Kitap Künyesi
Yazar: Cuniçiro Tanizaki
Çevirmen: Didem Kizen
Orijinal Adı: 陰翳礼讃 [In'ei raisan]
Yayın Evi: Jaguar Kitap
İSBN: 9786056840586
Sayfa Sayısı: 80
--reklam--
Gölgeye Övgü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tüm dünyada olduğu gibi Japonya'ya da modernizm sadece yeni fikirleri ve tekniğiyle değil, zevkleriyle de gelir: Renkler hiç olmadığı kadar parıldar, mekânlar güçlü ışıklarla aydınlanır, eşyadaki yaşanmışlık izleri birer birer kaybolur. Yazdığı her metinde Doğu-Batı sorunsalını bir şekilde dert edinen Tanizaki, tüm bunları basit bir moda değişikliği olarak tanımlayıp geçmez: Dünyayı algılamanın ve yaşamanın bu yeni biçimiyle sert bir hesaplaşmaya girer. Tanizaki gibi bir dehanın bu hesaplaşmaya dair söyledikleri, sadece bir beğeni dönüşümünün değil, modernizm tecrübesi yaşamış her kültürün ortak macerası olarak da okunabilir.
Gölgeye Övgü, gölgenin (ve onun estetiğinin) Japon kültüründeki yerine atfedilen bir methiye olmanın yanı sıra gittikçe rüküşleşen, ince zevklere sırtını dönen günümüz dünyasından bakınca bir ağıt aynı zamanda; kör edici ışıklar altında kaybolmaya yüz tutmuş bir mirasa ağıt...
Neden karanlıkta güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda bu kadar güçlüdür? Bana göre biz Doğulular, içinde bulunduğumuz şartlardan hoşnut olmayı amaçlayıp elimizdekilerle mutlu olduğumuz için karanlıktan şikâyet etmek yerine bunun bir çaresi olmadığını kabullenip ışık azsa azdır der, karanlık üzerine düşüncelere gömülür ve karanlığın içindeki doğal güzelliği keşfederiz.
Bu kitabı her okuduğumda içim Tanizaki'ye bir kez daha büyük bir hayranlıkla doluyor.
- Kengo Kuma -
Yitip giden bir dünyaya, onun estetiğine ve değerlerine dair yoğun bir tefekkürün kitabı.
- David Mitchell -
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Gölgeye Övgü Alıntıları - Sözleri
- Yani "zerafet soğuktur" gibi, aynı zamanda "zerafet kirlidir" demek de mümkün.
- "Nasıl olurdu acaba, ışıkları söndürüp onlar olmadan etrafın neye benzediğini görmek..."
- japon odalarının güzelliğinin gölgelerin oyunlarına, yarı gölgelerin üzerine tam gölgelerin düşmesine dayandığını söyleyebiliriz —bundan fazlasına değil. batılılar japon odalarındaki basitliğe şaşırıp, sadece gri duvarları olan, hiçbir süsü olmayan odalar olarak görüyorlar. verdikleri tepki anlaşılır çünkü gölgelerin gizemini anlamak konusunda pek başarılı değiller.
- Eğer gölgeler olmasaydı güzellik de olmazdı.
- Beyaz ırkların saçları açık renkli ancak bizim saçlarımız koyu; böylelikle doğa bize karanlığın kurallarını öğretti ve eski insanlar sarı bir teni beyaza çevirmek için bunu içgüdüsel olarak kullandı.
- 1933 yılında Gölgeye Övgü yazıldığında Tanizaki'nin anlattığı çoğu şey ya yok olmuştu ya da gerçek güzelliğine ihanet eden bir ortamda, fosil gibi koruma altına alınmıştı.
- Güzellik adını verdiğimiz nitelik her zaman hayatın gerçekliklerinden ortaya çıkmalı.
- Yaşlandıkça her şeyin geçmişte daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Bir yüzyıl önceki yaşlılar iki yüzyıl geri gitmek isterlerken iki yüzyıl öncekiler de üç yüzyıl geri gitmek istiyorlardı. İnsanların memnun olduğu bir çağ olmadı.
- Sıradan bir adamın dudakları normalde dikkatimizi çekmez ama No sahnesinde o koyu kırmızı parlaklıkları ve nemli yüzeyleri bir kadının boyalı dudaklarından çok daha şehvetli bir doku yaratıyor.
- Eskimeyenin karşısında bir tür korku duymadınız mı hiç; zamanın geçtiğine dair bilincinizi kaybedeceğiniz, sayısız yılların geçeceği ve kendinize geldiğinizde kendinizi yaşlanmış ve saçlarınızı beyazlamış bulacağınız korkusunu?
- Ne olursa olsun keyfini sürdüğümüz zerafetin unsurlarının arasında bir ölçü kirlilik, hijyensizlik de var.
- Yaşlandıkça her şeyin geçmişte daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Bir yüzyıl önceki yaşlar iki yüzyıl geri gitmek isterlerken iki yüzyıl öncekiler de üç yüzyıl geri gitmek istiyorlardı. İnsanların memnun olduğu bir çağ olmadı.
- Japon müziği her şeyin ötesinde bir suskunluk, bir atmosfer müziği. Kaydedilince ya da bir hoparlörde sesi arttırılınca büyüsünün büyük bir kısmı kayboluyor. Konuşma sanatında da yumuşak sesi, tefriti tercih ediyoruz. En önemlisi de duraklamalar. Ancak gramofon ve radyo bu sessizlik anlarını tamamen cansız kılıyor.
- Görünenin temizliği akla sadece görünmeyeni getiriyor.
- Günümüzün elektrik ışıkları bizi o kadar uyuşturdu ki aşırı aydınlatmanın zararlarına tamamen kayıtsız hale geldik.
--reklam--
Gölgeye Övgü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Japon yazar Tanizaki'den okuduğum 3. kitaptı Gölgeye Övgü. Okuduğum her eserinde farklı bir yönünü görüp, şaşırarak devam ettim okumaya. Fakat kitapların hepsinde ortak işlediği bir konu var: estetik. Bunu bazen kadın üzerinden, bazen doğa üzerinden bazen ise Gölgeye Övgü'de olduğu gibi ışığın aydınlattığı herhangi bir cisim üzerinden yapıyor. Gölgeye Övgü bir deneme kitabı. Japon kültürünün evlere, yemeklere, kıyafetlere hatta tuvaletlere bile nasıl anlamlar yüklediğini okudukça, sanatsal bir yanım olduğunu iddia edemem, ben dahi onun gözüyle gördüm eşyaları bu kısacık anlatı boyunca. Tanizaki bunları anlatırken modern çağda Batılılaşma'nın Japon kültüründe neler kaybettirdiğinin altını çizmek istemiş. Sanki bu denemeyi de, kaybettiği değerlerin yasını tutmak için yazmış. Tanışacak olanlar Tanizaki'nin anlattığı dünyaya kurgu eserleri ile başlangıç yaparlarsa Gölgeye Övgü daha anlamlı hale gelir diye düşünüyorum. Tanizaki okurken hissettiklerimi belirli bir duygu ile niteleyemiyorum ancak bir şekilde elim onun kitaplarına gidiyor. İyi okumalar. (Merve)
Tanizaki’ye Övgü: Deneme türünde yazdığı bu eserde Tanizaki, Doğu-Batı karşılaştırması yaparak bize, Japon kültürünü, hemen hemen her alanına değinerekten anlatıyor. Ben kitabı etkileyici buldum çünkü bana çok farklı -benim daha önce fark etmediğim- bir bakış açısı sundu. Biz etrafıma bakıp gözümüzün algıladığını görüyoruz. Bir yemekte de bir odada da bir tuvalette de hep nesnenin yaratılış amacına odaklanıyoruz. Tanizaki ise Doğu kültüründe bu nesnelerin biçimlerine ve estetik açıdan güzelliklerine vurgu yapmış. Aynı zamanda ışık ve gölgenin Doğu ve Batı kültürleri için ne ifade ettiğini anlatmış. Kitabın, kültürlerindeki kadınlardan tutun da tiyatroya ya da tuvalete ve oradan da yemeklerine değinerek geniş bir perspektif sunması da beni etkiledi. Bu kadar kısa bir kitapta bu kadar fazla alana değinip incelemesi güzel bir yaklaşım olmuş. Eğer Doğu özellikle de Japon kültürüne ilgi duyuyorsunuz bence okuyun. Duymuyorsanız da okuyun ki nesenelere bakış açınız değişsin. (Sylvia)
Juniçiro Tanizaki’nin kitaplarında ( başta Nazlı Kar olmak üzere) batılılaşma ile Japon gelenekleri arasında kalmış karakterler sıklıkla yer alır. Gölgeye Övgü, kurgu dışı bir kitap.Tanizaki bu kitapta, Japon kültürünün estetik ve kültürel değerlerinin yok olması karşısında yaşadığı kaygıdan bahsederken,modernleşen Japon’yayı içine tam olarak sindiremiyor. Kitapta, Doğu ve Batı arasındaki, estetik, sanatsal, kültürel farkları görmek mümkün. İlginç bir okumaydı benim için. (Özlem Akbaş)
--reklam--
Gölgeye Övgü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cuniçiro Tanizaki - Gölgeye Övgü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gölgeye Övgü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cuniçiro Tanizaki Kimdir?
Jun'ichirō Tanizaki, 1886’da Tokyo’da doğdu. İlk öykülerinde Edgar Allan Poe ve Fransız Dekadanlarından etkilendi. Tokyo’dan daha tutucu bir bölge olan Osaka’ya yerleştikten sonra geleneksel Japon güzellik ideallerini araştırmaya yöneldi. En iyi romanlarından Bazıları Isırgan Sever (1929). Kendi değerlerindeki değişimi yansıtıyor, geleneklere bağlı Osakalı bir ailenin öyküsünü anlatıyordu. 1932’de, klasik Japon edebiyatının başyapıtlarından Genci’nin Öyküsü’nü çağdaş Japonca’ya çevirmeye başladı. Bu yapıtın Tanizaki’nin üslubu üstünde büyük etkisi oldu. 1940’larda yayınlanan Hafif Kar Yağışı adlı romanında, çağdaş dünyanın geleneksel topluma yönelik saldırılarını klasik Japon edebiyatına özgü bir üslupla anlattı. 1956’da Anahtar, 1961’de Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi adlı romanları yayınlandı. Yedi Japon Masalı adlı bir öykü kitabı ve Kaptan Şigemoto’nun Annesi adlı bir uzun öyküsü de bulunan Tanizaki, 1965’te Yugavara kentinde öldü.
--reklam--
Cuniçiro Tanizaki Kitapları - Eserleri
- Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın
- Anahtar
- Naomi
- Gölgeye Övgü
- Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi
- Sazende Şunkin
- Nazlı Kar
- Bazıları Isırgan Sever
--reklam--
Cuniçiro Tanizaki Alıntıları - Sözleri
- Akıp gidiyor Bulutlar yığın yığın! Öylece duran Parlak mehtabı tutan Dalı, çam ağacının (Nazlı Kar)
- Yaşlandıkça her şeyin geçmişte daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Bir yüzyıl önceki yaşlar iki yüzyıl geri gitmek isterlerken iki yüzyıl öncekiler de üç yüzyıl geri gitmek istiyorlardı. İnsanların memnun olduğu bir çağ olmadı. (Gölgeye Övgü)
- Yetişkinlerin yüreklerinde ve zihinlerinde neler döndüğünü bir türlü anlayamadığından oğlanın içi içini yiyordu. (Bazıları Isırgan Sever)
- Kedilerin kişilikleri hakkında pek bilgi sahibi olmayan insanlardan kedilerin asla köpekler kadar sevecen olmadığına, soğuk ve bencil olduğuna dair sözler duyduğunda, "Bunca yıl yalnızca bir kediyle yaşamamış olsaydım, bir kedinin ne kadar çekici ve sevecen olabileceğini asla idrak edemezdim,"diye düşünürdü. İnsanların öyle düşünmelerinin nedeni, kedilerin çekingen hayvanlar olmasıydı. Üçüncü kişilerin önünde ne sahiplerine sevgi gösterir ne de onlardan sevgi beklerlerdi, aksine çok soğuk davranırlardı. (Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın)
- Sabahları gözlerini açar açmaz ilk akıllarına gelen, "Bu gece ne yiyeceğiz?” sorusu oluyordu. (Sazende Şunkin)
- Şimdi yetmiş yedi yaşındayım; bu tür ilişkiler kurabilecek durumda olmadığım halde, neden pantolonlu güzel kızlardan çok, kadın giysileri içindeki yakışıklı erkekler ilgimi çekiyor anlayamıyorum. (Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi)
- Fakat ben, kadının hangi konuda olursa olsun pasif kalması, erkeğe karşı kendiliğinden harekete geçmemesi gerektiğine inanan eski kafalı anne ve baba tarafından büyütüldüm. Kesinlikle tutkusuz bir insan değilim, ama benim karakterim o tutkuyu içinin derinliklerine gömmek üzerine kuruludur, asla dışarıya salmaz. (Anahtar)
- bugün yine esvaplarımı seçerken bitip gitti gün evlenip giderken nedense hüzünlüyüm (Nazlı Kar)
- Yaşlı kediler, yaşlı insanlar gibi inatçı oluyordu demek ki. (Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın)
- Belki de artık yaşamaktan bıktım. (Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi)
- Beyaz ırkların saçları açık renkli ancak bizim saçlarımız koyu; böylelikle doğa bize karanlığın kurallarını öğretti ve eski insanlar sarı bir teni beyaza çevirmek için bunu içgüdüsel olarak kullandı. (Gölgeye Övgü)
- Beraber on yıl geçirdiğinizde, karşınızdaki kedi bile olsa, güçlü bağlar geliştirmeniz kaçınılmaz olur. (Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın)
- Ben ikisini de aynı ölçüde seviyorum. (Anahtar)
- “Denemeye kalksak da duygular o kadar değişmiyor.” (Naomi)
- “Kalbim değişmedi benim. Seni hala seviyorum. Sadece sevgimi farklı gösteriyorum, o kadar.” (Naomi)
- demek ateşböceği seyri çiçek seyrinden farklıydı. çiçekleri seyretmek bir resme bakmak gibiydi. ateşböceklerini seyretmekse bir tefekkür hali... peri masallarını hatırlatan, çocuksu bir yönü de vardı. öyle bir dünyanın resmini değil, müziğini yapmak gerekirdi. koto ya da piyanoyla o hisleri verecek bir beste olsaydı... (Nazlı Kar)
- Yirmi yaşımdan bu yana sık sık ölümü düşünürüm, (Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi)
- Çiçekleri seyretmek bir resme bakmak gibiydi.Ateşböceklerini seyretmekse bir tefekkür hali..... (Nazlı Kar)
- Benim gibi yüreğinden geçenleri başkalarının bilmesine izin vermeyen birinin, en azından kendisiyle konuşmaya ihtiyacı var. (Anahtar)
- o çiçeğe bakınca sanki beni içine çekip alacak gibi geliyor (Nazlı Kar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin