-Corriere della Sera, İtalya
Göklerin Ötesi Alıntıları - Sözleri
- Korkarım ki, bu duygudan yıllar boyunca kurtulamayacaktım.
- Yaşadığımız hayat ne kadar uzun olursa olsun, içinde ne kadar çok şey yaşanmış olursa olsun, geriye tek bir soru kalacaktı; değdi mi?
- Güzel şeyleri paylaşmak için iki kişi yeterliydi sanırım...
- “Bir şeyden mahrum kalmak, o şeyin anlamını ve tadını koruyordu.”
Göklerin Ötesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
goklerin otesinde: Serdar özkanin belkide bu gune kadar yazilmis en kötü kitaplarindan biri.en kötüsü.kitap maldivlerdekib adalari ve tabiat yapisini ve oradaki otelleri detayli bir sekilde anlatan bir turizm rehber kitabi olmuş.sekseninci sayfaya kadar tamamiyle otelleri ve bitki ortusunu anlatmis. kitabin konusunu anliyamiyorsunuz. Sadece son 40 sayfada ustun koru gecistirilmis bir konu.dalip cikiyorsunuz.sizi sürüklemiyor sadece kitap bitsin son sayfalar kaldi diye okuyorsunuz.basit bir konu .yani harcadiginiz emege yazik.kesinlikle serdar ozkanin en kötü kitabi. (umit tarkak)
Kitabın Yazarı Serdar Özkan Kimdir?
Ağustos 1975'te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi'nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Brezilya'dan Japonya'ya, Kanada'dan Endonezya'ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
Serdar Özkan Kitapları - Eserleri
- Kayıp Gül
- Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp
- Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
- Hayatın Işıkları Yanınca
- Aşkın Resmi
- Mevlana Çağırınca
- Rumi'nin Bildiği Aşk
- Sen Ancak Sevdiğinsin
- Rumi'nin Kitabı
- Sarıl Bana
- Şimdi Hayal Et
- Sev
- Göklerin Ötesi
- Cennette Hüzün
- Aziz Sultan
- Mutlu Son
- Bir Tek Sen Varsın
- Mutluluk Yeniden
- When Life Lights Up
Serdar Özkan Alıntıları - Sözleri
- Kardeşim sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan et ve kemiksin Gül düşünür gülistan olursun Diken düşünür dikenlik olursun. Rûmî (Rumi'nin Kitabı)
- "Havaya dalgaların fırlattığı damlalar gibiyiz bu hayatta. Damlalar olarak denizden geldik, yine denize döneceğiz. Havada olduğumuz zaman da bu dünyadaki ömrümüz kısacık... Ama onu küçümsememeliyiz. Çünkü bir damla havada olduğu anda dahi, denizdendir ve denizledir." (Mutluluk Yeniden)
- "Küçük çocuklar gibi olmadıkça, göklerdeki bilgeliğe erişemezsiniz." Sayfayı çevirdim. Bir sonraki bölümün en tepesinde şöyle yazıyordu. "Öyle masallar vardır ki, gerçek hayattan daha gerçektir..." Kitabı okumaya devam ettim, ama bir kaç dakika sonra şu cümleye gelince durdum: " Tanrı sevgidir. " " Sev, sadece sev, "demişti dostum bana. Ama hiçbir karşılık beklemeden sev. " En büyük mucize karşılıksız sevebilmektir. " (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Yaşam tahterevalliye binmek gibi. Bir ucunda ümit , diğer ucunda hayal kırıklığı . Ümit ne zaman en yükseğe çıksa ,aynı hızla hayal kırıklığını yukarı fırlatmaya başlıyor. Ne kadar hızlı yükselmişseniz ,o kadar hızlı düşüyorsunuz. Bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit , bir hayal kırıklığı ve oyun böylece sürüp gidiyor. Ama sürüp giderken , sürekli kıç üstü yere oturan siz oluyorsunuz. (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Bil ki, sürekli ben demenin bedeli, öz benliğini unutmandır. (Kayıp Gül - Ekim Yağmurları)
- “Soru ne olursa olsun cevabı sevgidir.” (Mutlu Son)
- Sevginin elini tutan insan, o eli hiç bırakmazsa, sevginin kendisi olur. (Mutlu Son)
- -sahibine Allah'a iade edilmesi gereken bir ev olan kalbi,bir kula vermiş olman.....Allah aşkıyla dolmamışsa o kalp,bir kula aşık olabilir. (Aziz Sultan)
- "...ancak cahiller kendilerini yeterli görürler." (Mevlana Çağırınca)
- Aramakla bulunmaz; lakin bulanlar arayanlardır. (Sen Ancak Sevdiğinsin)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
- Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli benden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana. (Sarıl Bana)
- ...o damla okyanusa aittir.özü okyanusun özüyle aynıdır.ve damla kendi içine bakarsa,özünü bulur. (Mevlana Çağırınca)
- Çünkü ancak yardım isteyen insanlara yardım ulaştırabilirsiniz, ama buradaki insanların hâl dilinden yardım istemedikleri anlaşılıyordu. Hâl diliyle sanki şöyle diyorlardı: "Mutsuzum, ama güçlüyüm. En azından güçlü görünmek zorundayım ve problemlerimi ben halledebilirim." Ve bunu başkalarından gizlemeye çalışıyorlardı. Bazen gülerek, bazen duygusuz görünerek, bazen de başka bir yüz ifadesiyle. Çoğu da gözlerini koyu renk camlar arkasına gizlemişti. Çünkü gözler insanı ele verir. Gözler ruhun aynasıdır, ya ışık vardır onlarda ya da loşluk. Dudaklara şekil verebilirsiniz, yanaklara, kaşlara, alna, ama gözlere asla. (Mevlana Çağırınca)
- "Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kezde benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum. (Sarıl Bana)
- ....sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevene kadar bekleyecekti. (Aziz Sultan)
- ''sen okyanusta bir damla değilsin.bir damlanın içindeki okyanussun". (Aziz Sultan)
- Mutluluk başarı ile elde edilebilecek bir şey değildi. (Şimdi Hayal Et)
- Sevgi, hayatın her alanında vardı. (Şimdi Hayal Et)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin